ANONYMOUS SANAL ALEMİN KORSANLARI–SABRİ KALİÇ

Anomymous; anonim, isimsiz, faili belli olmayan anlamlarına gelmektedir. Anonymous üyeleri faaliyetlerine 2003 yılında başlamışlardır.

Anonymous; belli bir lidere bağlı olmayan bireylerden oluşmaktadır. Her türlü otoriteye karşı bilgisayar ve internete olan olağanüstü hakimiyetleri ile başkaldıran eylemler yapmaktadır.

Anonymous üyeleri birbirlerini tanımadıkları halde birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmektedir.Grubun manifestosunda göze çarpan en önemli ilkenin internet özgürlüğü olduğu, amaçlarının ise; yasal bilgi yayma ve eylemler gerçekleştirme yöntemlerinin tartışılabileceği güvenilir bir platform oluşturmak olduğu görülmektedir. Anonymous istediği her kuruluşun sitesini, hesaplarını anında ele geçirebilmekte ve ele geçirdikleri bilgileri internetten tüm dünyaya yayabilmektedir.Grubun lideri Kumandan X olarak anılmaktadır. Sembol olarak ünlü İngiliz radikal eylemci Guy Fawkes’ın yüz görüntüsünü kullanılmaktadır.

Çeşitli ülke hükümetlerinin uygulamaya çalıştığı İnternet kısıtlamaları, çocuk pornografisi, polis şiddeti, Wikileaks gibi olaylarda aldıkları özgürlükçü tavırlar ve eylemler nedeniyle bazı kesimlerin sempatisini kazanmışlardır. Ülkemizde de İnternet filtreleme ve Gülen cemaati karşıtı söylemleri nedeniyle gündeme gelmişlerdir. İnternet filtreleme olayını bir tür sansür olarak görmekteler.

Anonymous ilk olarak 2003 yılında kurulmuş olsa da en önemli eylemlerini 2008 yılından sonra yapmıştır. Anonymous’un 2009 sonrası eylemlerinin ana kaynağını tüm dünyada sınırsız internet özgürlüğü oluşturdu. Grubun saldırıları karşısında bazı gelişmiş ülkeler bile çaresiz kalarak politika değişikliğine gitti. Grubun eylemleri bir nevi “ Elektronik Sivil İtaatsizlik” eylemleridir.

Anonymous grubunun önemli sanal eylemlerinden bazıları şunlardır;

Amerikalı pöpüler radyo sunucusu Hal Turner’ın beyaz ırkın üstünlüğünü savunan aşırıcı sağcı söylemlerine karşı 2006 Aralık ayı ve 2007 Ocak ayında Anonymous Turner’ın web sitesini çevrim dışı bırakarak Turner’ı binlerce dolar zarara uğratmıştır.

Chris Forcand Eylemi:

Hal Turner Eylemi:

53 yaşındaki Forcand çocuklarla ilgili internet sitelerine çocukmuş gibi girerek bazı cinsel eğilimlerde bulunduğunu tespit eden Anonymous grubu olayı kamuoyuna deşifre

ederek ilgili tüm bilgileri polise aktarmış ve Forcand hakkında yasal süreç başlamasına  sebep olmuştur.

Scientology Tarikatı Eylemi:

Anonymous grubunun dünya genelinde ün kazanmasına sebep olan eylemlerden biridir.14 Ocak 2008 tarihinde Scientology kilisesinin Tom Cruise ile yaptığı röportajın videosunun internete sızması ve Youtube adlı sitede yer alması sonrası kilisenin telif hakkını öne sürerek videonun kaldırılması yönünde ve aslında tarikatın iç yüzünün ortaya çıkması endişesi ile dava açması Anonymous grubunun bu davranışı internet sansürü olarak algılamasına yol açtı. Ve grup Scientology tarikatının web sayfalarını hackleme, sahte telefon aramaları düzelme ve siyah sayfalardan oluşan faks gönderme gibi çeşitli eylemler düzenlediler ve internet sayfalarında konuşma ve internet özgürlüğünü engelleyen kiliseye yönelik eylem çağrısında bulundular. Dünya genelinde 7000’den fazla eylemci meydanlarda kiliseyi protesto etti.

2009 İran Seçimleri Eylemi:

Anonymous 2009 Haziran ayında İran’da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini protesto ederek hem İran’daki rejimin meşruluğunu tartışmaya açmıştır.

Mahmut Ahmedinecad’ın kazandığı seçimlerin sonuçlarının açıklanmasıyla, oylama sonuçlarında hile yapıldığı iddialarının ardında binlerce İranlı düzenlenen protesto gösterilerine katıldı. Grup Anonymous İran isimli bir site açarak protestoları destekledi, site kısa sürede 22000’den fazla destekçiye ulaştı.

Didgeridie Eylemi:

Anonymous 2009 Haziran ayından sonra eylemlerini dünya genelinde internet sansürüne yöneltti. Bu yeni anlayışın ilk kurbanı ise Avustralya hükümeti idi. Avustralya hükümeti toplumu özellikle de çocukların ahlaki gelişimine zarar verecek sitelerden korumak amacıyla internet filtreleme paketi uygulanacağını açıklamasını Anonymous internete sansür uygulaması olarak gördü ve Başbakan Kevin Rudd’un kişisel web sitesi, Avustralya parlamentosunun web sitesi grup tarafından çökertildi.

J. Assange’ın İntikamı Eylemi:

2006 yılında kurulan Wikileaks adlı internet sitesinde yayınladığı diplomatik, siyasi ve istihbari belgelerle dünya gündemine oturan J. Assange’a belgeleri yayınlamayı durdurması için başta ABD hükümeti olmak üzere bir çok baskı yapıldı. Bu sırada Anonymous J. Assange’ı desteklediklerini açıkladılar. Sonrasında da Wikileaks kariıtı tutumlar sergiledikleri için Amazon, Paypal, Mastercard, Visa ve İsviçre bankası Postfinance gibi dünyanın en ünlü ticari ve mali kuruluşlarına karşı siber saldırı başlattılar. Mastercard ve Visa’nın web siteleri çökertildi.

Arap Baharı Eylemleri:

2011 yılı başlarında ortaya çıkıp Arap Baharı olarak bilinen Ortadoğu ülkelerinde hükümet değişikliklerine yol açan protestolarda Anonymous mevcut rejime karşı ayaklanan halkın yanında yer almış ve bazı hükümetlere yönelik siber saldırılar yapmıştır. Tunus hükümetinin 8 önemli web sitesi çökertilmiştir. Grub Tunus saldırısı sonrası rotasını Mısır’a çevirdi ve hükümete ait bütün üst düzey web siteleri çökertildi. Mübarek rejimi devrilene kadar da bu siteler kapalı kaldı.

Libya’da ise Anonymous üyelerinin bazıları Kaddafi hükümetine yönelik siber saldırılar yaparken bazıları Kaddafi rejimini desteklediler. Libya eylemi Anonymous’un yapısının hetorojen bir yapı olduğunu gösteren önemli bir olgudur.

Suriye Eylemi:

2011 Ağustos ayında  Anonymous Suriye savunma Bakanlığı sitesini çökertti ve ayaklanmaları destekleyen rejim karşıtı Suriye ordusu askerlerine yönelik eylemcileri korumak ve eylemcilerin yanların yer almaya davet eden bir mesaj yayınladı.

Aoron Barr Eylemi:

2011 yılı Şubat ayında FBI ile anlaşan ve Anonymous’u yakında ele geçireceğini iddia eden HBGary güvenlik şirketi firmasının web sitesi Anonymous tarafından çökertildi. Şirketin tüm istihbari ve gizli belgeleri ortaya çıkarıldı. Sahte telefonlar yönlendirilerek şirketin telefonları kitlendi ve şirketin başkanı Aoron Barr istifa etmek zorunda kaldı.

Megaupload Eylemi:

Anonymous 2011 yılı Ekim ayında ABD Temsilciler Meclisi’nde gündeme gelen “SOPA” “online korrsanlığı durdurma yasağı” ile ilgili taraftar ve izleyenlerine sadece siber saldırı değil sokaklarda ve meydanlarda fiziksel savaş çağrısında bulundu.

Gülen Cemaati Eylemi:

Anonymous 2011 Aralık ayında  Gülen cemaatini hedef alan bir video yayınlayarak; Türkiye’de son yıllarda artan insan hakları ve basın özgürlüğü ihlalleri, yazılmamış kitaplar yüzünden tutuklanan gazeteciler,suçunun ne olduğu bile söylenmeden hapis yatan insanlar, Terörle Mücadele Kanunu, Polis ve Yargı sistemi içindeki  Gülen cemaati etkisi gibi konulara değindiler.

Gülen cemaatinin bilinmeyen bir kısım özelliklerini anlatan bu video Türk kamuoyunda kısa zamanda büyük yankı uyandırdı. 21. yüzyılda ki “Elektronik Sivil İtaatsizlik”in en büyük ve en güçlü temsilcisi olan Anonymous ‘un sivil itaatsizlik eylemlerini aynı hızla sürdüreceği, bir çok devletin ve şirketin politikalarını değiştirmelerine neden olacağı değerlendirilmektedir


ANONYMOUS SANAL ALEMİN KORSANLARI

(KİTABIN TAMAMI)

GİRİŞ

Anonymous tüm gizli oluşumlar gibi gittikçe artan bü­yük bir ilgi görmeye devam ediyor. 2003 yılından beri hem de. Belli bir lidere bağlı olmayan bireylerden oluşması, her türlü otoriteye karşı olan tavırları, çağın son teknolojisi olan bilgisayar ve internete olan olağanüstü hâkimiyetleri gibi nitelikleri de onları herkesin gözünde daha bir çekici kılıyor. Zaten adları olan “Anonymous” temelde “isimsiz, imzası belli olmayan” anlamına gelen Latince kökenli, Yu­nanca bir sözcüktür. İngiliz siyasal tarihinin en radikal eylemcisi Guy Fawkes’m yüz görüntüsünü ödünç alıp, hepsinin tek kişi gibi davranmaları da aslında şan şöhret peşinde olmadıklarının bir kanıtı. İnternet dünyasının yeni kavramlarından biri olan hacktivist (hacker + acti­vist1) sözcüğü ise Anonymous ailesi bireylerini tanımla­mak için en çok kullanılan sözcük. Aslında birbirlerini çok da (belki de hiç) tanımayan bireyler olmalarına rağmen “saldırı” veya “operasyon” zamanları aynı ordunun asker­leri gibi “birlik ve beraberlik” içinde hareket etmeleri ise onların takdire şayan diğer bir yönleri…

Anonymous üyelerini (kendilerini Anon olarak çağır­maktadırlar) tanımlayabilecek bir diğer sıfat da “özgür­lükçü” olmalı. Çünkü başta bireysel özgürlükler ve inter­nete erişim özgürlüğü gibi konularda en küçük bir ödün vermemeye kararlı görünüyorlar. Bu nedenle Türkiye gibi “filtre” adı altında insanların girdikleri her türlü sitenin izini süren ve bunu ileride o kişilerin aleyhinde kullan­maya niyetli ülkeler, Anonymous üyelerinin doğal düş­manlarının başında geliyorlar.

Anonymous üyelerini en çok ses getiren ve en takdir edilen bir başka özellikleri de, çocuk pornosu (Chris For- cand olayı), polis şiddeti (Bart Operasyonu), Wikileaks ola­yında yerleşik hükümetlere karşı duruşları veya din sö­mürüsü gibi olaylarda aldıkları insani ve özgürlükçü ta­vırlar. Hatta Chris Forcand olayı tarihe bir suçlunun sa­dece internet üzerinden takiple yakalandığı ilk polisiye olay olarak geçmiş durumda. Bu saydıklarımız ve daha başka diğerleri Anonymous üyelerinin akıllı, eğitimli, çağ­daş ve özgürlükçü insanlar olduklarını düşündürüyor bizlere. Bu nedenle de onları incelemeye ve tanıtmaya çalı­şan bu kitabı hazırladık.

Son söz olarak da espri olarak kalmasını umduğumuz bir konu var: onları anlattık veya tanıtmaya çalıştık diye, dileriz Anonymous bizim de yayınevi sitemizi çökertmeye veya e-posta hesaplarımızı hacklemeye çalışmaz. Çünkü bunu yapmak isterlerse onları durduracak hiçbir güç yok…


Anonymous kavramının kökeni

Anonymous (anonim) kelimesi Latince’de “isimsiz; ya­zanı, yapanı, söyleyeni bilinmeyen” anlamına gelir. Sanal alemdeki yansıması ise, bağımsız kullanıcıların internette dolaştırdığı resimler ve yorumların “anonim”liğinden (isimsizliğinden) kendini gösterir. Anonymous kavramının ortak kimlik açısından kullanımı ilk önce image bo- ardlarda[1] başladı. Gönderilen içeriğin kime ait olduğunu belirtmeden yorum yapan ziyaretçilere anonymous etiketi verilmekteydi. Bazı Imageboard kullanıcıları şakayla karı­şık sanki anonymous gerçek isimleriymiş, anonymous ger­çek bir kişiymiş gibi davranmaya başladılar. Resimli fo­rumların popülerliği arttıkça “Anonymous”un isimsiz bi­reylerin topluluğu olduğu fikri bir internet mem’i[2] haline geldi. “Mem” kavramı ilk kez dünyaca ünlü İngiliz biyolog

Richard Dawkins’in 1976 tarihli Bencil Gen adlı kitabında kullanılan bir kavramdır. Genel anlamda “fikirlerin ve kültürel değerlerin yayılmasındaki evrimsel ilkeler” olarak değerlendirilebilir. Dawkins’e göre evrimsel anlamda na­sıl daha iyi genler ayakta kalıp daha bozuk genler yok ol­maktaysa, kültürel anlamda da daha iyi mem’ler ayakta kalıp daha bozuk (ya da beğenilmeyen) mem’ler yok ol­maktadır. Anonymous’un bir mem olarak kabul edilmesi, Dawkins’in kullandığı anlamda tartışmalı olsa da Anony­mous’un kültürel anlamda “aday mem” olduğunu söyle­mek mümkündür.

Geniş anlamda düşünüldüğünde Anonymous sözcüğü her bir bireyin ve aynı zamanda tüm insanların isimsiz bir kolektif topluluk oluşturması fikrini temsil eder. Çok kişi tarafından kullanılan “Anonymous” takma adıyla payla­şımda bulunan kişiler aynı zamanda, hedonist (hazcı) ve çekincesi olmayan bir ortak online kimliği de benimsemiş oluyorlar. Bu, internetteki engellemelerin kaldırılması adına yapılmış hicivdir.

Anonymous hakkında yapılan tanımlar, bu kadar çok kişiyi içine alan bir konseptin tek bir tanıma sığmayaca­ğının altını çiziyor. Bunun yerine Anonymous, algılanmış niteliklerini açıklayan aforizmalarla tanımlanır. Anony­mous’un kendini tanımlarken kullandığı cümlelerden biri de şudur:

Biz Anonymous’uz. Biz Lejyonuz. Biz affetmeyiz. Biz unutmayız. Bizi bekleyin,[3]

Kim bu Anonymous?

Anonymous 2003 yılında 4chan.org sitesinden yayıl­maya başlayan bir internet oluşumu; kimliğini gizleyen birçok internet kullanıcısından oluşan anarşik bir küre­sel beyindir. Belli bir merkezi ve lideri olmayan, özellikle internet kısıtlamalarına ve insan hakları ihlallerine karşı yine internet üzerinden saldırı düzenleyen ve birbirinden bağımsız bireylerden oluşan büyük bir gruptur.

“İlk zamanlarda saldırtlannt diğer birçok yerle birlikte 4chan.org gibi forumlarda ve ICQ sohbet odalarında ko­ordine ederlerdi. 4chan.org büyük bir merkezdi, ancak ona Anonymous’un ana karargâhı diyemeyiz. Eskiden sa­hip oldukları en büyük merkez ise anonops.net idi, ancak sonraları o da kapatıldı. ”

Bazılarına göre anonops.net, kapatılmadan önce Anonymous’un “ana sayfası”ydı, O dönemde bu sitede ya­yımlanan yazılardan birinde ise şöyle deniyordu:

“Bizler sansüre ve telif haksızlıklarına karşı savaşan isimsiz, merkezi olmayan bir hareketiz. ”

Hareket ilk başta bir hedefe yönelik eğlence olarak baş­lasa da, 2008’den sonraki internet sansürlerine karşı pro­testo ve duruşları, uluslararası hacker’lıkla bağdaştırıl- maya başlandı. Oluşum, WikiLeaks’in de üç ana başarı kaynağından biri olarak gösteriliyor. Gerek WikiLeaks’in gerekse de Wall Street İşgali eylemlerinin Anonymous’tan önce başladıkları ama gruptan destek aldıkları andan iti­baren uluslararası üne kavuştukları herkesin kabul ettiği bir gerçek.

Dünyanın pek çok yerinden hackerlann katıldığı ağda, belirgin bir hiyerarşi bulunmuyor. Gruba destek vermek isteyenler ücretsiz bir botnet yazılımını indirerek bilgisa­yarlarını Anonymous saldırıları için birer nefer haline ge­tirebiliyor. Şu anda Anonyomus botnet’inde elli bine ya­kın bilgisayar olduğu tahmin ediliyor.

Anonops.net sitesi kapatılmadan önce yayınlanan “He­def Önerileri” başlıklı bir konuda şöyle bir mesaj bulunur:

“Önerlerinizi aşağıdaki hatta ekleyin: www.alvarou.ri- bevelez.com. PayPal’ın ana sitesinin iyi bir saldırıya ihti­yacı var. Alışveriş yapıldıkça ve insanlar online alışverişleri için ödeme yapma İhtiyacı duydukça bu, onları epey sıkın­tıya sokacak ve Wikileaks ve Anon ile uğraştıklarına piş­man edecektir. ”

Alvaro Uribe Velez’in 2002 – 2010 yılları arasında Ko­lombiya devlet başkanlığı yapmış olan bir politikacı ol­duğu düşünülürse, yukarıdaki paragrafta yer alan kişisel web sitesi göndermesinin ne anlama geldiği hakkında kimsenin bir fikri yok. Fakat şifreli bir mesaj olduğu dü­şünülebilir.

Anonymous’un internetteki uygulamalarının bir yan ürünü olan whyweprotest.net (nedenprotestoediyo- ruz.net) ise grubu daha iyi anlamamızı sağlıyor.

“Son zamanlarda Wikileaks ve Anonymous hakkındaki gelişmeler ve bilginin kontrol edilmesi whyweprotest.net sitesine olan ilginin ve katılımın artmasına yol açmıştır. Biz de bu enerji ve yaratıcılık ortamından ilham aldık. Artarak çoğalan farklı kullanıcılarımızı geniş bir yelpazede gerçek ve bağımsız değişim için bizimle işbirliği yapmaya davet ediyoruz. ”

Grup ilk büyük eylemlerini WikiLeaks’i zor durumda bırakmaya çalışan PayPal, Visa ve MasterCard gibi ödeme ve kredi kartı firmalarına karşı yürüttü. Aynı gerekçeyle Amazon ve devlet bakanlıkları gibi pek çok siteye de sal­dıran grup, Tom Cruise ve Jon Travolta’nm üye olduğu Scientology tarikatına da uzun süredir saldırılar düzenli­yor.

Grup internette dosya paylaşımını kısıtlayan ve erişimi engelleyen kişi, kurum ve devletlerin internet ortamındaki varlıklarını da sürekli bombalıyor.

Grup, manifestosunda internetin serbest ve açık bir platform olması için çalıştıklarını; son yıllarda hükümet­lerin internetteki özgürlükleri kısıtlamak için yoğun bir kampanya başlattıklarını belirtiliyor.

Aynı zamanda diğer ifade özgürlüğü alanlarında tar­tışma başlatan grubun üyeleri, rollerinin “yasal bilgi yayma ve eylem gerçekleştirme yöntemlerinin tartışılabi­leceği güvenilir bir platform sağlamak” olduğunu savun­maktadır. Grup yaptığı açıklamalarda diğer marjinal ey­lemlere aracı olmayacaklarının altını çizmiştir:

“Diğer hiçbir sivil itaatsizlik durumunda yer almayız ve

hem halkla ilişkiler, hem de teknik açıdan yasadışı faali­yetlerin planlanması ve teşvik edilmesine ev sahipliği yap­mayız. ”

Uzun zamandır tartışılan bir diğer nokta da Anonymo­us’un düzenli bir organizasyon, hatta bir örgüt olup ol­madığıdır. Oluşumun yapısına bakıldığında bunun hiç de gerçekçi olmadığı görülecektir. Neden mi? Çünkü Anony­mous’un bilinen üyeleri, yönergeleri, liderleri, temsilcileri veya bağlayıcı ilkeleri yoktur. Aksine, Anonymous kimlik­lerini ifşa etmeden birçok konuda birbirinden farklı fikir­leri dile getiren, belli aralıklarla internette buluşan mil­yonlarca insanı, grubu ve bireyi tanımlayan bir kelimedir.

Anonymous’un bir yan grubu olan WhyWeProtest (WWP), Chanology Projesi olarak bilinen Scientology tari­katı karşıtı hareketin merkezi olmuştur. Anonymous’un kendini açık etmeyen ama oradan olduklarını ima eden bazı üyelerine göre gruba üyelik, şartlara bağlıdır ancak bu, online faaliyetlerde bulunurken kimliğini gizlemek gibi basit bir yöntemle kolayca elde edilebilir. Diğer taraftan birinin kimliğinin açığa çıkması gibi basit bir hareket de, o kişiyi Anonymous’tan otomatik olarak siler. Belli başlı Anonymous etkinliklerine katılımları yüzünden birçok eski üye ile röportaj yapılmış veya bu üyeler meşhur ol­muştur. Anonymous’un kimlik yapısı sorulduğunda Ko­mutan X Anonymous’un bir gençlik grubu olduğu yönün­deki yaygın görüşün bir yanılgı olduğunu vurgulamıştır: “ Genel izlenim yanıltıcıdır. Burada çeşitli bilgisayar grup­larının yönetiminden gelen daha olgun insanlar da vardır ve bu insanlar gerek duyulursa Anon operasyonlarında egemen olarak görülen bazı ‘sert çocukları’ dizginleyebi­lirler.”

Bu arada merak edenlere söyleyelim: www.4chan.org adresine girmek istediğinizde karşınıza çıkıyor:

5651 sayılı yasa uyarınca katalog suçlar kapsamında yapılan teknik inceleme ve hukuksal değerlendirme sonucunda; bu internet sitesi (4chan.org) hakkında Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının 28/01 / 2011 tarih ve 421.02.00.2011-039734 nolu kararı gereğince İDARİ TEDBİR uygulanmaktadır.

Kumandan X ve People’s Liberation Front – PLF (Halk Kurtuluş Cephesi)

Kumandan X’in5 elde bulunan video ve röportajlarında Anonymous hakkında diyor ki; Bizler bir terör örgütü de­ğiliz.

2011 yılında Aaron Barr tarafından, Anonymous hak­kında yapılan bir soruşturmanın merkezinde de Kuman­dan X vardı. Barr, Kumandan X’in San Francisco’lu bir bahçıvan olduğunu iddia etmişti. HBGary Federal’e yapı­lan saldırının ardından yapılan röportajında, Kumandan X, Barr onuri grubun lideri olduğundan şüphelenirken, kendisi aslında sadece bir “nefer” olduğunu söyledi. An­cak Kumandan X, yetenekli bir hacker olduğunu ve dost bir örgüt olan Halk Kurtuluş Cephesi’nin kurucusu oldu­ğunu da iddia ediyordu. Kumandan X’e göre, hacktivist kolektifi olan Halk Kurtuluş Cephesi (HKC) 1985 yılında kurulmuş; Tunus, İran, Mısır ve Bahreyn’deki devlet web sitelerine karşı “hizmeti engelleme saldırısı” düzenlemek için Anonymous’un diğer bir alt grubu olan AnonOps ile birlikte çalışmıştır. Anonymous ve HKC arasındaki ilişkiyi anlatırken NATO’ya bir benzetme yapar ve HKC’nin belirli

X, bir harf olarak “bilinmeyen” kavramını karşılamaktadır ve Anonymous grubunun ruhuyla da örtüşmektedir.

bir projeye dahil olup olmama kararı alabilen daha küçük bir alt grup olduğunu söyler. “ Hem AnonOps hem de HKC dev İnternet Orduları’ oluşturma kapasitesine sa­hiptir. Aralarındaki en büyük fark AnonOps’un çok büyük kuvvetlerle, ancak karar alma süreci yüzünden çok yavaş bir şekilde hareket etmesidir. HKC ise bir atmaca gibi çok hızlı hareket eder.”

Kumandan X kavramı ana akım medyanın Anonymous hakkında en çok nefret ettiği kavramlardan biridir. Çünkü “Halk Kurtuluş Cephesi” gibi “tehlikeli” bir ad taşıyan bir oluşumun lideri olduğunu ve Anonymous’la ve destekçi­leriyle işbirliği yaptığını iddia eden bir figür hiç kuşkusuz tehlikeli gibi gösterilmek zorundadır. Oysa elde bazı 3. dünya ülkelerinin internet erişimi ve kişisel özgürlük ko­nusundaki müdahalelerine itiraz etmekten başka hiçbir suçu olmayan bir “kumandan” bulunmaktadır. Tek itirafı da hem bir hacker olduğu, hem de bazı 3. dünya üyesi baskıcı rejimlerin internet sitelerine saldırıda bulundu­ğunu söylemesidir.

Kendisinden bir “Siber Che Guevera” yaratmamak konusunda son derece dikkatli olan ana medya da Kumandan hakkında herhangi bir söz etmemek konusunda son derece dikkatli davranmaktadır…

Eylül 2011’de FBI tarafından California’da yakalanan 47 yaşındaki evsiz Chris Doyon’un Kumandan X olduğu konusunda bazı iddialarda bulunulduysa da, bu konuda kesin kanıtlara ulaşılamadığı için kısa sürede serbest bı­rakıldı. Ancak bu olayın ardından Kumandan X tarafın­dan yazıldığı iddia edilen ve Annoymous’u anlatan bit ki­tabın 2012’de piyasaya çıkacağı bildirildi ve kitabın yazarı olarak görünen isim şuydu: Christopher Mark Doyon!

Anonymous eylemlerini nasıl yapıyor

Anonymous tayfasının bütün dünya tarafından bu de­rece önemsenmesi ve “korkulması” demesek bile, “ciddiye alınması” boşuna değildir. Çünkü bu ekip organize ol­dukları andan itibaren canlarının istediği her kuruluşun sitesini hack, istedikleri her türlü bankanın veya mali ku­ruluşun hesaplarını anında ele geçirebilmekte ve istedik­leri her türlü kişisel veya mali bilgiyi internet ortamında tüm dünyaya yayabilmektedirler. Tarihin her döneminde, zalim hükümdarlar olduğu gibi, onların insanlığa karşı yaptığı haksızlıklara, adaletsizliklere direnen, cesur, isim­siz kahramanlar da olmuştur. Anonymous da, aslında bu isimsiz ve hatta görüntüsüz kahramanların günümüzdeki karşılığıdır. Yaşadığımız çağ bilgi ve teknoloji çağı olduğu için, Anonymous da bu güçleri son derece iyi kullanarak devletlerden bile daha güçlü şirketleri yaptıkları haksız uygulamalardan dolayı dize getirebilmektedirler. Bir an düşünsek ve Anonymous’un bireysel özgürlükler ve sivil itaatsizlik gibi felsefi ve insani konularla değil de, sadece internet hırsızlığıyla ilgilendiklerini hayal etsek, birkaç saat içinde milyonlarca doları kişisel veya örgütsel hesap­larına geçirmelerinin işten bile olmadığını görebiliriz. Ama Anonymous bu bilgilerini basit teknolojik hırsızlıklar için değil, daha yüce idealler uğmnda harcamaya meraklı bir grup eylemcidir ve bu da bize yukarıda Aaron Barr’m söy­lediği, “Anonymous’m sadece heyecanlı ve meraklı çocuk­lardan oluşan bir ekip” olmadığını doğrulamaktadır.

Anonymous’un yukarıda sözü edilen eylemlerini yap­ma konusunda çeşitli yöntemleri olduğu biliniyor. Hatta söylendiğine göre Anonymous’un olduğu bilinen herhangi bir siteye bir mail gönderdiğiniz zaman, bu sizin de Anon olmaya gönüllü olduğunuzu gösteriyor ve o sandan itiba­ren bilgisayarınızın kontrolü Anonymous’un eline geçiyor ve sizin parmağınız bile kıpırdamadan, bilgisayarınız Anonymous eylemlerinde kullanılabiliyor. İnternet ve bil­gisayar teknolojisine vakıf olmayan bizler için tam açıkla­mak kolay olmasa da, yaptığımız araştırmalar sonunda Anonymous’un sevmediklerini dize getirmek için uygula­dığı bazı taktikler olduğunu öğrendik…

Bazıları şöyle:

Hizmeti Engelleme Saldırıları

Anonymous üyesi bilgisayar kullanıcıları (kendilerine Anon diyorlar) , web sitelerini çevrimdışı bırakmak niye­tiyle bu siteleri veri bombardımanına tutarlar. Geçmişteki hedeflerinin arasında PayPal ve MasterCard gibi şirket­lerle birlikte CIA’in web sitesi gibi ABD devlet siteleri de yer almıştır. Bu saldırılar, kurbanlar için saldırılara karşı savunma ve güvenliğin iyeleştirilmesi masrafları da dâhil olmak üzere on binlerce dolar masrafa yol açabilmektedir.

Anonymous saldırıları genel anlamda özel değil genel içeriklidir. Yani Anonymous’un saldırıları kendileriyle il­gili değil toplumla veya genel anlamda insanlık durumla­rıyla ilgilidir. Örneğin Türkiye’de internete sansür uygu­lama konusu gündeme geldiğinde BTK’nın (Bilgi Teknolo­jileri ve İletişim Kurumu) ana sayfasına saldırıp çökert­mişler veya eylemci öğrencilere aşırı şiddet uygulandığı zaman da İspanyol polisinin en önemli sitelerine saldırıp onları çökertmişlerdi. Anonymous’un büyük şirketlerin ve finans kurumlarmm, insanlara ciddi zarar veren politika­larına, özellikle de internet ve medya sansürüne karşı yaptıkları eylemleri, ülkelerin ana akım medyaları, basit bilgisayar korsanlığı veya siber terör diyerek geçiştirmişlerdir. Halbuki gelişmiş ülkelerde dahil, Anonymous’un bu saldırıları karşısında çaresiz kalmış, politika değişik­liklerine gitmiş ve ciddi maddi zararlara uğramışlardır.

Hizmeti engelleme saldırılarındaki en büyük destek­lerden biri de LOIC adlı bir yazılım. “Low Orbit Ion Can- non”un kısaltması olan LOIC yazılımı, bilgisayarlarını isteyerek birer Anon’a dönüştürenlerin kullandığı ve Anonymous’a saldırılarında destek olan kişilerin kullan­dığı bir yazılım. LOIC’i bilgisayarınıza kurup ayarlarını yapınca, bilgisayarınız artık Anmoymous’un eline geçiyor ve hizmeti engelleme saldırıları da bu LOIC yazılımı saye­sinde yapılıyor.

Bilgisayar Korsanlığı (Hackİ€m€)

Anonymous bazı durumlarda da bilgisayar sistemle­rine sızarak, kurum içi postalar ve müşteri bilgileri gibi hassas verilere dışarıdan erişim sağlamaktadır. Örneğin, bazı iddialara göre, Sony’nin sistemlerine yapılan bir kor­san saldırısı yaklaşık 100 milyon online bilgisayar oyunu kullanıcısının kişisel bilgilerinin çalınması ile sonuçlandı. Sony popüler PlayStation online ağını bir aya yakın bir süre kapattı ve saldırının kendilerine yaklaşık 171 milyon dolara mal olduğunu iddia etti. Anonymous katılımcıları, saldırıyı grubun yönetmediğini söylediler ancak grupta yer alan bazı kişilerin bu saldırıda yer almış olabileceğini dile getirdiler. Birçok Anon forumunda ise saldırıyı Anony­mous’un gerçekleştirdiği açıkça reddedildi ve bunu yap­manın neden aptalca olacağı konusunda mantıklı açıkla­malar yapıldı.

Kişisel Bilgi Erişimi

İnsanlar hakkında bazı kişisel bilgilere ulaşıp bunları online olarak ifşa etme yoluyla gerçekleştirilir. Bilgi erişimi bir insanın kimlik bilgilerini açıklamakla sonuçlanacağı gibi daha vahim sonuçlarda yol açabilir. Örneğin bazı olaylarda hacktivist’ler kimlik bilgilerini ele geçirdikleri ki­şilerin hayatlarının en özel yönlerini de ifşa edip onları çok kötü durumlara düşürebilir. Darknet Operasyonu sıra­sında çocuk pornosu sitelerinde karşılaştıkları insanların adlarını, telefonlarını vb. internetten herkese yayınlayan Anon’lar adamları aynı zamanda FBI ve İnterpol’e de şikayet ederek çoğunun tutuklanmasına yol açmışlardı.

Daha masum durumlarda ise hacktivistler gıcık ol­dukları kişinin ev veya cep telefonuna saniyede 10 ila 20 arası çağrı yönlendirerek telefonları kullanılmaz hale ge­tirebiliyorlar. Ya da ev adresini bildikleri birine aynı anda 200 tane pizza ısmarlayıp onu zor durumlarda bırakabili­yorlar. Bazı durumlarda ise kişinin evine seks shoplardan porno filmler veya seks oyuncakları gönderme gibi du­rumlar yaşattıkları da oluyor.

İnsanın internet hesaplarının ne kadar özel ve gizli bil­giler içerebileceği düşünülünce bazı durumlarda bu bilgi­lerin internette olduğu gibi açığa çıkmasının da insanı ne durumlara düşürebileceğini tahmin etmek zor değil

Tarihte GSİ (Elektronik Sivil İtaatsizlik)

Bizim bu kitapta kısaca ESİ olarak anacağımız Elek­tronik Sivil İtaatsizlik kavramı aslında Anonymousla bir­likte başlamadı, ama bu kavramı popülerleştiren ve en ba­şarıyla uygulayanlar hiç kuşkusuz Anonymous ekibidir.

Herkesin bildiği gibi, sivil itaatsizlik kavramı popüler kültüre Amerikalı yazar-filozof Herny David Thoreau’nun 1848 yılında yayımladığı Sivil İtaatsizlik adlı kitapla girdi. Thoreau bu kitabında bireyin haklarını yüceltiyor ve değil monarşik liderlerin, demokratik hükümetlerin bile “va­tandaşa rağmen” ayakta durup, canları istediği gibi hü­kümet edemeyeceklerini anlatıyordu. Hikayeye kısaca de­ğinmek gerekirse; Meksika Savaşı’nm ABD hükümetine maliyeti artınca hükümet bir kereliğine ek bir vergi koy­maya karar vermişti. Thoreau bu “kelle vergisi”ni ödeme­sini isteyen yerel polis Sam Staples’in isteğini yerine ge­tirmedi. Üstelik Staples’in “paraya sıkışıksan vergini ben ödeyebilirim” önerisini de geri çevirdi. Thoreau vergisini ödememesini “bir ilke sorunu” olarak açıklayarak, vergi ödeyerek “insan öldürmek için silah satın almak isteyen” köleci bir devletin işini kolaylaştırmak istemediğini be­lirtti. Gelişmeler karşısında cezaevine konulan Tho­reau’nun amacı, tutuklanarak içeri girmek ve böylece dik­katleri kölelik karşıtı harekete çekebilmekti. Ancak, bir gece cezaevinde kalan Thoreau’nun borcu bir yakını tara­fından ödendi ve Thoreau serbest bırakıldı. Thoreau’nun gelişmeler karşısındaki tavrı da netti. Vergi borcunu ken­disi ödemediği için cezaevinde kalmasının hakkı oldu­ğunu söyledi. Ancak, çıkmazsa zorla çıkartılacağı yanıtını alınca mecburen dışarıya çıktı. Thoreau cezaevinden çık­tıktan sonra eylemlerini ve cezaevine giriş öyküsünü me­rak eden kasaba halkına konferanslar verdi. Thoreau’nun bu konferanslarda anlattıkları daha sonra Sivil Hükümete Direniş başlıklı bir manifestoya dönüştü. Bu manifesto Türkçeye de “Sivil İtaatsizlik“ başlığıyla çevrildi.[4]

Kökenini bu felsefeden ve kitaptan alan sivil itaatsizlik kavramı elbette çağa da ayak uydurdu ve Eleştirel Sanat Topluluğu (Critical Art Encemble) adlı bir avant-garde sa­nat grubunun 1995 yılında yayımladıkları Elektronik Sivil İtaatsizlik adlı kitap da yeni çağın siber hacktvist’lerine esin kaynağı oldu. 1994 yılının Guy Gawkes Günü[5] döne­min Britanya Başbakanı John Major’m sokakta yapılan dans festivalleri vb. sanat etkinliklerini yasadışı ilan et­meye kalkışmasını protesto etmek isteyen San Francis­co’lu Zippies adlı bir grup hacktivist Britanya’nın devlet internet sitelerine büyük bir saldırı gerçekleştirdiler ve si­teler neredeyse bir hafta boyunca çökmüş bir halde kaldı. İnternet çağının bu ilk büyük hacktivist olayının Guy Fawkes Günü yapılması ile sonradan bu eylemcileri ken­dilerine örnek alan Anonymous grubunun kendilerine

maske olarak Guy Fawkes maskesini seçmeleri arasında net bir bağlantı olduğunu açıktır.

Bir başka çok önemli elektronik sivil itaatsizlik eylemi de yüzlerce hacktivist’in tarihte ilk kez organize olup mü­zik endüstrisi devi EMI’nin Beyaz Albüm adlı yeni bir ese­rini hackleyerek MP3 dosyalarını yasadışı olarak tüm in­ternette gezdirmeleridir. Uzmanlara göre, 24 Şubat 2004 günü gerçekleşen ve tarihe Gri Salı olrak geçen bu olay bildiğimiz anlamda telif haklarının sonu olmuş ve gerçek­ten de hemen ardından müzik endüstrisi daha esnek ve olumlu yapılanmalara gitmek zorunda kalmıştır. 1994’teki eylemde değilse bile, 2004’teki eylemde Anony­mous üyelerinin çok etkin olduklarını anlamak çok ko­laydır. Zaten Anonymous’un sonraki dönemlerde sıkça dile getirdiği “You call it piracy, we call it freedom!” (Siz ona korsanlık diyorsunuz, biz ona özgürlük diyoruz!) slo­ganı da muhtemelen Gri Salı olayına yapılan direkt bir göndermedir.

Anonymous’un Eylemleri 4chan

Resim tabanlı ilan panosu sitesi olan 4chan (www.4chan.org) resmen 1 Ekim’de faaliyete başladı. Bu site dev bir internet forumu olan ve özellikle Japonya’da popüler olan, görünüşe göre de rastgele içeriğiyle 2chan- nel (www.2ch.net) sitesinden ilham almıştı. 2channel 1999 yılında sahneye çıktı. Aşçılık, sosyal haberler ve bil­gisayar gibi geniş bir konu yelpazesi olan 600’den fazla panosu bulunur. 2channel’in ziyaretçileri genellikle ano­nim gönderiler postalar, ancak sitedeki içeriğin büyük bir çoğunluğu Japoncadır.

4chan’m yaratıcısı ve yöneticisi “tartışmaları” ele ala­rak ilerlemektedir. Raspberry Heaven, aslında Somethin- gAwful.com forum sitesinin alt forumu olan‘Anime Death Tentacle Rape Warehouse’un üyelerinden oluşan bir in­ternet üzerinden söyleşi (IRC) topluluğudur.

2channel ile aynı ruha sahip olan 4chan, insanların anonim olarak gönderi postalamasına izin veriyor. 2chan- nel’dan farklı yanı ise 4chan’m içeriğinin büyük bir ço­ğunluğunun İngilizce olmasıdır. Aslında ağırlıklı olarak İngilizce ve çeşitli internet memleri üzerine dayalı argodan oluşur. İsim bölümüne herhangi bir isim yazmayan her gönderici otomatik olarak “Anonymous” (anonim) olarak kabul edilir. 4chan’daki çeşitli forumların çoğu Japon pop kültürüne dayalıdır ancak en popüler forumları /b/ adını taşıyandır.

/b/’in kendine has büyüleyici bir kültürü var. /b/ fo­rumu merkezli LOLcats, ‘bütün kökleriniz bize ait’ ve Pe- dobear gibi, kullanıcılar tarafından oluşturulan grafiksel memlerin internette dolaştığını görebilirsiniz. Burası bir resim forumu olduğu için gönderilerin çoğu kullanıcıların oluşturduğu grafiklerdir. Genellikle güldürme, rencide etme ya da her ikisini birden yapma amaçlanır. Gönderi­lerin çoğunluğu “Anonymous”tur. Ancak unutmamak gerekir ki bu gibi forumlar dahil tüm internette anonim ola­rak gezen herkes “Anon” kabul edilemez. Sadece canı öyle istediği veya asıl kimliğini gizlemek istediği için internette anonim olarak dolaşmayı yeğleyen binlerce kullanıcı var­dır.

Habbo Hotel Saldırısı

Anonymous tarafından gerçekleştirilen organize ey­lemlerin popüler hedeflerinden biri, sanal otel olarak ta­sarlanan popüler bir sosyal ağ sitesi olan Habbo’dur. Ano- numous’un bir ekip olarak internet âleminde düzenlediği ilk büyük saldırı “ ‘06 Büyük Habbo Saldırısı” olarak bili­nir ve buna müteakip sonraki yılda yapılan saldırı da “ ‘07 Büyük Habbo Baskını” olarak bilinir. Genelde yanlış bili­nen bir durum var: bu saldırı, Alabama’daki bir eğlence parkının, bu parkın havuzunda yüzdükten sonra AIDS bulaşan 2 yaşındaki küçücük çocuğun parka girmesini yasaklamasından ilham almamıştır ve bu olaydan daha önce gerçekleşmiştir. Kullanıcılar önce Afro bir saç stiliyle, gri bir takım elbise giyen siyah adam avatarıyla Habbo si­tesine üye olmuştur. Daha sonra “AIDS yüzünden kapa­tıldığını” öne sürerek havuz girişini bloke etmiş, çağrılar yaparak siteye toplu akın etmiştir. Eylemciler yasaklan­dıktan sonra site yönetimini ırkçılık yapmakla suçlamış ve siteye gamalı haç benzeri şekiller bırakmışlardır. Buna karşılık olarak Habbo yöneticileri, son saldırıdan aylar sonra bile eylemcilerin profiline benzer avatarı olan kulla­nıcıları sıklıkla yasaklamışlardır.

Bu ilk olayda takındıkları insani ve politik tavır aslında Anonymous’un gelecekte yapacaklarının da bir haberci­siydi. AIDS hastası olduğu iddia edilen bir çocuğa yapılan bu insanlık dışı muamele Anonları kızdırmış, belki de ilk defa birlikte hareket etmeleri için onlara ilham vermiştir.

Hal Turner Akını

Anonymous’un ikinci büyük akını da siyasal yapı iti­barıyla birincisini andırmaktaydı. Hal Turner aşırı fikirleri olan ve ancak belli çevreler tarafından takip edilen popü­ler bir Amerikalı radyo sunucusudur. Beyaz ırkın üstün­lüğünü savunan aşırı sağcı Hal Turner’a göre, Aralık 2006 ve Ocak 2007’de kendilerini Anonymous olarak tanıtan kişiler, Turner’m sitesini çevrimdışı bırakmış ve bu da bant genişliği faturalarında ona binlerce dolara mal ol­muştur. Bunun sonucunda Turner, 4chan, eBaum’s World, 7chan ve diğer web sitelerine telif hakkı ihlali yü­zünden dava açmıştır. Ancak ihtiyati tedbir kararı alın­ması talebi reddedilmiş ve mahkemeden mektupları ala­madığı için de dava düşmüştür.

Hal Turner bu olayı sonraları kendi popülaritesini ar­tırmak için kullanmaya çalışmışsa da fazla başarılı ola­mamış, ancak Anonymous tarafından “izlendiğini” iddia ederek dava açmasıyla komik duruma düşmüştür.

Chris Forcand Olayı

Aralık ayına gelindiğinde sadece Anonymous ta­rihinde değil, modern hukuk tarihinde yer alacak bir olay yaşandı. 7 Aralık 2007 tarihinde, Kanada kaynaklı To­ronto Sun gazetesi internet avcısı[6] olduğu iddia edilen Chris Forcand’m tutuklanması hakkında bir haber yayın­ladı. 53 yaşındaki Forcand hakkında 14 yaşından küçük bir kızı baştan çıkarma, fiziksel taciz girişimi, cinsel or­ganlarını gösterme girişimi, tehlikeli silah bulundurma ve gizli silah bulundurma suçlarından birkaç ayrı dava açıldı. Habere göre, Forcand daha polis soruşturması baş­lamadan önce “çocuklara cinsel ilgi duyanları ifşa etmek için uğraşan siber düzen savunucuları” tarafından takip ediliyordu.

Global Television Network kanalı ise bir haberinde, Forcand’m tutuklanmasını sağlayan grubu, bazı üyeleri Forcand tarafından “iğrenç fotoğraflarıyla” ahlaksız teklif aldıktan sonra polisle iletişime geçen, “Anonymous isimli öz-tanımlı internet düzen savunucuları grubu” olarak ta­nımlamıştır. Raporda aynı zamanda bu durumun, ilk kez şüpheli bir internet avcısının, internet düzen savunucu­luğu sayesinde polis tarafından yakalanması olayı olduğu belirtilmektedir.

Chris Forcand olayı Anonymous’u o ana kadar “sadece eğlence olsun diye site çökerten veletler” sanan insanlar üzerinde bile çok etkili oldu. İnternette çocuk pornosu da­ğılımı, hatta çocukların takıldığı sitelere çocukmuş gibi gi­rerek oradan tanıştığı genç kız ve erkek çocuklarına ta­cizde bulunanlara karşı nasıl savaşacağını tam bilemeyen polis teşkilatları belki de bu olaydan sonra tek yolun in­ternet üzerinden savaş olduğuna ikna olmuşlardı. Ceza hukuku tarihinde ilk kez bir şüpheli aslında polislikle il­gisi olmayan, sadece vicdan sahibi genç vatandaşlar tara­fından önce uzun süre takip edilmiş, ardından da tuzağa düşürülerek polise teslim edilmiştir. Anonymous bu olay­dan sonra yayımladığı çeşitli bildirilerde çocuk pornosu meraklılarının ve çocuk tacizcilerinin daima ensesinde olacaklarını ve yakaladıkları herkesi, kim olduğuna zer­rece önem vermeden açıkça teşhir edeceklerini ilan et­mişlerdir.

Chanology (“CHAN’ology) Projesi ve Scientology Tarikatı

Anonymous’un dünya çapında ünlenmesine ise ne ya­zık ki Chris Forcand olayı gibi çok insani eylemleri değil, ünlü sinema oyuncusu Tom Cruise la takışmaları yol açtı. Grup, Scientology Kilisesine karşı gerçekleştirdikleri bir protesto olan Chanology Projesi sayesinde dünya gene­linde ün kazandı.14 Ocak 2008 tarihinde, Scientology Kilisesi’nin Tom Cruise ile yaptığı röportajın yer aldığı bir video internete sızdı ve YouTube’a yüklendi. Scientology Kilisesi, görünen yönüyle telif hakkı ihlali iddiasıyla, aslında ise iç yüzleri­nin ortaya çıkması endişesiyle derhal YouTube’a videoyu kaldırması için dava açtı. Anonymous da buna tepki ola­rak “Chanology Projesini” oluşturdu. Scientology Kilisesi­nin bu davranışını bir tür internet sansürü olarak ilan eden Chanology Projesi üyeleri, Scientology web sitelerine bir dizi hizmeti engelleme saldırısı ve sahte telefon ara­maları düzenledi ve Scientology merkezlerine tamamen si­yah sayfalardan oluşan fakslar yolladı. Bildiğiniz gibi bu tür faksların bir makineye otomatik olarak gönderilmesi sonucu makinenin tüm kartuşu çok kısa sürede bitmek­tedir…

21 Ocak 2008 tarihinde, Anonymous adına konuştu­ğunu iddia eden bireyler “Scientology’ye Mesaj” başlığıyla YouTube’a gönderdikleri bir video ile ve hem Kiliseye hem de Dini Teknoloji Merkezine “Scientology karşı Savaş” ilan eden basın açıklaması ile amaçlarını ve hedeflerini du­yurdular. Bu videoyu şu linkte izleyebilirsiniz:

http: / /www.voutube.com/watch?v=JCbKv9viLiO

Bu basın açıklamasında, konuşma özgürlüğü hakkını savunmak ve Kilise üyelerinin ekonomik olarak sömürül­mesi olarak gördükleri durumu sona erdirmek için, gru­bun Scientology Kilisesine yapılan saldırılarına devam edeceği belirtildi. 28 Ocak 2008 günü ise, herkesi 10 Şu­bat 2008 tarihinde Scientology Kilisesi merkezlerinin önünde bir protesto gerçekleştirmeye çağıran “Eylem Çağ­rısı” videosu YouTube’da yayınlandı. 2 Şubat 2008 tari­hinde, Orlando’nun Florida kentinde bir Scientology Kili­sesi merkezinin önünde 150 kişi Kilise’nin uygulamalarını protesto etmek için toplandı. Kaliforniya’nın Santa Bar­bara kentinde ve İngiltere’nin Manchester kentinde küçük protestolar gerçekleştirildi. 10 Şubat 2008’de, yaklaşık 7000 kişi dünya genelindeki 93’ten fazla şehirde protes­tolara katıldı. Protestocuların çoğu V for Vendetta filmin­deki (Guy Fawkes’ten esinlenilmiş) “V” karakterinin mas­kelerini takmış ya da kilisenin misillemesinden kendile­rini korumak için kimliklerini gizlemişti. Kitabımızın ön­ceki bir yerinde belirttiğimiz gibi, bizce Guy Fawkes mas­kesinin seçilmesinin tek nedeni Vfor Vendetta filmindeki karakterin taktığı maske değildir, Anonymous üyeleri ağa­beyleri San Franciscolu Zippies grubunun ilk eylemlerini düzenledikleri günün bir Guy Fawkes Günü’ne denk gel­mesinden esin almış da olabilirler.

Anonymous, protestolarının ikinci dalgasını 15 Mart

tarihinde Boston, Dallas, Chicago, Los Angeles, Lon­dra, Paris, Vancouver, Toronto, Berlin ve Dublin’in de ara­larında bulunduğu birçok dünya şehrinde gerçekleştirdi. Dünya genelinde katılımın ilk dalgaya benzer bir rakam olan “7000 ile 8000 arasında” tahmin edilmektedir. Üçüncü dalga protestolar ise 12 Nisan 2008’de gerçek­leşti. “Yeniden Bağlanma Operasyonu” ismiyle, Sciento­logy Kilisesinin dışarıyla bağlantısızlık politikasına karşı bilinç oluşturma hedefleniyordu.

17 Ekim 2008’de, New Jerseyli 18 yaşındaki bir genç kendini Anonymous’un bir üyesi olarak tanıttı ve Scien­tology Kilisesinin web sitelerine karşı Ocak 2008’de ger­çekleştirilen hizmeti engelleme saldırılarına katıldığı su­çunu kabul edeceğini belirtti. Protestolar devam etti ve Anonymous, Tom Cruise’un oynadığı bir film olan Valky­rie \n galası gibi medya etkinliklerinden de protesto ey­lemleri için bol bol faydalandılar.

Scientology Kilisesi’ne karşı yapılan saldırılar Anony­mous tarihinde özel bir durum oluşturmaktadır. Bundan önce veya sonra Anonlar ünlülere saldırma yoluyla ken­dilerine prim sağlamaya kalkışmamış ve saldırının sade “zenginlerin paralarını sömüren” bir tarikat olan Sciento­logy Kilisesi’ne özel bir durum olduğu kanısı güçlenmiş­tir.

Epilepsi Vakfı Olayı

28 Mart 2008’de, Wired News sitesi “internet gıcıkları­nın”9 Amerikan Epilepsi Vakfı tarafından yönetilen bir epi­lepsi destek forumuna saldırdıklarını bildirdi. Fotoğrafa ve desenlere duyarlı epilepsi hastalarının kasılma nöbetlerini ve migren ağrılarını tetiklemek için JavaScript kodları ve flash bilgisayar animasyonları siteye gönderilmişti. Wired News’a göre, ikinci dereceden kanıtlar saldırının Anony­mous tarafından gerçekleştirildiği hissini veriyordu. Çünkü ilk saldırıda epilepsi forumuna gönderilen iletiler “eBaum’un Dünyası”nı suçluyordu. Epilepsi forumu üye­leri Anonymous’un kalesi olarak bilinen 7chan.org adlı image board’da saldırının planlandığı bir başlık bulduk­larını iddia ediyorlardı. Bu başlık böyle resimli forum si­telerinin hepsinde eninde sonunda olduğu gibi silinme sü­recine alındı.

Tek uğraşları internette başka insanları rahatsız etmek olan in­sanları anlatan bir argo terim.

News. com. au’nun raporuna göre, 7chan.org’un yöneti­cileri saldırıların “Anonymous’un imajını mahvetmek ve kendi örgütlerine karşı yapılan yasal eylemlerin etkisini azaltmak için” Kilisenin meşru hedef politikası altında ve Scientology Kilisesi tarafından gerçekleştirildiğini” iddia eden açık bir mektup yayınladı. Genel tavır olarak dü­şündüğümüzde ise, bizim fikrimiz bu olayın Anony­mous’un düşünce yapısıyla pek de örtüşmediği yönünde­dir. Yaptıkları eylemlerde genelde toplum yararını gözeten Anonymous gibi bir oluşumun epilepsi hastalarının kriz­lerini tetiklemek için bir eylem gerçekleştirmeleri çok da mümkün görünmemektedir. Ancak şu da unutulmamalı­dır ki Anonymous çok farklı yapıda bireylerden oluşan ve yapı itibarıyla kesinlikle homojen olmayan bir ekiptir. Bir­çok konuda birlikte hareket eden grup üyelerinden bazı­larının başka birtakım konularda haince ve uygunsuz ey­lemlere girişmeleri çok da olanaksız değildir.

Anonymous – SOHH ve Anonymous – AIIHipHop Çatışmaları

Haziran 2008’in sonlarında, kendilerini Anonymous olarak tanıtan kullanıcılar, SOHH (Online Hip Hop’u Des­tekleyin) web sitelerine düzenlenen bir dizi saldırının so­rumluluğunu üstlendi. Saldırıların, SOHH üyelerinin “ Just Bugging Out” isimli forumlarında Anonymous üye­leri hakkında yaptıkları hakaretlere misilleme olarak baş­latıldığı belirtildi. Web sitesi saldırıları aşamalı olarak ya­pılmıştı. Anonymous üyeleri ilk olarak SOHH forumlarına akm etmiş ve bunun sonucunda da forum kapatılmıştı.

23 Haziran 2008 tarihinde de kendini Anonymous olarak tanıtan grup, web sitesine hizmeti engelleme saldırıları düzenledi ve sitenin hizmet kapasitesinin %60’ını etkisiz hale getirdi. 27 Haziran 2008’de hackerler, web sitesinin ana sayfasını sayısız ırkçı klişeler ve hakaretlerle dolu alaycı resimler ve başlıklarla tahrif etmek amacıyla, site­ler arası betik çalıştırmayı kullanmış ve aynı zamanda da SOHH çalışanlarının bilgilerini çalmıştır. Tahrif olayının sonrasında, web sitesi yönetim tarafından geçici olarak kapatıldı. Hiçbir bağlantısı olmayan AllHipHop sitesinin forumları da akma uğradı. 30 Haziran günü SOHH ana sayfasında bir bildiri yayımlayarak “siber-teröristlerin hip- hop’a ilgi duyan siyah, Latin kökenli, Asyalı ve Yahudi gençleri hadaf aldığını” duyurdu. FBI soruşturmaları so­nucunda siteye saldırıyı düzenleyen hacktivistlerin ço­ğunluğunun Teksas’m Waco şehrinden oldukları bilgisine ulaşıldığı açıklandı. SOHH sitesinin kurucusu ve sahibi Felicia Palmer siteye saldıranların sadece “dalgacı çocuk­lar” olmadıklarını ve ırkçı söylemleri nedeniyle cezalandı­rılmaları gerektiğini söyledi.

SOHH ve AllHipHop saldırılarının Anonymous’un genel yapısı itibarıyla dışarıda kalan saldırılar olarak görülmesi gerektiğini düşünürken, Anonymous’un en zayıf yanının bir lider veya somut düşünce çerçevesinde hareket eden, homojen bir yapı olmadığını göz önünde bulundurmalıyız. Bir zaman önce beyaz ırkçı Hal Turner’a saldırıp ona za­rar veren Anonymous’un başka bir zamanda da siyahlara karşı ırkçı saldırılar gerçekleştirebilmesi, grubun genel ya­pısının homojen olmamasının en büyük kanıtıdır

‘No Cussing Club’ Olayı

McKay Hatct diye 14 yaşında bir çocuğun 2007’de California’da başlattığı “No Cussing Club” diye bir kulüp var. Çocuk küfürlü konuşmaya (cussing), kaba saba davra­nışlara, kabadayı tavırlı çocuklara vs. karşı çıkıp ailesiyle birlikte böyle güzel bir akım başlatmış ve epeyde başarılı olmuş. www.nocussing.com sitesinin ve akımının şu anda 20.000’den fazla üyesi var. Ocak 2009’da ise Anony- mous üyeleri bu sefer açıkça “fırla- malık” olarak nitelendirilebilecek bir eyleme imza attılar. No Cussing Club’ı yöneten Mckay Hatch Anonlarm bu seferki hedefiydi. Hatch’in ev adresi, telefon numarası ve diğer kişisel bilgileri internete sızdı­rıldıktan sonra ailesi nefret ifade eden postalar, taciz tele­fonları ve sahte pizza ve porno teslimatları almıştı. Anonlarm şimdiye kadar yaptığı en acayip eylem olan “No Cussing Club” olayının gırgır olsun diye başlayıp sonra­dan çığırdan çıktığı gibi bir izlenime kapılmak mümkün…

Youtube Porno Günü

Mayıs 2009’da Anonymous bu kez telif haklarının farklı yorumlanması üzerine bir eylem gerçekleştirdi. Bi­lindiği gibi, geleneksel anlamda telif haklarının nitelikleri ve sınırları bellidir. Oysa, Anonymous gibi bazı internet grupları internet çağıyla birlikte tüm kavramlarım ciddi bir değişim geçirdiği, bu nedenle başta müzik eserleri ol­mak üzere telif haklarında yeni ve cesur düzenlemelere gi­dilmesi gerektiğini savunmaktadır. Aşağıdaki tipik bir ör­neğini göreceğiniz mesajlarda geleneksel telif haklarının Anonymous tarafından nasıl yorumlandığı görülebilir. “You cali it piracy, we cali it freedom!” (Siz ona ‘korsanlık’ diyorsunuz, biz ise ‘özgürlük’ diyoruz!”) sözü bir mem ola­rak uzun zamandır internette dolanmaktadır. Anonymous telif hakları konusundaki bu fikirlerinin propagandasını yapmak için telif hakları konusunda en dikkatli olan ku- rumlardan birini, YouTube.com’u kendine hedef olarak seçti.

20 Mayıs 2009’da, Anonymous üyeleri YouTube.com’a sayısız porno videosuyükledi. Bu videoların birçoğu jonas Kardeşler” gibi dostça veya aile videosu çağrışımlı eti­ketlerle yüklenmişti. YouTube.com büyük bir seçme ça­bası harcayarak, bu yüklenen videoların tamamını kal­dırdı.

İlerleyen günlerde BBC, saldırıların YouTube.com’dan müzik videolarının silinmesi yüzünden “4chan” tarafın­dan gerçekleştirildiğini belirten eylemcilerden biri ile ileti­şime geçti. BBC News, olayın mağdurlardan birinin daha sonra bir internet mem’i olan şu yorumu yazdığını belirti­yordu: “Ben 12 yaşındayım ve bunlar ne ya?”

2009 İran Seçimlerini Protesto Eylemleri

Haziran 2009’da İran’da yapılan cumhurbaşkanlığı se­çimleri Anonymous’un tarihinde büyük öneme sahip bir başka olay olmuştur Bu seçimleri protesto ederek hem İranlı rejim muhaliflerinin destekleyen, hem de İran’daki rejimin meşruluğunu tartışmaya açan bazı Anon grupları Anonymous içinde önemli tartışmaların da fitilini ateşle- mişlerdir.

İran cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinecad’ı kazanan olarak ilan eden Haziran 2009 İran Cumhurbaşkanlığı se­çiminin sonuçlarının açıklanmasıyla, oylama sonuçla­rında hile yapıldığı iddialarının ardından binlerce İranlı çeşitli protesto gösterilerine katıldı. Anonymous çeşitli İranlı hackerlar ve The Pirate Bay[7] ile birlikte Anonymous İran isimli bir İranlı Yeşiller Partisi Destek sitesi açtı. Site dünya genelinde 22.000’den fazla destekçi sayısına ulaştı ve İran hükümetinin internetteki protesto haberlerini sansürleme girişimlerine rağmen dünya ile İran arasındaki bilgi alışverişini sağladı. Site protestoları gerçekleştiren İranlılara kaynak ve destek de sağlıyordu. Anonymous, İran hakkında kısa bir video yayınlamış ve Anonymous’un protestoları destekleme sebebini ilan ettiği bir bildirgeyle İran hükümetine bir mesaj göndermişti. Destek ve kaynak sağlamanın yanı sıra, site aynı zamanda Green Brief (Ye­şil Bilgi) lakaplı yeraltı gazetecisi Josh Şehriyar’m günlük olaylar hakkmdaki raporlarını da sunmaya devam etti.

Ne var ki, Anonymous’un İran saldırısı Anon’ların ge­nelinin şimdiye kadar en az onayladıkları eylem oldu. AnonOps.blogspot.com’da yazanların ezici bir çoğunluğu saldırıyı gerçekleştirenleri şöyle veya böyle yönetilse de bağımsız olan bir ülkenin iç seçimlerine karışmakla, hatta ABD/İsrail çıkarlarının sözcüsü olmakla suçladılar. Anonlarm büyük çoğunluğu saldırıyı gerçekleştirenlerin Anonymous ruhuna sahip olmayan yeniyetmeler, hatta belki de parayla tutulmuş hacktivistler olduklarını iddia ediyorlardı.

İran seçimleri Anonymous’un aslında sanıldığı kadar apolitik bir yapıya sahip olmadığını ortaya koyması açı­sından da ilginç bir eylem olmuştur. Blog’da yazanların arasında, ABD’nin İran’da açıkça desteklediği rejim mu­halifi silahlı bir grup olan Cundullah’tan bile söz edenle­rin olması, yazanların politik açıdan gerçekten donanımlı insanlar olduklarını ortaya koymaktadır. Üstelik bazı kul­lanıcılar da İran seçimlerine yapılan gereksiz müdahale ile Venezuela’ya yapılan saldırıları aynı biçimde lanetlemekte ve Anonymous’un ABD çıkarlarının savunucusu bir grup gibi gösterilmesini destelememektedirler.

Skynet Projesi ve Titstorm Operasyonu

İran seçimlerini protesto gösterilerinin ardından kuru­lan Skynet Projesi, Anonymous tarafından Haziran 2009’da dünya genelinde internet sansürüne karşı savaş­mak için kuruldu. O zamana kadar siber savaşlarını ge­nellikle telif hakları vb. konularda sürdüren Anonymous bizce bu tarihten itibaren artık kendi gerçek kimliğine ka­vuşmuş ve ayakları yere tam basan bir eylem grubu ha­vasına bürünebilmiştir. Çünkü Anonymous’un o güne ka­dar yaptığı yarı şaka yarı ciddi tüm eylemler genellikle kendilerinden önceki veya çağdaşları protesto gruplarıyla benzer amaçlara hizmet ediyordu. Oysa bu tarihten sonra üstlendikleri “tüm dünyada sınırsız internet özgürlüğü” misyonu Anonymous’un elektronik sivil itaatsizlik tarihi içindeki gerçek yerine oturmasını sağlamaktadır.

Bu yeni misyonun ilk büyük eylemi olan Didgeridie Operasyonu Eylül 2009’da başladı. Avustralya hükümeti internet servis sağlayıcılarına (ISS – ISP) düzeyinde inter­net sansürü uygulamayı planlıyordu. Sözde amaçları her zaman ve her yerde olduğu gibi “toplumun, özellikle de ço­cukların ahlaki gelişimine zarar verecek sitelerden onları uzak tutmak”tı! 9 Eylül’de Başbakan Kevin Rudd’un web sitesine Anonymous tarafından düzenlenen bir hizmeti engelleme saldırısı sitenin bir saat kapalı kalmasına yol açtı.

Birçok hükümet image boardlara erişimi yasaklamaya başladıktan sonra, Eylül 2009’da Anonymous “sivil hak­ları korumak için” yeniden uyandı. Almanya’da Krautc- han.net sitesinin kara listeye alınması herkesi öfkelen­dirdi, ancak bardağı taşıran son damla Avustralya hükü­metinin ISS düzeyinde internet sansürü planlarıydı. Bu politikaya Stephen Conroy öncülük ediyordu ve bu adam 2007 yılında seçildiğinden beri Rudd hükümeti tarafından oldukça saldırgan bir şekilde yönlendiriliyordu.

Eylül akşamı Anonymous, başbakanın web sitesini dağınık bir hizmet engelleme saldırısı ile çökertti. Site yak­laşık bir saat boyunca çevrimdışı kaldı. 10 Şubat 2010’un sabahında, Anonymous “Titstorm Operasyonu” kod adıyla daha hazırlıklı bir saldırı düzenledi. Bu saldırı ile başba­kanın sitesi tahrif edildi, Avustralya parlamentosunun web sitesi üç gün boyunca kapalı kaldı ve neredeyse İleti­şim Dairesi’nin web sitesi çökertiliyordu. The Autralian ga­zetesi daha sonra her iki saldırının da küçük bir etki ya­rattığını, çünkü hükümetin “(ikinci) saldırının geldiğini bildiğini ama durduramadığını” ileri sürdü.

Şubat 2010’da sabah 8’den itibaren, yaklaşan in­ternet filtreleme yasası üzerine, Avustralya hükümetine karşı bir saldırı başlatıldı. Saldırının nedeni hükümetin küçük göğüslü kadın pornosu (burada bu kadınların re­şit olmadıkları algılanmaktadır) ve kadın ejakülasyonu sansürünü bahane ederek, genel anlamda seks sansürü başlatmak istemesiydi. Anonymous saatler öncesinden YouTube’a, Kevin Rudd ve Seven News haber sitesni he­def alan bir istek listesi ve bu istekler gerçekleştirilmezse yapılacak olan eylemlerin belirtildiği bir video yükledi. Protesto, Avustralya Hükümetinin web sitelerine karşı dağmık bir hizmeti engelleme saldırısından oluşuyordu. Sansür karşıtı AvustralyalI gruplar bu saldırının sadece kendi davalarına zarar verdiğinden, Avustralya hükümet üyelerinin saldırıyı umursamadığından ve saldırılar bit­tikten sonra hizmeti yeniden başlatacaklarını belirtme­sinden şikâyetçiydi. Saldırıların analizleri en yüksek bant genişliğinin 17 Mbit olduğunu gösteriyordu ve bu rakam diğer hizmeti engelleme saldırıları göz önüne alındığında küçük bir rakam olarak kabul edilebilir. Buradan da Anonymous’un sansür karşıtı grupların fikirlerini dikkate aldığı ve geniş çaplı bir saldırı gerçekleştirmediğini düşü­nebiliriz.

Oregon Çay Partisi Saldırısı

Temmuz 2010’da ABD’de Oregonlu bir siyasal grup hiç neden yokken garip bir hareket yaptılar ve Anonymous’un artık dünyaca ünlü olan sloganı “Biz Anonymous. Biz lej­yonuz. Biz unutmayız. Biz affetmeyiz. Bizi bekleyin”i ol­duğu gibi alıp ABD bayrağının üzerine konduruverdiler! Eminiz başta Anonymous olmak üzere, herkes epey bir şaşırmıştır, ama Anonlar yine de aşın bir tepki gösterme­diler. Sadece, partinin Facebook sayfası resim makrosu ve alevlerle baskına uğradı. Birkaç saat içinde Çay Partisi bir mesaj yayınladı: “Anonymous becerilerinizi takdir ediyo­ruz ve taktiklerinize gıpta ediyoruz. Bize düşündüğünüz­den çok daha fazlasını öğrettiniz. İsteğiniz üzere artık Anonymous alıntısını kullanmıyoruz.” Bu baskından sonra partinin facebook sayfası kaldırıldı ve Ning sayfası da sadece üye erişimine sınırlandı.

Ödeşme Operasyonu (Operation Payback)

Birçok web sitesinin telif haklarına (şimdilik) karşı gö­rünen bir biçimde müzik veya film paylaşımı sağladığı bi­linmektedir. Bu durumda bazı firmalar bu siteleri önce uyarır, ardından da bu siteleri çökertmek için çeşitli fir­maları tutarlar. Hindistan merkezli bir kuruluş olan Aip- lex Software de bu işi için tutulan karşı-saldırı şirketleri arasında en bilinenlerinden biridir. 2010’da çeşitli Bolly­wood[8] şirketleri yazılım temizleme uyanlarına cevap ver­meyen web sitelerine hizmeti engelleme saldırıları başlat­mak için Aiplex Software’i tuttu. Korsan eylemciler de mi­silleme yapmak için Eylül 2010’da Payback (Ödeşme) Operasyonu’nu oluşturdu. Asıl plan doğrudan Aiplex Sotware’e saldırmaktı ancak hizmeti engelleme saldırısından birkaç saat öncesinde, başka bir bireyin şirketin sitesini kendi başına çökerttiğini öğrendikten sonra, Ödeşme Operasyonu telif hakkı zorunluluğu olan kurumlar, hu­kuk büroları ve diğer web sitelerine yönlendirildi. Bu da saatler içerisinde korsanlık karşıtı gruplara ve hukuk bü­rolarına karşı çoklu hizmeti engelleme saldırılarına dön­üştü.

2 Nisan 2011’de, Anonymous’un, Ödeşme Operasyo­nunun bir parçası olarak medya devi Sony’ye karşı #op- sony isimli bir saldırı başlattığı iddia edildi. Söylenenlere göre, Anonymous, PlayStation ağını ve bağlantılı diğer PlayStation web sitelerini çökerttikleri için bu saldırıyı bir başarı olarak görmekteydi. Sony, Anonymous’un eylem­leri arasında çalışanların ve ailelerinin kişisel tacizlerinin de yer aldığını iddia ediyordu. Sonuç olarak, PlayStation Ağı uzun süreli kesintiler yaşadı. Anonymous ise bu du­rumun kendi taraflarından resmi olarak onaylanmış bir eylem olmadığını ama Anonymous’un alt grupları tarafın­dan yapılmış olabileceğini iddia etti.

Sony firması ev yapımı yazılımların PlayStation 3’te (PS3) çalışmasını sağlayan popüler aracın kod yazarı olan George Hotz’a (diğer adıyla GeoHot) karşı yasal işlem baş­lattıktan sonra Anonymous’un dikkatini çekmişti. Buna ek olarak, Sony aynı zamanda Linux’u PS3’e uyarlamaya çalışan Alexander Egorenkov’a (diğer adıyla Graf_Chokolo) karşı yasal işlem başlattı. Hotz ve Egorenkov’un bunu yapmasının nedeni Sony’nin, sistemin OtherOS özelliğini kaldırma kararı ve bunun da Linux kullanımını mümkün kılmasıydı. Bu ikili, araştırmaları ve teknik beceri açısm- dan saygı kazanmış olsa da Sony’nin hukuk ekibinin de dikkatini de çekti. Hotz’a karşı açılmış olan bir dava da Anonymous’un dikkatini çekti. Anonymous Sony’nin ko­nuşma özgürlüğü sınırını aştığını ve bu yüzden de bu ey­lemleri gerçekleştirdiklerini iddia etti. Saldırının ilk saat­lerinde Sony, playstation.blog üzerinden yaptığı bir açık­lamayla sitelerinin bakımda olduğunu ve sorunu çözmeye çalıştıklarını duyurdu.

Oysa, bu olanlardan sadece birkaç saat önce Anony­mous, Sony’nin GeoHot ve Graf_Chokolo’ya karşı yasala­rın sağladığı en ağır silahları kuşanarak girdiği mücade­leye, açık savaş ilanı ile karşılık vermiş ve Sony’nin sitelerini çökerteceğini ilan etmişti.

Anoymous imzasıyla yayımlanan bir bildiride Sony’ye şunlar söyleniyordu:

“Kendi müşterilerinizi sadece enformasyona sahip ol­dukları ve paylaştıkları için mağdur ettiniz ve bu enfor­masyona erişmek isteyenleri hedef almaya devam ediyor­sunuz. Böyle yaparak sadece enformasyonun özgürce da­ğıtılmasını isteyen binlerce masum insanın özel hayatına tecavüz ettiniz.”

Daha önceleri ise Sony, George Holtz’la yasal yollarla mücadele etmekle kalmamış, yargıç kararıyla geohot.com sitesine ziyarette bulunan herkesin IP’sine erişim hakkı elde ederek cepheyi büyütmüştü. Sony ayrıca GeoHot’un Youtube kanalını izleyenlerin bilgisini de talep etmiş ve PayPal hesabının dökümlerini elde etmişti. Sony’nin bu yaptıkları üzerine harekete geçen Anonymous, tehdidini kamuyla bir basın açıklamasının yanı sıra Youtube’a koy­duğu bir video ile de paylaştı. Video internete kondukça kaldırıldı ve kaldırıldıkça da çeşitli farklı tag’ler altında tekrar internete kondu. Şu anda da eminiz internette bir yerlerdedir, ama burada link veremiyoruz.

Olaydan bir süre AnonOps Communications’da yayım­lanan bir bildiride ise Anonymous, Sony saldırısıyla ilgisi olduğunu doğrudan reddediyordu. Çünkü saldırı sıra­sında birçok Sony müşterisinin kredi kartı bilgileri çalın­mış ve dijital olarak bırakılan izlerden birinde açıkça Anonymous görülüyordu. Anonymous ise net olarak iki şey söyledi:

Biz asla kredi kartı hırsızlıklarına bulaşmadık ve bu­laşmayız.

Bunu yapacak olsaydık bile, ardımızda en küçük bir iz bulamazdınız.

Görüldüğü gibi, Ödeşme Operasyonu çok büyük bir operasyon olmakla birlikte Anonymous’un yapacağı bir operasyon gibi görünmektedir, ancak kendilerinin genelde yapmadıkları bir biçimde, bu operasyonu reddetmeleri de operasyonun Anonymos tarafından yapıldığına şüpheler düşürmektedir.

Assange’ın İntikamı Operasyonu

Herkesin hatırlayacağı gibi, 2006 yılında wikileaks.com adlı bir site kuruldu. O site ve editörü AvustralyalI Julian Assange o günden bu yana dünyanın her yerindeki politi­kacıların korkulu rüyası. ABD’nin Irak’ta yediği haltlar­dan tutun da Kenya’da yaşanan yargısız infazlara kadar her konuda söyleyecek sözü olan WikiLeaks dünya medya tarihinde kendine özgü bir yeri çoktan edindi, ama bu ki­tabın konusu WikiLeaks veya Assange değil. Temmuz

tarihinde WikiLeaks ABD ordusunun Afganistan Sa­vaşı sırasında, 2004-2009 yılları arasında tutmuş olduğu

92 belgeyi dünyanın en büyük ve önemli gazeteleriyle birlikte açıkladığı zaman dünya ayağa kalktı.

Ardından Kasım 2010’da WikiLeaks, gizli ABD diplo­matik yazışmalarını da yayımlamaya başlayınca, ABD hü­kümeti iyice zor durumda kaldı. Çünkü bu yazışmalarda (Türkiye da dahil) dünyanın birçok ülkesinin yöneticileri, politikacıları veya etkin insanları hakkında akla gelebile­cek her türlü bilgi, belge ve fikir en gayrı resmi dille açık­lanıyordu. Assange yayınlamayı durdurması için yoğun baskıya maraz kaldı. İşte burada devreye Anonymous girdi ve WikiLeaks’i desteklediğini açıkladı. Ardından da WikiLeaks karşıtı tutumlar benimsedikleri için, Amazon, PayPal, MasterCard, Visa ve İsviçre bankası PostFinance gibi dünyanın en önde gelen ticari ve mali kuruluşlarına karşı hizmet engelleme saldırıları başlattı. Aralık’taki bu ikinci cephe saldın “Assange’m İntikamı Operasyonu” kod adıyla gerçekleştiriliyordu. Saldırılar ile birlikte hem MasterCard hem de Visa’nm sitesi 8 Aralık’ta çökertildi. Pan- daLabs’daki bir tehdit araştırmacısı, Anonymous’un aynı zamanda WikiLeaks’m kurucusu Julian Assange Lon­dra’da tutuklandıktan ve İsviçre’ye teslim edilmesine isti­naden kefalet talebi reddedildikten sonra, İsviçreli savcı­ların web sitelerini çökerten bir saldırı gerçekleştirdiğini de söyledi.

Bradical Operasyonu

Julian Assange’m WikiLe­aks üzerinden açıkladığı bel­geleri nasıl ele geçirdiği Ameri­kan istihbarat örgütlerinin sıkı bir araştırması sonucu or­taya çıktı. İddialara göre, bel­geleri sızdıran Er Bradley Manning’ti ve Er Manning Mayıs 2010’da casusluk suçla­masıyla Irak’ta tutuklanarak hemen Quantico’daki Deniz Kuvvetleri Hapishanesi’ne gönderildi. Bu andan itibaren de iddialar havalarda uçuşmaya başladı. Manning’in maksimum güvenlik alanında tecrit edilmesi ve intihar eğilimine karşı, gardiyanların sürekli sözlü kontrolü ve zorla elbiselerini soyma uygulamalarıyla gözlenmesi ile il­gili olarak kötü muameleye uğradığı bunlardan sadece ba­zılarıydı. Askeri yetkililer uygulamanın anormal ya da kötü muamele olduğunu reddettiler. İstifasına neden olan bir olaydan sonra, Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Philip J. Crowley, Er Bradley’e yapılan muameleleri kınayan bazı açıklamalarda bulundu. Durum bu kadar yetkili bir ağız tarafından da itiraf edildikten sonra iş bir kez daha Ano­nymous’a düştü. Manning’in tutuklanması ve gördüğü muamelelere karşılık olarak Anonymous, iletişim ağına si- ber saldırı düzenleyerek, personel hakkmdaki özel bilgi­leri ifşa ederek ve diğer taciz metotlarını kullanarak Quan- tico’daki çalışmaları sekteye uğratma tehdidinde bu­lundu. “Bradical Operasyonu” isimli operasyonda, sözcü Barett Brown, bunun iddia edilen kötü muameleye doğ­rudan tepki olacağını açıkladı. Askeri yetkililer tehdit kar­şısında kanuni yaptırımlar uygulanacağı, olayın terörle mücadeleye sevk edildiği ve bir soruşturma talebinde bu­lundukları cevabını verdi.

Anonymous bu tehditleri ciddiye almadı ve “vatana ihanet” dahil birçok suçlamayla karşı karşıya olan Er Bradley Manning’in yanında olduğunu ve kendisine des­tek olacağını açıkladı. Er Manning’e kötü muamelede bu­lunanların, onu ihbar edenlerin ve üstlerinin saldırıya uğ­rayacağını söyledi. İbret olsun diye de, hedef seçtikleri iki kişinin, Savunma Bakanlığı Basın Sözcüsü Geoff Morell ve Manning’in maddi ve manevi işkenceye tabi tutulduğu hapishanenin müdürü Denise Barnes’m internetteki tüm bilgilerini yayımlayacaklarını söylüyorlardı. Manning’e bir hafta içinde düzgün giysiler, yatacak bir yer, düzgün ye­mekler, istediği kitaplar vb. verilmemesi durumunda ise başta bu iki kişi olmak üzere hedef aldıkları herkesin tüm sırlarını internette ifşa edeceklerini söyleyen Anonymo­us’un cümlesi gayet netti: “İnternette kimse saklanamaz!”

O günlerde yapılan bir internet oylamasında ise ziya­retçilere Anonymous hakkında ne düşündükleri soruldu­ğunda % 6’sı bir fikirleri olmadığını, %17’si Anony- mous’un cani olduğunu söylerken, 577’si ise Anonymo- us’un “kahramanlardan oluşan bir grup olduğunu” be­lirtmekteydi.

Anonymous bu olanlar üzerine banka hesaplarına karşı saldırıya geçti ve ilk aşamada 500.000 doları başta Kızılhaç ve Çocukları Koruyalım gibi sosyal dayanışma kuruluşlarının hesaplarına aktardılar. Ardından yapılan onlarca hizmeti engelleme saldırıdıyla başta ABD Deniz Kuvvetleri olmak üzere birçok devlet kuruluşuna bağlı pek çok site belli arlıklarla çökertildi ve Bradley Man- ning’in 2012 yılı Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilme­sine kadar gelen sürç hâlâ sürüyor…

Leakspin Operasyonu

Hollanda polisi 16 yaşındaki bir genci bir botnet[9] oluş­turmak ve Mastercard.com ve Visa.com gibi sitelere ba­ğımsız olarak hizmeti engelleme saldırıları düzenlemekten tutukladıktan zaman Anonymous’a zamanında dahil olanlar ve şu an var olanların bir bölümü diyalogu teşvik etmek ve WikiLeaks erişimlerini genişletmek gibi daha uzun vadeli güvenilir hedeflere yönelme kararı aldı.

İsmi “Leekspin” adlı bir komik animasyonun kelime oyunu olan Leakspin, Ödeşme Operasyonu taktiklerinden keskin bir ayrılışı temsil ediyor. Tek odak noktası WikiLe­aks yanlısı hareketin düşmanlarına karşı saldırıdan çok, kamunun yararına olacak materyalleri yaymaktı. Bu da potansiyel olarak medya kuruluşlarını ve halkı, bir pro- testo şekli olarak hizmet engelleme saldırılarının etikliği ve hassasiyeti veya Julian Assange’m mevcut yasal sıkın­tılarından çok, yayımlanan diplomatik belgeler ile açığa çı­kan meselelere yöneltecekti.

Leakspin Operasyonu katılımcılarının ve düzenleyicile­rinin, Anonymous’un Chanology Projesi gibi büyük bir küresel eylem hareketi üzerine çalıştıkları kesin değildir. Tüm dünyada WikiLeaks temalı gösteriler gerçekleştirildi ancak birbirinden bağımsız olarak yapılmışa benziyor­lardı. Kaldı ki, Leakspin Operasyonu’nun Anonymous topluluğu içinde ne kadar destek bulduğu hakkında bir bilgi vermek de oldukça zor. Bu nedenle bu kısa bilgiyi burada fazla uzatmak istemiyoruz…                              

Fine Gael Operasyonu

İşçi Partisi ile koalisyon hükümeti kurmuş olan İrlanda merkez sağ partisi Fine Gael’in web sitesi de The Jour­nal.ie’ye göre, 2011 seçim kampanyası sırasında Anony­mous tarafından hacklendi. Parti seçim kampanyası ola­rak “Bize ne düşündüğünüzü söyleyin” sloganını kullanı­yordu. Site, Anonymous’un logosunun olduğu ve şu söz­lerin yazdığı bir sayfa ile değiştirildi: “Hiçbir şey güvenli değil, siz bu siyasi partiye inanıyorsunuz ve onlar sizi ko­rumak için hiçbir önlem almıyorlar. Size konuşma özgür­lüğü sunuyorlar ancak sesinizi sansürlüyorlar. UYANIN!

Bu operasyon gerek yapılış tarzı, gerekse de kapsamı­nın darlığıyla Anonymous’tan çok, kendisine bağlı alt bi­rimlerden birinin elinden çıkmış gibi görünüyor. Çünkü Anonymous genel tavır olarak adı belli bir partiye değil, daha çok belli fikirleri taşıyanlara ve özellikle de ana akım içinde yer alan güçlü kurum ve kuruluşlara saldırılarıyla tanınıyor.

Arap Baharı Etkinlikleri: Tunus Operasyonu, Mısır Operasyonu ve Libya Anlaşmazlığı

2011 yılı başlarında ortaya çıkıp, medyada “Arap Ba­harı” olarak tanımlanan ve Ortadoğu ülkelerinde hükü­met değişikliklerine yol açan protesto eylemleri yakın ta­rihin en önemli kitlesel eylemlerinden biridir. Bu eylemler sırasında Anonymous da tavrını ayaklanan halklardan yana koymuş ve bazı durumlarda da halkıyla çatışan hü­kümetlere siber saldırılar düzenlemiştir.

Önceleri, Tunus hükümetinin web siteleri WikiLeaks belgelerini ve Tunus Devrimi’ni sansürlediği için Anonymous’un hedefi oldu. Ayrıca Tunus hakkında iddilar içe­ren bazı bilgilerin yayımlandığı TuniLeaks adlı bir oluşum da Tunus hükümeti ve Anonymous’un arasını iyice açtı. Anonymous’un Tunus hükümeti web sitelerine düzenle­nen hizmeti engelleme saldırılarındaki rolü, Tunuslular arasında hükümete karşı internet eylemciliğinin hızla art­masına yol açtı. Anonymous ile ilişkili bir kişi, hükümetin son eylemlere uyguladığı resmi kısıtlamaları kınayan on­line bir mesaj yayınladı ve bunu Tunus hükümetinin web sitesine yolladı. Anonymous bu saldırılara genel olarak “Tunus Operasyonu” adını verdi. Anonymous bu dö­nemde Tunus hükümetinin sekiz web sitesine başarılı bir şekilde hizmeti engelleme saldırısı gerçekleştirdi. Tunus hükümeti de bu eyleme web sitelerini Tunus dışından eri­şime kapatarak karşılık verdi. Tunus polisi aynı zamanda ülkedeki online eylemcileri ve blogcuları tutukladı ve sal­dırılar ile ilgili olarak sorguladı. 5 Ocakta ise Anonymo­us’un sitesi karşı saldırıya uğradı ve bir hizmeti engelleme saldırısına maruz kaldı.

Tunus Operasyonu başarıyla tamamlanır tamamlan­maz Anonymous bu kez rotayı Mısır’a çevirdi ve “Mısır Operasyonu” koduyla bilinen eylem de 2011 Mısır devrimi sırasında Anonymous’un gerçekleştirdiği saldırılardan biri oldu. Her zamanki gibi, önce bir bildiri yayımlanarak en temel insan haklarına uyulması konusunda Mısır hükü­meti uyarıldı.

(http: / /www.youtube. com / watch?v=vOLc3B2 V4AM ) Ardından da Mısır devlet sitelerine bir dizi saldırı gerçek­leştirildi. Tunus’tan farklı olarak, Anonymous, Mısırlılara hükümet sansürünü engellemek için kaynak sağlamadı, bunun yerine sadece Mısır hükümeti web sitelerine hiz­meti engelleme saldırıları düzenledi. Bütün üst düzey hü­kümet web siteleri çökertildi ve Hüsnü Mübarek devrilene kadar da kapalı kaldı.

2011 Libya iç savaşında ise Anonymous ikiye bölündü. Anonymous, Libya lideri Muammer Kaddafi’nin kişisel web sitesi yöneticisini ikna ederek, siteyi çökertmesini sağladı. Grubun başka bazı üyeleri ise, tam tersi yönde “Reasonable Reaction Operasyonu” (Ölçülü Tepki Ope­rasyonu) adını verdikleri operasyonla Kaddafi’nin yanında yer aldılar. Anonymous’un genel yapısı itibarıyla, diğerle­rine emir verecek bir lider veya grup olmadığı için, bu an­laşmazlık normal kabul edilmelidir.

Anonymous, aynı zamanda Arap Baharını destekleye­rek, Orta Doğu devlet adamlarının isimlerini ve e-posta adreslerinin şifrelerini yayınladı. Hedeflenen ülkeler ara­sında Bahreyn, Mısır, Ürdün ve Fas yetkilileri vardı.

Görüldüğü gibi, Arap ülkelerinde görülen ayaklanma­lar sırasında yaşananlar da aslında Anonymous’un ho­mojen olmayan yapısının niteliklerini bir kez daha ortaya koymuştur. Bazı Anon grupları Anonymous la ters düşe­rek kendi inandıkları doğrultuda hareket etmişler ve bu da doğal karşılanmıştır.

HBGary Federal Saldırısı

HBGary Federal adlı bir güvenlik sistemleri firması bir süredir FBI dahil birçok kurumla işbirliği yaparak Anony- mous’un izini sürüyor ve onları yakında ele geçireceğini iddia ediyordu. 5-6 Şubat 2011 hafta sonunda, HBGary Federal şirketinin başkanı olan Aaron Barr, şirketinin ba­şarılı bir şekilde Anonymous grubunun içine sızdığını ve her ne kadar ayrıntıları polisle paylaşmayacak olsa da, ile- riki bir tarihte San Fransisco’da bir konferansta bulgula­rını açıklayacağını dile getirdi. Bunu duyan Anonymous heme harekete geçti ve Aaron Barr’m iddialarına misil­leme olarak HBGaıy Federal’in web sitesini hackledi ve gi­riş sayfasını “Anonymous’a bulaşmayın ve siteyi kendimizi savunmak için hackledik” şeklinde bir mesajla değiştirdi. Anonymous bu kez hizmeti engelleme gibi kolay ve masu­mane bir yöntem kullanmamış, griş sayfasını doğrudan değiştirerek adeta HBGary Federal ile dalga geçmişti. Bir saat içinde Aaron Barr dahil tüm şirket yöneticilerinin ev adresleri, cep telefon numaraları, kişisel bilgileri, e-posta hesapları ve şifreleri gibi en özel bilgiler internette uçuş­maya başlamıştı bile! Anonymous sosyal mühendislik ve SQL saldırıları da dahil birçok farklı teknik kullanarak şirketin e-postasının kontrolünü eline geçirerek şirket ad­resinden 68.000 kadar e-posta indirdi, birçok dosya sildi ve telefon sistemlerini çökertti. Sızdırılan e-postalar, yük­sek kalite saldırı programları sunan, “Sıfırmcı gün saldı­rılarını kullanabilmek için yılda 2.500.000 $ abonelik al­dığını” ilan eden Endgame sistemleri gibi diğer bilgisayar güvenliği şirketlerinin raporlarını ve şirket sunumlarını ortaya çıkardı.

İfşa edilen belgeler arasında, “WikiLeaks Tehdidi” baş­lıklı, HBGary Federal tarafından diğer iki veri istihbarat servisi ile birlikte, Aralık ayında Bank of America için dü­zenlenen bir PowerPoint sunumu da vardı. Bu raporda şirketler WikiLeaks’e önemli katkılar sağlayan kişileri lis­telemişler ve siteye karşı ileride düzenlenecek bir saldırı­nın stratejik planlarını yapmışlardı. TechHerald’m yaptığı açıklamaya göre “planın içinde, örgüte verdiği desteği kır­mak için bir gazeteciye baskı yapmak, siber saldırılar, yanlış bilgilendirme ve ileriye dönük diğer potansiyel tak­tikler vardı” Raporda özellikle WikiLeaks’ın hayatta kal­masında Glenn Greenwald’m desteğinin anahtar rolünün olduğu iddia ediliyordu.

Bu saldırılara karşılık olarak HBGary Federal’in kuru­cusu Greg Hoglund gazeteci Brian Krebsle yaptığı bir söy­leşide şunları diyordu: “Anonymous öylesine bir şirket seçmedi; biz ABD hükümetini hackerlardan korumaya çalışan bir şirketiz. Bulaşmak için bundan daha kötü bir şirket bulamazlardı.” Saldırılardan sonra Anonymous HBGaıy Federal’in fax makinelerini kara fax göndermeye ve sahte telefonlar açmaya devam etti.

Olaylar bittiğinde ise Aaron Barr’m twitter hesabında şöyle yazıyordu: “Bugün herkese bir ders verdik. Bizi ısır­maya çalışanlar karşılık vermeye karar verdiğimiz gün, gerçekten sert ısırırız .” Mesajı gönderen Anonymouse’tu ve onlarla uğraşmaya kalkışan Aaron Barr Mart başında şir­ketteki görevinden istifa etmek zorunda kaldı.

Westboro Baptist Kilisesi Tartışması

Aynı günlerde, 16 Şubat 2011 tarihinde, Anonymous (iddiaya göre) Westboro Baptist Kilisesine şunları içeren açık bir mektup yazdı: “2011 yılı eylem kampanyanızı dur­durun ve geri çekin… Halka açık web sitelerinizi kapatın. Eğer bu uyarıyı dikkate almazsanız… yaydığınız propa­ganda ve iğrenç ilkeleriniz yok edilecek; doğacak zarar geri dönüştürülemez olacak ve ne kurumunuz ne de cemaatiniz asla tamamen eski haline dönemeyecek19 Şubat 2011’de, kilise yanıt verdi ve Anonymous’a “elinden geleni ardına koymamasını” söyledi ve onları “bir yığın sivilceli suratlı bilgisayar ineği” olarak adlandırdı.

Mektubun tarzına ve kullandığı dile bakılırsa bunun Anonymous’tan geldiğine inanmak çok zordur. Zaten Anonymous da tehdit mektubunun kendilerinden geldi­ğini reddederek, Anonymous dışından birilerinin bu iletiyi gönderdiğini iddia etti. Grubun web siteleri herkese açık bir şekilde düzenlenmiş olduğundan, bu mesajı kimin göndermiş olduğunu teknik olarak kanıtlamak da kolay değildir. Anonymous Westboro Baptist Kilisesi’ne bir ba­sın açıklamasıyla karşılık verdi ve Westboro Kilisesini “profesyonel internet yaygaracıları” olarak adlandırdı. Çünkü bu mesajı, Westboro Kilisesinin bir üyesinin sal­dırıya zemin oluşturmak üzere, provokasyon yapmak için yazdığını ve böylece sanal bir sunucu gibi davranarak hem kilisenin mahkemede internet servis sağlayıcılarına karşı misilleme yapmasına olanak sağlayacaklarını hem de reklamlarını yapacaklarını düşünüyorlardı. Anony­mous ayrıca, 2011 Libya iç savaşma yol açan eylemleri desteklemek gibi daha önemli ve acil işleri olduğunu iddia ediyordu. Bununla birlikte, Anonymous Westboro’ya o kadar kızmıştı ki, siteye saldırmak isteyenlere, hizmeti engelleme saldırılarından kaçınıp, kilise mensuplarına “er­kek fahişe (mümkünse)” göndermeyi önererek, kilisenin eşçinselliğe karşı takındığı ayrımcı tavın, ironik bir bi­çimde protesto etti.

Dahası, Anonymous yapılacak bir saldırının kendi il­kelerine ters olacağını şu sözlerle ifade ediyordu: ” Anony­mous konuşma özgürlüğünü desteklediğini söylediğinde, gerçekten konuşma özgürlüğünü kastediyordur. Anony­mous atalarımızdan Beatrice Hall’ı önemsiyoruz: ‘Söyledi­ğiniz şeye katılmıyorum, ancak bunu söyleme hakkınızı sonuna kadar savunacağım.’ ” ancak yine de Westbo- ro’nun godhatesfags.com (Tanrı ibnelerden nefret eder) si­tesi bir saldırıya uğradı. Jester isimli diğer bir hack ey­lemcisi, web sitelerini Westboro Baptist Kilisesi’nden kendi Twitter hesabına getirdiğini iddia etti. Yine de in­sanlar Westboro Baptist Kilisesi’ne gerçekte kimin saldır­dığından emin değiller. 4chan’daki bir forumda birçok üye kafa karışıklıklarını ve Jester’m saldın sebebinin ne oldu­ğunu merak ettiklerini dile getirdi.

Görüldüğü gibi, bir avuç Hıristiyan para sağıcıdan başka bir şey olmayan Westboro Baptist Kilisesi kendini ünlü edip, muhtemelen daha fazla bağış toplamak için or­tada bir neden yokken Anonymous’a saldırmış, ancak ger­çek Anonlar kiliseyi ciddiye bile almamıştır. Kızgın birkaç çocuğun birkaç siteye ufak saldırılarının ise Anonymous’u ilgilendirmediği ortadadır. Haziran 2011’e gelindiğinde Anonymous gerçekten ra­dikal bir adım attı ve yine youtube.com’da yayımladığı bir bildiride eski günlerin artık

sona ermesi gerektiğini söyleyerek apaçık bir “devrim” çağrısında bulundu. O günden sonraki Anonymous haberlerinin neden her türlü elekten geçtiğini çok iyi özetleyebilecek bu videoda ana hatlarıyla şunlardan söz edi­liyordu:

Günlük yaşamınızın aldığı halden memnun değil misiniz? Dürüst olun!

Dünya’nın işleyişinizden memnun musunuz? Ya da nelerin değişebileceğini

biliyor musunuz? Her şeyin paradan ibaret olduğu hissinden sıkıldınız mı? Sistemin sizi kontrol etmesinden mi bıktınız mı?

Şimdi kendinizi savunma zamanı geldi. Devrim burada…

Dünyamızın insanları, tarihimizin benzersiz bir anında yaşıyoruz. İnternet ve bilgisayar teknolojilerinin yükselişi paralel olarak gelişmiş kapitalist ülkelerin refah oranına da katkıda bulunmaktadır. Biz kendimiz için eşsiz bir imparatorluk yarattık; sabit ticaret ve iletişimin küresel bir ağı, teknolojik gelişimin yeni bir çağıydı bu. Sanayi devrimi ve açık kader inanışı zamanlarındaki alçakgönüllü köklerimizden uzaklaştık. Artık yeni dijital sınırlarda, egemenliğimizi kuantum dünyasından uzayın uzak köşelerine kadar genişleten yeni öncüleriz biz.

Fakat imparatorluk bir kriz; küresel bir küçülme, artan yoksulluk, her tarafa yayılmış bir şiddet ve siyasi bir yozlaşma ile karşı karşıya kaldı ve bu, kişisel özgürlükleri tehdit etmektedir. Diğer kriz zamanlarında olduğu gibi, eski senaryolar kendileri tekrar etmeye başladı, yan gerçekler, her gece haber bültenlerinde tekrar edildi ve İnternete yüklenen videolarda yankılandı: “İmparatorluk güçlüdür, değişim mantıksızdır, ticaret her zamanki gibi sorunun cevabıdır.”

Fakat beklenmeyen bir olay oluyor: birbirimize kendi hikâyelerimizi anlatmaya, yaşamlarımızı, umutlarımızı, çılgınlıklarımızı paylaşmaya başladık; her saniye, her gün, gecenin her saati, gezegendeki yaşamın tüm pürüzlü detayları dünyanın her yanında dolanabiliyor artık. Diğerlerin hayatlarının canlılığını oturma odalarında yitirdiğini gördükçe, eylemlerimizin sonuçlarını ve eski yaşam biçimlerimizin hatalarını anlamaya başlıyoruz.

Küresel toplum hakkında daha fazla şey öğrendiğimiz an, asıl gerçek yeniden keşfedildi: göründüğümüzden çok da farklı değiliz. Her insanın güçlü yönleri, zayıf yönleri ve derin duyguları vardır. Sevgiyi, gülmeyi arzularız; yalnızlık korkusu ve daha iyi bir yaşam rüyasına sahibiz. Daha iyi bir yaşam yaratmalısınız. Devrim için beklerken koltukta oturup televizyon izleyemez ya da video oyunları oynayamazsınız. Devrim sizsiniz…

Bir seçiminiz var: ya kolay bir yol seçin ve kendi boyunduruğunuza kendi isteğinizle yürüdüğünüz yolu anlayın; ya da uyanmayı seçin, dışarı çıkın ve yeni forumlarda bir araya gelin, insanlık için uzun ömürlü, anlamlı bir değişim yaratmak için komşunuzla konuşun.

Bu bizim mücadelemiz. Devrim barışçıl bir devrim olarakkök salmalıdır. Gücümüzü ve birliğimizi fikirler, hünerler ve yaratıcılık yoluyla kurmalıyız. Devrim televizyondan yayınlanmalı, sahip olduğumuz araçlardan faydalanmak ve onları var olan teknolojiye uygulamalıyız: yani bilgisayarlara, cep telefonlarına, internete ve medyaya…

Bu hemen başlamalı; çünkü siz bu çağrıyı dinlerken, hükümetler interneti daha az dostane ve duygularımızı açıklamak için daha az tolere edilebilir bir yer haline getirmek için girişimlerde bulunuyorlar. Bu, bizi devrimin bir sonraki aşamasına götüren haklarınıza yapılmış doğrudan bir saldırıdır.

Gezegeni hackeleme zamanı geldi: güçleri değişmenin ve onlara bunu yapabilecek yeterince gücümüz olduğunu göstermenin zamanı geldi. Sizler yeraltınm dijital savaşçılarısınız. Bu sizin savaşınız ve savaş şimdi başlıyor. Küresel cezalandırma için birlik olalım. Halkın güçlerini hemen geri almak için bu mesajı yaymanın tüm yollarından faydalanın. Yaratıcı olun; dijital billboardlara, dijital defterlere, şirket/devlet web sitelerine bu mesajı ekleyin: şiddet içermeyen mesajımızı yaymak için düşünebileceğiniz her şeyden yararlanın.

Artık başlıyor. Halkımız dijital egemenliğini talep ediyor, devlet ve medya hareketimizi ve duyurduğumuz varlığımızın barışçıl yönlerini şeytanileştirecektir. Burası, bu mesajı her yöntemle; sanatla, graffıtiyle, fanzinlerle, müzikle, konuşmayla, toplanmayla ve barışçıl protestolarla dağıtma görevinin başladığı yerdir.

Artık zamanı. Devrim başladı. Biz halkız. Biz tekiz. Biz birliğiz. Güç halka geçmeli. Güç direnişe geçmeli ver ve hepimizin yolu açık olsun.

(Bu mesaj yeraltı Anonymous tarafından yayımlanmıştır.)

İspanyol Emniyet Teşkilatı Saldırısı

Haziran 2011 Cuma günü İspanyol polisi Sony sal­dırısında yer aldıkları ve Anonymous üyesi oldukları şüp­hesiyle üç genci tutukladı. Barcelona, Alicante ve Almería kentlerinde tutuklanan kişiler ayrıca aralarında Mısır, Şili, İran, Kolombiya gibi ülkelerin bulunduğu çeşitli dev­let sitelerini saldırısı düzenlemek ve gerçekleştirmekle suçlanıyorlardı. Anonymous’un bu suçlamalara karşı ce­vabı gecikmedi ve 12 Haziran 2011’de, İspanyol Polisinin resmi web sitesine saat 21.30’da başlayan bir “hizmeti en­gelleme” saldırısı gerçekleşti. Ertesi gün Anonymous “sal­dırının iki gün önce Anonymous’a atfedilerek yapılan si- ber sivil itaatsizlik eylemleriyle ilişkileri olduğu gerekçe­siyle üç kişinin tutuklanması olayına doğrudan verilmiş bir tepki olduğu” açıklamasını yaparak sorumluluğu üst­lendi. Anonymous’un eylemi sonucunda site yaklaşık bir saatliğine kapalı kaldı.

Hindistan Operasyonu

2011’in Haziran ayı ortalarında Anonymous bu kez Hindistan’da ortaya çıktı. Başını Baba Ramdev adlı biri­nin çektiği Yolsuzlukla Mücadele Savaşçıları adlı bir grup eylemci aldıkları kararla açlık grevine başladılar, ancak Hint polisi gruba saldırdı ve eylem polis zoruyla sona er­dirildi. Bunun üzerine “Hindistan Operasyonu” adlı yeni bir saldırı başlatan Anonymous, Ulusal Enformasyon Merkezi’nin sitesini hackleyerek ele geçirdi ve yayımladığı bildiride Hindistan’daki yolsuzlukla mücadelede neler ya­pılabileceği konusunda öneriler içeren bir liste yayınladı.

Hindistan Operasyonu örneğinde de görüleceği üzere, Anonymous adında insanlar üstü bir güç yoktur aslında. Hindistan’da yolsuzlukla mücadele konusunda neler ya­pılabileceğine ilişkin bir bildiri yayınlanacağı zaman Anonymous sözü tamamen Hindistanlı Anon’lara bırak­makta ve bildiri aslında onlar tarafından yayınlanmakta­dır. Veya Türkiye’de internete sansür uygulanması düşü­nüldüğü zaman da sözü Türk Anon’lar almakta ve san­sürü düşünenlere karşı yapılması gerekenler hakkmdaki tüm fikirler onlardan çıkmaktadır. Yoksa Türk bir Anon’un Hindistan’daki yolsuzlukla mücadele konula­rında fikir yürütmesi veya Libyalı bir Anon’un Türki­ye’deki internete sansür hakkında ahkam kesmesi diye bir durum söz konusu olmamaktadır.

Buna benzer bir olay da yine Haziran ayında Ma­lezya’da yaşandı. Anonymous 15 Haziran 2011’de, Wiki­Leaks ve The Pirate Bay gibi sitelerin ülke içinde yasak­lanmasını, temel bilgiye erişimin engellenmesi ve insan hakkının sansürlenmesi olarak değerlendirdiği Malezya hükümetinin 91 web sitesine saldırı düzenledi.

Orlando Operasyonu

Aynı günlerde patlayan bir olay da Anonymous’un in­sanla ilgili meselelerde hassas olduğunu göstermesi bakı­mından ilginçtir. Grup 20 Haziran 2011’de Florida’daki Orlando Ticaret Odası’nm web sitesini çökertti ve Univer­sal Orlando Resort’un web sitesine, kullanıcıların “Orlan­do’yu boykot etmelerini” isteyen bir mesaj yerleştirdi. Ola­yın nedeni kısa sürede anlaşıldı: Orlando polisi Eaola Gölü Parkı’ndaki evsizleri şehir kanunlarına aykırı bir şe­kilde doyuran Food Not Bombs (Bomba değil, yemek) adlı bir yardım grubunun üç üyesinin tutuklamıştı. Evsizleri doyurulmasında yasadışı olan şey, yemek kazanlarının koyulduğu yerde belediyeden izin almadan herhangi bir  toplantı yapılamarnasıydı! Üstelik şehirde evsizlere bedava yemek dağıtmak bile öyle kurallara bağlanmıştı ki bu ku­rallara uysanız bile yılda en fazla iki kez hayır işleyebili­yordunuz! Anonymous bunun üzerine Orlando yöneti­mine karşı bir dizi siber saldırı başlattı. Saldırılar grubun kendi IRC kanalından planlanıp duyuruluyordu. Anony­mous her gün Orlando ile bağlantılı farklı bir siteyi çöker­teceğine yemin etti ve Orlando Uluslararası Havalimanı­nın web sitesini ve Orlando belediye başkanım Buddy Dyer’ı da hedef aldı. Grubun heyecanlı üyelerinden biri belediye başkanının evinin önüne bir

aletinin (maskenin) bir fotoğrafını çekti ve bunun açık bir tehdit olduğunu ileri sürerek belediye başkanım yakın ko­rumaya aldı. 11 Temmuz’da, grup Orlando Roman Kato­lik Piskoposluk Bölgesi’nin ve Orlando Rotaıy Kulübünün web sitelerini de çökertti.

AntiSec Operasyonu

Bu operasyonu anlatmaya başlamadan önce Anony­mous’un bu operasyonu gerçekleştirmek için işbirliği yap­tığı grup olan LulzSec’i tanıyalım kısaca…

LulzSec bazı iddalara göre Anonymous üyelerinin için­den çıkan altı kişilik bir “eğlence takımı”dır. Böyle tanım­lamamızın nedeni LulzSec’in yaptığını iddia ettiği eylem­lerin genel hava itibarıyla, eğlence için kargaşa çıkarmak dışında pek bir önem taşımamasıdır. Arizona Halk Gü­venliği Dairesi tarafından “siber-terörist bir grup” olarak tanımlanan LulzSec’in en bilinen operasyonları arasında Anonymous’un bulaşmadığını iddia ettiği Sony saldırısı­nın bir ayağı, CIA’in web sitesinin çökertilmesi ve çeşitli ülke birimlerine karşı gerçekleştirdikleri saldırılardır.

İlk büyük saldırılarını fox.com sitesine düzenleyen LulzSec bir yandan çok önemli geçinen kurum ve kuruluşların web sitelerinin aslında ne kadar güvenlikten yoksun olduğunu onlarla dalga geçerek kanıtlayan, bir yandan da isteseler çok ciddi zararlar verebilecekleri halde kimseye cidden saldırmayan bir ekip. Kendi sitelerinde “2011 ’den beri sizin güvenliğinizle dalga geçiyoruz!” sloganını kullanan ve ziyaretçilere 70’li yılların ünlü komedi dizisi Aşk Gemisi’nin müziğini dinleten grup elemanları, faaliyette bulundukları kısa süre içinde ABD’deki X Factor yarışması katılımcı adaylarından

73 tanesinin iletişim bilgilerini hackleme veya FBI Detroit Bürosu, gibi kamu kuruluşlarına saniyede yirmi telefon araması yönlendirerek görevlileri canlarından bezdirme gibi “eylemler gerçekleştirmişlerdir.

LulzSec en son aşağıdaki resimde görebileceğiniz yarışmayla gündeme geldi.

AntiSec Operasyonu’nda LulzSec ile işbirliği yapan Anonymous, Amerikan siteleri dışında, Tunus, Brezilya, Zimbabwe, Avustralya ve Türkiye dahil birçok ülkedeki si­telere saldırdı. 21 Temmuz’da ise Anonymous NATO’dan ele geçirildiğini iddia ettiği iki adet PDF dosya yayınladı.

Anonymous 6 Temmuz tarihinde ise “Türkiye’yi Parça­lama Perşembesi” adı altında bir saldırı düzenleyerek 100’ün üzerinde “.tr” uzantılı siteyi ele geçirip, 74’ünün içe­riğini de değiştirdiler. Bu 74 sitenin giriş sayfalarında An­tiSec logosu görülüyor ve internet sansürü girişimlerinden dolayı Türk hükümeti tehdit ediliyordu.

Anonymous aynı gün İtalya’daki 20 üniversiteden ça­lınmış içerikleri de yayınladı. İki gün sonra İtalyan polis Anonymous üyesi olduklarından şüphelendiği ve yaşları 15 ila 28 arasında değişen on beş genci tutukladı. Anony­mous ise bu olayın intikamını almaya yemin etti.

Facebook Operasyonu

Anonymous tavır olarak bazen de şaşırtmaca taktiğini kullanıyor. Ağustos 2011’de, birileri Twitter’da OP_Face- book isimli bir hesap açtı ve “Facebook Operasyonu”nu duyurdu. Gönderilen mesajdaki linke göre, Anonymous Facebook’u 5 Kasım 2011 tarihinde çökertecekti. “5 Ka­sım” tarihi ile “V” karakterinin önemli planlarını her 5 Ka­sımda gerçekleştirdiği Vfor Vendetta filmine bir gönderme

yapıldığına inanılıyor. Filmdeki ünlü “Remember remem­ber, the 5th of November!” (Hatırla hatırla, Kasım’ın 5’ini!) repliğini herkes hatırlayacaktır.) Ancak bu operasyonun varsayıldığı gibi bir Anonymous operasyonu olmadığı dü­şünülüyor. Daha önce vazgeçilen bir “Facebook Operas­yonu” vardı ve bu mevcut plan daha önce kullanılan ileti­şim kanallarının yeniden canlanmasıdır. Plan tartışmaya açıktır ve Anonymous’un bir parçası olduğunu söyleyen­lerin çoğunluğu tarafından desteklenmemişe benziyor. Facebook operasyonu, sanılanın aksine net bir varlık gös­teremedi. Belki Anonymous vazgeçti, belki facebook ve Anonymous arasında bilmediğimiz bir anlaşma imzalandı, ama bildiğimiz tek şey şu: varsayılan Facebook Operas­yonu tarihinden sonra da Facebook çalışmaya devam etti. Operasyon günü geldiğinde ise, Anonymous Tweeter say­fasında kendilerinin hiçbir zaman bir Facebook Operas­yonu duyurmadıklarını ve bunun binlerinin şakası oldu­ğunu yazdı. Dediğimiz gibi, bu durumu net olarak bilemi­yoruz…

BART Operasyonu

San Francisco’da çalışan Bay Area Rapid Transit diye bir tren sistemi var. Mayıs 2004’ten itibarense BART yol­cularına yeraltı trenlerinde de cep telefonlarıyla konuş­mayı sağlayan bir sistem geliştirdi. 3 Temmuz 2011 tari­hinde BART polisinden iki görevli bıçak taşıdığını iddia et­tikleri Charles Hill adlı bir genci vurarak öldürdüler. Olay kısa zamanda yerel basının ilgisini çekti ve protesto gös­terileri artmaya başladı. 12 Ağustos 2011’de, Bay Area Rapid Transit aralarında örgütlenmeye başlayan protes­tocuların şiddet yanlısı bir şekilde bir araya gelmelerini engellemek için cep telefonu servislerini kapatıverdi. Olayı öğrenen Anonymous, BART personeline toplu bir e-posta ve faks bombardımanı gerçekleştirdi ve ağm yönetim mer-

ezi istasyonunda çoklu fiziksel eylemler düzenledi.

Daha sonraki günlerde, Anonymous’tan da destek alan göstericiler hem Charles Hill’in, hem de 2009 yılında da “kazayla” öldürülen bir başka gencin ölümünü protesto etmek için olaylar çözülene dek her Pazartesi BART mer­kezinde oturma eylemi yapma kararı aldılar. Ağustos so­nunda toplanan Federal İletişim Komisyonu BART’m tele­fon hatlarını kapatma işleminin yasadışı olduğuna karar verince Anonymous eylemlerinin haklılığı ortaya çıktı.

Wall Street İşgalcileri ne Destek

Gazeteci David DeGraw’un 2010 yılında yazdığı Eko­nomik Seçkinler Amerikan Halkına Karşı adlı kitabında belirttiği “Şu anda Amerikan halkının % 99’u politikada temsil edilmemektedir” tezinden hareketle Şubat 2010’da kurulan %99 Hareketi kısa sürede büyük ilgi gördü ve AmpedStatus.com adında bir de site açtılar. Ancak site­nin kısa süre sonra bir hacker saldırısına uğramasının ar­dından Anonymous, DeGrawla bağlantıya geçti ve sitenin daha güvenli bir hale getirilmesi işini üstlenmeyi teklif et­tiler. İki grup güçlerini A99 adı altında birleştirdiler ve 12 Mart 2010’da Empire State İsyanı Operasyonu adıyla bir bildiri yayınladılar. 23 Ağustos’ta Anonymous YouTube’da bir video yayınlayarak Occupy Wall Street (Wall Street’i İş­gal Edin) eylemine desteklerini bildirdi. O güne kadar Oc­cupy Wall Street eylemine hiç ilgisiz davranan ana akım medya Anonymous adını duyunca birden konuya eğildi ve o tarihten itibaren de, Occupy Wall Street eylemi tüm ana akım medyada (ne kadar olabiliyorsa) yer almaya başladı. Anonymous’un adı adeta bir reklam sloganı gibi ilgi çek­mişti ve seslerini duyurmak isteyen Wall Street işgalcileri de bu durumdan memnundu.

Zaman içinde Wall Street eylemcileri Anonymous’u, grup da onları birbirlerinin ününden yararlanmakla suç- ladıysa da Anonymous Wall Street işgalcilerinden deste­ğini hiç çekmedi ve bu durum bugün de devam ediyor.

Suriye Operasyonu

2011 Ağustosunun başlarında, Anonymous Suriye Sa­vunma Bakanlığı’nm web sitesini hackledi ve ülkedeki de­mokrasi yanlısı hareketin sembolü olan ön-Baasçı hare­keti simgeleyen bir resim ile değiştirdi. Aynı zamanda

Suriye ayaklanmalarını destekleyen ve Suriye ordusu askerlerini, eylemcileri korumak için ordudan ayrıl­maya çağıran bir mesaj yayınladı.

Eylül ayında, kendilerine Revolution Security’nin (Dev­rim Güvenliği) kısaltması olan RevoluSec adını veren Anonymous’a bağlı bir grup, Twitter’da ortaya çıktı. Pas- tebin’e gönderilen bir basın açıklamasıyla misyon bildiri­lerini açıkça dile getirdiler. Her büyük şehrin web sitesi de dâhil olmak üzere birçok Suriye web sitesini tahrif ettiler. Siteler çökertildikten sonra yapılan tahrifleri görebilmek için Telecomix siteleri burada görüntüledi. RevoluSec, aynı zamanda birçok rejim yanlısı site ile birlikte Suriye Merkez Bankasının sitesini de, Nyan Kedisfnin[10] eşlik et­tiği Beşşar Esed’in buruşturulmuş bir resmi ile değiştire­rek tahrif etti.

Telecomix süregelen operasyonda Anonymous ile bir­likte çalıştı. Telecomix Suriyelilere sansürü nasıl etkisiz hale getireceklerini gösteriyor ve Anonymous da rejimi ön­üne olarak ellerinden gelen her şekilde hackliyordu. Her iki grup da bu operasyona ayrılmış bir IRC kanalı oluş­turdu.

 DarkNet Operasyonu

Ekim 2011 çocuk pornosu meraklıları içine tarihe kara gün olarak geçecek. Elbette ki Anonymous sayesinde! Lo- lita City adıyla faaliyet gösteren ve pedofıli meraklılarına “darknet”[11] olarak hizmet veren bir site Anonymous tara­fından hacklendi ve sitenin 1589 müdaviminin kimlik ve hesap bilgilerine el kondu. Çocuk pornosuna vurulan en büyük ve en sağlam darbelerden biri olan bu saldırıdan elde edilen tüm bilgiler Anonymous tarafından FBI ve İn- terpol’e ulaştırıldı ve yetkililerin harekete geçmesi istendi. Yapılan araştırmalarda Lolita City’nin elinde 100 GB üze­rinde çocuk pornografisi malzemesi olduğu açıklanmıştı.

Daha önce de Chris Forcand olayında 14 yaşından kü­çük bir kıza tacizde bulunmaya yeltenen 53 yaşında bir adamın kimliğini ortaya çıkaran Anonymous bu seferki saldırıda bir seferde kırktan fazla çocuk pornosu sitesine darbe indirdi ve internetin en büyük açmazlarından biri olan “çocuk pornosu” konusunu bir kez daha tartışmaya açmış oldu.

Anoymous – Los Zetas15 Çatışması

6 Ekim 201 l’de, Anonymous, grubun bir üyesinin Ve­racruz kentinde Los Zetas tarafından kaçırıldığını belir­ten bir video yayınladı ve rehine serbest bırakılmazsa kar­tel üyelerinin kişisel bilgilerini ve siyasetçilerle, polislerle, askerle ve iş dünyasıyla olan işbirliklerini açıklayacağını söyledi. Bu da Meksika çapında 23 eyalette faailey göste­ren suç örgütünün Meksika yetkili makamlarınca soruş­turulmasına veya rakip kartellerin hedefi olmasına yol açacağı ortadaydı. Bunun ardından, eski bir Tabasco eya­leti savcısı olan Gustavo Rosario Torres’in web sitesi, onun da örgütte yer aldığı iddiasını içeren bir mesajla tah­rif edildi. Savcının sitesine “Es Zeta” (Zeta’dır) yazısı ve Anonymous’un amblemi vardı.

Anonymous’un Iberoamérica bloğunda yapılan duyu­ruya göre, Kasım ayının başlarında Los Zetas, Anony­mous ile bağının olduğunu bilmedikleri söyledikleri kaçı­rılan kurbanı serbest bıraktığını açıkladı. Ancak videonun

Los Zetas Karteli Meksika’da faaliyet gösteren en önemli suç ör­gütlerinden biridir.

haberlerde geniş yer etmesinin ardından haberciler veri­len tarife uyan herhangi bir Anonymous faaliyetinin kanı­tına ulaşamadılar ve özellikle Meksika’da, Anonymous’a pek az destek verildiğini belirlediler. Aynı zamanda Anonymous üyeleri tarafından yönetilen bloglarm çoğu da bunu bildirdi.

Anlaşıldığı kadarıyla Anonymous bir süre önce genelde uyuşturucu kartellerine, özelde ise Los Zetas’a yönelik olan Paperstorm Operasyonu adlı bir saldırı başlatmıştı. Bu da kartel ve Anonymous arasında bir savaş başlat­mıştı ama karşı karşıya gelmeleri neredeyse olanaksızdı. Los Zetas ellerinde palalarla sokaklarda adam kovalayan çapulcu sokak çeteleriydi, Anon’lar ise sokağa bile çık­maktan hoşlanmayan, ama sanal alemde de kimsenin da­laşmayı göze alamayacağı insanlardı. Sonuçta konu dedi­kodu düzeyinde fazla öteye gidemedi. Ne de olsa Anon’lar ve Los Zetas ayrı dünyaların insanlarıydılar; biri sanal âle­min kralıydı, diğeri sokakların!

Karartma Operasyonu (Operation Blackout)

İnternet üzerinden telif hakkı ihlali konusunda tarih­teki en sert tehditlerden biri olarak bilinen ve Ekim 2011’den itibaren ABD Temsilciler Meclisi’nden çıkıp dünya gündemine oturan SOPA (Stop Online Piracy Act) (Online Korsanlığı Durdurma Yasası) Anonymous’u tam anlamıyla deli etti! Grup başlattığı “Karartma Operas­yonumu tarihlerinin en önemli eylemi olarak kabul ettik­lerini açıklayıp, önlemlerinin de o derece sert olacağını bil­dirdi. Öyle ki Anonymous bu kez sadece internet saldırı­larını değil, sokaklarda fiziksel savaşı bile göze almayı öneriyordu izleyenlerine…

Anonymous o kadar kızmış görünüyor ki ilk günden beri değiştirmedikleri sloganlarında bile “karartma ope­rasyonu” hatırına küçük eklemeler yapmışlar:

Biz Anonymous.

Biz lejyonuz.

Biz sansürü affetmeyiz.

Biz insani haklarımızın inkârını unutmayız.

Amerikan Hükümeti! Bizi beklemeliydiniz!

Grubun 18 Kasım’da yayınladığı videoyu şu linkten de izleyebilirsiniz:

http: / /www.youtube.com/watchPv^czY-dZOsd- k&feature=plaver embedded

Bu operasyonun çeşitli boyutlarda hâlâ devam ettiği ve ABD hükümeti kararlı ve Anonymous inatçı olduğu sü­rece devam edeceği de biliniyor…

Komiser John Pike Saldırısı

Anonymous bu eylemi de yine birey haklarını koru­maya yönelikti. Grubun desteklediği Wall Street eylemle­rinin bir ayağı olan Occupy UC Davis eyleminde şiddete başvurmadan, öylesine oturan bir öğrenci eylemci gru­buna karşı biber gazı kullandığı iddia edilen Komiser John Pike Anonymous’un hedefi oldu. Fotoğraflarda da görüleceği gibi, öğrenciler sessizce protesto oturuşu ya­parken Komiser John Pike çiçek sular gibi rahat bir ifa­deyle gençlerin suratlarına biber gazı sıkarak geçiyordu. Bu hareket ABD’de bile insan hakları savunucularını ha­rekete geçirdi.

Çok kısa süre Anonlar Komiser John Pike ev adresinde cep telefonu numarasına, vatandaşlık numarasından e- posta hesaplarının şifrelerine kadar her türlü bilgilerini ifşa eden bir video yayınladılar. Ayrıca da hem kendisini, hem üstlerini, hem de polis müdürünü protesto maili bombardımanına tuttular ve bu kişilere istifaya davet di­lekçeleri gönderilmesi için hepsinin iş adres bilgilerini ya­yınladılar. YouTube Pike’m bilgilerini ifşa eden videoyu kaldırdı ancak kaldırana kadar insanlar telefonuna, Skype adresine ve posta kutusuna mesajlarla akın etti. Bu olaya ilişkin bir soruşturma hâlâ devam etmektedir.

Anonymous Gülen Cemaatine Karşı

yılı Aralık ayında Anonymous tüm Türkiye’yi ilgi­lendiren bir hamle yaparak bir video yayınladı:

http: / /www.voutube.com/watch?v=VXCk2cZApYw Bu videoda son 20 yılın en tartışmalı isimlerinden biri olan ve birçok çevreler tarafından Türkiye devletini kuşa­tıp ele geçirme planlan olduğundan sözü edilen

Gülen cemaati hakkında çarpıcı fikirlere yer verili­yordu. Anonymous her konuda olduğu gibi, hem uluslar üstü, hem de her ulusun en önemli sorunlarına vakıf bir grup olduğunu hissettiriyordu. Videoda Anonymous Tür­kiye’de son yıllarda gittikçe artan insan hakları ve basın özgürlüğü ihlallerine değiniliyor ve yazılmamış kitaplar yüzünden hapse atılan gazetecilerden tutun da, suçunun ne olduğu bile yüzüne söylenmeden yıllardır hapis yatan insanlara kadar her konuda fikirler öne sürülüyordu.

Anonymous’un Gülen cemaatinin bilinmeyenlerini an­latan bu videosu tahmin edileceği gibi Türkiye’de çok bü­yük ilgi gördü. Hem Fethullah Gülen cephesi, hem de kar­şıtlan pek çok yorumlar yaptılar. Özellikle Fethullah Gü­len karşıtları bu videonun ülkenin son yıllarda yaşadığı cemaat kuşatmasının artık dış dünyada bile fark edildi­ğini ortaya koyması açısından Önemli olduğunu vurgula­dılar. Türk basınında ve internet sitelerinde video hak­kında yüzlerce yorum çıktı ve videonun içerik metni pek çok yerde yayınlandı. Ancak hemen her zaman olduğu gibi yüzlerce site ortalıkta dolaşan içerik metnini birbirin­den kopyaladı ve aynı eksik, hatta yanlış metin böyle ya-

yıldı. Videonun tam ve eksiksiz çevirisini ilk kez bu ki­tapta bulacaksınız. Video, okuduğunuz kitabın yazarı ta­rafından, kimi hatalarına da müdahale edilmeden, olduğu gibi deşifre edilerek çevrilmiştir:

Anonymous son dönemde Türkiye’de 60 gazetecinin tutuklan­ması olayının arkasında Fethullah Gülen olarak tanınan cemaatın olduğuna inanmaktadır. Bu gazeteciler uygun süreç uygulanmadan yakalanmışlardır. Biz aynı zamanda habercilere karşı açılan bü­yük miktardaki suç davaları konusunda da endişeliyiz. Türk Ceza Kanunundaki anti-terör yasası da gazeteciler üzerinde baskı ya­ratmaktadır. 3 Mart’ta polis anti-terör timleri en az 12 gazeteci, ya­zar ve akademisyenin evini basmış ve notlarına ve bilgisayarlarına el koymuştur. Bu işlemler ve gazetecilerin gözaltına alınması uygun süreç işletilmeden yaşanmaktadır ve Türkiye bu konudaki kanıtları gizlemektedir. Tutuklanmayan gazetecilere de engellemeler sür­mektedir. Daha bitirilmemiş kitabı nedeniyle tutuklanan gazeteci­ler meselesinde Türk devleti, özellikle de polis ve adalet sistemi için­deki Gülen hareketinin etkisi araştırılmalıdır. Gülen hareketi ABD’de yaşayan Fethullah Gülen tarafından kurulmuştur. Kendi­sinin CIA ile ilişkileri vardır ve WikiLeaks bu konuda çeşitli belge­ler yayımlamıştır. Bu ay Türkiye’ye yaptığı bir ziyarette ABD Dış İşleri Bakanı Hillary Clinton, demokrasiyle yönetilen NATO müt­tefiklerinde gazetecilerin özgür olması gerektiğini söylemişti. “Clin­ton ‘‘Türkiye’nin gazeteciler, blogger’lar ve internet üzerindeki bas­kısı sona ermelidir. Ben Türk hükümetinde olsaydım ifade özgür­lüğü, gazetecilerin özgürlüğü, blogger’larm özgürlüğü ve internet öz­gürlüğü için savaşırdım” demiştir. Fethullah Gülenin ABD’de 125’ten fazla okulu vardır. Bu okullar onun cemaatine üye olanlar tarafından işletilmektedir. Şu ana kadar bu okullar çeşitli eyalet­lerde FBIj Göçmenlik Bürosu, Departmant of Application tarafın­dan suç faaliyetleri ve insan haklan ihlalleri konusunda soruşturul- muştur ve soruşturulmaktadır. Çeşitli Amerikalı politikacılar da bu cemaat üyelerinden rüşvet ve çeşitli ödemeler almaktan yargılan­maktadır. Bu konuda bilgiler internette bulunabilir. Bu cemaatin üyeleri maaşlarının %40’ını cemaat liderine ve cemaatin harcama­larına vermektedirler. Teksastaki Austin kentinde cemaat üyeleri bir “Uyum Okulu’ kurmuşlardır ve siyasi bilimler eğitimi vermek- teler. Bu okullar gelecek kuşak cemaatçiler ve politikacılar yetiştir­mekte ve cemaatin çevrede sempati yaratması için kullanılmakta­dır. Onlar Amerikalı çocukları gelecekteki oyunları için kullan­maktalar. Okulun on altı yatakhanesi vardır ve bütün bu harca­malar vergilerini ödeyen Amerikalıların cebinden yapılmaktadır.

Zaman, Anonymous için artık ayağa kalkma ve ifade özgürlüğü için savaşma ve hapisteki gazetecilerin serbest bırakılana kadar pro­testoları sürdürme zamanıdır. Özgür olmaları gerekenlerin hakla­rını savunmak bizim için zorunluluktur.

Biz Anonymous.

Biz lejyonuz.

Biz affetmeyiz.

Biz unutmayız.

Gazeteciler serbest bırakılana kadar Gülen Cemaatine ait web sitelerine saldıracağız.

Bizi bekleyin.

Büyük ilgi uyandıran bu videonun etkisi daha tam geç­meden bu kez da kadın Anon’larm oluşturduğu Anony- miss adlı kardeş grup tüm dünya gazetecilerine açık bir mektup daha yayımladı. Bu mektupta Türkiye’deki basın özgürlüğünün içine düştüğü vahim durumdan söz edili­yor ve Gülen cemaati net bir biçimde suçlanıyordu:

Merhabalar,

Bu özgür dünyanın tüm gazetecilerine bir açık mektuptur. Sîz­leri Türkiye’de tutuklanan gazeteci dostlarınızla dayanışmaya ça­ğırıyoruz. Şu an basın ve ana akım medyada tutuklananların sayısı 11 l’ye ulaşmış durumda. Bu sadece Türkiye değil, aynı zamanda dünyadaki tüm vatandaşlar için ifade özgürlüğü ve demokrasiye karşı bir saldırıdır.

Dünya medyası ve gazetecilerine cemaat lideri Fethullah Gü­lenin, tüm dünyada okullar ve şirketler açarak yerleşmekte olan ta­kipçilerini araştırmaya ve soruşturmaya çağırıyoruz. Gülen ve ce­maat üyeleri dünyanın eğitim sistemini domine etmeyi hedefliyor ve sızdıkları hiçbir ülkede hukuk, güvenlik ve hak eşitliğini göz önünde bulundurmaksızın her yıl milyarlarca dolar kazanıyor. Zaman, on­lardan bunun hesabını sorma zamanıdır. Gülenin Türkiye’de mu­azzam bir siyasi etkisi var ve cemaat üyeleri, kendilerine karşı du­ranları, kendilerine karşı yazı yazanları terörist ilan ederek tutuk­lanmalarını talep ediyorlar ve kamuya hizmet etmenin ayrıcalıkla­rını suiistimal ediyorlar.

Gülen halihazırda kendi ülkesinde kendisine ya da gündemine hakaret ettikleri iddiasıyla binden fazla kişiye dava açmış bulunu­yor. Demokrasiyi, onların karışına dikilen herkesi korkutmak ve sin­dirmek için bir taktik olarak kullanıyorlar. Buna göz yumulmamalı. Hep birlikte buna karşı mücadele vermeliyiz. O da kendi özel medya bülteni, Today’s Zaman üzerinden takipçilerine aynısını söyledi. Ancak özgür ve gerçekten demokratik bir ülkede Gülen medyayı kontrol etmeye muktedir değildir. Sessiz kalmayacağız. Türkiye’deki protestocular ve dünyadaki habercilerle birlikteyiz.

Gülen yakın zamanda takipçileri için yaptığı haftalık video ya­yınlarından birinde bilgi akışını ve yaratıcı gazeteciliği köstekleye­cek şekilde internetin sansürlenmesi fikrini savunuyordu. İnternet si­telerininfiltrelenmesini, sansürlenmesini ve hükümet kontrolündeki izleme sistemlerinin sıradan yurttaşları takip etmesini onaylıyor. Dünya genelindeki gazetecileri, dünyanın tüm ülkelerinde Gülen ce­maati ve hedefleri konusunda daha fazla araştırmaya ve yazmaya çağırıyoruz. Sizden, dünya medyasından dayanışma göstermenizi ve gazetecilerin salıverilmesini talep etmenizi bekliyoruz. Radyo, tel­evizyon, gazeteler, blogcu ve tmtçiler bizi takip etmelerini ve bu me­sajı mümkün olan tüm medya bültenlerinde paylaşmalarını istiyo­ruz.

Anonymous her zaman dünya genelinde bilginin özgür akışın­dan, insan haklarından, ifade özgürlüğünden ve demokrasiden yana olacaktır. Kalemin kılıçtan keskin olduğunu kanıtlamanın vaktidir. İnternet ve tüm dünyanın gazetecileri, sizlerin yanınızdayız. Bizimle birlikte tepki göstermenizi ve Gülen hareketi ve gerçek amaçlarını ortaya koymanızı bekliyoruz. Küreselfarkındalığın yükseltilmesini istiyoruz. Çocuklarımızı yanlış bilgi verenlerden kurtarmanızı isti­yoruz. Kamuoyunun yozlaşmasına olanak verenlerden hesap sor­manızı istiyoruz. Dost Anonymous üyeleri bu mesajı olabildiği ka­dar fazla medya bültenine yaymaya yardım etmeyi sürdürecektir.

Biz Anonymous.

Biz lejyonuz.

Biz affetmeyiz.

Biz unutmayız.

Bizi Bekleyin.

ANONYMISS

Bu arada, adlarını anmışken Anonymous’un kadın dengi olan ANONYMISS grubunu tanıtmakta da yarar var. “YANG ANONYMOUS’UN YİN’Δ olarak da alman Anony- Miss Anonymous’un herkese açık gibi görünmesine rağ­men biraz da maço izlenimi verdiğinden endişe eden ka­dınlar tarafından kuruldu. Anonymous anonnews.org’da kadınları davet eden şöyle bir bildiri yayınlayarak farkını bir kez daha gösterdi:

Demek modern bir kız olmak istiyorsun.

Daha fazla özgürlük istiyorsun.

Daha fazla güç istiyorsun.

Eğlenmek istiyorsun.

Kadınların erkeklerden daha cesur olduklarını göstermek isti­yorsun.

Ve interneti de seviyorsun.

Sana ihtiyacımız var.

Aramıza hoş geldin AnonyMiss.

Kendisi de bir Anon olan Emma_A kod adlı Anony­mous üyesi gönüllü bir biçimde çalışarak Anonymiss’in gittikçe gelişmesine destek olanların başında geldi. Aşa­ğıda boingboing.net sitesinin Emma_A ile yaptığı bir söy­leşi var. Hem Anonymous’un genel yapısını, hem de AnonyMiss’in oluşum sürecini daha iyi anlamamız açı­sından bu söyleşiyi buraya almanın yararlı olacağını dü­şündük.

Oxblood: Anonymous yeni grup Anonymiss’in kuru­luşunu bu sitede ilan etmişti. Duyuru ilginçti, ama bence daha da ilginç olan yorumlardı. Bazı insanlar buna karşı çıkarken bazıları da bunun iyi bir fikir olduğunu düşündü. Ama, her durumda kızlan aralarında görmek istedikleri kesin…

Emma_A: Bunları pek ciddiye almıyorum. Bazıları karşı, bazıları taraftar. Ama her yeni oluşumda karşıla­şılan bir durumdur bu. Ama biraz düşmanlık seziyorum sanki. Bazı insanlar nedense kadınlan çenelerini ka- patmalannı ve konuşma işini erkeklere bırakmalannı is­tiyor. Bu böylece olmayacak çocuklar! Biz de sesimizi duyurmaya kararlıyız ve sizi de yanımızda istiyoruz. Be­nim hedefim kadınlann ve erkeklerin kadın özgürlüğü için el ele çalışmalan. Anonymiss uçmayı yeni yeni öğ­renmeye çalışan bir grup ve elbette öğreneceğiz.

Oxblood: Siz ne zaman ve neden Anonymous’a ka­tıldınız?

Emma_A: Anonymous’tan ilk kez arkadaşım Barrett Broıvn aracılığıyla haberim oldu. Kendisi ifade özgürlü­ğüne yürekten inanan bindir ve Anonymous’un hem kül­türel, hem de fiziksel anlamda iyinin yanında olabilecek bir grup olduğuna inanıyordu. Sıradan insan kıçının üze­rinde öylece oturup kendine reva görülen her şeye kat­lanmak zorunda değildir. İnsanlar kendilerine sözde “li­der” diyen tiplerden çok daha güçlüdürler, yeter ki güç­lerinin farkında olsunlar. Yapacağımız tek şey birlikte hareket etmek ve sesimizi kısmak isteyen yasalan ba- nşçıl biçimde protesto etmektir. Haberleri seyredip de olan biten karşısında kendinizi çaresiz hissediyorsanız,

Anonymous’urı sizler için bir şeyler yaptığını bilerek ra­hatlayabilirsiniz.

Ana akım medya bizi nefret dolu, kontrolsüz ve tehli­keli bir grupmuşuz gibi göstermeye çalışıyor. Evet, tehli­keliyiz, ama biz terörist değiliz. Biz gerçeğin peşindeyiz ve tehlikeli olan da budur zaten. Biz hükümetlerin kont­rol edilebilir ve saydam olmalarım ve uyumla çalışmala­rını istiyoruz. İnsanların hükümetlerinin neler yapmaya hazırlandığını bildiğini düşünsenize bir. Aman Tanrım, işte bu tehlikelidir! Dolayısıyla hükümetlerin korkuyla kaçtıklarını ve medyanın önüne atmak için günah keçi­leri aradıklarını görüyorsunuz. Julian Assange veya Bradley Manning gibi insanlara yapılan işte budur ve bu durum çok saçma!

Biz devlet kontrolünde bir medya istemiyoruz. Ala­vere dalavere, çarpıtma veya hükümet propagandası görmek istemiyoruz. Devlet güdümlü yandaş medya bu saydıklarımdan başka hiçbir halta yaramaz. Aynı fi­kirde olmadıkları her türlü fikre kara çalmak onların en büyük ilgi alanıdır. Anonymous, toplumun kabul edile­bilir ve güvenli gördüğü yaşam biçiminin dışına çıkmış insanlardır. Bu insanlar serbest düşünceye sahiptirler ve birey olma sürecini tamamlamış kişilerdir. Bizim iste­diğimiz insanlar da bunlardır işte.

Biz daha önce hiç tanımlanmamış biçimde tehlikeli tipleriz. Çünkü internet aracılığıyla akıl almaz sayıda in­sana ulaşma olanağımız var. Onları koordine ve motive edebiliriz. Biz değişimi uzlaşma yoluyla gerçekleştirebi- liriz ve güçlülerin veya zenginlerin yardımına ihtiyacımız yok. Beni ilgilendiren işte budur.

Oxblood: Anonymous içinde hafif bir kadın düşman­lığı var gibi, ama bana kalırsa bu daha çok yaşı küçük üyelerden kaynaklanıyor. Bu sizin canınızı sıkıyor mu, yoksa hiç sallamayıp kendi işinize mi bakıyorsunuz?

Emma_A: Genelde erkeklerin egemenliğinde olan gruplara kabul edilmek her zaman netameli bir iştir. Böyle diyorum ama ben şahsen yaşamadım bu sıkıntı­ları. Bence kadınlar bir işe dahil olduğu zaman gerçek­ten önemli olan noktalara odaklanmak ve altını çizmek istediklerimizi belirlemek daha kolay olacaktır. Dürüstçe söylemem gerekirse, ben tanıştığım her Anon’dan müt­hiş bir destek, sıcak bir sevgi ve saygı dışında bir şey görmedim.

Oxblood: Terimi çok sevmem ama, kendinizi bir “fe­minist” olarak görüyor musunuz?

Emma_A: Ben kendimi bir kadın olarak görüyorum. Ben kadınların güçlendirilmiş, eğitilmiş, yoksulluktan kurtarılmış, iş güç sahibi kılınmış, bedenleri hakkında tam söz sahibi, doğurma haklarına sahip ve saygı du­yulan bireyler olmalarını istiyorum. İnsan soyunun yan­sını oluşturan, duygu sahibi kişiler olduğumuz unutul­masın diyorum, ki öyleyiz zaten.

Oxblood: Bir kadın olarak hangi meselelere önem ve­rirsiniz?

Emma_A: Hepsinden ve her şeyden önce eğitim. Pek çok ülkede kız çocuktan doğru düzgün eğitilmiyor ve çok genç yaşta evlenip anne olmaya zorlanıyorlar. Bu sa­dece o kız çocuğu ve bebeği için değil, tüm insanlık için çok zararlı bir durum. Üreme hızımız artık kontrolden çıkmış durumda. Kız çocuklannın o kadar çocuk sahibi olmaya zorlanması ve onların sadece birer “rahim” ola­rak görülmesinin sonu gelmeli artık. Bazı ülkelerde 10 yaşında kızların 50 yaşında adamlarla hâlâ evlendirile- biliyor olmaları gerçeği cidden midemi bulandırıyor be­nim. İster dini suçlayın, ister geleneği suçlayın, bunun hiç önemi yoktur. Bununla savaşılması gerek.

İkincisi de kız çocuklarının ve kadınların eğitimine ya­tırım yapılması. Birçok araştırma göstermiştir ki kızlarım ve kadınlarını eğiten bir toplum kısa sürede çok büyük adımlar atmaktadır. Bu konuda yazılmış iyi bir kitap olan, Nicholas D. Kristof ve Sheryl WuDunn’un Gökyü­zünün Yarısı kitabını herkese tavsiye ederim.

Üçüncüsü üreme hakkı. Dünyanın her yerinde kadın­lar kendi doğurganlıklarını kendileri kontrol edebilmeli. Doğum kontrolü de kadının hakkıdır. Gökyüzündeki bir amca istiyor diye bize 15 çocuk yapmamızı söyleyen Papa takkesi giymiş adamlara ihtiyacımız yok. S*ktirip gitsinler! Dünyadaki tüm kadınların ne zaman ve kaç ço­cuk yapacaklarına kendilerinin karar vermesi gerek. En önemli şey kadınların eğitimidir. Eğitimli kadın daha az çocuk doğurur ve onları çok gençken doğurmak için acele etmez. Kürtajın da yeniden tanımlanması gerek. Kürtaj yaptırmak bir bebek öldürmek olduğu yolundaki muhafazakâr yalanlardan kurtulma zamanı geldi. On­lar bebek değil bir miktar hücredir sadece. Aslına ba­karsanız o hücrelerin içinde yaşadığı kadın önemlidir. Kadınlarım hamileliği sürdürüp sürdürmeme hakları ol­malı. Ellerinizi rahimlerimizden çekin. Onlar bize ait, size değil!

Oxblood: AnonyMiss’i nasıl tanımlarsınız?

Emma_A: Bence AnonyMiss kadınların ve erkeklerin kadın özgürlüğü için el ele çalıştıkları ve kadın hareke­tinde bir dönüm noktası sayılabilecek bir grup. Örneğin, burada ABD’de bile kadınlar üzerinden bir savaş yürü­tülüyor. Cumhuriyetçi partiden Bobby Franklin’in kürtajı cinayetle eş tutmaya kalkması da son yaşadığımız saç­malık. Eğer kürtaj yaptırırsan ölüm cezası alabilirsin. Bu lafın saçmalığını tanımlayacak sözcükler bulamıyorum. Bun önerinin nasıl yazıldığına bile inanamıyorum. Bir de şöyle düşünün: bir kadın politikacı aynı şeyi erkekler için öneren bir yasa tasarısı hazırlasa? Medya onu hangi kategoriye sokardı tahmin edebiliyor musunuz? Hâlbuki Boby Franklin delisi hakkında herhangi bir laf duymadık. Bir de insanlar Anonymous tehlikelidir der­ler! Bi s*ktirin gidin ya! Bulundukları konumu böyleşine tehlikeli biçimde kullanan adamların olduğu yerde, kim daha tehlikeli ha? İşte bu ikiyüzlülük gebertiyor beni. Bu tip olayları gündeme getirmeliyiz ve bu konuda bize yar­dım edebilecek birçok insan var.

Oxblood: AnonyMiss’in yakın bir gelecekte kendi operasyonlarını veya medya kampanyalarını yürütebi­leceğini düşünüyor musunuz? Eğer öyleyse ne tür ey­lemler yapmak isterdiniz?

Emma_A: Bunun olduğunu görmeyi çok isterdim. Franklin gibi geri kafalı politikacılara karşı eylem yağ­mak isterdim örneğin. Tanrım, bu herif gibi lağım farele­rinin kadın düşmanı fikirlerine saldırmak çok hoş olurdu!

Oxblood: Anonymous içinde kadınlar da olması gibi, AnonyMiss içinde erkeklerin olması nasıl olurdu? Olumlu veya olumsuz açıdan?

Emma_A: Sanırım bunu daha önce yanıtladım. Er­keklerin bizi desteklemesini çok isterim. Aslında Anony- Miss’in başarılı olması için erkeklerin de kendilerini bi­zim aramızda hissetmelerine gerek var bence. Birbiri­mize destek olabiliriz. En iyisi de bu değil mi zaten?

Anonymous’un Diğer Eylemleri

Megaupload Operasyonu

Anonymous dosya paylaşım servisi Megaupload’un ka­patılması ve dört çalışanının tutuklanmasına misilleme olarak, 19 Ocak 2012 günü öğleden sonra UMG (Mega- upload’a dava açan şirket), ABD Adalet Bakanlığı, ABD Telif Hakları Bürosu, Federal Araştırma Bürosu (FBI), MPAA, Warner Brothers Music, RIAA ve HADOPI web si­telerine hizmeti engelleme saldırıları düzenledi. Anony­mous’un operasyonları Temsilciler Meclisinin çıkardığı Stop Online Piracy Act (SOPA – Online Korsanlığı Dur­durma Yasası) ve Senatonun çıkardığı Protect Intellectual Property Act (PIPA – Fikir Haklarını Koruma Yasası) için duydukları öfkeden kaynaklanıyor.

Megaupload özellikle büyük boyutlu dosyaları barın­dırmakta ve paylaşımda çok önemli yeri olan bir siteydi. Ancak barındırılan bazı dosyaların telif hakkı yasalarını ihlal ettiği iddia edilince, 19 Ocak 2012’de kurucusu ve bazı çalışanları tutuklandı ve site, SOPA yasası gereği ka­patıldı. İngilizcede sadece bir yasanın kısaltması olan SOPA Türkçede bize ironik biçimde çok fazla anlamlar ifade etmektedir ve yakında SOPA’mn kimlerin başına ine­ceğini hep beraber bekleyip göreceğiz.

Anonymous 21 Ocak 2012’de Polonya hükümeti web sitelerine karşı sorumluluğunu bizzat üstlendiği ve “Po­lonya Devrimi” adını verdiği bir dizi hizmet engelleyici sal­dırı düzenlendi. Grup, Twitter hesabı aracılığıyla yaptığı açıklamada, bul saldırıların Polonya hükümetinin AÇTA (Anti-Counterfeiting Trade Agreement) anlaşmasına ya­kında imza atacak olmasının intikamı olduğunu belirtti. Bu anlaşma telif haklarının ihlali durumunda ulusal sı­nırları kaldıran ve ihlalcilere karşı ortak hareket etmeyi öneren bir yasadır. Anonymous bu saldırısında, Sejm.gov. pl ile başlayarak, Polonya Başbakanı, Cumhurbaşkanı, Ulusal Miras ve Kültür Bakanlığı ve daha sonra polis, İç Güvenlik Ajansı (Agencja Bezpieczenstwa Wewnçtrznego) ve Dış İşleri Bakanlığının web sitelerini çökertti.

Öngörülen saldırılar medyada yer edinerek güçlendi ve kamuoyunun oldukça yüksek ilgisine yol açtı. Bunu taki­ben, 24 Ocakta popüler Polonya web siteleri bloke edildi ve 24 ve 25 Ocak’ta Polonya’nın başlıca şehirlerinde, AC- TA’nın imzalanmasına karşı binlerce insanın katıldığı ey­lemler gerçekleştirildi. Diğer şüpheli hedefler, hükümet sözcüsü Pawel Gras’m web siteleri (Gras saldırıların hiç gerçekleşmediğini iddia ettikten sonra web sitesi bloke edildi) ve PSL’in web sitesiydi. (Siyasal bir parti üyesi olan Eugeniusz Klopotek başlıca bir TV kanalında canlı yayında ACTA’yı destekledikten sonra bloke edildi.) Fransa’nın cumhurbaşkanlığı web sitesindeki hükümete ait siteler, Avusturya Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı ve aynı zamanda başbakanın web sitesi de sal­dırıya uğradı ve durduruldu.

Blitzkrieg Operasyonu

Anonymous’un son dönemdeki bir diğer önemli ope­rasyonu da eşcinsellere ve yabancılara düşmanlıklarıyla tanınan Neonazilere karşı düzenledikleri ‘Operation Blitzkrieg’. Grup yakın geçmişte faaliyete soktuğu nazile- aks.net portalmda ele geçirdiği aşırı sağcılara yakınlığı ile bilinen örgüt ve markaların listesini yayımladı. Aşırı sağ­cıların gözde giyim markası Thor Steinar firmasının müş­teri bilgilerinin yanı sıra yine aşırı sağcıların sesi olarak bilinen ‘Junge Freiheit’ yayınlarının ağına sızan grubun en ses getiren girişimi Nasyonal Demokrat Parti’ye (NPD) bağışta bulunanların tam listesi oldu. Listelerde bağışta bulunanların adlarının yanı sıra açık adresleri ve elektro­nik posta adresleri de yer alıyor.

Anonymous aşırı sağcı internet sayfalarına düzenlenen saldırılarla bu kesimin haberleşmesini engellemekle kal­madı aynı zamanda bilişimsel altyapısını sarstı.

‘Opération Blitzkrieg’ taraftarlarına yaptığı çağrının he­men ardından neonazi platformu Altermedia Deutsch- land, NPD’nin yayın organı ‘Deutsche Stimme’ ve DS da­ğıtım şirketinin ağlarının bağlantısının koptuğu tespit edildi. DS dağıtım şirketinin internet hizmetlerini yöneten Axel Möller ise Aralık 2011 ’in başından bu yana halkı kış­kırtma, anayasaya aykırı semboller kullanma, hakaret, suça azmettirme ve ölülerin anısını lekeleme suçlarından ceza evinde yatıyor. Olup bitenler karşısında şaşkına dö­nen aşırı sağcıların saldırıların devam etmesinden endişe duyduğu belirtildi. Bazı kesimlerin ise Anonymous tara­fından yayımlanan listede adı geçenleri hackerlere karşı kışkırtmaya çalıştığı kaydedildi.

Ocak ayının ilk Çarşamba günü, AnonOps ileti­şim bloğunda, birçok Neo-nazi örgütünün web sitelerini hedef alan ve e-posta alışverişlerini ve kişisel mesajlarını yayınlayan “Blitzkrieg Operasyonunun” sonuçları açık­landı.

“AnonOps: Blitzkrieg Operasyonu”: http: / /anonops. blogspot.com 72012/02 / opblitzkrieg-anonvmous-strikes- neo.html.

Anonymous ayrıca Avrupa’da ve dünyada yükselen aşırı sağcı, Neo-nazi tehlikesine karşı da aşağıdaki bildiri­yi yayınlamıştır:

Neo-naziler!

Sizin akıl almaz eylemleriniz ve her bir insanın doğumuyla bir­likte kazandığı haklar olan özgürlük ve eşitliği kabul etme konu­sundaki isteksizliğiniz, yaşamın nefrete dönüşmesine ve bütün dün­yada ırkçılığın var olmasına yol açıyor.

Birinci Dünya Savaşından sonra, sizin ideolojiniz dünyayı kaosa sürükledi. Yahudi düşmanlığı olarak bilinen bulaşıcı hastalığı be­nimsediniz ve ırkçılığın ortak bilincimize kazınması için gereken her şey i yaptınız…

Sizin yanlış yönlendirilmiş politikalarınız ve sizin insanlığa karşı verdiğiniz nefret dolu savaşınız sadece sizin algılarınızı bulandır­makla kalmadı, aynı zamanda tüm dünya ülkelerini de etkiledi… Sanayileşme ideallerinizi iğrenç toplu katliamlarınızla birleştirdi­niz ve daha önce hiç görülmemiş oranda insan hayatını yok eden

durumların ortaya çıkmasına yol açtınız.

Hâlâ da insanların yaralanmasına ve ölümlere yol açıyorsu­nuz…

İdealleri uğruna sokaklarda eylemler yapan insanları tehdit edi­yor, siyasi rakiplerinize saldırıyorsunuz…

Bu davranışlarınıza daha fazla hoşgörü gösterilemez…Biz Anonymous. Biz lejyonuz. Biz affetmeyiz. Biz unutmayız. Bekleyin bizi.

BASINDA ANONYMOUS

 İNTERNETTEKİ en tanınmış hacker gruplarından Anony­mous’a karşı düzenlenen uluslararası operasyonda 25 kişinin yakalandığı açıklandı. İspanya, Arjantin, Şili, Kolombiya’da gerçekleşen operasyonlarda yakalanan 25 Anonymous üye­sinin dünyanın farklı yerlerinde şirket, siyasi parti ve kuram­ların internet sitelerine saldırı yapmakla suçlandığı belirtildi. İspanyol polisi tarafından verilen bilgilerde, İnterpol tarafın­dan gerçekleştirilen operasyonda İspanya’da yakalananların sayısının dört olduğu ve bunlardan ikisinin tutuklanarak ce­zaevine konduğu bildirildi.

İspanya’da yakalanan Anonymous üyelerinin, Kraliyet Sara- yı’nda, Başbakanlık’ta ve özel harekatlarda görevli polis me­murlarının bilgilerine ulaşarak, bunları yayınladıkları ifade edildi.

Anonymous üyelerinden birinin, Çek Cumhuriyeti ve Bul­garistan üzerinden bir internet ağı kurduğu ve polisin girişi­miyle bu ağların bloke edildiği bildirildi, (aa) □

Anonymous bu sefer WikiLeaks ile vurdu

Uluslararası gizlilik karşıtı site WikiLeaks, ABD merkezli is­tihbarat kuruluşu Stratfor’a ait 5.5 milyon e-mail’in yayım­lanmasına başladığını açıkladı. Wikileaks’e e-mailleri kü­resel siber korsanlık grubu Anonymous iletti.

MİLYONLARCA e-mail’in, Stratfor’un 300.000 üyesine ait olduğu ifade edildi. WikiLeaks, e-maillerin ortaklığı bulunan 25 basın organı aracılığıyla yayımlanacağını belirtirken, baş­langıç olarak 167 e-mail’i kamuoyuna sundu. Türkiye ile il­gili belgelerin, 6 Mart’tan itibaren yayımlanması bekleniyor. WikiLeaks merkezi Austin, Teksas’ta bulunan Stratfor’a ait e-mailleri nasıl elde ettiğini açıklamadı. Analistler geçmiş­teki WikiLeaks eylemlerine kıyasla, Stratfor bilgilerinin Ara­lık 2011’de Anonymous tarafından düzenlenen siber saldı­rıyla elde edildiğine kesin gözüyle bakıyor.

WikiLeaks dünyanın dört bir yanındaki ABD büyükelçilik­leri ve Irak ile Afganistan savaşma ait belgeleri bu bilgileri sızdıran kaynaklar aracılığıyla elde etmişti. □

Anonymous grubundan 6 kişi tutuklandı

İspanyol polisi Anonymous grubuna bağlı olduğu düşünülen altı şüpheli kişiyi yakaladı.

İspanyol polisi yetkilileri Perşembe günü Anonymous’a bağlı olduğu söylenen altı şüpheli kişiyi tutukladı. Tutuklama olayından sonra Anonymous, İspanyol Ulusal Polisi resmi si­tesine saldırıya başladı.

Şu an için altı kişinin tutuklanması yetkililer tarafından te­yit ya da inkar edilmedi. Yetkililer, ancak korsanlara karşı bü­yük bir operasyon gerçekleşmekte olduğunu doğruladı.

Anonymous üyeleri Twitter’de “Altı kişi tutuklandı biz bili­yoruz onlar anti-hack hakkında konuşuyor bekle bizi geliyo­ruz” diye yazdı.

Anonymous geçen yıl yine böyle bir tutuklama sonrası İs­panyol milli polisini hedef alıp saldırmıştı. □

Anonymous bu kez Kanada Polisinin sitesine saldırdı

Bilgisayar korsanları grubu Anonymous’un saldırılarından bu kez Kanada’nm Ontario Eyaleti Polis Şefleri Derneği nasibini aldı.

KANADA hükümetince çıkarılmaya çalışılan C-30 sa­yılı kanuna destek veren polis şeflerine kızan grup, der­neğin www.oacp.ca isimli internet sitesini kullanılamaz hale getirdi. Anonymous’un saldırısından sonra siteye girmek isteyenler, “under maintanence (bakımda)” ifa­desi ile karşılaşıyor.

Kanada federal hükümetinin, siber suçlar ve özellikle de

çocuk pornografisini gerekçe göstererek çıkarmaya ça­lıştığı yeni internet gözetim kanunu tasarısına başta On­tario Polis Şefleri Demeği üyeleri olmak üzere ülke ge­nelindeki polis şeflerinin büyük bölümü destek veriyor. Ranun tasarısını özgürlüklerin kısıtlanması olarak algı­layan Anonymous’un, Ontario Polis Şefleri Derne- ği’nden çaldığı bazı bilgileri Twitter üzerinden de pay­laştığı ileri sürülüyor.

Ontario Polis Şefleri Demeği Sözcüsü Joe Couto akşam saatlerinde yaptığı açıklamada, siteyi korsanların elin­den geri aldıklarını açıkladı. Sözcü, polis şeflerinin ka­nunların tanıdığı yetki sınırları içinde halkın güvenliği ve huzuruna katkı sağlayacak olan her gelişmeye destek olmaya devam edeceklerini ifade etti, (aa) □

Liseli üç Anonymous üyesi deşifre oldu

Yunanistan’da bakanlık sitesine saldıran ve lise öğrencisi olduğu açıklanan bir Anonymous üyesi gözaltına alındı, iki liseli ise aranıyor.

ATİNA – Yunanistan’da Adalet Bakanlığı’nm internet sayfasına bu ayın başında saldırı düzenleyen hacker grubu Anonymous üyesi olduğu sanılan bir lise öğren­cisi gözaltına alınırken, aynı nedenle suçlanan iki liseli­nin daha aranmakta olduğu bildirildi.

Polis emniyet teşkilatının elektronik suçlarla mücadele bölümünün yürüttüğü soruşturmanın ardından “Greek Hacking Scene” isimli genç hacker grubu üyesi oldu­ğundan kuşkulanılan 18 yaşında bir lise öğrencisinin gözaltına alındığını belirtti.

Polis, ayrıca bu saldırıya katıldıkları gerekçesiyle 16 ve 17 yaşlarında iki liselinin de aranmakta olduğunu kay­detti.

Bu bilgisayar korsanı grup, 2 Şubat’ta Yunanistan Adalet Bakanlığı’nm web sitesine Anonymous bilgisa­yar korsanı topluluğu adına saldırıda bulunduğunu açık­lamıştı. (aa) □

Anonymous saldırısı CHP’nin gündeminde

CHP milletvekili Emine Ülker Tarhan, Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’a Anony- mous’un BTK sistemlerine saldırarak yurttaşların kritik kişisel verilerinin de bulunduğu bazı verita- banlarını sızdırdığı iddialarını sordu.

CHP Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan, Ulaştırma, Denizcilik ve Ha­berleşme Bakanı Binali Yıldırım’a Bilgi Teknoloji­leri ve İletişim Kurumu (BTK) veritabanına hacker saldırısına uğradığı iddialarını sordu.

TBMM Başkanlığına soru önergesi sunan Tarhan, BTK’nın ne zaman hacker saldırısına uğradığı, veri tabanındaki bilgilerin ne zaman çalındığını öğ­renmek istedi.

Hackerlerin elde ettiği bilgiler arasında şirketlerin ve özel kişilerin ‘kişisel’ nitelikteki bilgilerinin olup olmadığını soran Tarhan “Hackerlerin veri taban­larını ele geçirmek için kullandıkları sistemdeki açık tespit edilmiş midir? Adı ‘bilgi teknolojileri’ olan kurum, kendine ve bağlı olan şirketlere ait bil­gileri neden koruyamamıştır?” dedi.

Tarhan, kurumun güvenlik açıklarını kapatmak üzere ne gibi önlemler alındığını da sordu. (cnnturk.com) □

Kişisel bilgiler apaçık internette!

İnternetin hacktivist grubu Anonymous şimdi de Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nıı hackledi. Ekip çaldığı verileri internette yayınladı.DÜNYANIN en tehlikeli hacker grubu diyebileceğimiz Anonymous’un eylemleri genelde ‘sürü psikolojisi’ kulla­narak, belirli sitelere erişimi engellemek üzerine kurulu. Fa­kat Guy Fawkes maskesinin ardına saklanan çok tehlikeli si- ber suçlular da bu grubun içinde bulunuyor.

Anonymous dün Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na ait pek çok veritabanı dosyasını çaldı. Operation Digiturk (Digiturk Operasyonu) ismiyle başlayan saldırılarda, hedef ilk olarak BTK oldu.

Dört farkh veritabanının içeriği yayınlanmış

Ekibin hacklediği veriler arasında, BTK’nın sistemlerine uzaktan erişen firmaların sisteme giriş isimleri ve kriptolu

halde şifreleri bulunuyor. Bu firmalar arasında Vodafone, TTNet, Superonline, Avea, Turkcell gibi isimler bulunuyor. Yayınlanan ikinci veritabanı içeriğinde, BTK çalışanlarının kullanıcı isimleri, e-posta adresleri, kriptolu halde şifreleri bulunuyor. Bu e-postalarm hepsi BTK.gov.tr uzantılı adres­ler.

i Üçüncü veritabanmda ise kullanıcıların tam isimleri, kişisel e-posta adresleri, cep telefonu numaraları, eğitim durumları bilgisi bulunuyor.

Yayınlanan dördüncü ve en açık veritabanmda ise yine kul­lanıcıların tam isimleri, kullanıcı adları, e-postaları, açık bi­çimde şifreleri, ev – cep – iş telefonları, doğum tarihi, TC kimlik numaraları gibi kötü niyetli kişilerin elinde tehlikeli olabilecek bilgiler yayınlanmış.

rEditörün notu: Haberimizin kaynağını, kişisel bilgileri or­taya dökülen kişilerin zor durumda kalmaması için buradan veremiyoruz. Fakat Anonymous, aralarında kurumsal e- posta ile kayıt yaptırmış pek çok kişinin bile şifresi ve TC kimlik numarası dahil apaçık bulunan veritabanlarını inter­net üzerinden yayınlamış. Umarız bu durumdan kimse ciddi zarar görmez.

Güncelleme: Saldırıyı Unarmed Anarchy (İsimsiz Anarşi) isimli, muhtemelen Türk hacker grubu Anonymous adına gerçekleştirmiş. Ayrıca ortaya yeni bir iddia atıldı: bahset­tiğimiz dördüncü veritabanmda kaydı bulunan bir mil­letvekilinin de kişisel e-posta adresi, TC kimlik numarası, şifresi, ev – cep telefonları ortaya dökülmüş durumda. (teknokulis.com) □

Anonymous CIA’ye saldırdı!

SANAL dünyanın Robin Hoodları, ABD’yi can evinden vurdu. Anonymous’a bağlı hackerlar, ülkenin bir numa­ralı istihbarat birimi CIA’nin sitesini birkaç saatliğine de olsa çökertti

Dünya çapında faaliyet gösteren hacker grubu Anony­mous, Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı’nm (CIA) sitesini çökerttiğini açıkladı. Anonymous sosyal paylaşım sitesi Twitter’da, Amerikan özel kuvvetlerinin bir düşmanı öldürdükten sonra kullandığı ‘tango down’ (düşmanı etkisiz hale getirdik) terimini kullanarak, ‘CIA Tango down’ yazdı. CIA’in sitesine önceki akşam birkaç saat ulaşmanın mümkün olmadığı kaydedildi. CIA söz­cüsü ise iddiaya ilişkin haberleri incelediklerini söyledi. Anonymous bu aym başında Federal Soruşturma Bü­rosu (FBI) ile İngiliz polisi arasındaki bir telekonferans görüşme kayıtlarını ele geçirmeyi başarmıştı, (aa) □

Dünyaca ünlü internet korsan grubu Anonymous, yayınladığı videoyla İsrail’i tehdit etti.

Anonymous İsrail’e savaş açtı!

KORSANLAR uluslararası paylaşım sitesi Youtube’a koydukları videoda, İsrail’in “insanlığa karşı suç işledi­ğini” öne sürdü ve İsrail hükümetini Filistinlilere karşı kötü muamelesinden dolayı kınadı.

Anonymous videoda İsrail yönetimine ithafen “Medya aldatmacalarına başvurarak ve politik rüşvet­lerle sempati topladınız. Demokratik olduğunuzu iddia ediyorsunuz ama gerçekten bundan çok uzaksınız. As­tında, tek amacınız, kitlelerin özgürlüğünü ayaklar al­tına alarak seçilmiş bir azınlığa daha iyi bir yaşam sağ­lamak” dedi.

İsrail’in yalan kampanyaları üzerinden İran’a saldır­mak için alt yapı hazırladığına da değinen Anonymous, İsrail’e karşı üç aşamalı bir saldırı düzenleyeceklerini, bunun ilk basamağının ‘İsrail’i sanal dünyadan silmek’ olduğunu belirtti.

İsrail ile Filistin arasında süregelen internet savaşla­rında, Anonymous’un bu kararıyla, Filistin lehine yeni bir dönem başlamış olacak.

Son olarak Suriye lideri Beşşar Esed’in basın danış­manının e-postalarım ele geçiren bilgisayar korsanları, geçen yıl “Gölge CIA” olarak bilinen, güvenlik konula­rına odaklı ABD merkezli düşünce kuruluşu Stratfor’a saldırı düzenlemişti.

Yunanistan Adalet Bakanlığı ’nm sitesini çökerten, Türkiye’deki hükümetin sitelerine saldıran Anonymous, Pentagon, Tunus ve Mısır’daki baskıcı rejimleri, Visa ve Mastercard’ın internet sitelerini de hedef almıştı.

Kimliği bilinmediği için Anonymous diye adlandırı­lan, coğrafya, din, dil, ırk fark etmeksizin bir araya ge­lerek güç birliği oluşturan internet korsanları, Kuzey Amerikalı petrol devleri Exxon Mobil, ConocoPhillips, Canadian Oil Sands Limited ve Imperial Oil’e karşı da operasyonlar yapmıştı. □

Anonymous’dan büyük hack!

Dünyanın konuştuğu ülkenin devlet başkanının hacklenen e-posta şifresine inanamayacaksınız!

SURİYE başkam Beşşar Esed şu sıralar yoğun baskı altında. Esed’e bir darbe de hacktivist grup Anonymous‘tan geldi. Esed’in ofis e-postalanm ele geçiren Anonymous, dünyanın dört bir yanında yaptığı siber saldırılarla isminden söz ettiri­yor. Fakat bu saldırı bir bilgisayar dâhisi olmayı gerektirmi­yordu, çünkü Esed’in e-postalarmm şifresi, 2011 yılının da en kötü ikinci şifresi olan, 12345.

Suriye Başkanlık İşleri Bakanlığı’mn e-posta sunucuna giren Anonymous, Esed’in çalışanlarının e-posta hesaplarının da olduğu 78 hesabı ele geçirdi. İsrail gazetesi Haaretz’in habe­rine göre, hesapların birkaçının şifresi de 12345’ti.

Esed’in basm danışmanı Batuhan Şaban‘m hesabındaki bir e- posta, Esed’in Aralık 2011 ’de yaptığı bir röportajın hazırlık­larım içeriyor. Röportajda Esed, Suriye devletinin vatandaş­larını öldürmediğini iddia ediyordu: “Kendi insanlarımızı öl­dürmeyiz” demiş Esed, ABC‘ye.. “Dünya’daki hiçbir devlet kendi insanlarını öldürmez, tabii ki deli biri tarafından yöne­tilmediği sürece.” □

Anonymous İsveç hükümetini çökertti

A. A. – STOCKHOLM – “Anonymous” hacker topluluğunun hedefinde bu kez İsveç hükümeti vardı. Hükümetin internet sitesini çökerten grup, sosyal paylaşım sitesi Twitter’dan yaptığı açıklamada, İsveç hükümetinin tüm birimleri tarafından kullanılan siteye düzenlenen sal­dırıyı üstlendi. İsveç hükümetinin sözcüsü Jacob Lagerc- ranser, internet sitelerinin bazı sorunlarla karşılaştığını doğruladı, ancak ayrıntılı bilgi vermedi. Bilgisayar kor­sanları, dün de ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ile İngiliz Polis Teşkilatı Scotland Yard arasındaki telefon ko­nuşmasını internetten yayımlamıştı. Hacker problemi ko­nulu video konferansını hacklediğini duyuran grup, bu­nunla yetinmeyip FBI içindeki e-mail yazışmalarını da in­ternete açmıştı. FBI’dan konuyla ilgili bir yorum gelmez­ken, BBC haberinde Scotland Yard’m açıklamayla ilgili soruşturmaya başladığını ifade etmişti. Anonymous, Twit­ter’dan geçtiği tweet’te “FBI bir süredir onların iç yazış­malarını nasıl okuduğumuzu merak ediyordur” diye yaz­mıştı. Öte yandan grubun, daha önceki hedefi ise ekono­mik krizle boğuşan Yunanistan’ın Adalet Bakanlığı sitesi olmuştu.

Anonymous FBI – Scotland Yard konuşmasını yayımladı

‘Anonymous’ hacker topluluğu, ABD Federal Soruş­turma Bürosu (FBI) ile Ingiliz Polis Teşkilatı Scotland Yard arasındaki telefon konuşmasını internetten yayımladı.

FBl’ın bildirisinde, yetkililerin “hackerler” ve faaliyetle­riyle ilgili yaptığı konuşmanın yayımlandığı, “yalnızca gü­venlik gücü yetkililerine yönelik olan bu bilgilerin yasadışı yollardan elde edildiği” belirtilerek, bu olayın sorumlularını belirlemek ve haklarında kovuşturma açmak için soruş­turma açıldığı kaydedildi.

Yaklaşık 17 dakikalık kaydın bir FBI ajanının e-posta­sıyla birlikte YouTube’da yayınlandığı, bu kayda eklenen e-postada, AvrupalI güvenlik güçlerinin, 17 Ocak’ta “Anonymous, Lulzsec, Antisec ve diğer hacker gruplarıyla ilgili sürdürülen soruşturmaları ele almak için” bir tele kon­feransa davet edildiği belirtildi.

E-postanın İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, İsveç ve İrlandalI polis yetkililerine gönderildiği belirtildi.

Mesajda, tele-konferansa katılmak için gerekli telefon numaralarının da verildiği kaydedildi.

Sophos bilişim güvenliği firmasından Graham Cluley, blog sayfasından yaptığı açıklamada, bilgisayar korsanla­rının görünüşe göre “bir polis soruşturmacısının e-posta kutusuna sızdıktan sonra” çağrıya ulaştıklarını belirtti.

FBI bu vesileyle bilgisayar sisteminin “ihlal edilmedi­ğini” açıklarken, Scotland Yard, AFP’ye yaptığı açıklamada bu haberlerin “incelendiğini” belirtti.

SONSÖZ

Bu kitabı okuyan titiz okurların gözünden kaçmayacak ayrıntıyı biz şimdiden söyleyelim: kaynakça yok. Bir araştırma kitabında kaynakça olmaması ilk anda biraz il­ginç gelebilir, ama internette doğup gelişen Anonymous hakkında gazete haberleri dışında fazla basılı malzeme ol­maması, kitabımızda kaynakça olmamasının temel ne­deni. Hatta arka kapakta da dediğimiz gibi bu kitap dünyada Anonymous üzerine basılan ilk kitap olduğu için belki de ileride biz kaynakça olarak kullanılacağız. Kitabın sonuna yararlandığımız yüzlerce web sitesini yazmak da çok anlamlı gelmedi. Belki de gelecekte yazılacak kita­plarda kaynakça olarak kullanılan web siteleri, basılı makale veya kitaplardan fazla olacaktır…

Sizlere sivil itaatsizliğin 21. yüzyıldaki hali olan “elek­tronik sivil itaatsizlik” kavramının mükemmel uygulayıcısı olan Anonymous’u tanıtmaya çalıştık. Anonymous’un sivil itaatsizlik eylemlerini aynı hızla sürdüreceğini ve birçok devletin ve şirketin politikalarını değiştirmelerine neden olacaklarını düşünüyoruz. Zaten dünya tarihi, öncülerin her anlamda takip edilmesinden oluşmuyor mu?


[1]   Image board, daha çok fotoğraf ve video postalama yoluyla hare­ket eden internet forumlarıdır. İlk image boardlar Japonya’da ya­ratılmıştır ve bugün İngilizce olan image boardların bile çoğunluğu Ja­pon kültürüyle ilgilidir. Anonymous grubunun Japon “anime”lerine olan sevgisi hatırlanınca, oralardan ortaya çıkmaları şaşırtıcı değildir…

[2]  Mem (İngilizce: meme) Belli bir kültüre dahil bireyler arasında do­laşan ve zamanla özel bir anlam kazanabilen söz, fikir veya davranışlara verilen addır.

[3]   Anonymous Turkey başlıklı facebook.com sayfasından aynen alınmıştır.

[4]  Kaynak: 100 BÜYÜK DÜŞÜNÜR, Sabri Kaliç, MAYA KİTAP, 2012, Sf. 171.

[5]  Britanya’da her 5 Kasım gecesi bahçelerde büyük ateşlerin olu­şturulup üzerlerinde Guy Fawkes‘m içine saman doldurulmuş temsili kuklalarının yakıldığı, maytap ve havai fişeklerin patlatıldığı, Guy Faw­kes maskeli çocukların sokaklarda dolaşıp “Guy için bir kuruşunuz var mı? “ diyerek para topladıkları gün. Guy Fawkes ise 5 Kasım 1605’te Bri­tanya Parlamento Binası’nı havaya uçurup içindeki tüm asilleri yok et­meyi planlayan asi bir grubun lideriydi, ancak Fawkes hedefe ulaşıla­madan yakalanmış ve diğer tüm asilerle birlikte asılmıştır.

[6]  Özellikle cinsel saldın amacıyla ve özellikle de çocuklarla inter­nette tanışarak, sora da bir biçimde onlarla bağ kurarak onları taciz et­meyi hedefleyenlere takılan bir sıfat.

[7]    Dünyanın en çok takip edilen bittorrent izleyicisi olan İsveçli site. Geçmişte çeşitli telif hakkı davalarına konu olmuş, bazen aklanmış, ba­zen de çeşitli cezalar almışlardır.

[8]   Hindistan film endüstrisi. Şimdiki adı Mumbai, eski adı Bombay olan kent merkezli olduğu için, Hollywood’a nazire olarak, Bollywood ola­rak adlandırılmıştır.

[9]   Botnet günümüz hackerlennm kullandığı bir M-Dos saldırı yön­temidir. Bu programlarla bir sunucu oluşturulup farklı bilgisayarlara ye- dirilir ve bu sayede binlerce bilgisayardan bir IP ye ya da siteye saldırı düzenlenebilir.

[10] Nyan Kedisi (Nyan Cat), Nisan 2011’de 25,yaşında, Dallaslı bir genç tarafından yaratılıp YouTube’a eklendikten sonra kısa sürede bü­yük ilgi gören bir internet mem’idir.

[11] İnternet içinde, gizliliği koruma amacıyla oluşturulan alt ağlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir