PLÜTOKRATLAR KÜRESEL YENİ SÜPER ZENGİNLERİN YÜKSELİŞİ VE DİĞERLERİNİN DÜŞÜŞÜ
7 Ekim 2017
ERMENİSTAN Terörist Bir Hıristiyan Devletinin Sırları
7 Ekim 2017

ERGENEKON KAZANINDA KURBAĞA

Bu kitap
tarihe tanıklık etmek için Silivri hapishanesinde yazıldı.
Amaç ilk ağızdan gerçekleri göstermek ve ilerde araştırma yapacaklara kaynak sağlamaktır. Aslında yazacak o kadar çok mal­zeme var ancak okuyucuyu sıkmamak için mümkün olduğu kadar kısaltarak yazdım. Olayın bütününü gösterebilmek için Ergenekon
Zinciri
olarak adlandırdığım komplo bütün olayları açıklarken, genelde başlangıç kısımlarında konuyu bilenlere kısa özet ile anım­sattıktan
sonra isteyenlerin okuması için detayları verdim.
Bu kitabı
kendimi savunmak için yazmadım, benim ba
şıma gelenlerden ders alarak okuyucunun resmin tamamını görmesi ve ilerde kendi başına da geldiğinde benim gibi saf olmasın, gerçekleri görerek
kendini savunabilsin diye yol göstermek için yazdım. Kitapta yazılanların ço
ğunu iddianameler, mahkeme tutanakları, sanıklar ve müdafilerinin (avukatlarının) savun­malarından süzerek hazırladım.
Tarih bilgisi
yanında, 1950 do
ğumlu olduğumdan, ülkemizin çoğunluğunu oluşturan gençlerin yaşamadığı sağ sol olaylarıyla ülkemiz kardeş kavgasına sürüklenmişti. Aslın da her iki tarafın da vatanı çok sevenler olduğu sonradan anlaşıldı. Türkiye üzerine oynanan oyunlar hiç bitmiyor ilerde de değişik oyunlar mutlaka olacak, çünkü tarih hep tekrar eder. Şimdi de etnik özellikler ve dini inançlar kullanılarak ülkemiz bölünmeye çalışılıyor.
Ortada büyük
planın bir parçası olarak büyük güçler tarafından ülkeler
şekillendirilirken, Bağımsız Türkiye de dönüşüme uğratıla­rak ulusalcı ve
Atatürkçü
kimliğinden uzaklaştırılıp parçalanarak, kontrol altına alınmak isteniyor. Bu kitabı yazmamın sonuna yak­laştığım günlerde, Büyük Ortadoğu Projesinin bir parçası olan
Tunus’ta başlayan ayaklanmalar dalga dalga diğer Müslüman ülke­lere yayılıyor. Tanrı Türkiye’yi korusun.
Atatürk’ün
son günlerini ya
şadığı Dolmabahçe sarayında polis olarak
görev yapan merhum babam
ve benim de eski bir deniz subayı kimliğim dolayısıyla başta polisler olmak üzere bütün dev­let memurlarına
kar
şı özel sevgim ve saygım vardır. Bu sevgi ve saygı eskiden vardı, her şeye rağmen suçlu suçsuz ayırt edilemedi­ği için şimdi de var, gelecekte de sevgim ve saygım olacaktır. Mahkemedeki savunmamda ve bu kitapta bahsettiğim üzere emni­yet teşkilatı ve hatta Türk Silahlı Kuvvetleri de dâhil olmak üzere birçok devlet kuruluşunda sayısının az olduğunu tahmin ettiğim cemaat mensuplarının yuvalandığını, devlet içinde devlet kurmaya çalıştıklarını çeşitli vesilelerle anlıyoruz. Benim bu kitapta bahset­meme
ra
ğmen, emniyet ve yargı dâhil bütün devlet kurumlarında gerçek vatanseverlerin büyük çoğunlukta olduğuna eminim.
 
Ülkemiz faşizmle değil, gerçek demokrasi içinde ülke bireyle­rinin bilinçlenmesiyle,
demokratik yoldan seçim sandıklarında engelleri a
şarak ilerleyecektir. Seçimlerde mutlaka oy kullanın, sandıklara sahiplenin. Hiçbir zaman moralinizi bozmayın, bu komplolar ortaya çıkacak ve suçlular mutlaka
cezasını çekecek,
yaşananlar Dünya hukuk tarihine insanlığın kara lekesi olarak geçecektir. Bu kitabı
okuduktan sonra mümkün oldu
ğu kadar çok kişiye vererek okumasını ve halkın gerçekleri görmesini sağlayın. Unutmayın sandıkta herkesin bir oyu var.
 
Dünya’da eşi bulunmaz bu ülkemizdeki bütün insanların, kar­deşlik içinde, birlik ve beraberlikle mutlu yarınları
beraberce yara­taca
ğımıza inancım tamdır.
 
İlk günden beri yanımda olan, bana inanan ve beni destekleyen dostlarıma, aileme, eşim Ayten, kızlarım Aydeniz ve Meltem’e teşekkür ederim.
 
Nehirler
tersine akmaz,
Türkiye çağdaşlık yolundan sapmaz.
Saygılar
sevgiler.
                            Hasan Ataman YILDIRIM

 

                    Silivri l’nolu Cezaevi Bl Koğuşu Nisan 2011
 
************
 
Bu kitabın yazılmasındaki amaç tüm
insanlara ya
şanan haksızlıkları anlatmak ve bu haksızlıkları
ya
şayan biri olarak
herkesin ger
çekleri
g
örmesini
sa
ğlamaktır. Dün olduğu gibi bugünde Ülkemiz üzerinde bir takım oyunlar oynanıyor. Tarihten bu yana her zaman
vatanını seven insanlara bir takım oyunlar oynandı
ğı gibi bu günde bu entirikalar hiç bitmiyor ilerde de değişik oyunlar mutlaka
olacaktır.
 
Ülkemizde yargısız infazlarla tutuklanan herkesi mahkemeden önce mahkum
eden medya ise üç gruba ayrılmı
ştır. Bunlar; İktidarın kontrolündeki yandaş, iktidardan korkan veya ya­lakalık yaparak ihale alan iş adamlarının kontrolündeki yanaşma, bağımsız olmak üzere üçe ayrıldığını görmekteyiz.
Bunların hepside aynı haberleri farklı bakış açılarına göre yorumlu haber
yap
ıyorlar. Neticede, herkesin kafası karıştı. Ben ilk zamanlar
gerçekten Ergenekon diye bir örgüt oldu
ğunu gerçeğin ortaya mahkemede çıkacağını ama benim hiç ilgim ol­mamasına rağmen yanlışlıkla tutuklandığımı düşünüyordum. Za­manla diğer tutukluların durumlarını, özelliklerini, başlarından geçenleri ve iddianameleri okudukça, olayın uzun yıllar planlı ça­lışma neticesinde tertip merkezi tarafından büyük bir komplo olarak yürütüldüğünüTertip merkezinin birinci
hedefinde, Türk Silahlı Kuvvetleri ikinci hedef ise ba
ğımsız yargıyı vardır.
 
Ergenekon efsanesi Türklerin
yeniden do
ğuşudur. Günü­müzdeki Ergenekon tertibi de
her t
ürlü çamur atmaya rağ­men, halk gerçekleri görerek, dış düşmanlar ve onların içteki işbirlikçi gafillerinin birlikte yürüttükleri, komplo tertipleri
her ge
çen gün daha iyi öğrenerek bilinçlenmektedir. Pırlanta
Türkler bu çamurdan yıkanarak pislikleri atacak, yeniden birlik ve beraberli
ğini sağlayarak daha da güçlenecektir.
Tarih yine tekerrür etti, Ergenekon tutuklularının özellikleri de Malta
sürgünlerine aynen uyuyor. Halk eskisi gibi gerçekleri görüyor ve Cumhuriyet
Mitingleri yapılıyor,
İngilizlerin yerini alan büyük ağabey ABD ve yine İngilizler dâhil AB ülkelerini protesto etmek için halkımız mitinglerle yasal hakkını kullanıyor. Tamamen
S
İYASİ olarak tezgâhlanan bu davada, önce potansiyel tutuklular
tespit ediliyor, sonra sahte deliller yaratılıyor, sonra baskın yapılıp
tutuklama yapılıyor. Konuyla ilgisiz birçok tutuklu, gerçek sebebi bilemedi
ğinden, neden tutuklandığını anlayamıyor ve kısa sürede serbest kalacağını zannediyordu! Bir müddet sonra sahte deliller
ortaya çıkartılıyor, tutuklular o zaman
şok oluyordu. Hâlbuki bu bir yargısız infazdı. Halkı kandırmak için YANDAŞ ve YANAŞMA MEDYA ile halk
uyutuluyor.
Birazda kendim hakkında bilgi vereyim. 1950 İstanbul’da doğdum. Deniz subaylığına 1969 yılında ilk adımımı attım. 1976-1978 ABD’de bilgisayar eğitimi ve Gölcük’teki görevlerimden sonra ile
1984 yılında sivil hayatta milletime hizmet etmek istedi
ğimden Yüzbaşı rütbesi ile çok sevdiğim mesleğimden ayrılmış oldum. Sivil hayata başladıktan sonra, özel sektörde iki büyük holding (Türkiye Şişe ve Cam
Fabrikalar
ı A.Ş. ve Toprak Holding) bilgi işleminde üst yönetici olarak beşer yıllık sürelerle çalıştım. Daha sonra
kendi bili
şim yazılım firmamı kurarak, ülkeme hizmete devam ettim. Sivil hayatımda, sosyal
sorumluluk kapsamında, bili
şim sektörü ve diğer sosyal derneklerde çeşitli çalışmalarda bulundum.
Gelişmiş
ülkelerde insanlar yaklaşık on kadar sivil toplum kuruluşuna(STK) üye ve bu kuruluşlarda faaliyet yürütürken, bu durum ülkemizde oldukça düşüktür. Ben ise millete hizmet etmenin bir başka yolunun da sivil toplum kuruluşlarında çalışmak olduğunu düşündüğümden birçok STK’larda faaliyetlerde
bulunmaktayım.
 
Partilerde bulunduğum sürelerde gördüğüm en büyük eksiklik, parti içinde demokrasi olmamasıydı Bunun için sağlam temeller üzerinde yeni,
temiz bir parti kurmak gerekiyordu. Siyasetten tan
ıdığım iyi kişiler ve siyasete
bula
şmamış yeni kişilerde de yeni
parti gereksinimi
üzerinde fikir birliği oluşuyordu. Yapılan çalışmalar neticesinde “Çağdaş Türkiye Partisi” kısaca ÇTP’ni 24 Şubat 2006 tarihinde resmen kuruldu. Daha sonra parti içinde çıkan anlaşmazlıklardan dolayı istifa ettim.
 
Tuncay Özkan’ın kurmuş olduğu Biz Kaç Kişiyiz (BKK) Platformuna internet üzerinden katıldım. Bu oluşum daha sonra siyasi bir boyut kazanarak ‘Yeni Parti’ ismini aldı. 28
Aralık 2008de Ankara’da yapılan Yeni Parti 1.Ola
ğan kongresinde 100
ki
şiden oluşan parti Merkez Karar Yürütme Kurulu (MKYK) üyeliğine seçildim.
 
04 Ocak 2009 da Ankara’da Yeni Parti merkezinde yapılan ilk MKYK
toplantısına katıldım. Görülece
ği üzere hep çalışmalarım demokratik
siyasi parti
çalışmaları şeklinde olmuştur.
3 gün sonra 07 Ocak 2009 da sanki varmış gibi, Ergenekon Silahlı Terör Örgütü üyesi
olmak
şüphesi
ile g
özaltına alındım!
Bu iddianamelerin esas konusunun darbe olduğunu, savcılar söylüyor. Benim siyasi çalışmalarım incelendiğinde hep demokrasiden yana olduğum, çok açık olarak bellidir.
ABD’ nin Türkiye üzerindeki
emelleri ve çıkarları zaten hepimizin malumu. Özellikle son yıllardaki BOB
projesi ile kendi istedi
ği gibi bir Ortadoğu oluşturmak isteyen ABD’ye en
büyük deste
ği maalesef bu siyasi iktidar ile Türkiye vermektedir. ABD’nin
bu siyasetine kar
şı çıkan kim olursa olsun onun
destek
çisi
siyasi iktidar taraf
ından cezalandırılmaktadır.
Tertip merkezinin acelece, içinde birçok komplo izi bırakarak, hazırladığı bu iddianamenin benimle ilgili bölümünde birçok hatalar, yanlışlar ve hiç olmayan şeyler mevcut.
 
Bu davanın siyasi amacı ise
Halkı korkutmak, sindirmek, halkın demokratik haklarım
kullanmasını engellemek, seçimlere kadar halkı kandırmak ve
İktidar olanaklarını kullanarak Faşist bir yönetim getirmektir.
 
Şunu açıkça belirtmeliyim ki bu gün Türkiyede ulusalcı kesime yönelik büyük bir komplo var. Amaç vatanını seven bu insanları uydurma belgelerle içeri atıp kafalarındaki kirli
siyasetle bu ülkeyi yönetmektir. Bunun içinse her türlü yola ba
şvurmaktadırlar.
 
İş yerimin aranmasında 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK) madde 134 el konacak dijital verilerde uygulanacak hususlara uyulmamıştır. Bunu ilgili birimlere de
bildirmeme ra
ğmen herhangi bir cevap alamadım. Gözaltı sırasında bana ait olmayan bilgisayar bellek ve CD’leri konuldu.
CMK 134’e göre belleklerin imajları alınmadı. Sonuç olarak  tertip merkezinin emrinde olan bir takım
emniyet görevlileri tarafından bana ait olmayan dokümanlar aleyhime delil
olarak  delil lrak kullanılmı
ştır.
 
Ergenekon tutuklusu bir çok şahısla olan ilişkilerim hakkında savcılıkta  ve  mahkemede sorular soruldu. Bunların birçoğuna  verdiğim  cevap bu şahısları tanımadığım yönünde olmuştur. Gerek siyasi
parti çalı
şmalarım gerekse sivil toplum kuruluşlarındaki faaliyetlerim dolayısıyla birçok şahısla olan münasebetlerim olmuştur. Bu nedenle  Ergenekon
tutuklusu ve bana sorulan  bir kısım ki
şileri tanımış olduğumu  ve onlarla ne tür ilişkilerim olduğunu beyan etmişimdir.
İddianamede bilgisayar diski, internet e-postalan, CD/DVD, 2006 yılı ajan­dam ve
siyasi çalı
şmalarım kullanılmış.
 
Savcılık sorgumda, bana
ikametinde ele geçen bilgisayar diskinde ve benim di
ğer bilgisayar disklerimde
bulundu diye, bir
çok suçlama yapılmıştı! Aylar sonra, iddianameden tespit ettiğim en önemli husus, bu suçlamaların tamamı,
sadece ara­mada i
şyerime konulan ve benim çalışma odamda bile bulun­mayan,
elemanlar
ın serbestçe
kullandı
ğı kilitsiz ortak yerler­de
bulundu
ğu iddia edilen, komplo 2 ufacık bellek parçası, 5 CD ve 1 DVD
içindeki,
sahte
dijital dosyalar oldu
ğunu tespit ettim. Benim ev ve işyerimde bana ait suç unsuru hiçbir şey yoktur.
 
Yıllardır, ilk aldığım aynı cep
telefonu numaramı kullandı
ğım için geriye dönük olarak TİB‘ten (Telekomünikasyon
İletişim Başkanlığı) bütün cep telefon kayıtlan, ev ve işyeri sabit
telefonla­r
ımın da kullandığı tüm telefon kayıtları çıkarılmış fakat iddia edi­len
bir
çok kişiyle telefon irtibatım bile yoktur.
 
Genel Başkanı olduğum Çağdaş Tür­kiye Partisi çalışmalarım sırasında, partiye üye kazandırmak veya partiyi tanıtmak için ajandama
not etti
ğim birçok kişi ismi ise sanki örgüt çalışması için yapılmış gibi iddianameye konmuş.
 
İddianamedeki bana yapılan
suçlamaları dayanak guruplarına göre sınıflandırarak olursam;
 
Bunlar;
–  Benim kendi dokümanlarım,
–  İnternet e-posta yazışmaları,
–  Diğer sanık ve şüphelileri tanımak,
–  Telefon irtibatları,
–  Komplo sahte dijital bellekler oluşturmaktadır.
 
Hiçbir zamanında İşçi Partisi, Dev-Genç, iddia­namede adı geçen İşçi Partili Adnan Akfırat ve
Genel Ba
şkanı Doğu Perinçek ile ilişkim olmamıştır. İşçi Partisi’nin hiçbir toplantısına katılmadım. Bana konan sahte
belleklerde bu ki
şi­ler ile irtibat kurulmaya çalışıldı.
 
Diğer bir husus, çapraz sorguda ben daha Güven grubu toplantılarına
katılmadan çok önce, Do
ğu Perinçek’in konuş­macı olarak Güven grubu toplantısına katılmasını gerekçe göstererek, benimle Doğu Perinçek arasında bağ kurmak için çok uğraştılar. Bu iddiayı da belgeleriyle çürüttüm. Benim hayat tarzım, düşüncelerim belli ben
a
şın sağla, aşırı sol­la vesaire şimdiye kadar hiçbir ilişkim olmadı. Benim İşçi Partisi ile bu güne kadar hiçbir ilişkim olmadı. Ben İşçi partisi ile ilişkim olsa, gider İşçi Partisine üye olurum, niye başka partilerde çalışa­yım? Niye kendim parti kurayım? Veya o parti tutmadı Tuncay Özkan’ın
partisi yerine Do
ğu Perinçek’in partisine giderdim.
 
Yine Çağdaş Türkiye Partisi (ÇTP) parti içi yönetimin, kendi arasında yaptığı çalışmalarımızda, beyin fırtınası olarak çeşitli kişilere partimizi
tan
ıtalım, onları partimize ve partinin yaptığı halka açık toplantılara çağıralım diye düşünüp, ajandama aldığım notlarda, birçok kişinin adı geçerken, Şener Eruygur adı da geçi­yor. Ama Şener Eruygur ile
hi
çbir temasımız ve de teşebbüsümüz dahi olmadı. Ajandamda örneğin Kuzey Kıbrıs Kurucu Cumhur­başkanı Rauf Denktaşın da adı vardır.
 
Ben Sayın Tuncay Özkan’ın 2007 Genel Seçimler sonrası, TV’den yaptığı çağrı üzerine Biz Kaç Kişiyiz sivil toplum platformuna inanarak katılan bir milyondan
fazla ki
şiden sadece biriyim. Sayın Tuncay Özkan 4 nolu, ben ise 5 nolu Silivri
cezaevinde kaldı
ğımdan, cezaevinde
bile kar
şılaşmadım, kendisi beni
ilk defa 3. iddianamenin ilk duru
şması olan 07 Eylül 2009 da duruşmada gördü ve tanıştık.
 
Sayın Tuncay ÖZKAN tutuklanıp gözaltma alındıktan sonra 24 Eylül 2008
de, internetteki Biz Kaç Ki
şiyiz Sivil Toplum Platformu, sayfamda yazdığım yazı;
 
“Tepkisiz, korkak, ne
zaman sıra bana gelecek diye bekliyoruz…
Hiç merak etme, sustukça
sıra sana da gelecek.
 
Vatanseverlik suç oldu,
Atatürk’ü sevdi
ğinizi
sak
ın söylemeyin! Modası geçti!
 
Yeni Parti çalışmalarının hızlandığı bu günlerde Tuncay ÖZKAN’ın ve yakın çalışanlarının gözaltına alınması, yeni parti oluşumunu engellemek için olabilir mi?
 
Bilemedikleri ise bu
gözaltı fitili ile Biz Kaç Ki
şiyiz (BKK) daha çok çalışıyor.
 
Çünkü BKK bir Tuncay ÖZKAN
hareketi de
ğil,
taban hareketidir.
“Başkent Üniversitesi Rektörü olan Mehmet HABERAL
diyalog grubu ad
ında
olu
şum
yapm
ışlar.
Bu olu
şumda
Hur
şit
TOLON,
İstemihan
T ALAY, eski bakanlardan Kamuran
İNAN gibi bir çok kişi bu grupta yer almış, ben partiye davet etmek için bunların Kent Otelde yapılan toplantılarına 25 Mayıs 2006
tarihinde saat 18:00’da katıldım. O toplantıda Hur
şit TOLON ve Şener ERUYGUR yoktu. Ancak bu
grubun i
çinde 100’e yakın kişi vardı. Ben orada 5 (beş) dakika Çağdaş Türkiye
Partisi tan
ıtım konuşması yaptım.”
 
Ergenekon veya benzeri
davalarda, askeri belgeler dâhil tüm belgeler cemaat tarafından daha önceden
temin ediliyor. Cemaatin imamları tarafından inceleniyor, sonra polisin ve
hukukçuların imamları organizesinde bazı savcdar ve polislerin katıldı
ğı toplantdarda plan yapılıyor, ardından dokümanda adı geçen kişi ve olaylar araştırılmaya başlanıyor. İstihbarat birimi bu olayı gizilice soruşturmaya, dinleme ve izleme
faaliyetlerine ba
şlıyor, toplanan bilgiler ışığında nasıl bir operasyon yapılacağı planlanıyor. Orijinal dokümanların arasına fazla şeyler konularak, birbirine
kar
ıştırılarak olaylar çarptırılıyor.
 
Dokümanlar hukuki bir
nitelik kazanması için yöntemler;
-Gazetecilere servis edilip
yayınlatılarak savcılara ula
ştırılıyor,
-Bir aramada nerde
bulunması gerekiyorsa oraya konuluyor,
-Meçhul bir kişi tarafından gönderilmiş gösterilerek sahte ihbarlar
yap
ılıyor.
 
En sonunda da bu kişiler belgeleri savcılıklara teslim edince hukuki
hale gelmi
ş oluyor.
 
Sayfa 551 Fethullah Gülen
Cemaati mensupları ordu içindeki birçok olaylarla ilgili her türlü dokümanı
alıp biriktiriyorlar. Bu belgelerin dı
şarı çıkarılıp belli sorumluların denetiminde güvenli yerlerde saklandığı biliniyor, hatta tahmin
edilenden daha fazla askeri evrak dı
şarıda arşivlenmiş durumdadır.
 
Ben bilgisayar mühendisi olduğumdan, işyerime kolayca konan bir sürü sahte belgelerden dolayı yargılanıyorum, bunların hiçbirini bilmiyorum ve daha evvelden de hiç haberim olmamıştı. Bunlarla ilgili önemli bir ipucu ortaya çıkardım. İddianame eki 76.
klas
ör pdf sayfa 101 / 203’te kayıtlı sahte DVD117’de maskeli ile biten, ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) maskeli, din maskeli, ip
(i
şçi
partisi) maskeli, KUVVA (kuvayı milliye) maskeli, parti PKK ve PKK maskeli
isimli dosyaların sadece isimleri var. Ben bu listeleri hiç görmemiştim, ancak şirketimde
elemanlar bunu inceliyorlar ve internette buluyorlar, internet adresi
www.maskesidusenler.com olduğu tespit ediliyor. Bu siteye girdiklerinde, bende bulunmayan görmediğim ve de eklerde
de i
çerikleri bulunmayan listelerin asıl­larını buluyorlar.
 
Sanki ulusalcılar Ermeni ve diğer etnik kökenli vatandaşlar üzerinde baskı yapıyorlar
fakat iktidardaki siyasiler bunu
önlemek için çaba sarf ediyor şeklinde halkı uyutarak, buradan siyasi kazanç sağlayarak oy toplamaktır. Diğer bir değişle daha demokratikleşiyoruz diyerek, Anayasayı değiştirerek Yargıyı
kontrol alt
ına alarak Yüce Divanda
yargılanmaktan kurtulmaktır.
 
Diğer taraftan birçok sağduyulu insan bu tertiplere kanmıyor, gerçeklerden uzaklaşmıyor. Benim de dedem Erzurum’da 1915 yıllarında Ermeniler
taraf
ından şehit edilmişti ama babam bize bu olayların o günkü savaş yıllan içinde oluştuğunu söyleyerek, hep dostluk aşıladı. Ben de ufakken mahalledeki Ermeniler, iş hayatımda karşılaştığım Ermeniler ile hep iyi ilişkiler kurdum. Şirketimde her kökenden öğrencilerle beraber
Ermeni
öğrencileri de
stajyer olarak ald
ım, gelişmelerine yardımcı oldum.
 
Sanki ulusalcılar Ermeni ve diğer etnik kökenli vatandaşlar üzerinde baskı yapıyorlar
fakat iktidardaki siyasiler bunu
önlemek için çaba
sarf ediyor
şeklinde halkı uyutarak, buradan siyasi kazanç sağlayarak oy toplamaktır. Diğer bir değişle daha demokratikleşiyoruz diyerek, Anayasayı değiştirerek Yargıyı
kontrol alt
ına alarak Yüce Divanda
yargılanmaktan kurtulmaktır.
 
Diğer taraftan birçok sağduyulu insan bu tertiplere kanmıyor, gerçeklerden uzaklaşmıyor. Benim de dedem Erzurum’da 1915 yıllarında Ermeniler
taraf
ından şehit edilmişti ama babam bize bu olayların o günkü savaş yıllan içinde oluştuğunu söyleyerek, hep
dostluk a
şıladı. Ben de ufakken
mahalledeki Ermeniler, i
ş hayatımda karşılaştığım Ermeniler ile
hep iyi ili
şkiler kurdum. Şirketimde her kökenden öğrencilerle beraber
Ermeni ö
ğrencileri de stajyer olarak aldım, gelişmelerine yardımcı oldum.
 
Yapılan soruşturma sonucunda iddia edilen suçlamalar.
 
Ergenekon silahlı terör örgütü yöneticisi veya üyesi olmak, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti
H
ükümetini orta­dan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya
tamamen engellemeye te
şebbüs etmek. Halkı, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı silâhlı isyana tahrik etmek. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek. Terör örgütüne ait silahları depolamak. Genel gü­venliği kasten tehlikeye sokacak şekilde patlayıcı madde kul­lanmak. Nitelikli kasten öldürmeye azmettirmek,
Yasaklanan bilgi­leri teinin etmek. Ki
şisel verileri kaydetmek ve bağlı pek çok suçu işlemek.
Son zamanlarda genel af tartışmaları var. Bu af PKK ya yönelik
Terör örgütleri mensuplarının da
yararlanaca
ğı böyle bir aftan dolayı dışarı çıkmaktansa ömür boyu içerde kalmayı tercih ederim.
Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: