DERİN ŞİFRELER (Komploların Kronolojik Analizi)

HAPİSTE YATACAK OLANA ÖĞÜTLER
7 Ekim 2017
KOD ADI YÜKSEKOVA SUSURLUK, ANKARA, BODRUM, YÜKSEKOVA FAY HATTI
7 Ekim 2017

DERİN ŞİFRELER (Komploların Kronolojik Analizi)

Balıkesir’in
susurluk kasabasında meydana gelen kaza, Türkiye gündeminde büyük bir yankıya
neden olmu
ştu, çünkü kazanın geliş şekli ve daha
da önemlisi araç içersinde bulunan
şahısların
birbirleriyle ba
ğlantılarının nereden
oldu
ğu hakkında akıllarda soru işaretleri bırakmıştı. Tabi ki
bu olaylar meydana gelmeden
önceki olaylar ve faili meçhuller ülke gündeminde büyük yer tutmuştu. Gerçekleşen olaylara
baktı
ğımız zaman bu olaylarda derin sırların olduğunu görüyoruz. Yapılan suikastların
ve olayların ülkenin demokratikle
şme ve iyiye gideceği dönemlerde
yap
ılması ve bazı olayların farklı yönlere çekilmesi,
baz
ı kesimlerin yaptığı gibi göstererek
ülkede bir kaos ortamı olu
şturulmaya çalışılmaktaydı. Örneğin otuz
yedi ki
şinin ölümüyle sonuçlanan Sivas
olaylar
ına baktığımızda olayın Aziz NESİN isimli
yazar
ın dinle ilgili yapmış olduğu açıklamaları ve buna
benzer birtak
ım nedenlerin gerekçe gösterilerek
bu olayların gerçekle
ştirildiği, bu olayları gerçekleştirenlerinde
İslami bir kesim tarafından gerçekleştirildiği gösterilerek
laikli
ğe bir darbe olarak kullanılmaya çalışılmıştır. Bu
olayları gerçekle
ştiren kişiler hakkında yapılan çalışmalar
neticesinde, olayı gerçekle
ştiren kişilerin olaydan bir gün önce alkol
alarak gezdikleri g
örülmüştü.
Gerçekleştirilen bu
senaryolara bakt
ığımızda ülke darbeye
do
ğru götürülmeye çalışıldığı görülmekteydi.
Yap
ılan suikastlar, faili meçhul cinayetler ve
toplumsal olaylar ülkeyi bu yöne do
ğru götürmekteydi. Özellikle
suikast
ın gerçekleştirildiği kişilere baktığımızda, Uğur MUMCU,
Abdi
İPEKÇİ gibi şahıslara suikast gerçekleştirilerek
özellikle dindar insanlar üzerinde baskı olu
şturarak ülkede
irtica olay
ını gündeme getirmeye
çalı
şıldığı görülmekteydi. Ancak
istenilen sonuca ula
şamadılar. Uğur MUMCU’
nun kimler tarafından ve ne için öldürüldü
ğü kafalarda
hep soru i
şareti bırakmıştır. Failleri
hakk
ında da herhangi bir bilgiye ulaşılmamıştı. Ancak Uğur MUMCU nun son dönemlerde
Apo’nun devletin elemanımı de
ğimli diye yapmış olduğu araştırmanın bazı kesimleri
rahatsız etti
ği düşüncesiyle öldürüldüğüşünülmekteydi.
Apo
nun yakalandığı ama bazı kesimlerce
serbest bırakıldı
ğı söylemleri
dola
şmaktaydı. En son cumhuriyet savcısı Baki Tuğ dan  bu konu
ile ilgili bilgi almaya gitti
ği, savcının da araştırma yapıp kendisine
d
öneceğini söylediği, bu görüşmeden
sonrada suikasta u
ğradığı görülmekteydi.
Mumcu cinayeti hakkında derine inilmeye çalı
şılsa da
sanki bir karanl
ık el bunu engelliyordu ve konu
kapatılmaya çalı
şılıyordu.
Mumcu
nun ölümüyle ilgili
birileri konu
şma yaptıklarında bu cinayetin şeriatçıların yaptığı
vurgulanmaya
çalışarak olayı farklı yönlere çekmeye çalışmaktaydılar. Oysa
Mumcu
nun eşinin yapmış olduğu açıklama her şeyi ortaya
koyuyordu, a
çıklamada cinayetin devletin içersinde
derin bir yap
ının gerçekleştirdiğinin
vurgusunu yapmaktayd
ı.
Gündem oluşturan
olaylardan biride
ülkedeki türban
meselesiydi. Ne zaman g
ündem olsa mutlaka bir olay baş gösteriyordu.
Ahmet Taner Kı
şlalı cinayeti de bu türban
meselesinin g
örüşüleceği günden bir gün önce gerçekleştirilmişti.  Gerçekleştirilen bu olay sonrasında da yine
şeriat, irtica gündeme gelmiş ve böylece türban konusu
örtülmeye çalışılmıştı. Bu
olaylardan sonrada jitem olgusu ortada dola
şmaktaydı. Birçok işi bu oluşumun gerçekleştirdiği, polis bölgesinde
bile bu olu
şumun bazı olaylara karıştığı söylemleri
ortaya
çıkmıştı. Tüm bunlar
konu
şulurken Eşref Bitlisin uçak kazası gündeme gelmişti. Bir
komutan
ın uçağının kalktıktan bir
süre sonra dü
şmesi ve uçağın düşüş nedeninin
her ne kadar buzlanmadan diye rapora yaz
ılsa da bu olayın
buzlanmadan olmad
ığı ve bir
suikast giri
şimi olduğu ortadaydı. Bitlis paşanın tapmış olduğu çalışmaların bazı kesimlerin
i
şine gelmemesiydi. Özellikle PKK konusundaki
yaptırımları, bu guruba destek verenlerin desteklerini kesmeye yönelik çalı
şmaları ve Güneydoğu hakkındaki
olumlu g
örüşleri bazı kesimler
taraf
ından olumlu karşılanmıyordu ve açıkçası işlerine de
gelmiyordu. Buna bir son vermeleri gerekiyordu, bunu da bir suikast giri
şimiyle gerçekleştirmek
istediler.
Ülkede
jitem olgusu dola
şırken bu olgu içersinde yer
ald
ığı söylenen yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım isimli şahısta gündemden düşmemeye başladı. Özellikle
Ersever cinayetinde ad
ından çokça bahsedilmişti. Bu şahsın devletin
baz
ı kesimleri tarafından
kullanıldı
ğı, karanlık işlerle sürekli içli dışlı olduğu görülmekteydi.
Özellikle PKK ile de ili
şkisinin bulunduğu da söylenmekteydi.
Bunlar gerçekle
şirken ülke gündemine
yine iktidar
ın yapmış olduğu faaliyetler
gelmi
şti. Dönemin iktidarında yer alan Erbakan’ın yapmış olduğu faaliyetler
kimilerinin i
şine gelmiyordu. Özellikle Kürt meselesi
hakk
ında yapmış olduğu
faaliyetler baz
ı kesim tarafından yadırganmaya başlanmıştı, birde
buna irticai faaliyetler eklenince Erbakan hükümeti zor duruma dü
şmüştü. Askerinde
bu konuda bir
çalışma içersine olduğu söylemleri
dola
şmaktaydı. Emniyet istihbaratının yapmış olduğu çalışmalarda
bunu destekler nitelikteydi. Geli
şen süreç sonucunda
askeri yapt
ırımlarla Erbakan istemeyerek de
olsa istifa etmek zorunda kalmı
ştı. Bu gelişen sürece baktığımız zaman
Erbakan
’ında yapmış olduğu hatalar
vard
ı, mesela gerçekleşen susurluk
olaylar
ının üzerine
gitseydi birçok olay gün yüzüne çıkacaktı ve yapmı
ş olduğu bazı tavırlarında laikliği savunan
bir k
ısım kesim tarafından irtica
tehlikesi olarak g
örülmüş olması bu süreci daha
da h
ızlandırmıştı.
Tüm bu
olaylar gerçekle
şirken ortaya birde Fadime Şahin olayı patlak
vermi
şti. Bu olayda bazı kesimlere malzeme olmuştu, dine
kar
şı bir baskı unsuru oluşturulmaya çalışılıyordu. Ali
Kalkanc
ı ve Müslüm Gündüzün karıştığı bu olayda sanki
bu insanlar dini kesimi temsil ediyormu
ş gibi görülse de hiçte öyle olmadığı anlaşılmıştı. Bu şahısları tamamen
insanlar
ı kötü
emellerinde kulland
ıkları ve aynı zamanda
da dini bütün kimseler olarak kendilerini göstermeye çalı
ştıkları görülmekteydi.
Daha sonra Mit
te Emniyette bu konu üzerinde çalışmalar
yapmaya ba
şlamıştı. Zaten emniyetin yapmış olduğu
operasyonda da Fadime ile M
üslüm aynı evde
uygunsuz bir vaziyette yakalanmı
şlardı. Daha sonra bu konu hakkında birtakım söylemlerde
ortaya at
ılmıştı güya
Müslüm Gündüz gurubunu Mit tarafından kontrol edildi
ği ve
faaliyetlerinin uzun s
üreden beri kontrol altında olduğuydu, ancak
bu konu tam da netle
şmiş değildi.
Gündemde
yer almaya ba
şlayan konulardan biride işçi partisi genel başkanı Doğu Perinçekti. Bu şahsın yapmış olduğu açıklamalar ve
bilgiler, bu
şahsa nasıl ve ne şekilde geldiği hakkında akıllarda soru
i
şareti bırakıyordu. Özellikle
susurluk kazas
ı ile ilgili yapmış olduğu açıklamalar bu
konu hakk
ında daha da şüpheci yaklaşmamızı
gerektiriyordu.
Çünkü vermiş olduğu bilgiler öyle
herkesin ula
şabileceği bilgiler değildi. Özellikle Çatlı hakkında ele geçirdiği bilgiler
ger
çekten bir istihbarat biriminde bulunan bilgilerdi.
Bu gibi konular Perinçek’e bu bilgiler kim tarafından, ne
şekilde
verildi
ği konusunu gündeme getirmişti. Konunun
daha da derinine indi
ğimizde Perinçekin her ne
kadar bu bilgiler bana genelkurmaydan veriliyor dese de bu bilgileri kendisine
askeriye içersinde olu
şturulan gizli bir gurubun verdiği ortaya çıkmıştı. Ancak
sonu
ç Perinçek için hiçte güzel
olmayacakt
ı, özellikle Perinçekin PKK
lideri Apo ile kamplarda
çekmiş olduğu görüntüler,
susurluk irtibatlar
ının ortaya çıkması gibi
olaylar Perin
çek için hiçte iç açıcı olmamıştı. Perinçekin arkasında olan güçlerde onu
art
ık gözden çıkarmıştı ve yedi yıl aradan
sonra Perin
çek tutuklanıp cezaevine konmuştu, oda
olaylar
ın buralara kadar geleceğini tahmin
edememi
şti. Düzenin hep böyle gideceğini düşünmüştü ama hiçte
öyle olmamı
ştı, yani Perinçek bazı odaklar
taraf
ından kullanıldıktan sonra
kaderine terk edilmi
şti.
Bu gelişmeler, yaşanan
olaylar ülke düzeyindeki istihbarat kururluklarının yapmı
ş oldu çalışmaların gündeme
gelmesine ortam haz
ırlamıştı. Ülke
genelinde istihbarat toplayan Mit, Emniyet ve Jandarma olmak üç kurulu
ş
bulunmaktayd
ı. Mit tüm kontrolün
kendisinde olmas
ını istiyordu
ama gerek h
ükümete karşı vermesi
gereken bilgileri tam olarak vermemesi gerekse askeriyeyle içli dı
şlı olması hükümet tarafından pekiyi
kar
şılanmıyordu. Buna çare olarak
Turgut
Özal Emniyet istihbaratını güçlendirmek için çok önemli adımlar atmaya
ba
şlamıştı. Yapmış olduğu düzenlemelerle
bir
çok alanda çığır açmıştı. Ancak
Genelkurmay bu konudan rahatsız oldu
ğunu bildirmişti. Emniyetin yapmış olduğu çalışmalar ülke
genelinde olumlu sonu
çlar vermeye başlamıştı, tabiî ki buda
baz
ı kesimlerin işime gelmiyordu. Emniyetin yapmış olduğu çalışmalar artık Mit inde önüne geçmişti.
Emniyetin imk
ânları Mit in elindeki imkânlardan
daha az olmasına ra
ğmen yapmış oldukları özverili çalışmalarla büyük başarılara imza
atm
ıştı. Dönemin başbakanı Tansu Çiller de
emniyetteki geli
şmeleri görmüş ve emniyet
genel müdürlü
ğüne Mehmet Ağarı getirmiştir. Ağar da gündemde yer
alan terör olgusunu yok etmek için özel harekât dairesini kurmu
ştur. Bu
özel harekat timleri birçok önemli olaylarda çok güzel sonuçlar elde etmeye ba
şlamıştı. Özelliklede
PKK ter
ör örgütünün korkulu rüyası haline
gelmi
şti. Çiller de bu özel harekat timlerini
kullanarak Apo’yu öldürmeyi ve böylece ülke gündeminde büyük yankı uyandırmayı
şünüyordu. Bununla ilgili gerekli
olan
çalışmalar yapılmıştı ama gel gör ki bu
operasyon bilinmeyen bir sebepten ertelenmi
şti ve daha sonrada yapılamamıştı.
Ancak Çiller
bu konuyu bırakacak de
ğildi. Bu defada operasyonu Mit aracılığıyla gerçekleştirecekti.
Plan tekrardan haz
ırlandı, operasyon
timi olu
şturuldu. Hazırlanan iki araçla Aponun kaldığı yer patlatılacaktı, her şey hazırlamıştı ama bu
operasyonda
çeşitli sebeplerle olumsuzlukla sonuçlandı. Tüm bu
olaylar gerçekle
şirken Mit ile Emniyet istihbarat arasındaki çekişmelerde
devam ediyordu. Emniyetin gerek yapm
ış olduğu güzel
çalı
şmalar, gerekse teknik bakımdan giderek güçlü hale
gelmesi Mit aras
ındaki arayı gittikçe
açıyordu. Mit birtakım yaptırımlarda bulunmaya çalı
şsa da başarılı olamamıştır. Bu çekişmeler devam
ederken Tar
ık Ümit denen bir şahıs bu iki
kurum aras
ındaki çekişmeyi daha
da art
ırmıştı. Tarık Ümit yıllardır Mite çalışan bir şahıstı ama gel gör ki emniyete
de çalı
şmaktaydı, yani iki tarafa da çalışmaktaydı.
Kimilerine g
öre Mit tarafından emniyete yerleştirilmiş bir ajan
olarak da görülmekteydi. Ancak bu ikili oynama ba
şına sürekli dert
olacakt
ı. Sıkıntılardan bir
t
ürlü kurtulamayacaktı. Bu arada
özel harekat timlerinin yapmı
ş olduğu başarılı
operasyonlar Genelkurmay taraf
ından pek de iyi karşılanmıyordu. Bunu
a
şmak için özel harekat timlerinin orduya
ba
ğlanması bile gündeme gelmişti. Bu konu
bir
çok tartışmalara sebebiyet vermişti. Hatta
halk aras
ında bile ordunu bitiremediği PKK yı özel harekât timleri
bitiriyor diye de s
öylemler çıkmıştı. Ancak
geli
şen süreç gösterdi ki özel harekat
emniyetten ayr
ılmaz bir parça olduğu anlaşılmıştı.
Türkiye
gündemi bu olaylarla çalkalanırken birde sa
ğ sol kavramları da gündeme
gelmi
şti. Yine birileri ülkenin gündemini başka yönlere çekmeye çalışmaktaydı, nitekim
emellerine ula
şmak içimde ellerinden gelen ne varsa yapmaya hazırlardı. Sağcılık diyerek
yine birtak
ım muhafazakâr kesim üzerinde baskılar kurulmaya
çalı
şarak ülkede laiklik konusunu gündeme getirmeye çalışılmaktaydı. Aynı zamanda sağ tarafta
hareketlilik ya
şanırken, solu da aktif hale
getirmeye
çalışılmaktaydı. Tabi ki
bunlar
ı yönlendiren bir takım güç odaklarının olduğu ortadaydı. Bu
gurupları istekleri do
ğrultusunda yönlendirerek ülkede gündem oluşturmaya çalışılmaktaydı.
Günler
geçti ki susurluk olayı yine gündem olu
şturmaya başlamıştı. Olayın
faillerinin bulunmay
ışı bazı kesimlerin
tepkisine neden olmu
ştu. Özellikle olayı n gerçekleşme anından olayın sonuna
kadar ki döneme bakıldı
ğında hep soru işaretleriyle
dolu oldu
ğu görülüyor. Mesela
Mercedes gibi bir araban
ın fren sistemi gelişmiş bir araba
olmas
ına rağmen yolda hiç fren izine rastlanılmamıştır. Olay gerçekleştikten
sonra oraya ilk gelenin ne yapt
ığı hakkında,
çeli
şkili cevaplar verilmiştir. Çatlı’nın hiç yanından ayırmadığı çantasının yanında olmayışı ve daha
sonra ba
şka kişilerin elinde çıkması akıllarda hep
soru i
şaretleri bırakmıştır. Peki,
çatlı kimdi ve neden bu kadar önemliydi. Bu
şahıs neler biliyordu
da suikaste u
ğramıştı. Çatlı’nın geçmişine bakıldığında Mite çalışan bir şahıs olduğu görülmekteydi.
Yani di
ğer anlamıyla devlete çalışmaktaydı. Devletin
yapmak istedi
ği bazı konularda kullanılmaktaydı. Özellikle
son s
üreçte Türkiye gündeminde
Asala diye bir örgüt adını duyurmaya ba
şlamıştı. Bunu
bitirmek i
çin Çatlı dan
faydalan
ılacaktı ve gerekli olan çalışmalar yapılmıştı. Bu örgüte yönelik
Operasyon ger
çekleştirilecekti. Operasyon için Çatlı’nın da içersinde
bulundu
ğu vurucu bir tim oluşturulmuştu. Operasyon gerçekleştirilmişti ve
olumlu geli
şmelerde olmuştu. Asala örgütüne büyük bir darbe
vurulmu
ştu. Hatta bu timi Apo içinde kullanmayı düşünmüşler ancak
farkl
ı yönlere çekilir diye
vazge
çilmiştir. Örgüte yapılan bu
darbe odaklar
ı Çatlı üzerinde yoğunlaştırmıştır. Mitte Çatlı üzerinde yoğunlaşmıştı, ancak Çatlı nın
bildikleri baz
ı güç odaklar tarafından
tedirginlikle kar
şılanıyordu.
Yapaca
ğı bir açıklama çok şeyleri değiştirirdi,
buda o g
üç odaklarının işine
gelmezdi bu yüzden ortadan kaldırılmalıydı ve öylede oldu.
Adalet ve
Kalkınma partisinin iktidara gelmesiyle Türkiye de hem siyasi hem de ekonomik
bakımdan büyük geli
şmelerin katledildiği görülmüştür. Taki Danıştay saldırısı meydana
gelene kadar. Yap
ılan bu saldırının amacı
Demokrasiye darbe vurmak, siyasi iktidarı zor durumda bırakmaktı. Saldırıyı
gerçekle
ştiren Alparslan Arslan’ın avukat kimliğini
kullanarak Dan
ıştaya giriş yaptığı ve saldırıyı gerçekleştirmiştir. Ancak
sald
ırıyı planladığı gibi gerçekleştiremedi.
Sald
ırıdan sonra kaçmaya çalışırken
polisler taraf
ından çıkışta yakalanmıştı, bu planda
yoktu. Bu olay hemen bas
ına yansımıştı. Olayı gerçekleştiren şahsın
tekbirlerle i
çeriye girdiği söylenerek bu olayında
irticaya dayand
ırılmaya çalıştığı görülmüştür. Ancak şahsın geçmişi bunu tamda
yansıttı
ğı söylenemezdi. Alparslan ARSLAN ın yakın çevresinden
elde edilen bilgilerde
şahsın çoğu zaman içki masalarında görüldüğü söylenmekteydi.
Yap
ılan saldırının tamamen hükümete yönelik
olarak yap
ıldığı anlaşılmaktaydı. Bu şahsında
birileri taraf
ından kullanıldığı ülke gündemine
irtica olgusunun yeniden gelmesini isteyen g
üç odaklarının işi olduğu ortaya çıkmaktaydı. Zaten şahsın geçmişiyle, yaptığı iş
birbirleriyle tamamen z
ıtlaşmaktaydı.
Cumhuriyet gazetesine bombay
ı atan şahısta
kendisiydi. Tamamen ülke gündemini farklı bir yöne çekip bir kaos ortamı olu
şturmayı
hedeflemekteydi. Bunu asl
ında kendisi hedeflemiyordu
birileri taraf
ından kullanılmıştı. Ama o
hedefi ger
çekleştirmek isteyenlerin planları tamamen
suya d
üşmüştü, Arslan’ın
yakalanaca
ğınışünememişlerdi. Bu
yakalanma ger
çekten Türkiye gündemini
belirlemede
çok büyük etken
olmu
ştu. Belki yakalanmasaydı bundan sonra gerçekleşen
operasyonlar
ın hiçbiri gerçekleşemeyecekti.
Bu olaydan
sonra devlet çetelere yönelik çalı
şmalarına hız vermeye başladı. Her
duyumu titizlikle inceleyerek olası provokasyonlara kar
şı
tedbirlerini art
ırmaya başladı. Bu sırada İstanbul
emniyetine gelen bir e-posta bir çetenin olu
şumu hakkında ilginç bilgiler içeriyordu.
Emniyet bu konuya yo
ğunlaşmaya başladı. Yapmış olduğu çalışmalar
sonucunda vatanseverler ad
ı altında bir çetenin varlığını ortaya çıkardı, bunun başında da
asker k
ökenli bir şahsın olması dikkat çekiciydi. Böyle bir yapılanmayı ne için kurduğu kendisine
soruldu
ğunda, devletin içersinde bulunduğu durumun kötüye
gitti
ğini ve bunu düzeltmek için böyle bir yapılanmayı kurdum
demi
ştir.

 

Emniyet ve
Mit gerçekle
şen Danıştay saldırısının arkasını bırakmadı. Daha da
derine inerek bu i
şin arkasında kim ve kimlerin olduğunu bulmaya
kararlıydı. Yapılan incelemelerde ve bulunan delillerle Ergenekon isimli bir
terör örgütünün oldu
ğu ortaya çıktı. Operasyon
daha da derinle
ştirilerek çok farklı isimlere
ula
şıldı. Çok sayıda üst düzey askeri
personel, gazeteci, baz
ı dernek ve kuruluşları başında bulunan
ki
şiler yakalanarak tutuklandılar. Özellikle Veli Küçük isimli şahıs dikkat çekiciydi. Çünkü bu şahıs susurluk
olaylar
ında adı geçmişti. Kendisi
i
şin buraya kadar geleceğini hiç düşünmemişti. 
Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: