AHLAK FELSEFESİ
6 Ekim 2017
İPİN UCUNDAKİLER – NESİM MALKİ, CAVİT ÇAĞLAR, EROL EVCİL
6 Ekim 2017

DİN FELSEFESİ ÜZERİNE

Felsefe ve din gerçekten anlaşılması ve anlatılması en
zor ikilemler kümesi, aşağıda koca koca kitaplardan elde edilmiş ve çok kısa ve
sade bir biçimde açıklanmaya çalışılmış DİN FELSEFESİ konusu işlenmiştir, hadi
kafa patlatmaca oynayalım….
Din Felsefesi
DİN: Genellikle
doğaüstü nitelikleri olan ve ahlaki öğeler taşıyan, farklı ritüeller içeren
inanç sistemlerine din denir.
DİN FELSEFESİ: Yaşama doğrudan etki eden din kavramının dayandığı
temel öğe inançtır. Felsefede din kavramını ele alıp akla dayalı soruşturmalar
yapan alana din felsefesi denir.
Din felsefesi dinler gibi öğüt vermeyi veya doğru
olanı vaaz etmeyi amaçlamaz. Din felsefesinin temel amacı din olgusunun
dayandığı temel ilkeleri ve dinin temel kavramlarını sorgulamaktır. Bu açıdan
din felsefesi teolojide bütünüyle farklı bir nitelik taşır. Belli bir dini ele
alıp onun dogmalarını akılla temellendirmeye çalışan teolojiyle din felsefesi
tamamen farklıdır. Çünkü din felsefisi genel anlamda din olgusunu nesnel bir
zeminde inceler ve verileri tamamen nesnel ele alır.
Din
felsefesinin Tanrı, peygamber, vahiy, mucize, iman, ibadet, kutsal gibi farklı
farklı kavramları vardır.
Her din bütün bu kavramları içermeyebilir. Ancak bu
kavramlar çoğu din içerisinde mevcuttur.
Din
felsefesinin temel sorusu Tanrı’yla ilgilidir.
Tanrı’nın varlığı din konusunda sorulabilecek en
temel sorudur. Bu konuda üç tane temel görüş vardır.
Bunlar:
1-    Tanrı’nın var olduğunu düşünenler,
2-    Tanrıyı inkâr edenler,
3-    Tanrının bilinemez olduğunu düşünenlerdir.
1-
Tanrı’yı
Kabul Eden Görüşler
Teizm:
Yunanca “theos” sözcüğünden gelen teizme göre her şeyin yaratıcı olan
Tanrı, her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten, evrenin hakimi olan mutlak
varlıktır. Tanrı mutlak güç sahibi olduğu için kainatta gerçekleşen her şey
onun isteğiyle olur. Tanrı insan ile ve doğa ile son derece ilgilidir. Onun
isteği olmadan hiçbir şey olmaz. Çünkü o her şeye müdahale eder.
Deizm:
Latince “deus” sözcüğünden gelen deizm, aydınlanma döneminde ortaya
çıkmış ve kâinatı yaratan fakat hiçbir şekilde müdahalede bulunmayan bir Tanrı
anlayışıdır. Evrenin dışında olan Tanrı doğa üstü olduğu için doğa olaylarıyla
pek ilgili değildir. Bu yüzden doğada mucize falan gerçekleşmez. Sadece doğa
kanunları işler.
Panteizm: Yunanca “pan” ve “theos”
sözcüklerinin bir araya gelmesiyle oluşan panteizme göre hem Tanrı her yerdedir
hem de her şey Tanrı’dır. Tanrı kesinlikle sonsuzdur ve evrenin içine
yayılmıştır. Evrenden başka gerçeklik yoktur ve bu gerçeklik aynı zamanda
Tanrı’dır.
Tanrı’nın varlığıyla ilgili çeşitli kanıtlar ileri
sürülmüştür. Ontolojik kanıta göre Tanrı kavramı varsa kendisi de vardır.
Kozmolojik kanıta göre evren varsa evreni var eden Tanrı da olmalıdır. Bu
yüzden Tanrı vardır. Teolojik kanıt ise evrendeki düzeni ve her şeyin bir amaç
doğrultusunda hareket etmesi Tanrı’nın varlığını gösterir.
2-
Tanrı’yı
Reddeden Görüşler
ATEİZM: Tanrı’nın
var olduğunu kabul etmeyen görüşe ateizm denir. Ateizm, kâinatta ve
doğada yaratıcı bir güç olmadığını, evrenin maddesel bir bütün olarak
kendiliğinden var olduğunu ileri sürer. Bu nedenle ebedi yaşam veya ahiret hayatı
gibi kavramları ateizm kabul etmez.
Tanrı’nın varlığını reddeden
filozoflar görüşlerini ispatlamak için çeşitli kanıtlar ileri sürmüşlerdir.
Kötülük kanıtına göre dünyada kötülükler var olduğu için Tanrı var olamaz.
Nihlist filozoflara göre ise insan özgür bir varlıktır. Tanrı ise insanın
özgürlüğü kısıtlar. Bu yüzden Tanrı olamaz. Bazı filozoflar da Tanrı’nın var
olmadığını madde ile açıklamaya çalışmışlardır. Bu filozoflara göre madde ezeli
olduğu için yaratıcı bir güce ihtiyaç yoktur.
3-
Tanrı’nın
Bilinmezliği Görüşü
Yunan dilindeki bilinmez anlamına gelen
“agunustos” sözcüğünden türeyen agnostisizm; insanın akıl
yoluyla sonsuzluk veya yaratılış gibi metafizik konuları bilemeyeceğini
savunur. Agnostikler Tanrı’nın varlığı veya yokluğu üzerine tez üretmenin
sonuçsuz bir çaba olduğunu ileri sürmüşlerdir. Çünkü onlara göre bu tarz
kavramlar üzerinde kesin bir yargıya varmak imkânsızdır. Bu görüşün ilk
temsilcilerinden olan Protagoras, Tanrıların duyu organlarıyla
algılanamayacağını ve insan ömrü çok kısa  olduğu için insanın bu tür
meseleleri çözemeyeceğini ileri sürmüştür.
Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: