COVİD 19 GENEL OLARAK TÜRKİYE’Yİ NASIL ETKİLEMİŞTİR

 

 

Çin’in Wuhan şehrinde Aralık 2019’da başlayan COVID-19 pandemisi, çok kısa bir süre içerisinde Dünya’daki 213 ülkeyi etkisi altına almış, yaklaşık olarak 2,5 milyondan fazla insanın ölümüne, işsizlikte büyük artışa ve büyük refah kayıplarına yol açmıştır.

Türkiye’de ilk vaka 11 Mart 2020 günü ortaya çıkmış ve Türkiye salgına yüksek işsizlik oranı ile (Şubat 2020’de işsizlik oranı %13,6’dır) (TÜİK, 2020) yakalanmıştır. Salgın olunca üretimdeki daralmaya bağlı olarak işsizlik oranında artış meydana gelmiştir.

Ülke açısından Covid 19’un yıkıcı ekonomik etkileri

Ülke açısından Covid 19’un yıkıcı ekonomik etkileri insan ölümleri, işsizlik artışı, refah kaybı, bütçe açıkları ve kamu borcu artışı, sosyal güvenlik kuruluşu maliyesinde bozulma, cari işlemler açığı artışı, resmi rezerv azalışı ve döviz kuru artışı şeklinde ortaya çıkmıştır.

Salgından dolayı kullanımı artan maske, eldiven, kolonya, solunum cihazı, koruyucu tulum, temizlik ürünleri, bazı elektronik aletler, kargo, kurye, bilgi iletişim ağları ve sosyal medya gibi sınırlı sayıdaki mal ve hizmetlerin üretildiği sektörler hariç diğer bütün sektörlerde üretim büyük ölçüde azalmıştır.

Ulaştırma, turizm, otelcilik, lokantacılık ve etkinlikler (kongre, konferans, sinema, tiyatro, konser, düğün, nişan vb.) sektörlerinde aylarca faaliyet yapılamamıştır. Futbol lig maçları önce iptal edilmiş, sonra seyircisiz oynanması kabul edilmiştir. İmalat sanayiinde faaliyet gösteren firmaların pek çoğu üretimlerini büyük ölçüde kısmak zorunda kalmışlardır. Örgün eğitim uzaktan eğitime dönüşmüş, AVM’ler alışverişe kapatılmış, Kabe ve camiler aylarca toplu ibadete kapalı kalmış, 2020 yılı Hac ve Umre programları bütün dünyada iptal edilmiştir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2019 ve 2020 yıllarında yayınlamış olduğu raporlara göre 2019 yılı birinci çeyreğinde ülkemize gelen toplam ziyaretçi sayısı 6,8 milyon olmuştur. Bir önceki yıla göre toplam ziyaretçi sayısı %7 oranında artmıştır. Ancak, korona virüsün seyahat ve turizm üzerinde yaratmış olduğu olumsuz etkiler sonucunda 2020 yılı birinci çeyreğinde ülkemize gelen toplam ziyaretçi sayısı 2019 yılına göre %20,5 azalarak 5,5 milyon seviyesine gerilemiştir.

Pek çok ülkede insanlar salgından korunmak amacıyla haftalarca evlerinden dışarı çıkamamış; sağlıkçı, güvenlikçi, fırıncı gibi işleri gereği zorunlu olarak çalışması gerekenlere dahi kısıtlama getirilmiştir. Evinden dışarı çıkanların maske takmaları ve bulaş riskinin büyüklüğüne göre birbirlerine 1 – 2 metreden fazla yaklaşmamaları istenmiştir. Hafta sonları defalarca sokağa çıkma yasağı uygulanmış. 65 yaştan büyük ve 20 yaştan küçük olanların Türkiye genelinde sokağa çıkmaları aylarca kısıtlanmıştır. Salgın süresinin uzaması halinde gıda yetersizliği sorunu yaşamamak için tarım sektöründe kısıtlamalar kısmen gevşek tutulmuştur. Halkın marketlere hücum etmesiyle oluşan kalabalıkların salgının yayılmasını hızlandırmasına mani olmak amacıyla marketler açık tutulmaya çalışılmış, lokantaların dışarıya paket servis şeklinde hizmet vermelerine izin verilmiştir.

Covid 19’dan dolayı ölümlerin olması, cenaze törenlerinin yapılamaması, cenaze yakınlarının  acılarının paylaşılamaması, insanların evlerinden dışarı çıkmalarının kısıtlanması, toplu ibadet, düğün, nikâh gibi etkinliklerin yapılamaması parayla ölçülemeyen sosyal ve psikolojik maliyetlere yol açmıştır.

Covit -19 vakalarından sonra dünya ülkeleri özellikle refah seviyesi yüksek ülkeler başta olmak üzere, gerek üretim faaliyetlerinde bulunan gerek hizmet sektöründe çalışan personeline sahip çıkmış her türlü ekonomik desteği sağlayarak vatandaşlarının virüs öncesi yaşam standartlarını korumaya özen göstermiştir. Bu konuda ülkemizde gerekli önlemler almaya çalışmış işveren sınıfına pandemi sürecinde işçi çıkarmalarına karşı sigorta desteği sağlayarak var olan işsizler ordusuna yenileri eklenmesin diye bu tarz primler vererek işçi çıkarılmalarının önüne geçmeye çalışmış, ancak hiçbir sosyal güvencesi olmayan serbest hatta gündelik çalışıp günübirlik işlerde sigortasız çalışan azımsanmayacak ölçüde çoğunluğa sahip kesime maalesef bu süreçte yardım elini uzatamamış, hatta çalışmadığı günlerde aç kalacağından sokağa çıkma yasaklarında dahi çalışmak zorunda kalan kâğıt toplayıcıları vb. gündelik çalışan kesime ağır para cezaları keserek evine gitmeleri sağlanmış, sokakta yaşayan hiçbir güvencesi olmayan vatandaşlar konusunda da yine maalesef sınıfta kalmıştır. Gelişmiş ülkeler vatandaşından hesap numarası isteyerek vatandaşının hesabına para yatırırken, ülkemizi yönetenler vatandaşa İBAN numarası atarak devlete yardım edin çağrısında bulunmuşlardır.

Alınan tedbirler:

Ülkemizde İçişleri Bakanlığınca 81 İl Valiliğine gereği, ilgili Bakanlıklara da bilgi için gönderilen 20.08.2021 tarihli yazıda; salgının toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu riskin asgari seviyeye düşürülmesi için konser, sinema, tiyatro ve toplu ulaşım araçları gibi insanların toplu olarak bulunduğu faaliyetlere katılım sağlamak isteyen kişilere Covid-19 aşı bilgisi ve/veya negatif sonuçlu PCR test bilgisinin bildirilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Bu kapsamda Hayat Eve Sığar uygulaması üzerinden vatandaşların aşı kontrollerinin sıkı takibi yapılmaktadır.

Covid-19 küresel salgın sürecinde, Türkiye için sunulacak öneriler şu şekilde sıralanabilir:

  1. İnsan sağlığı için gerekli olan sağlık tedbirlerinden taviz verilmemelidir.
  2. Devlet tarafından ekonomiye destek programları başta para ve maliye politikası olmak üzere genişletilerek devam ettirilmelidir.
  3. Devlet ve sivil toplum kuruluşları ile ortak ekonomik platform oluşturmalı, birlikte hareket edilmelidir.
  4. Dış ticarette ihracat ve ithalat yapan firmalara vergi muafiyeti, KDV indirimi ve iadesi, teşvik, destek primleri, vb. uygulamalarla desteklenmeli.
  5. İstihdam artırıcı, işsizliği azaltıcı politikalar üretilmeli.
  6. Covid-19 salgınının Türkiye’de gıda sektöründe bir olumsuzluk oluşturmaması için esnek üretim modeline geçilerek gıdadan, sağlığa birçok sektörde ihracat artırılabilir.
  7. Covid-19 salgını sürecinde, Türkiye’nin sağlık sektöründeki başarısı, sağlık turizmine daha fazla önem vermesi gerekliliğini ortaya koymuştur.
  8. Hastalıkla mücadele kapsamında yer alan tıbbi malzemelerin ithalatında ödenen vergilere hastalık süresi boyunca muafiyet getirilmeli.
  9. Salgının bulaşmasını kısıtlamak ve tamamen ortadan kaldırmak için devlet, evde kalması gereken vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılamalı, zorunlu ödemeleri için doğrudan karşılıksız gelir desteği sağlamalıdır.
  10. Pandemi sürecinde işsiz kalan vatandaşlar için kriz sürecinde ekonomik destek sunmalıdırlar.
  11. Finansal sürecin önemli yapı taşlarından olan bankaların mali sistemlerinde meydana gelen bozulmalardan dolayı destekler verilmelidir.
  12. Başta KOBİ’ler olmak üzere finansal yapıları bozulmuş olan şirketlerin işleyişlerini devam ettirmeleri için nakit, kredi destekleri sağlanmalı, kredi vade süreleri uzatılmalıdır.
  13. Ülke Merkez Bankaları parasal genişlemeyi sağlayıcı politikalarla devlete nakit desteği sağlamalıdır. Bu süreçte gerekirse, enflasyonun biraz yükselmesine izin verilmeli ancak ekonominin genel dinamiklerine zarar verilmemeli.
  14. Zorluk çeken şirketler ve mükellefler için sermaye yapıları düzelinceye kadar vergi muafiyeti sağlanmalıdır.
  15. Covid-19 süreci boyunca, tüm Dünya ülkelerinde Çin mallarına karşı bir tepki oluştuğu görülmektedir. Çin’in dünya ihracatında oldukça iyi bir pazar payına sahip olduğu göz önüne alındığında, bu pazarı kaybetmesi durumunda bu süreçte genç ve dinamik nüfuz yapısı, coğrafi konumu ve ulaşım imkânlarına sahip olan Türkiye’nin dünya ticaretinde üst sıralara yerleşmesi mümkündür.

COVİT -19 Tedbiri almak adına komik duruma düşmek       

2021 yılı Mart ayı başlarında Turizm Bakanlığı tarafı ndan

hazırlanıp yayımlanan videoda kullanılan ifadeler şu şekilde:

“Bu yaz güvenli bir tatil mi arıyorsunuz? Türkiye’ye gelin.

Önceki yaz milyonlarca ziyaretçi, temiz tatil yerlerinde

eğlencenin tadını çıkarmıştı. Bu yaz da bütün çalışanlarımızı

aşıladık. Sterilize edilmiş tatil yerleri ve aşılanmış çalışanlar!

Biz buna ‘Turizm için Çifte Güvenlik’ diyoruz.

Konuklarımız ise buna ‘Gönül Rahatlığı’ diyor.

Gelin ve güvenli cennetin; Türk sahillerinin tadını çıkarın”


Ülkemizde meydana gelen tabiat olaylarını ve Korona Virüsünü Allah’ın İnsanlara gönderdiği bir musibet olarak gören sözde din adamlarına gönderme…

Manisa’yı deprem tam vuracakken! Allah’la konuşup depremi defeden Şeyh nerde?

Yanmaz kefen, Halâ kabir azabını engelliyor mu?

Rüyasında Peygamberi gören rektörü gören oldu mu?

Bu millete okumuş adam lazım değil cahil insan lazım diyen rektör nerde?

Hani deve sidiği her virüsü öldürüyordu?

Corona; Sahtekarların Karizmasını fena çizdi.

İlimi bilimi unutup yüce dinimizin sadece işine gelen kısımları ile milleti uyutanlar, merak etmeyin:  “Korona” size de gelecek….

Korona adres sormaz …

 


 

Kaynakça

-İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Covid-19 Sosyal Bilimler Özel Sayısı Yıl:19 Sayı:37 Bahar (Özel Ek) s.191-221

-Destructive Economic Effects of Covid 19 and Transformation Need in Turkish Economy Osman Demir a, & Adem Esen

– 2020-2021 Tüik verileri.

– Covid-19 Küresel Salgında Dünyada ve Türkiye’de Uygulanan Ekonomi Politikaları… https://turkishstudies.net/index.jsp

-Kişisel verileri koruma kurulunun 29.09.2021 tarihli covıd-19 pcr test sonucu ve aşı bilgisi uygulamalarına ilişkin kamuoyu duyurusu.

-Fevzi Bozkurt/ Sahipsiz Sözler/2021 Flora Yayınları


 

FEVZİ BOZKURT – Yakın Doğu Üniversitesi / Hukuk Fakültesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir