ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ ADALET YÜKSEK OKULU 2017 -2018 GÜZ DÖNEMİ FİNAL DÖNEMİ DERSLERİ MEDENİ USUL HUKUKU ÖZETİ VE TEST SORULARI

ATA AÖF

ÜNİTE — 8

TAKDİRΠ DELİLLER

  • Takdiri deliller, koşulları ve hükümleri kanun tarafından belirlenmemiş olan ve hâkimin de üzerinde serbestçe değerlendirme yapabildiği, hâkim için bağlayıcılık taşımayan delillerdir. Takdiri deliller, tanık beyanı, bilirkişi incelemesi ve keşiftir.

  • Tanık, davanın tarafları dışındaki üçüncü bir kişinin, dava ile ilgili bir vakıa hakkında, dava dışında önceden duyu organlarıyla bizzat edinmiş olduğu bilgiyi mahkemeye aktaran kişidir. Bir maddi vakıanın tanık beyanı ile ispat edilebilmesi için öncelikle o vakıanın takdiri delillerle ispatı mümkün olmalıdır.

  • Tanıklar, doğrudan doğruyalık ilkesinin gereği olarak davaya bakan mahkemece dinlenir. Tanık olarak gösterilen kişi çekinme sebeplerinden birisine dayanarak tanıklıktan çekinebilir.Tanıklıktan çekinen kimse, çekinme sebebini ve bu sebebi haklı gösterecek delilini, dinleneceği günden önce yazılı veya davet edildiği duruşmada sözlü olarak bildirmek zorundadır.

  • Bilirkişi, bir davanın aydınlatılabilmesi için çözümü hukuk dışında, özel ya da teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşüne başvurulan, bağımsız ve tarafsız, üçüncü kişi uzman kimsedir. Bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına taraflardan birisinin talebi üzerine ya da resen karar verilebilir. Kanun koyucu, bilirkişinin yasaklılığı ve reddi kurumlarını, bilirkişinin hâkimin yardımcısı konumunda olmasından hareketle, hâkimin yasaklılığı ve reddine paralel olarak düzenlemiştir.

  • Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Bilirkişinin oy ve görüşü bir takdiri delildir. Dolayısıyla hâkim gerekçelerini açıkça ortaya koymak suretiyle, bilirkişi raporunun aksine de karar verebilir.

  • Keşif, mahkemenin kişiler veya nesneler üzerinde doğrudan ya da dolaylı olarak duyu organlarına dayanmak suretiyle bilgi sahibi olmasıdır.Taraflar ve üçüncü kişiler keşif kararının gereğine uymak ve engelleyici tutum ve davranışlardan kaçınmak zorundadırlar. Bu durum keşfe katlanma zorunluluğu olarak ifade edilmektedir.

DEĞERLENDİRME SORULARI
1. Aşağıdakilerden hangisi bir takdiri delil değildir?
a) Tanık beyanı
b) Yemin
c) Keşif
d) Bilirkişi incelemesi
e) HMK md. 192’de öngörülen ve bir vakıanın ispatına yetecek diğer deliller

2. Aşağıdakilerden hangisi kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme sebeplerinden biri değildir?
a) İki taraftan birisinin nişanlısı olmak
b) Taraflardan birisi ile arasında evlatlık bağı bulunmak
c) İki taraftan birisinin dördüncü derece dâhil kan ya da kayın hısımı olmak
d) Davanın kendisinin altsoyu veya üstsoyuna ait olması
e) Davanın eşinin altsoyu veya üstsoyuna ait olması

3. Aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?
a) Hâkim hukuki bilgiyle çözümlenecek bir hadisede dahi bilirkişiye başvurabilir.
b) Bilirkişi raporu hâkim için bağlayıcı bir nitelik taşımaktadır.
c) Bilirkişi kamu görevlilerine özgü suçları işleyemez.
d) Bilirkişi raporuna karşı itiraz olanağı yoktur.
e) Bilirkişinin sorumluluğundan dolayı açılacak davalar devlet aleyhine açılır.

4. Keşfe katlanma yükümlülüğü ile ilgili olarak aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
a) Keşfe katlanma yükümlülüğü yalnızca taraflar için söz konusudur.
b) Keşif yapılmasına taraflardan birinin karşı koyması hâlinde, o kimse ispat yükü kendisine düşen taraf ise bu delilden vazgeçmiş sayılır.
c) Soy bağının tespitinde keşfe katlanma yükümlülüğü, herkesin, soy vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak zorunda olmasını ifade eder.
d) Soy bağının tespiti amacıyla vücuttan kan veya doku alınmasından tanıklıktan çekinme sebepleri ile kaçınılamaz.
e) Haklı bir sebep olmaksızın, vücudundan kan veya doku alınmasına uyulmaması hâlinde, hâkim incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verir.

5. Aşağıdaki kimselerden hangisi tanık sıfatıyla yeminsiz olarak dinlenir?
a) Taraflardan birisinin nişanlısı
b) Ayırt etme gücüne sahip olmayan kimse
c) Dinlendiği sırada on sekiz yaşını doldurmayan kimseler
d) Taraflardan birisinin altsoyu ya da üstsoyu
e) İki taraftan birisinin evlatlığı

6. Bir vakıaya ilişkin olarak mevcut bulunmaları ve usulünce mahkemeye sunulmaları halinde, hâkimin takdir yetkisini kaldıran deliller aşağıdakilerden hangisidir?
a) Takdiri deliller
b) Kesin deliller
c) Elektronik deliller
d) Emareler
e) Yazılı deliller

7. Uzman görüşü ile ilgili olarak aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
a) Uzman görüşü, usûl hukuku anlamında bir bilirkişi delili değildir.
b) Taraflara sırf uzman görüşü almak istemeleri sebebiyle ek süre verilemez.
c) Hâkim rapor alınan uzmanın dinlenmesine resen karar verebilir.
d) Uzman kişi, çağrıldığı duruşmaya gelmese de hazırladığı rapor değerlendirmeye tabi tutulur.
e) Taraflar dava konusu ile ilgili olarak uzmanından mütalaa alabilirler.

8. Aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
a) İkinci tanık listesinin verilememesi kamu düzenindendir.
b) Delil olan tanık değil, tanığın beyanıdır.
c) Bilirkişinin daha önce aynı davada tanık olarak dinlenmesi ret sebebi değildir.
d) Mahkeme keşif sırasında tanık dinleyebilir.
e) Mahkeme tanıkları ayrı ayrı değil, hep birlikte dinler.

9. Tazminat miktarının hesaplanması amacıyla başvurulan bir bilirkişi raporunda, bilirkişi dava konusu olayın tazminat gerektirmediği yönünde görüş bildirmiştir. Tazminat hesabı için başvurulan bu bilirkişi incelemesi sonucunda verilen rapor, bilirkişiliğe ilişkin hangi düzenleme ile çelişmektedir?
a) Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.
b) Bilirkişi, raporunda ve açıklamalarında hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz.
c) Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevi bizzat yerine getirmekle yükümlüdür.
d) Bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevin uzmanlık alanına girmediğine kanaat getirmişse, bu durumu bir hafta içinde ilgili mahkemeye bildirir.
e) Bilirkişi, rapor hazırlanması için incelenmesi gerekli olan şeyi mahkemeden isteyebilir.

10. Bilirkişinin sorumluluğuna ilişkin olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
a) Bilirkişinin hukuki sorumluluğu raporun hazırlanmasından önceki ve sonraki evre olmak üzere iki boyutta incelenmektedir.
b) Raporun hazırlanmasından önceki evrede meydana gelen kusur, hizmet kusurudur.
c) Raporun hazırlanmasından önceki evrede bilirkişinin kusurundan doğan zarar için açılacak dava adli yargıda açılmaktadır.
d) Bilirkişinin cezai sorumluluğu da bulunmaktadır.
e) Bilirkişinin kamu görevlisi sıfatı, görevini ifa süreci ile sınırlıdır.

Cevap Anahtarı  1.B, 2.C, 3.E, 4.A, 5.B, 6.B, 7.D, 8.E, 9.B, 10.C

ÜNİTE — 9

İLK DERECE YARGILAMASININ SONA ERMESİ

  • Tahkikatın tamamlanması ile birlikte hâkim tahkikatın bittiğini ilan ederek sözlü yargılama aşamasına geçer.
  • Sözlü yargılama aşamasında hâkim taraflardan iddia ve savunmaları hakkındaki son sözlerini sözlü olarak ifade etmelerini ister.
  • Sözlü yargılamanın bitmesi ile birlikte, taraflar duruşmaya gelmese bile, hâkim kararını verir ve kararı taraflara tebliğ eder. Taraflar gelmişse kısa karar kendilerine tefhim edilir.
  • Kararın tefhiminden itibaren bir ay içerisinde hâkim gerekçeli kararını yazmalıdır. Gerekçe, kısa karara aykırı olamaz. Aksi halde karar istinaf yolunda kaldırılır, temyiz yolunda ise bozulur.
  • Hâkimin taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan sona erdirdiği nihai kararlara hüküm denir. Hükümler hem maddi anlamda kesinleşmeye hem de şekli anlamda kesinleşmeye elverişlidir.
  • Hükmün maddi anlamda kesinleşmesi ile birlikte, tarafları, konusu ve sebebi aynı olan yeni bir dava açılmaz. Açılırsa kesin hükmün dava şartı etkisi ortaya çıkar. Ayrıca, farklılık sadece talep sonucuna ilişkinse o zaman da kesin delil etkisinden bahsedilir.
  • Taraflar, dava ve dava konusu üzerindeki tasarruf yetkilerinin bir sonucu olarak, davayı kendi iradeleri ile sona erdirebilirler. Bu karşımıza davadan feragat, davayı kabul ve mahkeme içi sulh şeklinde karşımıza çıkar.
  • Davaya son veren taraf işlemleri kural olarak maddi anlamda kesin hükümle aynı hukuksal sonuçları doğururlar ve ilam niteliğinde belge sayılırlar. Yalnız mahkeme içi sulh şarta bağlı olarak da yapılabileceğinden, bu ihtimalin gerçekleşmesi halinde maddi anlamda kesin hüküm etkisi ortaya çıkmaz, ilam niteliğinde belge vasfı da gerçekleşmez.
  • Davacının netice-i talebinden tamamen veya kısmen vazgeçmesi davadan feragat; davalının davacının netice italebini tamamen veya kısmen kabul etmesi davayı kabul; tarafların karşılıklı fedakârlıklarla aralarındaki uyuşmazlığı sona erdirmesi ise sulh olarak nitelendirilmektedir

DEĞERLEDİME SORULARI
1. Aşağıdakilerden hangisi tahkikatın sona ermesi ile ilgili doğru bilgidir?
a) Tahkikatın sona ermesi ile hüküm verilir.
b) Tahkikat aşaması, bazı vakıalar çekişmeli kalsa bile sona erdirilir.
c) Tahkikat aşamasının bitmesi ile birlikte sözlü yargılama aşamasına geçilir.
d) Tahkikatın bitmesi ile ilk derece yargılaması sona erer.
e) Tahkikat davaya son veren taraf işlemidir

2. Sözlü yargılama aşamasına ilişkin olarak aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?
a) Ön inceleme aşamasından sonra sözlü yargılama aşamasına geçilir.
b) Sözlü yargılamada taraflar yargılama ile ilgili son görüşlerini sözlü olarak
beyan ederler.
c) Sözlü yargılama sonunda kısa karar verilir ve tebliğ edilir.
d) Taraflar gelmese bile, sözlü yargılama sonunda hüküm verilir.
e) Tahkikat aşaması bitmeden sözlü yargılamaya geçilmez.

3. Aşağıdakilerden hangisi hukuk yargılamasında verilen kararlardan birisi değildir?
a) Davanın usulden reddi kararı
b) Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı.
c) Davanın reddi kararı.
d) Davanın düşmesi kararı
e) Davanın kabulü kararı

4. Aşağıdakilerden hangisi hüküm hakkında yanlış bilgidir?
a) Hüküm esasa ilişkin nihai karardır.
b) Hüküm maddi anlamda kesinleşmeye elverişlidir.
c) Hüküm davanın esası hakkında verilir.
d) Hükmün gerekçeli olması zorunludur.
e) Hüküm tahkikatın sonunda verilir.

5. Aşağıdakilerden hangisi hükümde bulunması zorunlu unsurlardan birisi değildir?
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve
soyadları ile sicil numaraları.
b) Tarafların iddia ve savunmalarının özeti.
c) Hüküm sonucu ve yargılama giderleri
d) Hükmün ne tür icraya konu olacağı
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarih

6. Davayı kazanan (A) hükümdeki açık olmayan kavramlar nedeni ile hükmü icra
edememektedir. (A) aşağıdaki yollardan hangisine başvurmalıdır?
a) Hükümlerin tashihi
b) Karara karşı istinaf yoluna başvuru
c) Hükmün tavzihi
d) Maddi hataların düzeltilmesi
e) Karara karşı şikayet

I.Taraflar

II. Dava sebebi

III. Hukuki sebepler

IV. Deliller

V. Talep sonucu

7- Kesin hükmün dava şartı etkisi gösterebilmesi için yukarıdakilerden hangilerinin
bir arada olması gerekir?
a) I, II, III
b) I, III, V
c) II, III, IV
d) I, II, V
e) III, IV, V

8. Davacının netice-i talebinden kısmen veya tamamen vazgeçmesi
aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilebilir?
a) Davayı geri alma
b) Davadan feragat
c) Davayı kabul
d) Hükümlerin tavzihi
e) Mahkeme içi sulh

9. Aşağıdakilerden hangisi davaya son veren taraf işlemleri için doğru bilgi
değildir?
a) Kural olarak maddi anlamda kesin hüküm etkisi gösterirler
b) Vekil tarafından yapılmak istendiğinde özel yetki aranır
c) Sulh ve davayı kabul ilam niteliğinde belgedir
d) Mahkeme içi kabule rağmen hâkim davaya devam eder
e) Davadan feragat eden davayı kaybetmiş gibi yargılama giderlerine mahkûm
edilir

10. Mahkeme içi sulh için hangisi söylenebilir?
a) Sulh yolu ile boşanmak mümkündür.
b) Sulh, davayı kabul ile aynı içerik ve şekle tabidir.
c) Şarta bağlı sulh mümkündür
d) Sulh her zaman ilam niteliğindedir
e) Sulh halinde hâkim davanın reddine karar verir

Cevap Anahtarı—1.C, 2.A, 3.D, 4.E, 5.D, 6.C, 7.D, 8.B, 9.D, 10.C

ÜNİTE — 10

GENEL OLARAK KANUN YOLLARI VE İSTİNAF

  • Bir mahkeme kararının yeniden kontrol edilerek onun düzeltilmesini, iptalini veya bozulmasını sağlayan hukuksal imkâna kanun yolu denir.
  • Kanun yollarının kabul edilmesi ile gerçekleştirilmek istenilen iki temel amaç vardır. Bunlardan birisi hukuk kurallarının uygulanmasında yeknesaklığı sağlamak, diğeri ise tarafların mahkeme kararından tatmin edilmesidir.
  • Dar ve teknik anlamda bir kanun yolunun bünyesinde aktarıcı ve erteleyici etkiyi bulundurması gerekir. Aktarıcı etki bir mahkeme kararın bir üst merci tarafından incelenmesi anlamına gelirken, erteleyici etki kanun yoluna başvurmakla kararın kesinleşmesinin geciktirilmesi anlamına gelir.
  • Kanun yoluna başvuru süreye tabidir. Bu süre istinaf yolu için kararın tebliğinden itibaren iki hafta; temyiz yolu için kararın tebliğinden itibaren bir aydır.
  • Kanun yoluna başvuru süresini kaçıran taraf, diğer tarafın yapacağı başvuruya vereceği cevapla taleplerini yine ileri sürebilir. Bu durum katılma yolu ile kanun yoluna başvuru olarak ifade edilmektedir.
  • İlk derece mahkemesi kararlarının bölge adliye mahkemesi tarafından hem maddi vakıa hem de hukuka uygunluk incelemesine tabi tutulması istinaf kanun yolu olarak adlandırılır.
  • Hukumuzda dar anlamda istinaf sistemi kabul edilmiştir. Bölge adliye mahkemesinde inceleme kural olarak duruşmalı yapılır ve ilk derece yargılama usulü uygulanır.
  • Bölge adliye mahkemesi istinaf incelemesi sırasında tarafların taleperi ve istinaf gerekçeleri ile bağlıdır. Ancak kamu düzenine aykırılık hâllerini kendiliğinden dikkate alır. İddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasak olup, ilk derecedeki yasağın aşılma hâlleri burada uygulanmaz.
  • İstinaf incelemesi sonunda bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın iadesine, istinaf isteminin reddine veya istinaf istemini kabul ederek yeniden esas hakkında bir karar verir.

DEĞERLEDİME SORULARI
1. 20 Temmuz 2016 tarihinden sonra verilen kararlarda uygulanması mümkün
olamayan kanun yolu aşağıdakilerden hangisidir?
a) Karar düzeltme
b) İstinaf
c) Yargılamanın yenilenmesi
d) Temyiz
e) Kanun yararına temyiz

I. Yargılamanın yenilenmesi
II. Karar düzeltme
III. İstinaf
IV. Kanun yararına temyiz
V. Temyiz

2. Yukarıdaki kanun yollarından hangileri hem aktarıcı hem de erteleyici
etkiye sahiptir?
a) III ve V
b) I ve III
c) I, IV ve V
d) II, IV ve V
e) II, IIII ve V

3. Hukuk yargılamasında aşağıdakilerden hangisi bir olağanüstü kanun
yoludur?
a) Karar düzeltme
b) İptal davası
c) İstinaf
d) Yargılamanın yenilenmesi
e) Temyiz

4. Davalı cevap dilekçesinde, dava sonunda mahkemenin aleyhine karar
vermesi hâlinde kanun yoluna gitmeyeceğini beyan etmiştir. Davalının bu
beyanına ilişkin olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a) Kararı her hâlde sadece davacı kanun yoluna götürebilir.
b) Karar verildiği anda kesindir.
c) Kararı cumhuriyet savcısı kanun yoluna götürür.
d) Davalının bu beyanı geçersizdir.
e) Davalının bu beyanı iptale tabidir.

5. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre, istinaf yoluna başvuru süresi ve
sürenin başlangıç anı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
a) Kararın tefhiminden itibaren bir ay
b) Kararın tebliğinden itibaren onbeş gün
c) Kararın tebliğinden itibaren iki hafta
d) Kararın tefhim veya tebliğinden itibaren sekiz gün
e) Kararın tefhiminden itibaren iki hafta

6. Aşağıdakilerden hangisi istinaf dilekçesinde bulunması gereken
unsurlardan biri değildir?
a) Başvuran ile karşı tarafın Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası
b) Kararın hangi mahkemeden verilmiş olduğu ve tarihi ile sayısı
c) Kararın başvurana tebliğ edildiği tarih
d) Başvuru sebepleri ve gerekçesi
e) Kararı veren hâkimin adı ve soyadı

7. Aşağıdakilerden hangisi istinaf aşamasında ön incelemede yapılabilecek
işlemlerden biri değildir?
a) İncelemenin başka bir dairece yapılmasının gerekip gerekmediği
b) Kararın kesin olup olmadığı
c) Başvurunun süresi içinde yapılıp yapılmadığı
d) Başvuru şartlarının yerine getirilip getirilmediği
e) Başvuruda ihlal edilen hukuk kuralının belirtilip belirtilmediği

8. Aşağıdakilerden hangisi istinaf yolunda yapılamayacak işlemlerden biri
değildir?
a) Davayı ıslah
b) Davada müdahale
c) Karşı dava açılması
d) Delillerin tekrar incelenmesi
e) Yeni vakıalar ileri sürülmesi

9. İstinaf incelemesi sonunda bölge adliye mahkemesi ilk derece
mahkemesinde kararın yasaklı hâkim tarafından verildiğini tespit etmiştir.
Bu hâlde bölge adliye mahkemesi aşağıdaki kararlardan hangisini vermiş
olabilir?
a) İstinaf isteminin kabulü ile yeniden esas hakkında bir karar
b) İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak dosyanın iadesi kararı
c) İstinaf isteminin reddine
d) İstinaf isteminin usulden reddine
e) İlk derece mahkemesi kararının bozulmasına

10. İstinaf incelemesi sonunda bölge adliye mahkemesi ilk derece
mahkemesinin kusura ilişkin tespitini hukuka aykırı bulmuştur. Bu hâlde
bölge adliye mahkemesi aşağıdaki kararlardan hangisini vermiş olabilir?
a) İstinaf isteminin kabulü ile yeniden esas hakkında
b) İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak dosyanın iadesine
c) İstinaf isteminin reddine
d) İstinaf isteminin usulden reddine
e) İlk derece mahkemesi kararının bozulmasına

Cevap Anahtarı—1.A, 2.A, 3.D, 4.D, 5.C, 6.E, 7.E, 8.D, 9.B, 10.A

ÜNİTE —  11

TEMYİZ VE YARGILAMANIN YENİLENMESİ

• Alt derece mahkemesi kararının hukuka uygunluk yönünden kontrol edilip, kararın onandığı, düzelterek onandığı veya bozulduğu olağan kanun yoluna temyiz denir.
•Temyiz kanun yoluna başvurmakla hem mahkeme kararının şeklî anlamda kesinleşmesi geciktiğinden hem de inceleme bir üst merci tarafından yapıldığından, bu kanun yolu hem erteleyici etkiye hem de aktarıcı etkiye sahiptir.
•Temyiz incelemesi bölge adliye mahkemelerinin temyizi kabil nihai kararları ile hakem kararlarının iptali davalarına karşı öngörülmüş bir kanun yoludur.
•Temyiz incelemesinde Yargıtay tarafların talepleri ile bağlı olmakla birlikte temyiz gerekçeleri ile bağlı değildir. Dosyayı tarafların ileri sürdüğü gerekçelerden farklı bir hukuka aykırılık nedenine dayalı olarak da bozabilir.
•Temyiz incelemesi kural olarak dosya üzerinden yapılmakla birlikte, istisnai olarak bazı hâllerde duruşmalı olarak da yapılabilir.
•Temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay, alt derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa onama, bir takım hukuka aykırılıklar olmakla birlikte bu hukuka aykırılık hâlleri kararın bozulmasını gerektirecek kadar ağır değilse düzelterek onama; mutlak veya nisbi bozma nedenlerinden birisi varsa bozma kararı verir.
•Bozma kararı istinaf isteminin reddine ilişkinse dosya ilk derece mahkemesine; düzelterek veya yeniden esas hakkında ise bölge adliye mahkemesine gönderilir.
•Alt derece mahkemeleri bozma kararına uyarak yeni bir karar vermişlerse bu kararın temyiz incelemesi kural olarak bozma kararı veren ilgili daire; direnme kararı vermişlerse Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılır.
•Yargıtay incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararlara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı veya Adalet Balkanlığı tarafından başvurulan olağanüstü kanun yoluna kanun yararına temyiz denir. Bu yolla karar bozulursa taraflar lehine yeni bir hak doğmaz.
•Yargılama sırasında yapılan ağır hataların varlığı hâlinde kanunda öngörülen nedenlerinden birisine dayanılarak maddi anlamda kesinleşmiş kararları ortadan kaldırmak üzere başvurulan olağanüstü kanun yoluna yargılamanın iadesi denir.
•Hükmün temelini oluşturan vakıalarda zamanla meydana gelen değişikliklere hükmü uydurmak için, kanunda öngörülen nedenlere dayalı olarak açılan davaya değişiklik davası denir. Bu dava bir kanun yolu niteliğinde değildir.

DEĞERLEDİME SORULARI
1. Aşağıdaki kararlardan hangisine karşı temyiz yoluna başvurmak
mümkündür?
a) İlk derece mahkemeleri tarafından verilen ihtiyati haciz kararları
b) İlk derece mahkemeleri tarafından verilen ihtiyati tedbir kararları
c) Hakem kararları
d) Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen ikiyüzbin TL’lik tazminat
kararı
e) Bölge adliye mahkemesinin çekişmesiz yargı işleri hakkında verdiği
kararlar

2. Aşağıdaki kararlardan hangisine karşı temyiz yoluna başvurmak mümkün
değildir?
a) Miktar ve değeri yirmibeşbin TL’yi geçen davalar
b) Soybağına ilişkin davalar
c) Hakem kararları hakkında açılan iptal davalarında verilen kararlar
d) Bölge adliye mahkemesinin yetkisizlik kararı
e) Çekişmesiz yargıya ilişkin bölge adliye mahkemesi kararları

3. Temyiz süresi aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
a) Tebliğ itibaren bir ay
b) Tefhimden itibaren iki hafta
c) Tefhim veya tebliğ itibaren iki hafta
d) Tefhimden itibaren bir ay
e) Tebliğden itibaren üç ay

I.İstinaf isteminin reddi
II.Düzelterek onama
III.Yeniden esas hakkında
IV.Bozma
V.Onama

4. Yukarıdaki kararlardan hangilerinin temyiz incelemesi neticesinde verilmesi
mümkün değildir?
a) I ve III
b) IV ve V
c) I, II ve III
d) III, IV ve V
e) II, IV ve V

5. İstinaf isteminin esastan reddi hakkında verilen karar temyiz incelemesi
sonucunda bozulmuş ve ilk derece mahkemesi bozmaya uyarak yeni bir
hüküm vermiştir. Bu hükme karşı davalının kanun yolu başvurusu
hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
a) Karar istinaf yoluna götürülmüştür
b) Temyiz incelemesi için Hukuk Genel Kuruluna götürülmüştür
c) İlk derece mahkemesinin bu kararı temyiz edilemez.
d) Temyiz incelemesi Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesinde yapılmıştır
e) Bu karara karşı ayı mahkemede karar düzeltme yoluna gidilmiştir.

6. 20 Temmuz 2016 tarihinden önce verilen kararlar hakkında aşağıdaki
kanun yollarından hangisine başvurmak mümkünde değildir?
a) Karar düzeltme
b) İstinaf
c) Temyiz
d) Kanun yararına temyiz
e) Yargılamanın yenilenmesi

7. Aşağıdakilerden hangisi kanun yararına temyizin özelliklerinden biri
değildir?
a) Yargıtay incelemesinden geçmeden şeklî anlamda kesinleşme
b) Aktarıcı etkiye sahip olma
c) Taraf lehine sonuç doğurma
d) Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından
başvuru
e) Resmi Gazete’de yayımlanma

8. Aşağıdakilerden hangisi yargılamanın iadesi nedenlerinden birisi değildir?
a) Yasaklı hâkimin karar vermiş olması
b) Lehine hüküm verilenin hükmün esasına etkili bir hile kullanması
c) Kişinin bu davada yalan yere yemin ettiğinin ceza mahkemesinin
mahkûmiyet kararı ile ispatlanması
d) Hükmün verilmesinden sonra yeni belge düzenlenmiş olması
e) Vekil veya temsilci olmayan kişiler huzurunda davanın görülüp
sonuçlandırılmış olması

9. Yargılamanın iadesi kanun yolu bakımından aşağıdaki bilgilerden hangisi
yanlıştır?
a) Genel olarak süre üç ay ve her hâlde on yıldır.
b) Şeklî anlamda kesinleşmiş her karara karşı başvurulabilir.
c) Yargılamanın iadesi talebinde bulunanın teminat göstermesi
hâkimin takdirine bağlıdır.
d) İcranın durdurulmasını talep eden kural olarak teminat
göstermelidir.
e) Yargılamanın iadesi için kararı veren mahkemeye başvurulur

10. Aşağıdakilerden hangisi bir kanun yolu değildir?
a) Karar düzeltme
b) Yargılamanın yenilenmesi
c) Temyiz
d) İstinaf
e) Değişiklik davası

Cevap Anahtarı —–1.D, 2.E, 3.A, 4.A, 5.D, 6.B, 7.C, 8.D, 9.B, 10.E

ÜNİTE — 12

GEÇİCİ HUKUKİ KORUMALAR

• Geçici hukuki koruma ihtiyacı etkin ve verimli bir hukuki korumanın gereği olarak ortaya çıkmakta ve hak arayanların adalete erişimini güvence altına almayı amaçlamaktadır.
•Geçici hukuki korumAlar gibi bir üst başlığa mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda yer verilmemiş olmakla birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda açık yer verilmiştir. Bu çerçevede geçici hukuki korumalar, ihtiyati tedbirler, ihitiyati hacizler, delil tespitleri ve diğer önleyici veya düzenLeyici koruma tedbirleri şeklinde alt kategorilere ayrılarak incelenebilmektedir.
•Geçici hukuki korumaların en sık karşılaşılanı ihtiyati tedbirlerdir. İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce veya dava sırasında, dava konusu edilmiş (ya da edilecek) çekişmeli mal veya hak üzerinde, kesin hukuki koruma ortaya çıkıncaya kadar koruma sağlayan geçici nitelikte bir tedbirdir.
•İhtiyati tedbir talebini inceleyen mahkeme yaklaşık ispatla yetinebilir. Tedbire karar veren mahkeme uyuşmazlığı esastan çözecek şekilde bir karar veremez.
•İhtiyati tedbir kararı verilmesi üzerine, tedbir kararının devam etmesi için kararın verildiği andan itibaren bir hafta içinde uygulanmasınının talep edilmesi; tedbir kararı davadan önce verilmişse kararın uygulanmasının talep edildiği andan itibaren iki hafta içerisinde asıl davanın açılması gerekir. Bu hususlar ihtiyati tedbirde tamamlayıcı merasimler olarak nitelendirilir.
•Aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, teminat mukabilinde veya tedbir kararının verilmesine sebep olan koşulların değişmesi nedeni ile ihtiyati tedbir kararının değiştirilmesini veya kaldırılmasını talep edebilir.
•İhtiyati tedbir talebinin reddi kararlarına karşı doğrudan istinaf yoluna başvurmak mümkünken, tedbir talebinin kabulü kararına karşı önce aynı mahkemeye itiraz etikten sonra itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurmak mümkündür.
•Haksız ihtiyati haciz nedeni ile zarar gören diğer taraf veya üçüncü kişiler tedbir kararı veren mahkemede, uğradıkları zararın tazmini için bir tazminat davası açabilirler.
•Taraflar, dava açılmadan önce veya davanın görülmesi sırasında henüz inceleme sırası gelmemiş olan delillerin muhafaza altına alınmasını, delil tespiti yolu ile talep edebilirler. Delil tespiti bir dava olmayıp, asıl davanın eki mahiyetindedir.
•Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 406 çerçevesinde, bu Kanun’da sayılanların dışında önleyici ve düzenleyici nitelikte başkaca geçici hukukki koruma kararları da vermek mümkündür.

DEĞERLEDİME SORULARI
1. Aşağıdakilerden hangisi geçici hukuki koruma tedbirlerinin kabul edilmesinin en
önemli nedeni olabilir?
a) Etkin ve verimli bir hukuki korumanın sağlanması
b) Hak arama özgürlüğünün kullanılmasının teşvik edilmesi
c) Asıl dava ile hakka ulaşılmasının imkânsız olması
d) Zaman aşımı ve hak düşürücü sürenin geçirilmesinin önlenmesi
e) Davalının yasal yollardan taciz edilmesi

2. Aşağıdaki kararlardan hangisi bir geçici hukuki koruma tedbiri değildir?
a) İhtiyati tedbir
b) İhtiyati haciz
c) Delil tespiti
d) Dava dosyasının işlemden kaldırılması
e) Düzenleyici nitelikte verilen tedbir kararları

3. Dava açılmadan önce verilen ihtiyati tedbir kararlarından sonra kararın
uygulanmasını talep etme ve asıl davayı açma süresi aşağıdakilerden
hangisinde doğru olarak verilmiştir?
a) Uygulanma talebi bir ay, dava açma süresi bir hafta
b) Uygulanma talebi iki hafta, dava açma süresi bir hafta
c) Uygulanma talebi iki hafta, dava açma süresi iki hafta
d) Uygulanma talebi bir hafta, dava açma süresi iki hafta
e) Uygulanma talebi bir hafta, dava açma süresi bir hafta

I. Dava açılmadan önce ihtiyati tedbir kararını vermeye yetkili mahkeme,
kararın icrasının en hızlı ve en az masrafla gerçekleştirilebileceği yer
mahkemesidir.
II. Taraflar dinlenilmeden verilen tedbir kararlarında teminata, tedbirin
şartlarına ve mahkemenin yetkisine itiraz etmek mümkündür.
III. Tedbir kararı verilebilmesi için, tedbir koşullarının gerçekleştiği tam olarak
ispatlanmalıdır.
IV. Tedbir kararına sadece taraflar itiraz edebilir.
V. Teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararının kaldırılması veya
değiştirilmesi mümkündür.

4. Yukarıda verilen bilgilerden hangileri ihtiyati tedbir bakımından yanlıştır?
a) II, IV ve V
b) I, II ve III
c) I, III ve IV
d) III, IV ve V
e) II ve V

5. İhtiyati tedbir talepleri neticesinde verilen kararlara ilişkin olarak aşağıda verilen
bilgilerden hangisi doğrudur?
a) Tedbir talebi reddedilmişse önce itiraz yoluna başvurmak gerekir
b) İstinaf incelemesi sonucunda verilen tedbir kararları hakkında
temyiz yolu açıktır
c) Tedbir talepleri hakkındaki istinaf incelemesi öncelikle yapılır ve
kesin olarak karara bağlanır.
d) Tedbir talebinin kabulü kararlarına karşı doğrudan istinaf yoluna
başvurulabilir
e) Tedbir kararının her iki tarafın da dinlenilerek verildiği hâllerde
istinaf yoluna başvurulabileceği Kanun’da açıkça düzenlenmiştir

6. Aşağıdakilerden hangisi bir ihtiyati tedbir kararı olamaz?
a) Taşınmazın geçici olarak davalı adına tescili
b) Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılması
c) Dava konusu malın yediemine teslimi
d) Dava konusu taşınmazın devrinin engellenmesi
e) Dava sonuçlanıncaya kadar dernek genel kurul toplantısının
yapılmasının ertelenmesi

7. Aşağıdakilerden hangisi haksız ihtiyati tedbir nedeniyle açılan tazminat davasına
ilişkin yanlış bir bilgidir?
a) Tazminat davasını ancak asıl davada taraf olan kişiler açabilir
b) Dava bir yıllık zamanaşımı süresine tabidir
c) Dava, esas hakkındaki davayı karara bağlayan mahkemede açılır
d) Haksız ihtiyati tedbirin uygulanması nedeniyle bir zarar ortaya
çıkmış olmalıdır,
e) Diğer koşullar varsa ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalkması
hâlinde de tazminat davası açılabilir.

8. İhtiyati tedbirin varlığını devam ettirebilmesi için, tedbir kararının alınmasından
sonra belirli bir süre içerisinde kararın uygulanmasını isteme ve asıl davayı
açma zorunluluğu……………………olarak ifade edilmektedir.

Cümlede boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

a) kanun yolu
b) geçici hukuki himaye tedbiri
c) önleyici tedbirler
d) tamamlayıcı merasim
e) teminat amaçlı ihtiyati tedbir

9. Kanunda öngörülen koşulların gerçekleşmesi hâlinde henüz inceleme sırası
gelmemiş delillerin muhafaza altına alınması hâlini en iyi ifade eden kavram
aşağıdakilerden hangisidir?
a) İhtiyati tedbir
b) Delil tespiti
c) Teminat amaçlı ihtiyati tedbir
d) Tespit davası
e) Önleyici nitelikli geçici hukuki himaye tedbiri

10. Dava açılmadan önce talep edilecek delil tespitleri hakkında aşağıdaki
mahkemelerden hangisi görevlidir?
a) Asıl davanın açıldığı mahkeme
b) Delil tespiti yapmakla cumhuriyet savcısı
c) Asliye ticaret mahkemesi
d) Delil tespiti için sadece noterler
e) Sulh hukuk mahkemesi

Cevap Anahtarı—1.A, 2.D, 3.D, 4.C, 5.C, 6.B, 7.A, 8.D, 9.B, 10.E

ÜNİTE — 13

MEDENİ YARGININ TEMEL İLKELERİ VE ORTAK HÜKÜMLER

•Medeni yargılama hukuku alanında, yargılama faaliyetine temel karakteristiğini veren bazı ilkeler vardır. Bu ilkelerden bazıları sadece medeni usul hukukunun değil, bütün yargılama hukuklarının temel ilkesidir.
•Medeni usul hukukuna hakim olan ilkelerin başında tasarruf ilkesi gelmektedir. Tasarruf ilkesi bir yandan maddi hukuk alanındaki tasarruf yetkisinin medeni usul hukukuna yansımasını teşil ederken, bir yandan da ondan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu ilkenin bir gereği olarak tarafların bir yandan dava konusu üzerindeki tasarruf yetkisi devam ederken, bir yandan da dava üzerindeki tasarruf yetkileri devam eder. Bu bağlamda taraflar dava açıp açmamakta serbest oldukları gibi, açtıkları davayı sonuna kadar devam ettirip ettirmemekte de serbesttir.
• Medeni usul hukuku alanındaki diğer çok önemli bir ilke ise taraflarca getirilme ilkesidir. Bu ilkeye göre, kanunda öngörülen istisnalar dışında, dava malzemelerini ve delilleri yargılamaya getirme görevi taraflara aittir.
•Medeni usul hukuku alanında hakim, kanunda öngörülen istisnalar dışında, tarafların taleplerinden daha fazlasına veya ondan başka birşeye karar veremez. Bu ilke ise taleple bağlılık ilkesi olarak nitelendirilir.
•Medeni usul hukuku alanındaki en önemli ilkelerden birisi de usul ekonomisi ilkesidir. Usul ekonomisi ilkesi davanın makul bir sürede makul bir giderle düzenli bir şekilde sonuçlandırılmasını ifade eder.
•Yargılama giderleri de hak arama özgürlüğü ile yakından ilgilidir. Yargılama giderleri, dava harçları, kanuni vekâlet ücreti ve diğer yargılama giderlerinden oluşur.
•Yargılama harçları başvuru harcı ile karar ve ilam harcı şeklinde alınmaktadır.
•Başvuru harcı başvurulan mahkemeye göre alınan maktu nitelikte bir harçtır.
•Karar ve ilam harcı ise, dava konusu para ile ölçülmeyen bir değer ise maktu, para ya da para ile ölçülebilen bir değer ise nisbi olarak alınır.
•Kanuni vekâlet ücreti, tarafların davada kendilerini vekille temsil ettirmeleri hâlinde, kaybeden tarafın ödemek zorunda olduğu AAÜT’ne göre belirlenen yargılama giderini ifade eder.
•Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir. Bu nedenle hiç kimse ekonomik nedenlerden dolayı hak arama hürriyetinden mahrum bırakılmamalıdır. Ekonomik durumu yargılama giderlerini karşılamak için yeteli olmayan kimselerin hak arama özgürlüğünü kullanabilmesi için kabul edilen geçici koruma sağlayan müesseseye adli yardım denir.

DEĞERLEDİME SORULARI
1. Aşağıdakilerden hangisi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenen
ilkeler arasında yer almaz?
a) Tasarruf ilkesi
b) Hukuki güvenlik ilkesi
c) Usul ekonomisi ilkesi
d) Taraflarca getirilme ilkesi
e) Hukuki dinlenilme hakkı

2. Aşağıdaki işlemlerden hangisi tasarruf ilkesi ile ilgili değildir?
a) Makul giderle yargılanma
b) Davadan feragat
c) Kanun yolundan feragat
d) Dava konusu üzerinde sulh
e) Davayı takipsiz bırakma

3. Aşağıdakilerden hangisi taraflarca getirilme ilkesi bakımından doğrudur?
a) Bu ilkeye tabi davalarda dava şartı eksikliğini hâkim kendiliğinden
inceleyemez.
b) Kendiliğinden harekete geçme ilkesine göre açılan davalarda da
uygulanır
c) Kural olarak hâkim taraflarca ileri sürülmeyen delilleri kendiliğinden
dikkate alamaz.
d) Defileri hâkim kendiliğinden araştırabilir
e) Taraflar yargılama malzemelerini her zaman davaya dâhil edebilirler

I.Bilgilendirme hakkı
II.Aleni surette yargılanma
III.Dikkate alınma hakkı
IV.İspat hakkı
V.Hâkimin delilleri doğrudan değerlendirmesi

4. Yukarıda verilen bilgilerden hangileri hukuki dinlenilme hakkı ile ilgilidir?
a) II, IV ve V
b) I, II ve III
c) I, III ve IV
d) III, IV ve V
e) II ve V

5. “Davacı dava dilekçesinde 2001 model X marka aracın kendisine teslimini talep etmiştir. Fakat mahkeme 2001 model X marka aracın teminin zor olacağını düşünerek, onun yerine davacıya kırkbeşbin Türk Lirası tazminat ödenmesine karar vermiştir”. Bu kararı ile mahkeme aşağıdaki ilkelerden hangisini ihlal etmiş olabilir?
a) Taraflarca getirilme ilkesi
b) Kendiliğinden araştırma ilkesi
c) Usul ekonomisi ilkesi
d) Doğrudan doğruyalık ilkesi
e) Taleple bağlılık ilkesi

6. Doğrudan doğruyalık ilkesi aşağıdakilerden hangisi ile ilgilidir?
a) Dava açılması
b) Yargılamanın gizli yapılması
c) Dava malzemelerinin yargılamaya dâhil edilmesi
d) Delillerin değerlendirilmesi
e) Davayı aydınlatma yükümlülüğü

7. Yargılama harçlarına ilişkin olarak aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
a) Kanun yoluna başvuru harca tabidir
b) Başvuru harcı nisbi olarak alınır
c) Celse harcının her davada alınmasına gerek yoktur
d) Nisbi karar ve ilam harcının dörtte biri dava açılırken peşin alınır
e) Eksik harcın tamamlanmaması hâlinde müteakip işlemler yapılmaz.

8. Aşağıdakilerden hangisi yargılama giderleri arasında yer almaz?
a) Yargılama harçları
b) Gider avansı
c) Delil avansı
d) Sözleşmeden kaynaklanan vekâlet ücreti
e) Resmî dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler

9. Aşağıdakilerden hangisi Adalet Bakanlığı bünyesinde adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan bilişim sistemini ifade eder?
a) SEGBİS
b) MERNİS
c) UYAP
d) SATÜRN
e) ADLİSİS

10. Aşağıdakilerden hangisi disiplin para cezasının özelliklerinden biri değildir?
a) Yerine getirilmeme hâlinde disiplin hapsine dönüşme
b) Verildiği anda kesin olma
c) Derhâl infaz edilme
d) Seçenek yaptırımlara çevrilememe
e) Adli sicil kaydına işlenmeme

Cevap Anahtarı—–1.B, 2.A, 3.C, 4.C, 5.E, 6.D, 7.B, 8.D, 9.C, 10.A

ÜNİTE — 14

TAHKİM, ARABULUCULUK VE BİREYSEL BAŞVURU

• Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konularla taşınmazların aynına ilişkin sonuçlar doğurmayan uyuşmazlıklarda devlet yargısı yerine tahkim yoluna başvurmak mümkündür.
•Tahkimde çözülmesi gereken uyuşmazlık yabancı unsurlu ise Milletlerarası Tahkim Kanununda, yabancı unsurlu değilse Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun tahkim
kısmında öngörülen hükümler uygulanır.
•Tahkimde uyuşmazlık hakem veya hakem kurulu eli ile çözülür ve uyuşmazlığı çözecek kişilere hakem denir.
•Tarafların tahkim yolu ile uyuşmazlıklarını çözdürebilmeleri için aralarında bir tahkim sözleşmesi olması gerekir. Ayrıca hakemlerle taraflar arasında yapılan bir sözleşme daha vardır ki bu sözleşme hakem sözleşmesi olarak nitelendirilir.
•Tahkim yargılaması sonunda verilen kararlara karşı başvurulan olağan kanun yolu iptal davası, olağanüstü kanun yolu ise yargılamanın yenilenmesidir.
•Tarafların üzerinde tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkların çözümü için başvurabildikleri alternatif çözüm yöntemlerinden birisi de arabuluculuktur. Arabuluculuğa ilişkin temel düzenlemeler Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nda yer almaktadır.
•Arabuluculuk bir yargılama faaliyeti olmayıp, sistematik iletişim yöntemleri ile uyuşmazlığın taraflarının sağlıklı bir ortamda bir araya gelip sorunlarını
konuşmaları ve kendi sorunlarına kendilerinin çözüm bulmalarını amaç edinen hukuki bir yöntemdir.
•Arabulucu, özellikle bağımsız ve tarafsız olmalı, sır saklamalı ve tarafların eşitliği prensibine riayet etmelidir.
•Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşması hâlinde tutulan tutanak ilam mahiyetindedir. Yalnız bu tutanağın icra takibine dayanaklık edebilmesi için mahkeme tarafından icra edilebilirlik şerhi verilmesi gerekir.
•Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşmenin eki protokolleri ile Anayasa’nın birlikte teminat altında aldığı temel hak ve özgürlüklerin kamu gücünü kullanan organlar tarafından ihlali halinde başvurulan hukuki imkân bireysel başvuru olarak nitelendirilmektedir.
•Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşmenin eki protokollerinin teminat altına aldığı temel hak ve özgülüklerin kamu gücünü kullanan organlar tarafından ihlali hâlinde ise AİHM’e bireysel başvuru da bulunmak mümkündür.
•AİHM’e bireysel başvuruda bulunabilmek için iç hukuk yollarının tüketilmesi şarttır. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesine yapılması gereken bireysel başvuru yolu da tüketilmesi gerekn bir iç hukuk yoludur.

DEĞERLEDİME SORULARI
1. Aşağıdakilerden hangisi tahkim yolu bakımından yanlış bilgidir?
a) İhtiyari tahkim veya zorunlu tahkim şeklinde karşımıza çıkabilir.
b) Kurumsal tahkim veya ad hoc tahkim şeklinde karşımıza çıkabilir.
c) Uyuşmazlığı çözecek kişiler hakem olarak nitelendirilir.
d) Tahkim itirazı bir dava şartıdır.
e) Tahkim yoluna başvurabilmek için taraflar arasında bir tahkim sözleşmesi bulunması gerekir.

2. Yabancılık unsuru içermeyen iç tahkime konu uyuşmazlıkların çözümü
bakımından aşağıdaki kanunlardan hangisi uygulanır?
a) Milletlerarası Tahkim Kanunu
b) Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu
c) İdari Yargılama Usulü Kanunu
d) Ceza Muhakemesi Kanunu
e) Hukuk Muhakemeleri Kanunu

3. Tahkimde hakem ya da hakem kurulunun esas hakkında karar verme süresi aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
a) Bir yıl
b) Altı ay
c) Üç ay
d) Süre sınırlaması yoktur
e) Süre mahkeme tarafından belirlenir

I.İstinaf
II.Temyiz
III.Yargılamanın yenilenmesi
IV.Karar düzeltme
V.İptal davası

4. Hakem kararlarına karşı yukarıdaki kanun yollarından hangilerine
başvurmak mümkündür?

a) II. IV. V
b) I. II. III.
c) III. V
d) III. IV. V.
e) IV. V.

5. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre hakem kararlarına karşı iptal davası
aşağıdaki mahkemelerden hangisinde açılmalıdır?
a) Asliye ticaret mahkemesinde
b) Yargıtay’da
c) Bölge adliye mahkemesinde
d) Asliye hukuk mahkemesinde
e) Tüketici mahkemesinde

6. Aşağıdaki uyuşmazlıklardan hangisinin arabulucuya başvuru sureti ile
çözümü mümkünde değildir?
a) Haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağı
b) Sebepsiz zenginleşmeye dayalı iade davası
c) Sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan maddi tazminat alacağı
d) Yaş tashihi
e) Menkul malın devrinden kaynaklanan uyuşmazlık

7. Aşağıdakilerden hangisi arabulucunun yükümlülüklerinden birisi değildir?
a) Ücret talep etme
b) Sır saklama
c) Tarafsız davranma
d) Arabuluculuk faaliyetini şahsen yapma
e) Arabuluculuk Sicili’ne kaydolma

8. Arabuluculuk faaliyeti ile ilgili aşağıdaki bilgilerden hangisi doğrudur?
a) Arabuluculuğun temel esasları Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda
düzenlenmiştir.
b) Arabuluculuk bir yargılama faaliyetidir.
c) Arabulucu hâkimlerle aynı yetkilere sahiptir.
d) Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşması hâlinde
imzalanan tutanak ilam niteliğindedir.
e) Üniversite mezunu herkes arabulucu olabilir.

9. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşmenin
eki protokolleri ile Anayasa’nın birlikte teminat altına aldığı temel hak ve
özgürlüklerin kamu gücünü kullanan organlar tarafından ihlali hâlinde
yapılacak bireysel başvuruyu incelemekle görevli merci aşağıdakilerden
hangisidir?
a) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
b) Yargıtay
c) Danıştay
d) Uyuşmazlık Mahkemesi
e) Anayasa Mahkemesi

10. İç hukukta bireysel başvuru yoluna ilişkin olarak aşağıda verilen
bilgilerden hangisi doğrudur?
a) Bütün gerçek ve tüzel kişiler başvurabilir.
b) Bireysel başvuru sonunda verilen kararlar bağlayıcı niteliktedir.
c) Mahkeme kararlarının denetlendiği bir kanun yoludur.
d) Sadece hukuk mahkemesi kararlarına karşı başvurulabilir.
e) İnceleme sonunda ihlal kararı verilmekle yetinilir.

Cevap Anahtarı —–1.D, 2.E, 3.A, 4.C, 5.C, 6.D, 7.A, 8.D, 9.E, 10.B

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir