Eğitimciler İçin Bilişim Teknolojileri

ÖN SÖZ
Eğitimciler İçin Bilişim Teknolojileri adlı kitap, Bilgisayar ve diğer bilgi teknolojileri
konusunda eğitimcilerin ihtiyaç duyduğu güncel, yenilikçi bilgi ve iletişim
teknolojileri konularında, kuramsal ve uygulama çerçevesinde 21. yüzyılın
becerilerini eğitimcilere kazandırmak amacıyla hazırlanmıştır.
Bilişim teknolojilerinde gelişmelere bağlı olarak eğitime katkı sağlamak amacı
ile alanında deneyimli 16 uzmanının sahip olduğu bilgi birikimini aktardığı
“Eğitimciler İçin Bilişim Teknolojileri” isimli kitapta 20 başlık altında; Bilgisayara
Giriş, Bilgisayar Ağları, İnternet Sorunları, Bilişim Suçları, Kelime İşlemci, Veritabanları,
Tablolama ve Entegre Programları, Masaüstü Yayıncılık, Multimedya ve
Video Teknolojileri / Öğretmen Araçları, Yazılım Seçimi ve Sınıf Entegrasyonu,
Web Tabanlı Eğitim, Uzaktan Eğitim, Mobil Öğrenme, Öğrenme Yönetim Sistemleri
Öğrenme Nesneleri ve Hazırlama Süreçleri, Eğitim Teknolojisi Alanında Yenilikler
ve FATİH Projesi gibi konuları içermektedir.
Kitabın ortaya çıkmasında sabır ve fedakârlık gösteren yazarlarımıza teşekkür
eder, eserin akademisyenlere, eğitimcilere, öğrencilere ve konuya ilgi duyan
herkese faydalı olmasını dileriz.
Yrd. Doç. Dr. Selami Eryılmaz Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Çakır
Gazi Üniversitesi Gazi Üniversitesi
Ekim 2014, Ankara

 

Milattan önce 600 yıllarına kadar önemli bir gelişme olmadığı bilinmektedir.
Milattan Önce 600 yıllarında ise Abacus denilen hesaplama aracı Araplar tarafından
keşfedilmiş ve Milattan sonra 1600 yıllarına kadar Çinliler, Yunanlılar ve
Romalılar tarafından kullanılmıştır. Bugün ilkokullarda çocuklara sayıyı ve hesaplamayı
öğretmek için kullanılan bu aracı 1600’lü yıllarda öylesine geliştirmişler ki
ondalık sistem ile sayıların gösterilmesini bile sağlamışlardır. Bu tarihlerde abacus
Avrupalı matematikçiler tarafından da benimsenerek onun daha da gelişmişlerini
icat etme yoluna gitmelerine neden olmuştur.
1614 yılında John Napier logaritmayı keşfederek, Napier’s Bones (Napier’ın
kemikleri) adında bir hesaplama aracı geliştirmiştir. Sürgülü hesap cetveli de denilen
bu araç sayesinde çarpma işlemi biraz daha kolaylaşmıştır.
1642 yılında Blaise Pascal ilk mekanik hesap makinesini icat etmiştir.
Pascal’ın icat ettiği bu hesap makinesinin gelişmiş türleri günümüzde de kullanılmaktadır.
Bu makineler bir zaman oldukça yaygın olarak kullanılan FACIT marka
mekanik hesap makinelerinin ilkel bir şeklidir.
William Von Leibnitz, 1700’lü yıllarda Pascal’ın icat ettiği hesap makinesini
daha da geliştirerek 4 işlem yapabilir hale getirmiştir. Bu makine çarpmayı üst üste
toplayarak, bölmeyi de çıkararak yapmaktaydı.
1820 yılında Charles Xavier Thomas, mekanik hesap makinesini ticari hayatta
da kullanılabilir hale getirerek ilk ticari mekanik hesap makinesini üretmiştir. Bu
makineden 60 yılda 1500 adet üretilmiş ve satılmıştır. Mekanik hesap makinelerinin
hızı dakika da 3-5 işlemi geçmemekte ve sadece tam sayılarla işlem yapabilmekteydi.
Yaklaşık olarak aynı tarihlerde Joseph Maria Jacquard delikli kartları keş-
fetmiştir. Yapılması gereken işlemler makineye önceden delikli kartlar sayesinde
bildirilerek işlemlerin yapılması sağlanıyordu. Delikli kartlar bu tarihlerde keşfedilmiş
olmasına rağmen, yaygın olarak kullanılamamıştır.
1849 yılında Charles Babbage, “Difference Engine” ve “Analytic Engine” adında,
işlemleri ard arda hesap yapabilen ve hafızası da bulunan makineleri geliştirmiştir.
Bu makineler ilk elektro-mekanik hesap makinelerinin ve dolayısıyla bilgisayarların
öncülüğünü yapmıştır. Babbage’ın buluşu yakın zamana kadar Londra
Müzesinde yer almaktaydı.
1830’lu yıllarda bilgisayarların gelişmesinde önemli adım sayılan George
Boole’un düşünce kanunları ortaya çıkmıştır. Boole, cümlelerin doğruluk ve yanlışlıklarını
bir takım sembollerle göstermiştir. Boole temelde mantık derslerinden
de bildiğimiz “VE” – “VEYA” bağlaçlarını incelemiş ve bunları sayısallaştırmıştır.
Buna göre iki durum söz konusudur:

 

A ve B  A Λ B
A veya B  A V B
Birinci durumda, A ve B’nin her ikisi de DOĞRU olursa SONUÇ DOĞRU
olacaktır. Aksi halde SONUÇ yanlış olacaktır. İkinci durumda ise A ve B’den biri
doğru (yani A veya B) olursa SONUÇ DOĞRU olacak, sadece ikisinin de YANLIŞ
olması durumunda SONUÇ YANLIŞ olacaktır. Bu durum bir devrenin açık veya
kapalı olmasıyla ifade edilmektedir. Bu bilgilere, bilgisayarın temelini oluşturan
BIT konusunda tekrar dönülecektir.
1890’lı yıllarda, delikli kartların kullanımı tekrar gündeme gelmiştir. A.B.D’de
Herman Hollerith Amerikan Nüfus Sayım Bürosunun başındayken, A.B.D. nüfus
sayımını hızlandırmak için delikli kartları kullanmıştır. Hızlandırma konusunda
da başarı elde etmiştir. Çünkü eskiden 10 yılda sonuçlanan nüfus sayımı bu sayede
2,5 yıla düşmüştür. Hollerith bundan sonra nüfus sayım bürosundan ayrılarak
bugün bile bilgisayar sektörünün bir numaralı kuruluşu olan IBM (International
Business Machine Corp.) şirketini kurmuştur.
Hollerith’den sonra nüfus sayım bürosunun başına geçen James POWERS,
Hollerith’in kullandığı 80 kolonluk delikli kartlarını 96 kolona çıkararak yeniden
uygulamıştır. 1910 yılı sayım sonuçlarında bu delikli kartlar kullanılmıştır.
Bu başarıdan sonra Powers’da sayım bürosundan ayrılarak “Powers Accounting
Machine Company” şirketini kurmuştur. Bugün hala hayatiyetini devam ettiren
“Remington Rand Corp.” Şirketi, Powers’ın kurduğu şirketin (1927 yılında adı
değiştirilmiş) devamıdır.
2.1. İlk Bilgisayar
1900’lü yıllara gelindiğinde bile henüz bilgisayar diyebileceğimiz bir araç
yoktu. Bilgisayar denilebilecek araç ancak 1930 yılından sonra geliştirilebilmiştir.
Bugünkü anlamda bilgisayar özelliği taşıyan ilk “analog” bilgisayar 1931 yılında
Dr.Vannevar Bush tarafından geliştirilmiştir. “Sayısal” bilgisayarların ilki ise
1939’da Dr George Stibitz tarafından geliştirilmiştir. Dr.Stibitz, boolean cebirinden
esinlenerek ondalık (decimal) sayıları 0 ve 1 ile göstermeye çalışmış, sonuçta
kompleks sayılarla aritmetik işlemlerin yapılması imkanını ortaya çıkarmıştır.
Harward Üniversitesinde Howard Aiken’in geliştirdiği bir makine 1 saniyede
3 toplama, 4 saniyede 1 çarpma işlemi yapabiliyordu. Bu makineye “Mark I” adı
verilmiştir

 

Pennsylvania Üniversitesinde J.P.Eckert ve J.P.Mauchly tarafından ENIAC
(Electronic Numerical Integrator And Calculator) adında bir bilgisayar meydana
getirildi. Havada 60 sn kalan bir mermiyle ilgili hesaplamaları masa tipi bir hesap
makinesi 20 saatte yaparken ENIAC aynı hesabı 30 saniyede yapabiliyordu. Makinenin
hızı saniyede 5000 işlem, büyüklüğü 130 metre kare ve ağırlığı ise 30 ton idi.
Makine çalışırken aynı anda içinde 4 mühendis çalışmaktaydı.
Bilgisayarda asıl gelişme 1948 yılında oldu. Bu yıldan itibaren bilgisayarlarda
transistörler kullanılmaya başlanmıştır.
1951 yılında ilk defa ticari amaçla bir bilgisayar üretildi. UNIVAC I (Universal
Atomic Power) ilk ticari amaçla üretilen bilgisayar olmuştur. UNIVAC I, 2,5
mili saniyede bir çarpma, 0,5 milisaniyede bir toplama yapabiliyordu.
1960 ile 1970 yılları arasında IBM ile bilgisayar kelimeleri birbirlerinin yerlerine
kullanılmıştır. Bu kullanım günümüzde de etkisini zaman zaman göstermektedir.
2.2. Bilgisayarın Kuşaklara Ayrılması
Bilgisayarlar taşıdığı özellikleri, üretildikleri tarihler ve oluşturulduğu par-
çalar itibariyle birbirlerinden ayırt edilmek için kuşaklara ayrılmıştır. Buna göre
bilgisayarlar 4 kuşakta toplanmaktadır:
1. Kuşak Bilgisayarlar
1946-1956 yılları arasında üretilen bilgisayarlara birinci kuşak bilgisayarlar
denilmiştir. Bu bilgisayarların temel özellikleri radyo lambaları (vakum tüpleri)
kullanılarak üretilmeleridir. İç hafıza 4,000 karakterlik bir drum (silindir) dır. Dış
hafıza olarak ise manyetik bantlar kullanılmaktaydı. İletişim makine dili ve çevirici
sistemlerle sağlanmaktaydı. Kullanım alanı ise muhasebe ve envanterle(stok)
sınırlı kalmıştır.
2. Kuşak Bilgisayarlar
1947 yılında Bell laboratuvarlarında bilim adamları John BARDEN, William
ve William Shockley Brattain tarafından ilk transistör geliştirildi. 1956-1963 yılları
arasında üretilen bilgisayarlara ikinci kuşak bilgisayarlar denilmektedir. Transistörler
kullanılarak imal edilmişlerdir. Birinci kuşak bilgisayarlara nispeten daha
az yer tutmakta, daha hızlı işlem yapmakta ve daha az bakım gerektirmektedir. İç
hafıza 32,000 kelimelik olup manyetik çekirdekten oluşmuştur. Dış hafıza olarak
ise manyetik bantların yanında manyetik diskler de kullanılmıştır. Diskler bilgiye
ulaşmada manyetik bantlara göre daha hızlıdır. Makine dili kullanımından vazge-
çilerek çevirici sistemler yaygınlaşmıştır. İkinci nesil bilgisayarların örnekler IBM
7094 serisi, IBM 1400 serisi ve CDC 164 vb.

 

3. Kuşak Bilgisayarlar
1964-1971 yılları arasında üretilen bilgisayarlara üçüncü kuşak bilgisayarlar
denilmektedir. En belirgin özelliği, bilgisayar ailelerinin doğuşu olmuştur. Bilgisayarlara
ayrı numaralar verilerek bilgisayar ağları kurulmuştur. Üçüncü kuşak bilgisayarlarda
da transistörler kullanılmaya devam edildi. İç hafıza olarak manyetik
çekirdek ve ince manyetik filmlerden oluşturuldu. İç hafızanın kapasitesi 50000
kelimenin üzerine çıktı. Değişik bilgisayarlar arasında iletişim sağlanarak bilgisayar
ağları kuruldu. Aynı bilgisayarın aynı anda birden fazla kullanıcı tarafından
kullanılması sağlandı. Bu tür sistemlere zaman paylaşımlı sistemler (time sharing)
veya ortak kullanımlı sistemler adı verilmektedir.
4. Kuşak Bilgisayarlar
1971 yılından sonra üretilen ve mikroçip teknolojisine sahip bilgisayarlara
4.kuşak bilgisayarlar denilmektedir. Bu bilgisayarlar özellikleriyle, hacimleriyle ve
ağırlıklarıyla önceki kuşak bilgisayarlardan tamamen ayrılmaktadır.
5. Kuşak Bilgisayarlar
Bilgisayar teknolojileri, genetik bilimi ve yapay zeka alanındaki çalışmalar,
yeni bir bilgisayar kuşağını doğuracağının göstergesidir.
3. Bilgisayar Verileri Nasıl İşler?
Bilgisayara veri girişi işleminde, günlük hayatta kullanılan harf ve rakam gibi
sembollerden yararlanılır. Bilgisayar, bunları kendi anlayacağı şekle dönüştürür.
Bilgisayara girilen veriler iki grup altında toplanır.
• Sayısal Veriler
Sayısal veriler, 0,1,2,3,4,5,6,7,8,9’dan oluşan rakamlar ile elde edilen sayı kü-
meleridir. Örneğin; 1965, 123,1289056789, 0.97 gibi.
• Alfasayısal Veriler
Harf, rakam ve özel karakterlerin bir arada kullanılabildiği veri tipidir. Örneğin,
“ANKARA / 06500” ifadesinde rakam, harf ve özel karakterler birlikte yer
almaktadır. Alfasayısal veri tipi içerisinde üç tür veri tipi yer alır:
-Rakamlar : 0, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9
-Har= er : A, B, C, D,………,X, Y, Z
-Özel Karakterler : !, ‘, ^, +,%,&,/,(,),=,?,_,*,-,\,},],[,{,$,#,>,<

 

Bilgisayarlar sadece iki durumu gösterebilen devrelerden oluşur. Matematiksel
olarak bu iki durum 0 ve 1 ile gösterilebilir.Yukarıda da vurguladığımız gibi
bilgisayarlar elektronik olarak çalışırlar. Buna göre bir devre ya açıktır ya da kapalıdır.
Diğer bir ifadeyle manyetik alan vardır veya yoktur. Devrenin açık olması
veya manyetik alanın olması 1 ile gösterilirse, devrenin kapalı olması veya manyetik
alanın bulunmaması 0 ile gösterilir. Bu durum George Boole’ün buluşudur.


Anahtarın açık ve kapalı olma durumu
O halde problem aritmetik karakter, harf ve işaretlerin bilgisayara nasıl aktarılacağıdır.
Sayılar, harfler ve işaretler de açık-kapalı devrelerle gösterilebilir mi?
Bunları tek bir devrenin açık veya kapalı olması ile göstermek mümkün değil, bu
nedenle bir sayı veya bir harfi göstermek için birden çok devre veya birden çok
manyetik çekirdek kullanılır. Kaç adet çekirdek veya devrenin kullanılacağı bilgisayar
türüne ve kodlama standardına bağlı olarak farklılık gösterir.
3.1. Bilgisayarda Kodlama Sistemleri
Bilgisayarları oluşturan devreler yalnızca iki durumu gösterdiğine göre, bilgisayara
verilecek veriler iki ayrı işaret kullanılarak temsil edilmelidir. Bilgisayara
aktarılacak veriler yalnızca sayılardan oluşmuşsa, sayıların ikili sistemdeki eşde-
ğerleri bulunarak bu amaca ulaşılır. Bu tür kodlamaya doğrudan ikili kodlama
denir. Bu tür kodlamanın kullanımı sınırlıdır. Sadece sayısal kodlamalar için
kullanılabilir. Halbuki bilgisayara girilecek veriler sadece rakamlardan oluşmaz.
Harflerin, sayıların ve işaretlerin de kodlanması gerekir.
İkili kodlanmış onlu sistem (BCD) yeterli gelmediği için daha gelişmiş kodlama
sistemleri geliştirilmiştir. Bunlar genişletilmiş ikili kodlanmış onlu sistem
(EBCDIC), ASCII gibi sistemlerdir. Bunların en gelişmişi ve en yaygın kullanılanı
ASCII’dir.
BCD (Binary Coded Decimal)
Harf, rakam ve işaretlerin her bir ikili sistemde bir kod oluşturulması yukarıda
açıklanan problem çözülebilir. Burada yapılması gereken her harf, işaret ya
da rakama değişik bir kod vermektir. Bu noktada kullanılan kodların kaç haneli
olacağı kodlamak istenilen harf, rakam veya işaretlerin sayısına bağlıdır.

Bunu bir örnekle açıklayalım: İngiliz alfabesinin 26 harfini, 12 farklı işareti,
10 rakamı kodlamak isteyelim. Bunun için toplam 26+12+10=48 farklı sembolü
kodlamaya ihtiyaç vardır. 48 çokluğunu ikilik sayı sisteminde göstermek için en az
altı basamak gerekir. Çünkü ikilik sayı sisteminde beş hanede en çok 31, altı hanede
en çok 64 rakamlarını kodlanabilir. Beş hane yeterli gelmediği için 6 haneyi
tercih etmeliyiz.
Bu bilgilere göre 526 sayısını kodladığımızı düşünün:
5 2 6
000101 000010 000110
Burada görüldüğü gibi 1/3 oranında bir hafıza verimsizliğinden bahsedilebilir.
Bilgisayarların hafızaları sınırsız değildir. Bu yüzden hafızayı verimli kullanmak
gerekir. Bu kodlamaya ikili kodlanmış onlu sistem denir. Bu kodlamanın
diğer bir sakıncası da altmış dörtten daha fazla sembolü kodlanamamasıdır.
EBCDIC(Extended Binary Coded Decimal Interchange Code)
IBM’in büyük işletim sistemleri için geliştirdiği ve daha çok OS/390 işletim
sistemi ve S/390 sunucularında kullanılmış olan, harf, rakam ve işaretleri karşı-
layabilen bir kodlama sistemidir. Kodlar ikili sayıdan oluşur. 256 farklı sembolü
kodlayabilir.
ASCII(American Standard Code for Information Interchange)
ASCII, 256 farklı sembolü 8 bit kullanarak kodlayan ve kullanım itibariyle
EBCDIC’ten daha yaygın olan bir kodlama sistemidir.
UNICODE
ASCII kodlama sisteminden sonra UNICODE adında yeni bir kodlama sistemi
geliştirilmektedir. Bu kodlama sistemi bütün dünya dillerinde kullanılan karakterleri
gösterebilecek bir yapıdadır. Yirmi dört farklı alfabeden 34,168 farklı
kod üretebilmektedir. Kodlama sistemleriyle ilgili sembol ve karşılıkları Ek-1’de
verilmiştir.
3.2. Bilgisayarın Verileri İşlemesi
0 ve 1‘lerden oluşan her bir basamak BIT ( Binary digIT) olarak adlandı-
rılır. Bit, tek başına bilgisayarda bir anlam ifade etmediği için gruplandırılır. Bu
gruplandırma 8’li, 16’lı ve 32’li şeklinde olabilir. Yaygın olarak 8’li gruplandırma
kullanılır. 8 bit birleşerek bir karakterlik bilgi ifade eden bellek birimini oluşturur.
Buna BYTE denir. Byte, bilgi saklamada kullanılan en küçük birimdir.

 

8 BIT → 1 BYTE
Bilgisayara girilen her karakter (harf, rakam,özel karakterler ve grafik) bir
byte ile temsil edilir. İkili sayı sisteminde (28’li gösterimi) 1 byte ile 256 değişik karakter
kodu ifade edilebilir. Basit anlamıyla A harfi bilgisayarda byte ile aşağıdaki
gibi ifade edilir.
0 1 0 0 0 0 1 0 B harfi
Klâvyeden “BOLU” kelimesi girildiğinde bu kelimeyi bilgisayar, aşağıdaki
gibi dönüştürerek işlem yapar.
KARAKTER ASCII KODU BYTE ŞEKLİ
B 66 0 1 0 0 0 0 1 0
O 79 0 1 0 0 1 1 1 1
L 76 0 1 0 0 1 1 0 0
U 85 0 1 0 1 0 1 0 1
Sonuç olarak klâvyeden bir tuşa basıldığında bilgisayar, tuşun karşılığı olan
byte dizisini oluşturur ve buna bağlı işlemi gerçekleştirir.
4. Bilgisayarda Kapasitenin Belirtilmesi
Bilgisayarda kapasite (depolama – saklama) birimi byte olarak ifade edilir.
Bilgisayarlarda kapasite ölçüm birimleri aşağıdaki gibidir:
8 BIT → = 1 Byte (Bayt)
1024 Byte → = 1 Kilobyte (Kilobayt – KB)
1024 KB → = 1 Megabyte (Megabayt – MB)
1024 MB → = 1 Gigabyte (Cigabayt – GB)
1024 GB → = 1 Terabyte (Terabayt – TB)
1024 TB → = 1 Petabyte (Petabayt- PB)
1024 PT → = 1 Exabyte (Eksabayt- EB)
4.1. Donanım Yazılım Bilişim Teknolojisi
Bilgisayar; girilen verileri kullanıcının isteğine
göre işleyebilen, veriler üzerinde aritmetiksel ve mantıksal
işlemler yaparak kullanıcıya tekrar sunabilen ve
gerektiğinde bunları saklayabilen elektronik bir aygıttır
(Resim 1.1). Bilgisayar donanım ve yazılım olmak
üzere iki ana bileşenden oluşur. Donanım ve yazılım
birbirine bağlı kavramlardır.

Bilgisayarın fiziki parçalarına donanım denir. Bilgisayar kasası ve içindekiler;
ekran, klavye, fare, yazıcı, tarayıcı, hoparlör, mikrofon gibi birimler bilgisayarın
donanım bileşenini oluştururlar. Yazılım ise uzman kişiler tarafından hazırlanan,
kullanıcıya bilgisayarla yapacağı işlemlerde büyük kolaylıklar sunan programlardır.
Genel olarak bir organizasyonda kontrol ve karar mekanizmalarına destek olmak
için gerekli bilgileri toplayan, depolayan, dağıtan ve etkileşimli olarak çalışan
donanım ve yazılımların bütününe bilişim denir.
Bilişim Teknolojileri; bilgisayar sektöründeki gelişmelerin sonucunda ortaya
çıkmış ve verileri saklamak, iletmek ve işlemek için kullanılan bilgisayar donanım
ve yazılım teknolojilerini içeren bir alandır. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki
gelişimlere paralel olarak gelişen sistemler, eğitim alanında bilginin sunumu, yayınlanması,
paylaşımı süreçlerinde ve bu süreçlerin yönetiminde kullanıcılara ve
yöneticilere işlevsel çözümler sunmaktadır (Gülbahar, 2009).
Ancak bugün için Bilişim Teknolojileri (BT), yalnızca bilgisayar sistemlerinin
kurulması ve yazılımların yapılandırılması ile sınırlı bir alan değildir. BT, güncel
bir bakışla; Bilgisayar donanımı, yazılımı, bilgisayar ağları, iletişim teknolojileri,
bu alanda yetişmiş İnsan gücü, prosedürler, internet, intranet ve iletişim araçla
gibi çok sayıda bileşene sahiptir
Bilişim sektörü dünyada son elli yıldır var olan ancak günümüzde olağanüstü
öneme sahip olan bir sektördür. Katma değeri oldukça yüksek olan bilişim sektö-
rü, gelişmiş ülkelerde gözde sektörlerin başında gelmektedir. Bilgi çağında bilginin
elde edilmesi ve yönetilmesi, kurumların günümüz gereksinimleri doğrultusunda
yönetilmesi ve geliştirilmesi açısından oldukça önemli görülmektedir. Geçmiş
yüzyıl ile kıyaslandığında bilginin çokluğu, üretilme hızı ve bilginin sunulduğu
ortam, bilgiyle ilgili sorunların farklılaşmasına neden olmaktadır. Çağın gerisinde
kalmak istemeyen kurumlar, çalışanlarını hızla değişen dünyaya hazırlamak durumundadırlar.
Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarafından yayınlanan
Bilgi Toplumu Stratejisi’ne (2006-2010) göre, bilgi ve iletişim teknolojilerinin
eğitim sürecinin temel araçlarından biri olması, öğrenci, öğretmen ve eğiticilerin
bu teknolojileri etkin kullanımının sağlanması stratejik öncelikler arasında gösterilmektedir.

Ülkemizde işletmeler kurumsallaşma yolunda hızla ilerledikçe Bilişim Teknolojileri
alanına olan ihtiyaç daha da artmaya başlamıştır. Bu sebepten, Bilişim
Teknolojileri alanında yeterlik sahibi insanlara çok ihtiyaç duyulmaktadır. Halen
başka dallardan, mesleklerden insanlar bu alandaki ihtiyaca yönelmeye devam etmektedirler.
Ancak doğru olan bu alanın içinde, temelden bu yeterliklere sahip
insanlar yetiştirmektir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir