ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ ADALET BÖLÜMÜ 2. SINIF BORÇLAR HUKUKU DERSİ (FİNAL) KONU ÖZETLERİ VE DENEME SINAVLARI

ÜNİTE  – 8

BORÇLARIN VE BORÇ İLİŞKİLERİNİN SONA ERMESİ, ZAMANAŞIMI

  • Borçlar Kanununun Üçüncü Bölümünde, borçları ve borç ilişkilerini sona erdiren sebepler olarak ibra, yenileme, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi, kusursuz imkânsızlık, takas ve zamanaşımı düzenlenmiştir.
  • Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur. Asıl borç sona erdiğinde işlemiş faiz alacaklarının sona ermesini istemeyen alacaklının faiz hakkını, sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutması veya durum ve koşullardan faiz hakkının saklı tutulduğunun anlaşılması gerekir.
  • İbra, alacaklı ile borçlunun, alacaklının alacak hakkından tamamen veya kısmen vazgeçmesi hususunda anlaşmalarıdır. İbranın en önemli sonucu, ibra edilen borçlunun borcu ödemekten kurtulması, ibra edilen kısım oranında borcun bağlı (fer’i) haklarıyla birlikte sona ermesidir.
  • Yenileme, tarafların, mevcut bir borcu yeni bir borç meydana getirmek suretiyle sona erdirmeleridir. Mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz. Çeşitli kalemlerin bir cari hesaba sadece kaydedilmiş olması, borcun yenilenmiş olduğu anlamına gelmez. Ancak, hesabın kesilmesi ve hesap sonucunun diğer tarafça kabul edilmesi durumunda, borç yenilenmiş olur.
  • Yenileme ile mevcut borç ilişkisi asıl ve bağlı (fer’i) haklarıyla birlikte sona erer. Yenileme ile birlikte fer’i hakların sona ermesi nedeniyle mevcut borç için üçüncü kişi tarafından verilen rehin ve kefalet gibi teminatlar da son bulur. Üçüncü kişilerin verdiği teminatların devam edebilmesi için üçüncü kişilerin yenilemeye ilişkin rızalarının alınması gerekir. Ancak cari hesap sözleşmesindeki kalemlerden birinin güvencesi varsa, aksi kararlaştırılmadıkça, hesap kesilip sonucun kabul edilmiş olması, güvenceyi sona erdirmez.
  • Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesi hâlinde, borç son bulur. Alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi asıl borcu sona erdirdiği gibi asıl borca bağlı (fer’i) hakları da sona erdirir. Ancak, üçüncü kişilerin alacak üzerinde önceden mevcut olan hakları birleşmeden etkilenmez.
  • Sözleşme yapıldıktan sonra borcun ifası borçlunun kusuru olmaksızın imkânsız hâle gelirse borç, TBK m. 136 uyarınca sona erer. Borcun imkânsız hâle gelmesinde kusuru olmadığını ispat yükü borçluya aittir. Borçlu, ifanın imkânsız hâle gelmesinde kusuru olmadığını ispatlayamazsa, TBK m. 112’ye göre sorumlu tutulur. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmek ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. Borçlu bu yükümlülüklerini yerine getirmezse, bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden kaynaklanan zararları gidermekle yükümlüdür.
  • Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirirse bu duruma aşırı ifa güçlüğü denir. Aşırı ifa güçlüğü içindeki borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir.
  • Borcu sona erdiren sebeplerden bir diğeri de takastır. Takas, birbirine karşı aynı cins ve muaccel alacağa sahip olan kişilerden birinin tek taraflı irade açıklamasıyla borçlardan az olanı tutarında borcun sona erdirilmesine denir.
  • Zamanın geçmesi haklar üzerinde asıl olarak üç etkiye sahiptir. Belli bir zamanın geçmesi bazen bir kimsenin mülkiyet veya sınırlı bir aynî hak kazanmasına sebep olur. Buna kazandırıcı zamanaşımı denir. Bazı durumlarda ise zamanın geçmesi hakkın ortadan kalkmasına artık talep edilememesine neden olur. Bu tür sürelere ise hak düşürücü süre denir. Zamanın geçmesi alacağın dava ve takip edilmesini engelliyorsa,borçlu zamanaşımı def’inde bulunmak suretiyle ifadan kaçınabiliyorsa, bu tür sürelere de düşürücü zamanaşımı denir.

DEĞERLENDİRME SORULARI

1- İbraya ilişkin olarak aşağıda söylenenlerden hangisi yanlıştır?

a) Asıl alacağın ibrası aksine bir anlaşma yoksa bağlı (fer’i) hakları da sona erdirir.

b) İbra sözleşmesi herhangi bir şekle bağlı değildir.

c) İbra alacaklının tek taraflı irade beyanıyla gerçekleşen bir işlem değildir.

d) İbra yapacak olan tarafların hak ve fiil ehliyetine sahip olması gerekir.

e) Kefilin ibra edilmesi, asıl alacağın da ibra edildiği anlamına gelir.

2- (A), (B)’ye on ton buğdayını 6.000 TL’ye satmayı kabul etmiş ve alacağının 3.000 TL’sini de peşin olarak almıştır. Fakat sözleşme yapıldıktan sonra gelen selde buğdayların tamamı zayi olmuştur.

Bu olayla ilgili olarak aşağıda söylenenlerden hangisi doğrudur?

a) (A)’nın borcu kusursuz imkânsızlık nedeniyle sona ermiştir. Zarar iki taraf arasında eşit olarak paylaştırılır.

b) (A)’nın borcu kusursuz imkânsızlık nedeniyle sona ermiştir. (A) kalan alacağını isteyemeyeceği gibi almış olduğu 3.000 TL’yi de iade etmelidir.

c) (A) ile (B) arasındaki sözleşme kesin olarak hükümsüzdür.

d) Borcun ifası imkânsız olmadığı için borcun sona ermesi de söz konusu değildir.

e) (A)’nın borcu kusursuz imkânsızlık nedeniyle sona ermiştir. (A) kalan alacağını isteyemez fakat almış olduğu 3.000 TL’yi de iade etmez.

3- Aşağıdakilerden hangisi zamanaşımını kesen sebeplerden biri değildir?

a) Borçlunun alacaklıya borcu kabul ettiğini gösteren bir senet vermesi.

b) Alacaklının borçlu aleyhine dava açmış bulunması.

c) Borçlunun alacaklıya bir miktar ödemede bulunması.

d) Borcun tahsili için açılan takipte İcra Müdürlüğünce borçlunun mallarının haczedilmesi.

e) Alacaklının alacağını, Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmaması.

4- iki yıllık zamanaşımına tabi ve süresi 01.01.2016 tarihinde dolacak alacağı için 01.01.2015 tarihinde Ankara mahkemelerinde dava açmıştır. Mahkeme 01.01.2018 tarihinde davanın kabulüne karar vermiştir.

Soruda verilen alacağın zamanaşımı süresi ne zaman dolmuştur/dolacaktır?

a) 01.01.2016

b) 01.01.2018

c) 02.03.2018

d) 01.01.2020

e) 01.01.2028

5- Hak düşürücü süreye ilişkin olarak aşağıda söylenenlerden hangisi yanlıştır?

a) Hak düşürücü sürenin kesilmesi söz konusu değildir.

b) Hak düşürücü sürenin durması söz konusu değildir.

c) Hak düşürücü süre geçtikten sonra alacağın dava edilmesi mümkün değilse de talep edilmesi mümkündür.

d) Hak düşürücü süre hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınır.

e) Hak düşürücü süre ile sona ermiş hak, üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin yeniden canlanmaz.

6- Aşağıdakilerden hangisi fer’i hak değildir?

a) Rehin

b) Kefalet

c) Faiz

d) Ceza koşulu

e) Asıl alacak

7- Yenilemeye ilişkin olarak aşağıda söylenenlerden hangisi yanlıştır?

a) Yenileme, tarafların, mevcut bir borcu yeni bir borç meydana getirmek suretiyle sona erdirmeleridir.

b) Mevcut borç geçerli değilse yani ortada geçerli bir borç ilişkisi yoksa yenileme yapılması da mümkün değildir.

c) Yenilemeden söz edebilmek için yalnızca mevcut sözleşmenin ortadan kaldırılması yeterli olmayıp, yeni bir borcun da kurulması gereklidir.

d) Mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa, yenileme sayılır.

e) Tarafların mevcut borcun yeni borç kurulması suretiyle sona erdirilmesi hususunda açıkça anlaşılabilir iradelerinin bulunması gerekir.

8- Cari hesapta borç ne zaman yenilenmiş sayılır?

a) Borç doğduğu anda

b) Borç cari hesaba kaydedildiğinde

c) Borç ödendiği anda

d) Cari hesabın kesilmesi anında

e) Cari hesabın kesilmesi ve hesap sonucunun diğer tarafça kabul edilmesi anında

9- Aşırı ifa güçlüğüne ilişkin olarak aşağıda söylenenlerden hangisi yanlıştır?

a) Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum olmuş olmalıdır.

b) Bu durum borçludan kaynaklanan bir sebeple ortaya çıkmalıdır.

c) Koşullar, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olmalıdır.

d) Borçlu borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır.

e) Sözleşmenin yeni koşullara uyarlamasının hâkimden istenmiş olması gereklidir.

10- Takasa ilişkin olarak aşağıda söylenenlerden hangisi yanlıştır?

a) Takas borcu sona erdiren sebeplerden biridir.

b) Takas beyanında bulunabilmek için tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden alacaklı ve borçlu bulunmaları gerekir.

c) Takas yapılabilmesi için alacakların aynı cinsten olması gerekir.

d) Takas beyanında bulunulabilmesi için her iki alacağın da muaccel olması gerekir.

e) Takasın gerçekleşebilmesi için bir tarafın yaptığı takas beyanının diğer tarafça kabul edilmesi gereklidir.

Cevap Anahtarı:

1.E, 2.D, 3.E, 4.E, 5.C, 6.E, 7.D, 8.E, 9.B, 10.E

 

ÜNİTE -9

SATIŞ SÖZLEŞMESİ

  • Satış sözleşmesi, iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olup; satıcının, satılanın zilyetliğini ve mülkiyetini alıcıya devrettiği, alıcının da kendisine mülkiyeti devredilen malın bedelini satıcıya ödediği sözleşmedir.
  • Satım konusu mallar; taşınır ve taşınmaz mallar olabileceği gibi haklar da olabilir.
  • Taşınır satış sözleşmesi şekle tabi değildir. Ancak taşınmaz satışı resmî şekilde yapılmalıdır.
  • Satıcı malın ayıplı olmasından dolayı alıcıya karşı sorumludur. Aynı şekilde satılanın bir kısmı veya tamamı üzerinde hak iddia eden üçüncü kişiden dolayı da alıcıya karşı sorumludur.
  • Alıcı malı devralmada veya semeni ödemede temerrüde düşerse bundan dolayı satıcıya karşı sorumlu olacaktır. Aynı şekilde satıcı malı teslim etmede, zilyetliği ve mülkiyeti devretmede temerrüde düşerse alıcıya karşı sorumlu olacaktır.
  • Taşınır ve taşınmaz satış türlerinin yanı sıra örnek üzerine, beğenme koşuluyla, kısmi ödemeli ve açık arttırma yoluyla olmak üzere başka satış türleri de vardır.
  • Diğer satış türlerinden örnek üzerine, beğenme koşuluyla ve kısmi ödemeli satışların konusu sadece taşınır mal ve haklar olabilecekken; açık arttırma ile satışın konusu taşınır ve taşınmaz mallar olabilir.

DEĞERLENDİRME SORULARI

1- Satış sözleşmesinin hukuki niteliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) Satış sözleşmesi rızai bir sözleşmedir.

b) Satış sözleşmesi borç doğurucu bir sözleşmedir

c) Satış sözleşmesi karşılıklı bir sözleşmedir.

d) Satış sözleşmesi temlik borcu doğurmayan bir sözleşmedir.

e) Satış sözleşmesi iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir.

2- Taşınır satışının şekli ile ilgili olarak hangisi doğrudur?

a) Yazılı yapılmalıdır

b) Şekle tabi değildir.

c) Resmî şekil şarttır.

d) Şifahi (sözlü) şekilde yapılamaz.

e) Noter huzurunda onaylama şeklinde yapılmalıdır.

3- Aşağıdakilerden hangisi satıcının ayıptan sorumluluğunda alıcının haklarından biri değildir?

a) Sözleşmeden dönme

b) Satış bedelinden indirim isteme

c) Satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme

d) Satılanın onarımını isteme

e) Satılan mülkiyeti yerine intifa hakkına sahip olmayı isteme

4- Taşınmaz satışı ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

a) Taşınmaz satışı noterde düzenleme şeklinde yapılan sözleşme ile geçerli olur.

b) Bir yapının ayıbından doğan davalar 5 yıllık zamanaşımına tabidir.

c) Taşınmazın ölçüm eksikliğinden kaynaklanan ayıplardan dolayı satıcı, alıcıya tazminat ödemek zorundadır.

d) Taşınmazın zaptından sorumluluk, taşınır satımındaki hükümlere tabidir.

e) Taşınmaz satışına ilişkin özel bir hükmün bulunmadığı durumlarda, taşınır satışına ilişkin kurallar kıyas yoluyla taşınmaz satışına da uygulanır.

5- Aşağıdaki satış sözleşmelerinden hangisinin konusu hem taşınır hem de taşınmaz mallar olabilir?

a) Örnek üzerine satış

b) Beğenme koşuluyla satış

c) Ön ödemeli taksitli satış

d) Açık arttırma yoluyla satış

e) Hepsi

6- Taşınmaz satışının şekli ile ilgili olarak hangisi doğrudur?

a) Yazılı yapılmalıdır

b) Şekle tabi değildir.

c) Resmî şekil şarttır.

d) Şifahi (sözlü) şekilde yapılamaz.

e) Noter huzurunda onaylama şeklinde yapılmalıdır.

7- Satış sözleşmesinin hukuki niteliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

a) Satış sözleşmesi rızai bir sözleşmedir.

b) Satış sözleşmesi resmî şekilde yapılması gereken bir sözleşmedir.

c) Satış sözleşmesi kanunda düzenlenmemiş atipik bir sözleşmedir.

d) Satış sözleşmesi temlik borcu doğurmayan bir sözleşmedir.

e) Satış sözleşmesi tek tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir.

8- Alıcının satılanı kabul etmekte veya herhangi bir gerekçe ileri sürmeksizin red etmekte/geri vermekte serbest olduğu satış türü aşağıdakilerden hangisidir?

a) Örnek üzerine satış

b) Beğenme koşuluyla satış

c) Ön ödemeli taksitli satış

d) Açık arttırma yoluyla satış

e) Hepsi

9- “Taşınır satımında satıcının ayıba karşı tekeffül borcunda zamanaşımı süresi öngörmüştür. Buna göre satılanın alıcıya teslim edildiği andan itibaren satıcı, ayıptan dolayı …… sorumlu olacaktır”. Cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?

a) 6 ay

b) 1 yıl

c) 2 yıl

d) 5 yıl

e) 10 yıl

10- Malın mülkiyeti alıcıya geçmeden önce, alıcının kısım kısım satılanın bedelini satıcıya ödediği satış türü aşağıdakilerden hangisidir?

a) Örnek üzerine satış

b) Beğenme koşuluyla satış

c) Ön ödemeli taksitli satış

d) Açık arttırma yoluyla satış

e) Hepsi

Cevap Anahtarı  1.D, 2.B, 3.E, 4.A, 5.D, 6.C, 7.A, 8.B, 9.C, 10.C

ÜNİTE – 10

KİRA SÖZLEŞMESİ

  • Kira sözleşmesi, iki tarafa borç yükleyen sözleşmerden olup; kiraya veren, kiralananın kullanımını kiracıya devreder, kiracı da bu kullanım karşılığında kiraya verene bir bedel öder. Bu bedele kira bedeli veya kira parası denir. Sözleşmenin kurulması için tarafların anlaşmış olmaları yeterlidir. Kiralananın teslimi gerekli değildir.
  • Kira sözleşmesinin konusunu taşınır ve taşınmaz eşyalar oluşturur.
  • Gerek taşınır gerekse taşınmaz kiraları herhangi bir şekle tabi değildir.
  • Kira sözleşmeleri belirli süreli veya belirsiz süreli olabilir. Bu ayırım sözleşmenin sona ermesinde önem arz eder. Belirli süreli sözleşmeler, sürenin sonunda herhangi bir ihbar veya ihtara gerek kalmaksızın sona erer. Konut ve çatılı işyeri kiraları için bu konuda özel düzenleme vardır. Belirsiz süreli konut veya çatılı işyeri kiralarında kiracının her zaman sözleşmeyi feshetme hakkı vardır. Kiraya verenin ise 10 yıl geçmedikçe fesih hakkı bulunmamaktadır.
  • Bir kira ilişkisinde her iki tarafın hak ve borçları vardır. Kiraya veren, kira konusu şeyi kiracıya, sözleşmedeki şartlarla kullanıma elverişli şekilde teslim etmek zorundadır. Kiralananda oluşan ayıplardan kiraya veren sorumludur. Ancak bu sorumluluk için kiracının gecikmeksizin kiraya verene bildirimde bulunması gerekir. Yine üçüncü şahısların kiralanan üzerinde ileri sürdüğü ve kiracının hakkı ile bağdaşmayan haklardan dolayı kiraya veren sorumludur.
  • Kiracı da kira bedelini ve yan giderleri kiraya verene ödemek zorundadır. Ayrıca kiralananın kullanımı için gerekli olan olağan temizlik ve bakım giderlerini de karşılamak zorundadır. Kiralananı özenle kullanmak, ayıpları bildirmek, ayıpların giderilmesine ve kiralananın gösterilmesine katlanmak gibi diğer borçları da vardır.
  • Kiracı kiraya verenin yazılı rızası ile konut veya çatılı işyerini başka bir 3.kişiye alt kiraya verebilir ve kullanım hakkını devredebilir. Diğer kiralarda ise (mesela araç kirası gibi) kiraya verenin rızası aranmaksızın alt kiraya vermek veya kullanım hakkını devretmek mümkündür.
  • TBK, kira sözleşmesinin devrini de düzenlemiştir. Tüm kiralarda kira sözleşmesinin devri ancak kiraya verenin yazılı rızası ile mümkündür.
  • Kira sözleşmesi konut ve çatılı işyeri kirası, konut ve çatılı işyeri haricindeki taşınmaz ile taşınır kiraları, ürün kirası olarak üç çeşittir. Sözleşmenin sona erme hâlleri anlatılırken taşınmaz kiralarına ağırlık verilmiştir, zira uygulamada en sık karşılaşılan konut ve çatılı işyeri kiralarıdır. Sözleşmenin sona ermesi bildirim (fesih) veya dava yoluyla olur. Dava sebepleri kanunda tahdidi olarak belirtilmiştir. Bunlar; kiraya verenin kendisinin, eşinin, alt veya üst soyunun veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişilerin konut veya işyeri ihtiyacı, kiralananın yeniden inşa veya imarı, yeni malikin ihtiyacı, kiracının tahliye taahhüdünde bulunması, iki haklı ihtar ve kiracının kendisine veya eşine ait oturmaya elverişli konutunun olması.

DEĞERLENDİRME SORULARI

1- Kira sözleşmesinin hukuki niteliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

a) Kira sözleşmesi rızai bir sözleşmedir.

b) Kira sözleşmesi borç doğurucu bir sözleşmedir

c) Kira sözleşmesi karşılıklı bir sözleşmedir.

d) Kira sözleşmesinde anlaşma yeterli değildir. Kiralananın teslim edilmesi gerekir.

e) Kira sözleşmesi iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir.

2- Kira sözleşmesinin şekli ile ilgili olarak hangisi doğrudur?

a) Yazılı yapılmalıdır

b) Şekle tabi değildir.

c) Resmi şekil şarttır.

d) Noter tarafından onaylama şeklinde yapılmalıdır.

e) Kiraya verenin sözleşme altında imzasının varlığı şarttır.

3- Aşağıdakilerden hangisi kiracının borcudur?

a) Stopaj vergisi

b) Binanın mantolama masrafı

c) Çevre temizlik vergisi

d) Bina dış boya masrafı

e) Hepsi

4- Aşağıdakilerden hangisi kiracının ayıptan dolayı seçimlik haklarından değildir?

a) Kiralananın mülkiyetini istemek

b) Ayıbın giderilmesini istemek.

c) Kiralananın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesini istemek.

d) Sözleşmeyi feshetmek.

e) Hepsi

5- Aşağıdakilerden hangisi taşınmaz kiralarında kiraya verenden kaynaklı tahliye sebebi değildir?

a) Konut ve çatılı işyeri ihtiyacı

b) Yeniden inşa ve imar

c) Yeni malikin ihtiyacı

d) Tahliye taahhütnamesi

e) Hiçbiri

6- Kira sözleşmesinin hukuki niteliği ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

a) Kira sözleşmesi rızai bir sözleşmedir.

b) Kira sözleşmesi resmî şekilde yapılması gereken bir sözleşmedir.

c) Kira sözleşmesi kanunda düzenlenmemiş atipik bir sözleşmedir.

d) Kira sözleşmesinde anlaşma yeterli değildir. Kiralananın teslim edilmesi gerekir.

e) Kira sözleşmesi tek tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir.

7- Kanun, konut ve çatılı işyeri kiralarında belirsiz süreli kira sözleşmelerinde kiracıya her zaman sözleşmeyi feshetme hakkını tanımıştır. Kiraya verenin sözleşmeyi feshetme hakkı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

a) Her zaman feshedebilir.

b) Kiraya verenin kiranın başlangıcından itibaren 6 ay geçmedikçe sözleşmeyi feshetme hakkı bulunmamaktadır.

c) Kiraya verenin kiranın başlangıcından itibaren 1 yıl geçmedikçe sözleşmeyi feshetme hakkı bulunmamaktadır.

d) Kiraya verenin kiranın başlangıcından itibaren 5 yıl geçmedikçe sözleşmeyi feshetme hakkı bulunmamaktadır.

e) Kiraya verenin kiranın başlangıcından itibaren 10 yıl geçmedikçe sözleşmeyi feshetme hakkı bulunmamaktadır.

8- Konut ve çatılı işyeri kiralarında iki haklı ihtar sebebiyle tahliye davası ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

a) Bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içerisinde kiracıya kira bedelini ödemesinin yazılı olarak bir kez ihtar edilmesi gerekmişse, bu nedenle kiracı kiralanandan tahliye ettirilebilir.

b) Bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde her altı ay içerisinde kiracıya kira bedelini ödemesinin yazılı olarak iki kez ihtar edilmesi gerekmişse, bu nedenle kiracı kiralanandan tahliye ettirilebilir.

c) ‘Haklı ihtar’ tabirinden kiracının muaccel olan kira parasını ödememede ısrarı anlaşılmalıdır.

d) Tahliye için iki haklı ihtar gerektiğinden, iki ayrı kira bedeli için çekilmiş ihtarlar hesapta dikkate alınacaktır

e) İhtar herhangi bir şekle tabi değildir.

9- Aşağıdakilerden hangisi kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin oturmaya elverişli konutunun olması sebebiyle tahliye davasının şartlarından değildir?

a) Kiracının veya eşinin aynı ilçe veya belde belediyesi sınırları içinde konutunun olması

b) Kiracının tahliye konusunda önceden verilmiş taahhüdünün olması

c) Konutun oturmaya elverişli olması

d) Kiraya verenin, kira sözleşmesi yapılırken bu konuttan haberinin olmaması

e) Kiraya verenin kira sözleşmesinin bitiminden itibaren 1 ay içinde tahliye davasını açması

10- Kira sözleşmesinin devrinde, eski kiracının yeni kiracı ile borçlardan en fazla 2 yıl süre ile müteselsilen sorumlu tutulduğu kira türü hangisidir?

a) Konut kirası

b) İşyeri kirası

c) Arsa kiraları

d) Hayvan kirası

e) Ürün kirası

Cevap Anahtarı:   1.D, 2.B, 3.C, 4.A, 5.D, 6.A, 7.E, 8.D, 9.B, 10.B

 

ÜNİTE – 11

ÇEŞİTLİ BORÇ İLİŞKİLERİ

  • Satım ve kira sözleşmesinin dışında, Türk Borçlar Kanununun Özel Borç İlişkileri Kısmında düzenlenen birçok borç ilişkisi vardır. Bunlara; bağışlama, kullanım ödüncü, tüketim ödüncü, istisna, vekâlet, kefalet sözleşmeleri ile vekâletsiz iş görme örnek verilebilir.
  • Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, mal varlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Bağışlamada bulunmak için fiil ehliyetine sahip olmak gerekir. Sınırlı ehliyetsizler kendilerini borç altına sokmadığı için bağışlama önerisini tek başlarına (kanuni temsilcilerinin rızasına ihtiyaç duymaksızın) kabul edebilirler. Elden bağışlamanın aksine, taşınırlara ilişkin bağışlama sözü vermenin yazılı şekilde yapılması gerekir.
  • Kullanım ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin bir şeyin karşılıksız olarak kullanılmasını ödünç alana bırakmayı ve ödünç alanın da o şeyi kullandıktan sonra geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir. Kullanım ödüncünü kira sözleşmesinden ayıran en önemli özellik, bu sözleşmede kullanım karşılığı bir bedel alınmıyor olmasıdır.
  • Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir. Kullanım ödüncünden farklı olarak, tüketim ödüncünde ödünç alan ödünç konusunu tüketmektedir.
  • Eser sözleşmesi (istisna sözleşmesi), yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Eser; objektif olarak tespit edilebilen, bağımsız, bir hukuki bütünlüğü bulunan belirli bir maddi ya da maddi olmayan sonuçtur.
  • Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz.
  • Bir kişinin vekâleti olmaksızın başkasının hesabına iş görmesi hâlinde vekâletsiz iş görme söz konusu olur. Vekâletsiz iş görme gerçek ve gerçek olmayan vekâletsiz iş görme olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
  • Kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmeye kefalet sözleşmesi adı verilir. Hukukumuzda evlilerin kefil olabilmesi eşlerinin yazılı rızasına bağlanmıştır.

DEĞERLENDİRME SORULARI

1- Aşağıdakilerden hangisi Türk Borçlar Kanununda düzenlenmemiş sözleşmelerdendir?

a) Finansal Kiralama Sözleşmesi

b) Kefalet Sözleşmesi

c) Bağışlama Sözleşmesi

d) Kullanım Ödüncü Sözleşmesi

e) Vekâlet Sözleşmesi

2- Aşağıdakilerden hangisinde sözleşme konusunun aynen alacaklıya geri verilmesi söz konusudur?

a) Tüketim Ödüncü Sözleşmesi

b) Kefalet Sözleşmesi

c) Bağışlama Sözleşmesi

d) Kullanım Ödüncü Sözleşmesi

e) Vekâlet Sözleşmesi

3- Bağışlayanın borcunu kötü ifa etmesinin hukuki sonucu nedir?

a) Bağışlananın bundan doğan zararlarını kusuru olsun olmasın tazmin eder.

b) Bağışlananın bundan doğan zararlarını kusuru varsa tazmin eder.

c) Bağışlananın bundan doğan zararlarını kastı veya ağır ihmali varsa tazmin eder.

d) Bağışlananın bundan doğan zararlarını kusuru olsun veya olmasın tazmin etmez.

e) Bağışlananın bundan doğan zararlarını bunu ayrıca taahhüt etmişse tazmin eder.

4- Aşağıdaki sözleşmelerden hangisinde güven ilişkisi yoğun şekilde hissedilir?

a) Vekâletsiz İş Görme

b) Eser Sözleşmesi

c) Bağışlama Sözleşmesi

d) Satım Sözleşmesi

e) Vekâlet Sözleşmesi

5- Alacaklının borçluya başvurmadıkça, kefili takip edemeyeceğini ifade etmek üzere aşağıdaki kavramlarda hangisi kullanılmaktadır?

a) Adi kefalet

b) Müteselsil kefalet

c) Kefile kefalet

d) Birlikte kefalet

e) Rücua kefalet

6- Alacaklıya kefilin borcu için güvence verene kefile ne ad verilir?

a) Adi kefil

b) Müteselsil kefil

c) Kefile kefil

d) Birlikte kefil

e) Rücua kefil

7- (K) evlidir. (A)’ya olan borcundan dolayı arkadaşı (B) lehine kefil olmak istemiştir. Ancak eşi (E)’nin (K)’nın kefil olmasına rızası yoktur. Bu durumda aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

a) (A), (K)’ya başvurabilir ve fakat (E)’ye başvuramaz.

b) (A), (E)’ye başvurabilir ve fakat (K)’ya başvuramaz.

c) (A), ancak (B)’ye başvurduktan sonra (K)’ya başvurabilir ve fakat (E)’ye başvuramaz.

d) (A) ne (K)’ya ne de (E)’ye başvurabilir.

e) (A), ancak (B)’ye başvurduktan sonra (K)’ya ve (E)’ye başvurabilir.

8- (A), amcasının ölümü üzerine acilen köyden ayrılmak zorunda kalan (B)’nin tarlasındaki ürünü toplamış ve uygun fiyattan satmıştır. Bu durumda (A) ile (B) arasındaki ilişki nasıl nitelendirilebilir?

a) Vekâletsiz iş görme

b) Vekâlet sözleşmesi

c) Satım sözleşmesi

d) Eser Sözleşmesi

e) Haksız fiil

9- Ödünç sözleşmeleri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

a) Ödünç sözleşmeleri kullandırma amacı güden sözleşmelerdir.

b) Ödünç sözleşmeleri yazılı şekilde yapılmalıdır.

c) Kullanım ödüncünde ödünç verilenin karşılıksız kullanımı söz konusudur.

d) Kullanım ödüncünde ödünç verenin asli borcu, ödünç konusunun karşılıksız olarak kullanılmasını ödünç alana bırakmaktadır.

e) Para tüketim ödüncünün konusunu oluşturur.

10- (A), arkadaşı (B)’nin bilgisayarını haftasonu çalışmak için almış ve üç gün sonra geri vermiştir. Bu durumda (A) ile (B) arasındaki hukuki ilişki aşağıdakilerden hangisinde doğru gösterilmiştir?

a) Tüketim Ödüncü Sözleşmesi

b) Kefalet Sözleşmesi

c) Bağışlama Sözleşmesi

d) Kullanım Ödüncü Sözleşmesi

e) Vekâlet Sözleşmesi

Cevap Anahtarı   1.A,2.D,3.C,4.E,5.A,6.C,7.D,8.A,9.B,10.D

ÜNİTE – 12

HAKSIZ FİİLLER: KUSUR SORUMLULUĞU

 

  • Hukukumuzda, sözleşmelerin ve sebepsiz zenginleşmenin yanında, borcun diğer bir önemli ve temel kaynağını da haksız fiiller oluşturur.
  • Haksız fiil sorumluluğu gereğince, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
  • Haksız fiilin varlığından söz edebilmek için dört unsurun bir arada bulunması gerekir: Bunların fiilin hukuka aykırı olması, fiilin kusurla gerçekleşmesi, bir zararın varlığı ve fiil ile zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıdır.
  • Bir fiil haksız fiil olarak nitelendirilebilmesi için, hukuka aykırı olması gerekir. Bu nedenle bir başkasının mal ya da kişi varlığına zarar verse de hukuka uygun gerçekleşen fiillerden dolayı tazminat ödenmesi gerekmez. Yasal savunmanın, zorda kalmanın, üstün nitelikte bir özel ya da kamu yararının bulunduğu durumlarda ya da kamu gücünün yasal çerçevesinde kullanılması sonucunda meydana gelen zararlarda bu nedenle hukuka aykırılık ortadan kalkar. Kural olarak, zarar görenin rızası da hukuka aykırılığı ortadan kaldırır.
  • Kişinin hukuka aykırı fiilinden sorumlu tutulabilmesi için kusurunun varlığı gerekir. Kusur; kast ve ihmal olmak üzere ikiye ayrılır. İhmal de kendi içinde, ağır ve hafif ihmal olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bunların tamamı kusurun dereceleridir. Bir başka ayırıma göre de kusur; ağır ve hafif kusur olmak üzere ikiye ayrılır. Ağır kusur; kusurun derecelerinden kast ve ağır ihmali kapsar. Hafif ihmal ise hafif kusur altında yer almaktadır.
  • Zarar, kişinin haksız fiilden dolayı mal varlığında rızası dışında gerçekleşen bir eksilmeyi ifade eder. Bu tanım aslında maddi zarara ilişkindir. Manevi zararın ise gerçek anlamda bir zarar olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği öğretide tartışmalıdır. Maddi zarar, bu anlamda mal varlığında azalma, kişinin mal varlığına ya da kişi varlığına yönelik hukuka aykırı bir fiilden kaynaklanmış olabilir.
  • Haksız fiilin son unsuru, zararla fiil arasında sebep-sonuç ilişkisinin, nedensellik bağının bulunup bulunmadığıdır. Bu bağın varlığı ya da yokluğunu belirlemek amacıyla uygun nedensellik teorisine başvurulmaktadır. Uygun nedensellik teorisi günlük yaşam deneyimlerini, hayatın normal akışını dikkate alarak fiilin zarara neden olup olmadığını araştırmaktadır. Uygun nedensellik teorisinin yetersiz kaldığı ya da adaletsiz sonuçlara yol açtığı durumlarda hukuka aykırılık değerlendirilmesi yapılmakta, ihlal edilen hukuk kuralının koruma alanı dışında kalan zararlar ya da talepler bu yolla geri çevrilebilmektedir.
  • Bir zararla ilgili ya da bir zarara yol açacak birden çok nedenin bulunması hâlinde; ortak nedensellik, yarışan nedensellik, seçimlik nedensellik, önüne geçilen nedensellik kavramları altında bu nedenlerle zarar arasında nasıl bir bağın bulunduğu incelenmektedir. Bu sayılanlar nedensellik bağının türlerini oluşturmaktadır.
  • Fiil ile zarar arasındaki bağı; mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru koparmaktadır. Bunlara nedensellik bağını kesen nedenler denmektedir.

DEĞERLENDİRME SORULARI

1- Kusur sorumluluğuna dayanan haksız fiilin varlığından söz edebilmek için aşağıdakilerden hangisinin olayda bulunması şart değildir?

a) Hukuka aykırı bir fiilin varlığı

b) Failin tam ehliyetli olması

c) Olayda failin kastının ya da ihmalinin olması

d) Olay sonucunda bir zararın ortaya çıkması

e) Zararın hukuka aykırı fiilden doğmuş olması

2- Arkadaşı (B)’nin kitabını yırtan (A), bu fiilinden sorumlu tutuluyorsa olayla ilgili olarak verilen aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

a) (A)’nın kastı ya da ihmali vardır.

b) (B)’nin mal varlığına verilen bir zarar vardır.

c) (B)’nin zarara rızası bulunmaktadır.

d) (A)’nın fiili ile (B)’nin zararı arasında nedensellik bağı vardır.

e) (A)’nın ayırt etme gücü bulunmaktadır.

3- (A) emniyetini açık unuttuğu tabancasının tetiğine basınca (B)’yi yaralamıştır. Bu durumda (A)’nın kusuru hakkında ne söylenebilir?

a) (A)’nın ağır ihmali vardır.

b) (A)’nın kastı vardır.

c) (A)’nın olası kastı vardır.

d) (A)’nın hafif ihmali vardır.

e) (A)’nın olayda kastı ya da ihmali yoktur.

4- Aşağıdakilerden hangisi zarar olarak nitelendirilmede diğerlerinden farklılık arz etmektedir?

a) (A)’nın evinin yakılması

b) (A)’nın yangında elinin yanması

c) (A)’nın yangında kitaplarının yanması

d) (A)’nın yangından dolayı duyduğu üzüntü

e) (A)’nın dumandan zehirlenmesi

5- Ahlaka aykırı fiiller doğan haksız fiil sorumluluğunun hukuka aykırı fiillerden doğan haksız fiil sorumluluğundan en önemli farklarından biri nedir?

a) Failin ahlaka aykırı fiilinden sorumlu tutulabilmesi için fiil ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması gerekmez.

b) Failin ahlaka aykırı fiilinden sorumlu tutulabilmesi zararın varlığı aranmaz.

c) Ahlaka aykırılık hâlinde, manevi zarar istenemez.

d) Ahlaka aykırılık hâllerinde sorumluluk için failin tam ehliyetli olması şarttır.

e) Hukuka aykırılıktan doğan sorumluluğun aksine, ahlaka aykırılıktan sorumluluk doğabilmesi için failin kastının bulunması zorunludur.

6- (B)’nin kitabını yırtan ayırt etme gücüne sahip (A), bu fiilinden sorumlu tutulmuyorsa olayla ilgili olarak verilen aşağıdaki bilgilerden hangisi doğru olabilir?

a) (A)’nın kastı ya da ihmali yoktur.

b) (B)’nin mal varlığında bir zarar doğmamıştır.

c) (B)’nin zarara rızası bulunmaktadır.

d) (A)’nın fiili ile (B)’nin zararı arasında nedensellik bağı yoktur.

e) (B)’nin ayırt etme gücü bulunmamaktadır.

7- Kendi kitabını yırtan (B), bu fiilinden sorumlu tutulmuyorsa bunun nedeni aşağıdakilerden hangisi olabilir?

a) (B)’nin olayda kastının olmaması

b) (B)’nin olayda ağır ihmalinin olmaması

c) (B)’nin mal varlığına bir zarar verilmemiş olması

d) Olayda hukuka aykırılığın olmaması

e) Olayda (B)’nin mal varlığına verilen zararın önemsiz olması

8- (A) bir kızgınlık anında (B)’ye tokat vurmuştur. Bu fiil ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

a) Bu fiil bir hukuki olaydır.

b) (A) ile (B) hısım ise fiil hukuka aykırı olmaz.

c) (A)’nın olayda ağır ihmali vardır.

d) (A), kızgınlık anında bunu yaptığı için fiilinden sorumlu değildir.

e) (A) bu fiil ile, (B)’nin mal varlığına zarar vermiştir.

9-Türk hukukundan ihmalin ölçüsünün objektif olduğundan söz edilirken, aşağıdakilerden hangisi kastedilmektedir?

a) Kişinin göstermesi gereken dikkat ve özenin derecesi belirlenirken, toplumdaki normal, orta zekâdaki kişilerin aynı durum ve koşullardaki dikkat ve özeninin esas 9lınması

b) Kişinin göstermesi gereken dikkat ve özenin derecesi belirlenirken, onun kendi işlerindeki dikkat ve özeninin esas alınması

c) Kişinin göstermesi gereken dikkat ve özenin derecesi belirlenirken, fiilden zarar görenin kendi işlerinde aynı durum ve koşullardaki dikkat ve özeninin esas alınması

d) Kişinin göstermesi gereken dikkat ve özenin derecesinin, hâkimin takdir ettiği dikkat ve özen derecesine kıyaslanarak belirlenmesi

e) Kişinin göstermesi gereken dikkat ve özenin derecesinin, önceki işlerindeki dikkat ve özen derecesi esas alınarak belirlenmesi.

10- Mücbir sebep aşağıdaki şıklardan hangisinde doğru olarak ifade edilmiştir?

a) Kişinin ihmali sonucu gerçekleşen, öngörülemez, kaçınılamaz, önlem alınamaz olaylardır.

b) Kanun’da mücbir sebep olarak nitelenen, haksız fiiller için sınırlı sayıda sayılmış sorumluluktan kurtulma nedenleridir.

c) Bir kişinin başkasının zorlama ve tehdidi altında bir zarar neden olması durumudur.

d) Kişinin mal varlığının borcunu karşılamaya yetersiz olması hâlidir.

e) Kişinin kontrol alanının dışında gerçekleşen öngörülemez, kaçınılamaz, önlem alınamaz olaylardır.

Cevap Anahtarı   1.B,2.C,3.A,4.D,5.E,6.C,7.D, 8.A,9.A,10.E

ÜNİTE – 13

HAKSIZ FİİLLER: KUSURSUZ SORUMLULUK

  • Haksız fiilin varlığından söz edebilmek için dört unsurun bir arada bulunması gerektiği; bu unsurlardan birinin de kusurun varlığı olduğuna daha önce değinilmişti. Bu sorumluluk kusur sorumluluğu olarak adlandırılıyordu.
  • Haksız fiillerden sorumlulukta kusur sorumluluğu esastır. Bununla birlikte, bazı durumlar için kanun koyucu kusursuz sorumluluk esasını benimsemiştir. Bunun nedeni hakkaniyet düşüncesi, özen gösterme yükümlülüğü ya da yürütülen faaliyetlerin önemli tehlike doğurması olabilir.
  • Kusursuz sorumlulukta sorumluluk için aranmayan tek unsur kusur unsurudur. Haksız fiilin kusur dışındaki unsurlarının bir olayda varlığı, kusursuz sorumluluğun doğması için şarttır. Bu unsurlar; fiilin hukuka aykırı olması, zararın varlığı ve fiil ile zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıdır.
  • Ayırt etme gücünden yoksun olanlar, hakkaniyet gerektiriyorsa, başkalarına verdikleri zararlardan sorumlu tutulurlar. Bu durumda hâkim, zararın tamamen veya kısmen giderilmesine karar verir.
  • Adam çalıştıranın, hayvan bulunduranın, yapı malikinin ve ev başkanının sorumluluğu ise özen sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumluluk hâlleridir.
  • Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.
  • Hayvan bulunduran, yani bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.
  • Yapı maliki, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.
  • Ev başkanı, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan sorumludur.
  • Hukukumuzda genel tehlike sorumluluğu ilk kez 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile düzenlenmiştir. Buna göre, bir işletmenin sahibi ve varsa işleten, önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.

DEĞERLENDİRME SORULARI

1- Aşağıdakilerden hangisinde yer alan kusursuz sorumluluk hâli özen sorumluluğuna dayanan bir sorumluluk değildir?

a) Yapı malikinin sorumluluğu

b) Ev başkanının sorumluluğu

c) Ayırt etme gücünden yoksun olanların sorumluluğu

d) Adam çalıştıranın sorumluluğu

e) Hayvan bulunduranın sorumluluğu

2- (A)’nın attığı taş sonucu (B)’nin kafası kırılmış ve otuz gün tedavi görmüştür. (B), açtığı dava sonucu tedavi giderlerini (C)’den alabilmiştir. Bu durumda (C) ile ilgili olarak aşağıda verilen bilgilerden hangisi doğru olduğu kanaatine varılabilir?

a) (C)’nin ayırt etme gücü bulunmamaktadır.

b) (C) adam çalıştırandır.

c) (C) yapı malikidir.

d) (C) ev başkanıdır.

e) (C) hayvan bulundurmaktadır.

3- (A)’nın köpeği (K), (B)’ye saldırmış ve onu yaralamıştır. (A), (B)’ye ödediği tutarı (D)’ye rücu edebilmiştir. Bu durumda (D) hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

a) (K)’yı (D) ürkütmüştür.

b) (D), (A)’nın komşusudur.

c) (B) ile (D) arasında çalışma-çalıştırma ilişkisi vardır.

d) (D), tehlike doğuran bir işletme işletmektedir.

e) (A)’nın ayırt etme gücü bulunmamaktadır.

4- Aşağıdaki hangisinde yer alan kusursuz sorumluluk hâli diğerlerinden farklı bir nedenle öngörülmüştür?

a) Ev başkanının sorumluluğu

b) Hayvan bulunduranın sorumluluğu

c) Yapı malikinin sorumluluğu

d) Adam çalıştıranın sorumluluğu

e) Tehlike sorumluluğu

5- Elektrikçi (E)’nin yanında çalışan (Ç), komşusu (K)’nın ricası üzerine (K)’nın evindeki prizi değiştirmek istemiş ve fakat yanlış kablo bağlantısı yaparak evde yangın çıkmasına neden olmuştur. Hâkim, zararın tazmini için (K)’nın (E)’ye açtığı davayı reddetmiştir. Bunun nedeni –olaya göre- aşağıdakilerden hangisi olabilir?

a) Hâkim, (E)’nin kastını belirleyememiştir.

b) Hâkim, zararın (E)’nin bir işinin yapılması sırasında gerçekleşmediğine dayanmıştır.

c) Hâkim, (E)’nin (K)’yı tanımadığına dayanmıştır.

d) Hâkim, (Ç)’nin kusursuz olması nedeniyle (E)’yi sorumlu tutmamıştır.

e) Hâkim, olayda zarar görenin rızasını belirlemiştir.

6- Aşağıdakilerden hangisi kusursuz sorumluluk kavramını karşılamk üzere kullanılan bir kavramdır?

a) Sübjektif sorumluluk

b) Geçici sorumluluk

c) Teşebbüs sorumluluğu

d) Objektif sorumluluk

e) Tazminat doğuran sorumluluk

7- Ayırt etme gücüne sahip olmayan (A), (B)’nin bisikletini kırarak çöpe atmıştır. Bu durumda (A)’nın fiilinden sorumlu tutulduğunu varsayarsak, bu sorumluluğun dayanağı aşağıdakilerden hangisi olabilir?

a) Ev başkanının sorumluluğu

b) Hayvan bulunduranın sorumluluğu

c) Hakkaniyet sorumluluğu

d) Adam çalıştıranın sorumluluğu

e) Tehlike sorumluluğu

8- Adam çalıştıranın sorumluluğu ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

a) Kusursuz sorumluluk hâlidir.

b) Çalışma-çalıştırma durumunu belirlemede ölçüt, kişinin işini bir başkasının emir ve talimatları altında yerine getirip getirmediğidir.

c) Adam çalıştıranın sorumluluğunun söz konusu olduğu durumlarda, çalıştıran ile çalışan arasında genellikle bir hizmet ilişkisi; hizmet sözleşmesine, iş sözleşmesine dayanan bir ilişki görülür.

d) Çalıştıran, ödediği tazminatı zarar veren çalışan da dâhil işyerinde çalışanlara rücu edebilir.

e) Türk Borçlar Kanununda, adam çalıştıran için kurtuluş kanıtına yer verilmiştir.

9- Karayolları Trafik Kanununda motorlu araç işleten için öngörülen kusursuz sorumluluk hâli aşağıdakilerden hangisine dayanmaktadır?

a) Ev başkanının sorumluluğu

b) Hayvan bulunduranın sorumluluğu

c) Hakkaniyet sorumluluğu

d) Adam çalıştıranın sorumluluğu

e) Tehlike sorumluluğu

10 Tehlike sorumluluğu açısından aşağıdakiler hangisinde tehlike arz eden işletme hakkında yanlış bilgi verilmektedir?

a) Önemli ölçüde tehlike arz eden işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten kusursuz sorumluluk esasına göre sorumludur.

b) İşletme sahibi ve varsa işletenin sorumluluğu müteselsildir.

c) Önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin bu tür faaliyetine hukuk düzenince izin verilmiş ise faaliyetten dolayı ancak kusur sorumluluğu doğar.

d) Sıkça zarar doğurmaya elverişli olan işletme faaliyetlerine demiryolları işletmelerinin faaliyeti örnektir.

e) Tehlike sorumluluğu önceki Borçlar Kanununda öngörülmemeiş bir sorumluluk hâlidir.

Cevap Anahtarı    1.C,2.D,3.A,4.E,5.B,6.D,7.C,8.D,9.E,10.C

ÜNİTE 14

HAKSIZ FİİLLER: ZARARIN TAZMİNİ

 

  • Haksız fiilin sonucunda zarar görenin, failden tazminat isteme hakkı doğar. O hâlde tazminatın amacı haksız fiilden doğan zararın giderilmesidir. Dolayısıyla tazminat tutarı zarar tutarını aşamaz. En fazla zarar tutarı kadar olabilir.
  • Tazminat ödenme biçimini hâkim belirler. Maddi tazminatın hükmedilmesinde başvurulabilecek iki temel yol; zararın aynen tazmini ile nakden (para olarak) tazminidir. Nakden tazmine karar veren hâkim, bunun ne şekilde gerçekleşeceğini de belirleyecektir. Bu maksatla hâkim, hükmettiği tazminatın para olarak bir seferde ödenmesine ya da kısım kısım irat şeklinde ödenmesine karar verebilir.
  • Zarar fiilî zarar ya da yoksun kalınan kâr şeklinde gerçekleşebilir. Fiilî zarar, haksız fiilden dolayı mal varlığının aktifinde, mevcut durumunda meydana gelen eksilmelerdir. Yoksun kalınan kâr ise, haksız fiil sonucu mal varlığının çoğalmasının engellenmesi ile gerçekleşir.
  • Zarar ile ilgili bir başka ayırım; doğrudan-dolaylı-yansıma zarar ayırımıdır. Doğrudan zarar, failin hukuka aykırı davranışından doğrudan doğruya doğan zararlardır. Dolaylı zararda, doğrudan zarara bağlı olarak, ek bir nedenle zarar görenin karşı karşıya kaldığı bir zarar bulunmaktadır. Bir başkasına yönelik bir haksız fiilden, bu kişi dışındaki başka kişilerin gördüğü zararlar ise yansıma zarar olarak ifade edilir.
  • Bedensel zarar ya da ölüm hâlinde kişi varlığına yönelen bir zarar söz konusudur. Bedensel zarar hâlinde özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar istenebilir. Ölüm hâlinde uğranılan zararların kapsamına ise özellikle; cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar girer.
  • Haksız fiilden doğan zarar belirlenirken, fiil dolayısıyla doğan yararlar varsa, bunlar zarardan düşülmelidir.
  • Zarar belirlendikten sonra, tazminatın belirlenmesine geçilir. Tazminatın kapsamını, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak hâkim belirler. Tazminatın belirlenmesinde zarar görenin zararı doğuran fiile rıza gösterip göstermediği veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olup olmadığı yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırıp ağırlaştırmadığı da dikkate alınır. Bunların gerçekleşmesi hâlinde hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Kısacası tazminatın belirlenmesinde hâkime geniş bir takdir hakkı tanınmıştır.
  • Türk hukukunda zarar haksız fiilin gerçekleştiği an dikkate alınarak belirlenir ve aslında zarar görenin zarar verenden tazminat alacağı da bu tarihte doğmuş olur. Bundan dolayı daha sonra mahkemece tazminata hükmedildiğinde zarar görenin istemi üzerine bir de tazminatın geç elde edilmesinden doğan gecikme faizine/temerrüt faizine hükmedilir.
  • Birden çok kişinin birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, bunlar zarardan müteselsil/zincirleme olarak sorumlu tutulurlar. Bir başka deyişle haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin kurallar uygulanır.

DEĞERLENDİRME SORULARI

1- Aşağıdakilerden hangisinde irat şeklinde hükmedilmiş bir tazminat vardır?

a) (A)’nın (B)’ye 20.000 TL ödemesi

b) (A)’nın, kırdığı (B)’ye ait bisikleti onartması

c) (A)’nın (B)’ye aylık olarak 3.000 TL ödemesi

d) (A)’nın (B)’ye yeni bir bisiklet alması

e) Hiçbiri

2- Aşağıdakilerden hangisinde yansıma zarar vardır?

a) (A), (B)’nin aracını yakmıştır.

b) (A), (B)’ye ateş ederek bacağından yaralamıştır.

c) (A), (B)’yi yaralamış, B de bundan dolayı iş başvurusunu kaçırmıştır.

d) (A)’nın şehrin su şebekesine zarar vererek su kesintisine neden olması sonucu hamam işletmecisi (H)’ye bir ay süreyle müşteri gelmemiştir.

e) (A)’nın (B)’ye ait dolmuşu yakması sonucu (B) iki ay boyunca çalışamamıştır.

3- Aşağıdakilerden hangisi bedensel zarar kapsamında değerlendirilmez?

a) Tedavi giderleri

b) Destekten yoksun kalanların kayıpları

c) Çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar

d) Çalışma gücünün yitirilmesinden doğan kayıplar

e) Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar

4- Aşağıdaki hangisinde farazi destekten yoksun kalma söz konusudur?

a) (A)’nın ev hanımı eşi öldürülmüştür.

b) (B)’nin memur kocası öldürülmüştür.

c) (B)’nin imam nikâhlı eşi öldürülmüştür.

d) On yaşındaki (S)’nin babası öldürülmüştür.

e) Otuz yaşındaki (A)’nın on yaşındaki oğlu öldürülmüştür.

5- Zarar görene geçici ödeme yapılması için aşağıdakilerden hangisinin varlığı zorunlu değildir?

a) zarar görenin, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunması

b) zarar görenin ekonomik durumunun bunu gerektirmesi

c) zarar verenin ağır kusurunun bulunması

d) zarar görenin istemde bulunması

e) geçici ödemeye hâkim tarafından karar verilmesi

6- Aşağıdaki hangisinde zararın aynen tazmini söz konusudur?

a) (A)’nın çalınan bisikletinin iade edilmesi

b) (A)’nın (B)’ye aylık olarak 3.000 TL ödemesi

c) (A)’nın (B)’ye 20.000 TL ödemesi

d) (A)’nın (B)’ye 20.000 TL ödemesi ve ayrıca ayda 300 TL ödemesi

e) Hiçbiri

7- Zararın tazmini ile ilgili olarak aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

a) Zararı ve zarar verenin kusurunu ispat yükü zarar görendedir.

b) Tazminatın amacı haksız fiilden doğan zararın giderilmesidir.

c) Tazminat tutarı, zarar tutarından aşağı olamaz.

d) Tazminat tutarı, zarar tutarını aşamaz.

e) Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.

8- Haksız fiilden dolayı mal varlığının mevcut durumunda meydana gelen eksilme hukukta aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ifade edilir?

a) Manevi zarar

b) Fiilî zarar

c) Maddi zarar

d) Yıkıcı zarar

e) Şeye yönelik zarar

9- (A)’nın uğradığı haksız fiil sonucu on gün süre ile işyerini açamamasından doğan zararı nasıl adlandırılır?

a) Manevi zarar

b) Yansıma yoluyla zarar

c) Tahmin olunamayan zarar

d) Yoksun kalınan kâr

e) Fiilî zarar

10- Yansıma (yoluyla) zararların tazmininin, kural olarak, failden istenememesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

a) Zarar verenin yansıma zarar görene zarar vermeyi amaçlamaması

b) Zararla fiil arasında nedensellik bağının bulunmaması

c) Yansıma zarardan fiilî zarar niteliğinde bir zararın doğmaması

d) Yansıma zararın hesaplanmasının güç olması

e) Fiil ile zarar arasında hukuka aykırılık bağının olmaması

Cevap Anahtarı:    1.C,2.D,3.B,4.E,5.C,6.A,7.C,8.B,9.D,10.E

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir