DERİN GÜÇLERİN GİZLİ ÖRGÜTÜ – G L A D İ O

TÜRK ORDUSU KUŞATMAYI NASIL YARACAK
6 Ekim 2017
PAPAYI NEDEN VURDUM
7 Ekim 2017

DERİN GÜÇLERİN GİZLİ ÖRGÜTÜ – G L A D İ O

İkinci Dünya Savaşından yenik
olarak çıkan İtalya, Almanya ve Japonya sıcak savaşın ardından uzun yıllar ağır
bedeller ödemek zorunda kaldılar. Uzun süren sessizlik komünizmle başlayan
dalgalanmalar çığ gibi büyüyen ve soğuk savaş diye adlandırılan yeni bir sayfa
açılacaktı tarih sayfalarına. Ve bu korkuyu yaşayan Amerika ve İngiltere hemen önlem
arayışlarına geçmiş günümüzde haber alma teşkilatı olarak adlandırılan CIA ve
Ulusal Güvelik Konseyi NSC’ yi, İngiltere ise MI6’i kurarak bu gizli ve hızla
büyüyen tehdide karşı savaşın ancak gizli teşkilatlanmalarla aşılabileceğini
düşünmüştür.
Nazi Almanyasında General olarak
orduda görev yapmış ve bir çanta dolusu evrakla Sosyalist Sovyetlerle ilgili
çok önemli bilgileri ABD’ye taşıyan Gehlen daha sonra finansmanlığı Amerika
tarafından karşılanacak Almanya’da çok gizli bir ordu kurarak ilk adımı atmış
olacaktı.
 
GLADİONUN İLK ADIMI
TÜRKİYE’DE:
İsmet Paşa: Milli Şef
Atatürk’ün ölümünden sonra paralardan
resmini kazıtıp kendi resmini bastıran ve sıkı bir rejim uygulayan tam bir
Amerikan hayranı şahsiyet
Onun yaptığı icraatlarda bununla
da kalmamış
 
İlerde anlatacağımız üs talep
eden Sovyet baskısı ve ABD den  alınan
Marshall yardımı ve üyelik süreçlerimizden önce anlatılan daha da yüz kızartıcı
olaylara imza atan geri dönemeyen şahsiyet MİSSUORİ
ZIRHLISI
nın ABD Türkiye Büyük Elçimizin cenazesinin ülkemize getirmesinden
sonra Coniler’e  sunulan  jestte genelev hizmetleri ve onların
kızlarımıza bacılarımıza kızarırsa yüz kızartıcı onlarca sarkıntılık, tecavüz,
ve daha tahkir edici hareketler tozlu arşivlerde ve tarihimizde kara bir  leke olarak raflara  kaldırılmış ve zamanın hükümeti(İ.İNÖNÜ) tarafından
bu işlerin üzerine dahi gidilmediği gerçeği çok acı…
Amerika izlediği yolda:
Hızla yayılan komünizm akımına
set olabilecek odak ülkelerle arasını sıcak tutacak, aynı teşkilatlanmaların
olması için para ve silah yardımı sağlayacaktı. Amacı Sosyalist Sovyetlere
karşı tampon bölge oluşturmaktı. Bunun içinde bu ülkeye yakın olan Türkiye bu
iş için biçilmiş kaftandı sanki.
 
İlk iş olarak 1947 de TSK da
görevli subayların Amerika’da gerilla eğitimi programı adı altında komünizm
akımına karşı antikomünist fikirler empoze edilerek işe başlanacaktı. Özellikle
Türk Siyasetinde yıllarca emek vermiş olan Alparslan TÜRKEŞ ve beraberindeki 15
subay (Turgut SUNALP, Daniş KARABELEN….) Askeri Okullarda başarı göstermiş ve
yeterli derecede dil(İngilizce) bilen örgencilerin tercih edilmiş. Ve ne
gariptir ki bu şahsiyetler daha sonra Türkiye’nin yaklaşık 50 yıllık kaderini
belirleyici yönde rol oynacaklardı.
 
NATO’ ya girmek istediğimiz o
yıllarda patlak veren Kore Savaşı ABD’ye yaranmamızı sağlayacak ve ilk ret
gelen adaylığımız birdenbire üyelikle son bulacaktı. Amerika ve İngiltere ilk
olarak NATO’ya bağlı ülkelerin milli unsurlarını kullanarak komünizmle savaşa
başladı. Çünkü komünizmin karşısında ancak milliyetçi bir duruş dayanabilirdi.
İtalya’da şekil itibariyle Küçük
Kılıç olarak ifade edilen Gladio ismi ile gizli ordu kuruldu. Ardından Fransa,
Danimarka ve ardından güçlü Sosyalist Sovyetlerin üs talepleriyle yıllardır
korkulu rüyalar gören ve mecbur kalan Türkiye.
 
Gizli teşkilatlanmaya bizde
gidecektik. Ve görünen köyün yolları Özel Harp Dairesi ismini alacak ve zamanla
gizlilik esas olması itibariyle adı Seferberlik Tetkik Kurulu olacaktı.
Amerika’nın yapacağı para ve silah yardımı ile büyüyecek ve kendi içinde askeri
sivil unsurlar diye ikiye bölünecekti. Askeri unsurlar: Özel Kuvvetlerde sıkı
askeri eğitimi almış subay ve astsubay personeller, Sivil unsurlar ise:
İstihbarat toplama ve haber alma faaliyetleri kapsamında değerlendirilen
kişiler olacaktı. Eğitimlerini teşkilatın istekleri ve A.B.D. iç hesaplarına
göre alacaklardı. Çünkü antikomünizm akımının S.S.C.B. fikir akımına karşı
dirençli bir bilgiyle donatılması gerekiyordu.
Yine bu teşkilatlanmanın başına geçen Amerikada gerilla eğitimi almış
olan subaylardan Daniş KARABELEN olacaktı. Ülkede istihbarat faaliyetler veren
MAH da ayrı çalışma politikaları güdülemezdi. Hemen başına bir asker
getirilerek emeller doğrultusunda kararlar alınacaktı.
Çok Partili döneme geçilen
yıllarda Adnan MENDERES bu oluşumun farkına varmış maddi kaynaklarının ABD
tarafından karşılanmasını “Her şeyden önce bu devletin bir hükümeti var ve
muhatap alınması gereken de budur” şeklinde söylemlerle rahatsızlık duyduğunu
açıkça belirtmiştir.
Demokrat Parti Başkanı ve
Başbakan Adnan Menderes’in yaptığı ilk icraat TSK’nın komuta kademesiyle
oynamak olmuştur. Generallerin üzerine albay ataması onun siyasi hayatını hatta
hayatıyla ödeyeceği sonunu getirmişti.
 
Bağdat Paktında alınan kritik
kararlar ve 27 Mayıs 1961 de yargılanma sürecinin ardından gelen idam kararıyla
Bağdat Paktında alınan kararlar sekteye uğramış ve Kıbrıs Sorunu yine çözümsüzlüğe
gömülmüştü. İdamda  kullanılan İp parası
aileden karşılanacak ve MENDERES ailesinden gelen kişilerinde ve onun
fikirlerini savunanlarda şaibeli şekilde ya trafik kazaları geçirecek ya da
otel odalarında uğradıkları silahlı saldırılarla faili meçhullere eklenecekti.
 
Adada zamanla kutuplaşma ve
sertleşen hava Türkiye’nin de içişlerini karıştıracak ve Adada meydana gelen
olaylara karşı gizli teşkilatlanmalar kurulması artık bir ihtiyaç halini alarak
İsmail TANSU komutasında Türk Mukavemet Teşkilatı adı ile kurulacaktı. Rumların
adadaki EOKA’larına karşı kurulmuş yavru vatan da yavru gladio olacaktı.
Kıbrıstaki sorunda unutulup sorunun kaynağı komünizm gösterilecekti.
Sovyetler Birliğiyle başlayan
ekonomik ve ticari gelişmeler Amerikanın canını sıkacak ve teşkilatın sivil
unsurları ülkede kaos ortamları yaratarak gerginliği tırmandırarak Ankara da
yapılan öğrenci olayları tarihe 555K adı geçecek ve 27 Mayıs 1977 darbecileri
tarafından aralarında Ergenekon Sanıklarından Şener ERUYGUR’unda bulunduğu Harp
Okulu öğrencileri tarafından darp edileceklerdi.
Sorunlar bununla da kalmayıp
kutuplaşmalar içeride de devam edecek siyasal cinayetler işlenecek, bombalar
patlayacak, ve askeriyenin hükümete el koymasıyla kontrolde tam olarak
sağlanabilecekti. Adnan MENDERES’ li dönemlerin bitip Adalet Partisinin başına 6
defa gidip 7 defa gelen Süleyman DEMİREL gelecek ve Avrupada Ankara
Antlaşmasının devamı sayılabilecek Brüksel antlaşmasına imza atacaktı Fakat
hesaplar tutmayacak ve 12 Mart Muhtırasının(darbe)1971 de sıkıyönetim ilan
edilmesiyle 22 yıl içinde girmeyi planladığımız ortak pazar yani AB
hayallerimiz hala müzakerelerle ve bitmez gitmez taleplerle devam edecekti.
Ülke genelinde sağ-sol görüşten insanlar toplanacak akıl almaz işkencelere
maruz bırakılacaklardı.. Ziverbey Köşkü o zamanlarda adını altın harflerle
tarihe kazıyacak içinde Özel Harp dairesinde yetişmiş Emniyetçilerinde
bulunduğu sorgu odaları kurulacaktı. Bu dönemlerde Hiram ABAS MİT çi Mehmet
EYMÜR ünde ismi  Ziverbey Köşküyle
duyulmaya başlanacaktı.
Kıbrıs Barış Harekatında
komutanların istihbaratsız ve deneyimsiz davranışları ile elimiz ve gözümüz
bağlı bir biçimde coğrafi şartları ve savaş stratejilerinden bir haber
girdiğimizi kendi uçaklarımız tarafından beş saati aşkın bir süre bombalanan
TCG Kocatepe Muhribimiz işin içinde gizli oyunların ve emellerin yattığını, TCG
Kocatepe gemisinin kaptanı Kurmay Yüzbaşı Güven ERKAYA’ nın zamanla Deniz
Kuvvetleri Komutanlığı gibi bir mertebeye gelerek yükseldiğinin de görülmesi
işin düşündürücü boyutlarını zorladığı, Zamanın Deniz K.Komutanı Oramiral Kemal
KAYACAN’ın da işin içinde başka güçler var dedikten sonra –sözde- bağımsızlığı
isteyen DHKP/C lideri Dursun KARATAŞ tarafından şehit edildiği ve bir çok
suçtan aranmasının olması durumunda 29 kez polis baskınından kurtulmuş ve bir
çok ülke tarafından bunlara göz yumulmasının düşündürücü olduğu,
1 Mayıs 1977 de İstanbul Taksim
Meydanında meydana gelen olaylarda kimliği belirsiz kişilerce açılan ateş
sonucu 36 vatandaşımız hayatını kaybetmiş Başbakan Bülent ECEVİT olayın
içerisinde kontrgerillanın varlığından söz ederek komünist lakaplı Başbakan
olarak tarihte yerini almıştı.
 
Amerika tarafından her yıl
düzenli ve gizli olarak ödenen örtülü ödenek aksamaya başlamasıyla Genelkurmay
Başkanının ve Özel Harp Dairesi Komutanının örtülü ödenek başvurusu için
ECEVİT’e gittiklerinde Özel Harp Dairesi ile ilgili komutanlardan icra
ettikleri işlerle ilgili brifing istemiştir. Başbakan Bülent ECEVİT gelişen bu
olaylardan rahatsızlık duyarak ilk olarak telefonunun dinleniyor olduğunu
düşünerek telefonunu kaldırttığı ve 1978 de kurulan ikinci hükümette ÖHD den
rahatsızlık duyduğunu bizzat zamanın Genelkurmay Başkanına bildirecek fakat
bundan da olumlu bir sonuç çıkmayacaktı.
Türkiye’de 1980’li yıllara
gelindiğinde de Gladio iş başındaydı tansiyon stratejisini kullanan sivil
unsurlar toplumda siyasette her yerdeydiler. Suikastler, faili meçhul cinayetler,
öğrenci ayaklanmaları, İktidardan doğan rahatsızlıklar ve Cumhurbaşkanının kim
olacağı konusunda düşülen belirsizlikle bunalan ortamda her kesim Askerden
yardım istemeye başlamış. Artık duruma dur diyecek demokrasi anlayışının bu
olduğunu savunan sivil toplum kuruluşları bürokratlar bile vardı. Oysa ki
askeri darbenin en çok zulmune uğrayan ve işkenceli yılları unutan Türkiye her
şeyi kabullenmiş olacak ki bundan da nasibini alan kesimde askeriyeyi en çok
isteyenlerdi. Sıkıyönetim dönemi tekrar gelmiş sokağa çıkma yasakları başlamış.
Sağ-Sol görüşlü vatandaşlar Diyarbakır Cezaevinde, Siyasi iktidarlar Hamza koyunda,
Uzunada da işkenceli günler başlamış ve sağlı sollu idamlarla bir çok genç
dimağlar yitip gitmişti. Tüm kamu kurumların başına komuta kademedeki
komutanlar atanmıştı. Genelkurmay Başkanı Kenan EVREN MGK Başkanı sıfatı ile
Cumhurbaşkanlığının tüm yetkilerini kullanarak geçici bir hükümet kurulana
kadar Deniz K.K. nı Bülent ULUSU’yu Başbakan olarak atayacaktı.
Amerika Yunanistan’ın o
dönemlerde Sosyalist Sovyetlerin Varşova Paktına İmza atacağı konusunda derin
tereddütlere girmiş ve Avrupa’nın ortasında komünist akımın yapacağı en büyük
felaketin ancak NATO ya kabul edilmesiyle aşılabileceğini düşünerek NATO ülkelerinin
bir anlamda Yunanistan’a kucak açacaklarına olan büyük inancıydı. Öyle de oldu
Türkiye yıllardır veto ettiği Yunanistan’ı birdenbire kabul etmişti NATO’ya.
Turgut ÖZAL’lı dönemlere
gelindiğinde Türkiye’de %45 lik oy alarak iktidara gelen ve Kenan Paşa tarafından
halkın gözünde yok sayılan bir siyasetçi ancak böyle bir planlamayla iktidara
oturabilirdi. NETEKİM: Kenan Paşanın oyu ve düşüncesi Bülent ULUSU hükümetinin
kurulması olacağı yönündeydi. Halkın nabzının onun göstereceği yönde olmayacağı
da gün gibi ortadaydı. O zaman yapılan ve izlenen siyaset ortada. Turgut ÖZAL
hükümeti ekonomik istikrar proğramı adı altında bir çok projeye imza atacak ama
bir şekilde terörle baltalanmak istenen olaylar suikast girişimleri işin içinde
gizli oyunlar olduğunu gizili bir elin her şeyin yolunda gitmesini istemediğini
ortaya koyacaktı. PKK terör örgütü bu dönemlerde yaşanan ekonomik büyümeleri
kendi küçük aklınca takip edemezdi onunda bir taşeron örgüt olduğu apaçık
belliydi. Ama kimin taşeron örgütü idi. ASALA tarihten silindikten sonra
kurulan bu örgüt nedense Yunanistan’ın NATO’ya girmesinden sonra PKK
eylemlerini hızlandıracak düşünsel olarak kurulan bir örgüt etnik olarak
saldıracaktı…
Uğur MUMCU PKK ile dış kaynaklı
para ve silahın hangi yollarla ve bağlantılı olduğu kişilerin getirdiği
evrakları zamanın komutanlarından Eşref BİTLİS le paylaşmasından sonra
arabasına konan bombanın patlaması sonucu hayatını kaybedecek çok geçmeden
Eşref BİTLİS te geçirdiği uçak kazasıyla hayatını kaybedecekti ve gün ışığına
çıkacak gizli tarihte bu trajik olaylarla tarihte yerini alacaktı. Aynı şekilde
MİT Müsteşarı Hiram ABAS da silahlı saldırı sonucu hayatını kaybedecekti. Onun
da PKK terör örgütünün kampları, teröristbaşının gizlendiği yerlere kadar her
şeyi bildiğini bunu da Turgut ÖZAL’la paylaştığı için öldürülmüş olabileceğini.
ÖZAL terör konusuna ve Kürt
sorununa çözüm yollarını bulmak için Danışmanlık, Müsteşar ve Bakanlık yapmış
Adnan KAHVECİ’ yi görevlendirecek bölge hakkında bir rapor hazırlamasını
isteyecekti. Adnan KAHVECİ raporunda Askeri harekatın hiçbir zaman barış
getirmeyeceğini, bölge halkının siyasal ve kültürel isteklerine devlet olarak
cevap verilmesi gerektiğini, eğitim ve her alanda bir açılımın şart olduğunu
belirtmiş ve bu raporu yazdıktan bir süre sonra ailesinin çıktığı
İstanbul-Kocaeli yolunda şüpheli bir trafik kazasında hayatı sonlanacaktı.
 
Bu raporu ÖZAL, MGK ya sunmuş ve
yaklaşık 2 ay sonra da şaibeli bir şekilde hayata gözlerini kapamıştı. Yıllar
sonra otopsi yapılmasını kabul etmeyen ailesi birdenbire zehirlendi şüphesiyle
ortalığı ayağa kaldıracaklardı.
 
DEMİREL’li yıllara geldiğimiz
zaman bayrağı teslim alan Cumhurbaşkanı Süleyman DEMİREL 1993 te DYP Genel
Başkanlığına getirilen Tansu ÇİLLER’e Hükümeti kurma görevini vermiş kurulan
koalisyon hükümetiyle Türkiye’nin ilk kadın Başbakanı olma şerefine nail
olmuştu.
ÇİLLER Türkiye’ye terörle mücadele
sözü vererek örgüt hakkında çok gizli istihbarat verileri topladı örgütün
finans kaynaklarından ve işadamlarına kadar adım adım yol katetti. Korkut
EKEN’in MİT ten emekli olduğu dönemlerde (K) Mehmet ÖZBAY Abdullah ÇATLI ile
görüştükleri daha çok ÇATLI’ yı yurtdışı bilgilendirmelerinde kullandığı yurtdışından
çok açık ve net bilgiler topladığı, PKK terör örgütünün finans kaynakları
hakkında net bilgilerle geldiği bunları filmlerle ve evraklarla teyitlediği
için ondan yararlanacak İstihbarat servislerine çalıştığı gibi ülke namına damı
çalıştı o bilinmez ama;Ülkede başlayan Kürt orjinli işadamlarının günden düne
cinayet haberleri yayılmaya başlaması akıllarda ÇATLI’nın bu işte ekibinin
parmak izlerinin olduğu fikrine kaptırmadı da denmez. ÇATLIdan alınan bilgiler
Emniyet Genel Müdürlüğüne getirilen Mehmet AĞAR’a Ondanda Tansu ÇİLLER’e
sunulacak ve uygulanacak stratejiler uzun uzun konuşulacaktı.
 
Siyasi arenada işler tıkırında
değildi meclise sunulan güven oylamasında hukuksal süreçler ve mecliste sayıca
fazla olan Refah Partisi koltuk sayısı güven oylamasının hukuksal sürecini
aşacak ancak İRTİCA adıyla Yargıtay Başsavcılığı tarafından ve zamanında Kıbrıs
Çıkarmasında  görev yapmış ve Akdeniz
Sularına gömülmüş TCG Kocatepe Muhribinin Komutanı olan Deniz Kuvvetleri
Komutanı Güven ERKAYA Hükümetin programını çok sert eleştirilerle 28 Şubat Post
Modern Darbenin tohumlarını ekmiş olacaklardı. Ardından Süleyman DEMİREL de
Başbakan ERBAKAN’a rejimle ilgili duyduğu kaygıları açıkca belirtecekti.
28 Şubat POST MODERN DARBE
Sürecinde irtica odaklı hareketler başlamış Aczmendiler ellerinde sopalı cübbeli,
sarıklı sözde hocalar, mollalar,  üfürükçü
hocalar türedi birdenbire, Müslüm GÜNDÜZ, Fadime ŞAHİN ekranlarda ağlayan
gözlerle halkın kalbini okşayan sözlerle hergün dinlendi, onlara inanan halk,
asker, memur meslekten ihraçla yargılandı. İmam Hatip Liseleri ve Meslek
Liselerine getirilen katsayı karmaşası gibi birçok uygulama ile sinsi oyunlarla
darbe gerçekleştirilmiş oldu. Dediğimiz gibi o dönemlerde gündemde olanlar
birdenbire kayboldukları,
 
Habertürkte proğram yapan ve HT köşe yazarı
Balçiçek PAMİR’in de Dikkatini çekmiş olacak ki  Fadime ŞAHİN ile ilgili geniş bir araştırma
yapmış ama eline geçen evraklarda Fadime ŞAHİN diye birinin olmadığı Türkiye de
böyle bir şahsiyetin yaşamadığı ortaya çıkmış (Ali KALKANCI)  ve yine hayret verici bir şey vardır ki onun
o zamanlarda avukatlığını yapan şahıs( Kemal KİRENÇSİZ) da şu an yargıya hesap
vermektedir. O zamanlar bu talimatları veren şahsın da Albay Vural BERKAY’ın
Kıbrıs 97/2 Toros Tatbikatında seken kurşunla şüpheli bir şehit düşmesinde rolü
olduğu düşünülen Çevik BİR paşa olduğu,
 
PKK terör örgütünün neden 30
yıldır bizim ülkemizin başına bela olduğunu da gelindiğinde; Abdullah ÖCALAN’ın
bu örgütün başında olması İbrahim KAYPAKKAYA gibi ideolojik formasyonu güçlü bir
liderin olmaması rastlantı olamazdı. Çünkü A.ÖCALAN MİT’e göre: Pragmatist biri
değerlendirilmelerde daha kolay yönlendirilebilir diye nitelendirildiği,  onu çok yakından tanıyanlar belirtmiştir.
Peki neden Türkiye bu soruya cevap aramış elimizdeki kitap
Acaba Türkiye Petrol Ülkesi miydi
ve PKK bunu bilenlerin ürünü müydü?
Yoksa bu kadar genişleyip ve
güçlü hale gelmesinde ARZUL VEDİA
nın kuzeyinde bulunan topraklarda büyümeleri miydi onları güçlü kılan?
Öğrencilik yıllarında çalıştığı
MİT çinin bir eserimiydi A.ÖCALAN kim bilir?( O zaman devşirme miydi?)(kitapta
böyle açıklanması da çok  ilginç)
Bu soruların elbette ki cevabı
PKK taşeron bir örgüttü ve varlığını sürdürmesi birilerinin işine gelecekti
bunu da etnik sınıfa sokarak olayı farklı boyutlara çekecekti. Çünkü PKK
bölgede uyuşturucu ve Kaçakçılık faaliyetleri ile zaten bu ağın sisteminde
olması gereken yerdeydi. Etnik boyutlarına gelince PKK siyasallaşma ve sözde
şehir ayağı KCK yı tamamlayarak işi kontrol altına almayı hedefliyordu. Sözde
bölge halkının temsilcisi rolünü oynayacaktı. Türkiye sonu gelmez terör
sahnelerine tanık olan bir ülke yılda 1 Milyar EURO gibi sadece uyuşturucu
ağından gelen parayla ve daha katlanarak artan ve teröre harcanan para ile
yılları tükenen ve hala  ayakta duran ve
Kürt sorunu gibi yapay oyunları zorla kabul etmeye itilen bir ülke haline
gelmemizde sadece hükümetler mi yanlış yaptı?Yoksa NATO’ ya girmemiz mi de  yanlış yapıldı?
Hayır…..
Yazar diyor ya son sözünde ben
çok etkilendim.
“Bu
kitabı okurken tüyleriniz diken diken olduysa, korkacak bir durum yoktur. Çünkü
siz varsanız,
TÜRKİYE
vardır…”
                                
SON
 
Muhammet KUTLU
15.5.1970 Yılında Sakarya
Akyazı ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğretimini Akyazıda tamamladı.1991 yılında
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler bölümünü
bitirdi.
Değişik şirketlerde halkla
ilişkiler ve basın danışmanı olarak çalıştı. Genç radyoda çalıştı.1997-2001
yıllarında İhlas haber ajansı Ankara bürosunda politika muhabiri olarak
çalıştı. Türkiye kamu Sen basın müşavirliği görevini 2 yıl yaptı. 2005 Yılında
Kırmız Çizgi aylık Siyaset dergisinin kuruluşu ve yayın yönetmeliğini yaptı.
2007 yılında Kırmızı Bülten dergisini sahibi ve genel yayın yönetmenliğini
yaptı. 2007 yılında
Cafesiyaset.com internet haber sitesinde
Ankara haber sorumlusu olarak görev yaptı.
Yazarın yayınlanmış ‘Kırmızı
Kitap’
Romanı
ve Helikopter şüpheli kazası ile kaybettiğimiz Muhsin YAZICIOĞLU’nun hayatını
anlatan
‘Yiğit Düşünce’ isimli kitapları vardır.
Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: