Ergenekon, Soygun, Şeriat ve Terörle Şamarlanan Türkiye

TÜRKİYE NEREYE SAVRULMAKTA
7 Ekim 2017
TSK’YA KARŞI 12 KOPMLO
7 Ekim 2017

Ergenekon, Soygun, Şeriat ve Terörle Şamarlanan Türkiye

BÖLÜCÜLÜK VE KÜRT SORUNU

Bölücü terör örgütü, 1984’te yaptı
ğı ilk eylemle birlikte ülkemizi,  içinden çıkılmaz bir kardeşi
karde
şe kırdıran
bölücülük havasına sokmu
ştur.
Örgüt, o günden bu yana ülke ekonomisi ve daha önemlisi birçok insanın canına
malına mal olacak eylemlerde bulunarak bugünlere gelmi
ştir. Örgütün, başta DTP olmak üzere tüm legal uzantıları her defasında barıştan bahsetmişler, fakat ülkenin bölünmez bütünlüğü ve üniter yapısını bozmaya yönelik açıklamalar yapmaktan çekinmeyerek kendileriyle ne kadar
çeli
şkili bir duruma düştüklerini her defasında ortaya koymuşlardır.
NEVRUZ’UN DOĞUŞU VE İSTİSMARI
Geçmişte ve günümüzde farklı milletler tarafından farklı manalar ihtiva
eden nevruz’u, Kürtler açısından açıklayacak olursak; inanı
şa göre geçmişte Kürtlerin egemeni olan ve zalimliğiyle bilinen Danhak, tek dostu olan şeytan tarafından omzundan öpülmesi sonucu omzundan
iki yılan çıkmı
ş. Tabi bu
yılanların her gün iki gencin beyni ile beslenmesi gerekti
ğinden birçok gencin hayatı bu şekilde sonlanmış. Bu kötü durum karşısında sıra kendi çocuklarına gelen demirci Kawa, oğullarını bu zalime kaptırmama adına mücadele edip Danhak’ı öldürerek Kürtleri bu zulümden
kurtarmı
ştır. Fakat bu olay bölücü Kürtler
tarafından her yıl devletin ve milletin aleyhine ve örgüt propagandasının
yapıldı
ğı etkinliğe dönüşmüştür.
ŞEHİTLER, TEZKERE, HALKOYU VE SANSÜR
PKK tarafından 2007 yılında Şırnakta 13, Diyarbakır’da 2 askerimizin şehit düştüğü saldırılar neticesinde, Irak’ın kuzeyine sınır ötesi operasyon düzenlemek amacıyla teklif edilen
tezkere mecliste kabul edilmi
ştir.
ABD, bir kez daha dolaylıda olsa PKK’nın arkasında oldu
ğunu belirten; “operasyon Türkiye’nin
aleyhine olur”
şeklinde
açıklamalarda bulunmasına mukabil Ba
şbakan
Erdo
ğan’ın “kim ne derse desin bizim için
önemli olan meclisin aldı
ğı karar inceldiği
yerden kopar. Hiçbir gücün meclisin aldı
ğı kararı etkileyemeyeceği”  şeklinde
ifadelerde bulunması hükümetin kararlılı
ğını göstermiş
fakat ayn
ı
kararl
ılığı, operasyonların hemen başlaması hususunda göstermemiştir. Bu arada PKK, Irak’ın kuzeyindeki
da
ğlık alanlarda daha uygun ve güvenli
yerlere geçerek,  kamuoyunda “Da
ğlıca Baskını” olarak bilinen eylemle birlikte birçok eylemini bu şekilde gerçekleştirmiştir.
Tabi sınır ötesi operasyon sürecinde 200 teröristin elini kolunu sallayarak 12
vatan evladını
şehit ettiği Dağlıca Baskını  çok tartışılmış, bu tartışmalarla birlikte  şehit
cenazelerinde gösterilen tepkinin kendi aleyhlerinde geli
ştiğini gören AKP hükümeti, kamu düzeninde olumsuz etki yaptığı gerekçesiyle RTÜK aracılığıyla sansür yasağını başlatmıştır.
ERMENİ SOYKIRIMI İDDİASI İLE ŞAMARLAMAK
Türklerin 1915 yılında Ermeni soykırımı
yaptı
ğı
iddiası, 70 ve 80’li yıllarda yurtdı
şında bir çok diplomatımızı şehit
eden kanl
ı Asala’nın
avukatlı
ğını da yapmış olan Patrik Deciyan tarafından Fransa
milletvekilli
ği döneminde
meclis gündemine getirilerek yasalla
şmış ayrıca Ermeni diasporasının da çalışmalarıyla 2006 yılında Avrupa Parlamentosunda da kabul edilerek uluslararası arenada Türkiyeyi köşeye sıkıştırma çalışmalarına devam edilmiştir.
1915 olayları ile ilgili birçok ara
ştırmacı tarafından, Ermenilerin ne kadar refah ve
huzur i
çinde
ya
şadıklarının belgelenmesine karşın bu durumu görmezden gelen Ermeni Diasporası ve sözde soykırım yalanı üstünden Türkiye üzerindeki menfaatlerini gerçekleştirmeye niyetli ülkeler tarafından çalışmalara
devam edilmi
ş ve duruma
me
şruiyet kazandırılmaya çalışılmıştır.
 
YAKLAŞAN İRTİCANIN AYAK SESLERİ
Abdullah GÜL’ ün Cumhurbaşkanlığına adaylığı, birçok tartışmaları beraberinde getirmiştir. Bir zamanlar türbanlı eğitim alamadığından dolayı kendi devletini AİHM NE şikâyet eden bir Cumhurbaşkanı eşini
ba
şının kapalı olması karşısında, Latife hanımın da başının kapalı olması, AKP’lilerce gerekçe gösterilerek konu meşrulaştırılmaya çalışılmıştır. Başörtüsü dayatması, kadınları erkeklerden aşağı tutan bir uygulamanın ürünü. Kadın, aslında kocasının veya babasının dayatmasıyla
kapanıyor. Nur suresinin 31. ayetinde yaka yırtmaçlarının üzerinde gö
ğüslerine kadar sarkıtıp kapatmak için örtünün
kullanılmasının belirtilerek Diyanet
İşleri
eski Ba
şkanı Süleyman ATEŞ tarafından örtünmenin şekilden ziyade gönül işi
oldu
ğu, aslında örtünün eski Araplarda çölde toz
kumlarından korunmak için kullanılan bir giysi oldu
ğu ayrıca saç sakal hususunda da eski Arapların hepsinin sakallı olduğunu vurgulayarak konuya açıklık getirmiştir.
 
AKP Hükümeti, iktidara geldiği günden bu yana okullarda, derslere başörtüsü ile girilmesi ve öğrencilerin
namaz k
ılmasına müsaade edilmesi gibi uygulamalarla,  irticanın önünü açan tavizkar tutumunu
sergilemi
ştir.
MÜSLÜMANLARIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE ALEVİLERİN MÜSLÜMANLIĞI
Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana dinini yaşama noktasında hiçbir sıkıntı yaşamadığı ve Ali BARDAKOĞLUnun vatandaşın dinin yaşamasına engel bulunmadığı şeklinde açıklamalarına rağmen Dışişleri Bakanı Ali BABACAN tarafından Türkiye’de
sadece gayri Müslimlerin de
ğil
M
üslümanların da inanç özgürlüğü ile ilgili sıkıntısının bulunduğu
y
önünde açıklamalarda bulunmuştur. Türkiyenin %99unun Müslüman olduğunu ifade eden bu iktidar sahipleri,
senelerce ibadet hayatları ile ilgili düzenleme bekleyen ve nüfusun %25’ini
temsil eden Alevileri görmezden gelerek bu insanları, ibadetle ilgili her türlü
konuları kendi içlerinde halletmeleri yoluna sevk etmi
ştir.
HANGİ DAĞDA
KURT
ÖLDÜ
ACABA?
AKP hükümeti tarafından Başbakan Erdoğan’ın direktifi ile Alevi Milletvekili
Reha
ÇAMUROĞLUnun öncülüğünde kendilerine destek veren bazı  Alevi yapılanmalarca Aleviler’in gözünü
boyayıcı nitelikte bir proje ba
şlatıldı. Alevileri, asimile etmek, gerici ve şeriatçı bir çizgiye çekmek, onlara şirin gözükerek oylarını kapmak ve bu çalışma sayesinde tarikatların yolunu açmak amacıyla ortaya
çıkarılmak istenen bu proje, Alevi sivil toplum kurulu
şu yöneticisi ile birlikte  bir çok siyasetçi, akademisyen ve sanatçıdan tepki gördü. Bu durum devletin içinde kadrolaşan şeriatçı AKP iktidarının Alevilere şirin görünmek istemesinin takiyiyyeciliği niteliğindedir.  
ŞOVA DÖNEN İFTAR YEMEĞİ
11 Ocak 2008 tarihinde Bilkent Otelinde
Reha ÇAMURO
ĞLUnun teşebbüsleriyle Muharrem orucu iftar yemeği gerçekleştirilmiştir. Bu yemeğin,
Alevilerin asimilasyonuna yönelik bir AKP takiyyesi oldu
ğunu bilen yaklaşık 270 Alevi kuruluş, davete katılmayarak durumu protesto
etmi
ş buna mukabil Başbakan ERDOĞAN, etnik bölgesel ve dini
milliyetçili
ğe karşı oldukları, bunun bir spekülasyon olduğu, bu durumdan beslenenlerin beslenme
kayna
ğının elden gideceği endişesi taşıdığını ifade ederek iftara gelmeyenlere tepkisini dile getirmiştir. Beslenme kaynaklarının ellerinden
gitmesini “mamalarını kestik” diyerek tabir eden Erdo
ğan bununla,  her zaman kendisine muhalefet eden ve onursal
ba
şkanlığını Doğan
Medyasının patronu Aydın DO
ĞAN’ın yaptığı kısa adı CEM olan Cumhuriyetçi Eğitim Vakfı’nı” kastetmiştir.
Benzer bir durum da CHP Genel Ba
şkanı Deniz BAYKAL tarafından gerçekleşmiş, Aşure
g
ününde Aleviler, CHP Genel Merkezine çağırılarak gövde gösterisi yapılmıştır. Solu bölerek CHP’yi tabansız
bırakan Baykal böyle basit numaralarla göz boyayaca
ğına Cumhuriyeti yaşatmak için siyaset üretmesi daha doğru olacaktır. Partilerin Alevilerin oylarını elde etmek için yaptıkları bu tür hareketler şu
partili Alevi, bu partili Alevi kavramını do
ğmasına neden olmuş
ve böylece Emperyalistlerin güdümündeki ba
ğımsızlığımız bir kez daha şamarlanmak
istenmi
ştir.
DİN VE HAYIR ADINA SOYARAK ŞAMARLAMAK
Kamuoyunda YİMPAŞ Holding olarak bilinen ticari kuruluş yaklaşık 17 yıl önce, Dursun DUYAR’ın başkanlığında Yozgatlı beş
öğretmen arkadaşın teşebbüsleriyle kurularak dönemin siyasi gücünü elinde
bulunduran Refah Partisi’nden ve bu siyasi gücün
şahsında İstanbul, Ankara, Kayseri, Konya gibi büyükşehir
belediyeleriyle birlikte irticai kesimin de deste
ğiyle ivme kazanmıştır. Ayrıca Başbakan
Erdo
ğan’ın büyükşehir
belediye ba
şkanlığı döneminde kurulan Belediye TV isimli
televizyon kanal
ı, tüm araç ve gereçleriyle Nurettin SÖZEN tarafından kiralanarak Kanal 7nin doğması sağlanmıştır.  Dursun DUYAR,
Avrupa’da on binlerce gurbetçiden topladı
ğı paraları iç ettiği
i
çin
Interpol taraf
ından
hakk
ında
arama karar
ı
bulunmas
ına
ra
ğmen o kadar bulunduğu AKP Yozgat Milletvekili İlyas ARSLAN’ın cenazesine bakan, milletvekili,
bürokratlarla birlikte katılarak iktidar tarafından korundu
ğunu bir kez daha göstermiştir. 
DENİZ FENERİ
İ
LE HALKI SOYDULAR
AKP’nin, her zaman olduğu gibi Milli Görüş düşüncesine sahip olan diğer oluşumlar gibi Deniz Feneri E.V. olayında da sus pus olduğunu görüyoruz. Alman polisi 340 kişinin katıldığı bir operasyonla Deniz Feneri E.V.ye, 3 yıl süren takipten sonra bir baskın yapmış, 2002-2007 arasında yardım amacıyla insanların manevi duygularını sömürerek 41 milyon Avro toplamış ve bu paranın 18.6 milyon Avrosunu kuryeler aracılığıyla Türkiyeye taşıdığı tespit edilmiştir. Alman savcılığı bu 40 milyon avronun peşine düşüyor. Peki, bizim AKP hükümeti ne yapıyor? Ne Maliye Bakanlığı toplanan paraların nerede, nasıl kullanıldığını araştırıyor. Ne RTÜK Başkanı Zahid AKMAN’ın 2002-2007 arsında derneğe bağlı şirketlerde
hangi oyunları oynadı
ğını inceliyor, ne de Akman’ın arkadaşlarından olan Kanal 7nin sahibi Zekeriya KARAMAN hakkında inceleme başlatıyor. Karamana, Milli Görüş partisi olarak bilinen Refah Partisinin yönetiminde bulunduğu ve İskenderpaşa
cemaatine mensup oldu
ğu için mi göz yumulup, bu konu irdelenmiyor?
 
Hayırseverlerin paralarıyla şirket kurup daha sonra bu şirket kanalıyla paraları zimmetine geçirdiği tespiti de bu davayı baştan beri takip eden Kılıçdaroğlu
tarafından belgelerle tespit edilmi
ş
olmas
ına
ra
ğmen Başbakanın yakın dostları bu iş içinde olduğundan
olay s
ürekli
ört bas edilmek isteniyor. Sadece Başbakan değil adı yolsuzluğa karışan Zahid AKMAN’ın RTÜK’ten ayrılması için yapılan
oylamada 5 AKP’li üyenin “Hayır” oyu vermesi de manidardır. Ba
şbakan birde bu olayı haber yapan gazeteleri de tabanına işaret vererek protesto etmelerini istemiş ve bir daha yandaşlarına kol kanat germiştir.
DEVLETİ ŞAMARLADILAR
HALKI AZARLADILAR
Sadece Başbakan mı? Tarafsız olması gereken meclis başkanı Arınç, kendisine halini arz edenlere karşı; yalancı herif, ahlaksız adam gibi ağza alınmayacak sözler söyleyerek saltanatın tadını çıkarıyor. Halkı şamarladıkları yetmiyormuş gibi devleti de şamar oğlanına çeviriyorlar.11 yılda servetini 355’e katlayan başbakan, 1 milyon TL’ye villa, 2,5
milyon TL’ye kuru yük gemisi alan o
ğul
Erdo
ğan Bu değirmenin suyu nereden geliyor? Adı terör listesinde yer alan ve Başbakanın kadim dostum. Her şeyine kefilim dediği Yasin El KADI’dan mı? 300.000 TL
sermaye ile kurulup iki sene içinde trilyonlar kazanan yanda
ş şirketlerden mi?
VATAN PAZARLAYAN BAŞBAKAN ZENGİN OLUYOR
Yurtdışında okuyan çocuklarının, burs adı altında yandaş
i
şadamlarına masraflarını ödetti. Başbakan,
çürük raporu alan ama 50 milyon dolarlık şirketi yöneten oğlunun icraatlarını gemicili, yatçılık diyerek oğluna
yapt
ırdığı vurgunu belirtmiş oldu.
Adı Adalet ve Kalkınma Partisi olan
ama adaleti hep kendine yontan bir zihniyet, emekliye, dula, yetime ka
şıkla verip kepçeyle alıyor ama işi kendilerine geldiğinde durum tersine işliyor. Bunların adalet ve din anlayışları bu olsa gerek. Vergi aflarıyla kurtulan bakanlar, ihale almak için birbiriyle yarışan vekiller, ve fakir fukarayı bir ton
kömür için ve bir haftalık erzak için zorla otobüslere bindirerek mitinglere
götüren belediye ba
şkanları… hepsi din istismarcısı ve kan emici.
SEÇİMLER ADİL
OLMADI
Nasıl olabilirki? Devletin tüm
olanaklarını seçim için kullanan belediyeleri, seçim karargâhı gibi çalı
ştıran, ev ev gezerek devletin kömürünü dağıtan, yandaş
olabileceklerini d
üşündükleri kişilere bütün kapıları açan, senin dediklerine alkış tutacağız zihniyetini gerçekleştirmek
i
çin
hi
çbir
masraftan ka
çınmayan,
se
çim
g
ününe kadar, elektriği olmayan evlere bile beyaz eşya dağıtan bir AKP nasıl başarılı olmasın?
TÜRBANLA BAŞLAYAN ŞERİAT
GEL
İ
YOR
Cumhurbaşkanı’nın eşi,
Ba
şbakanın eşi, Meclis Başkanı’nın eşi
hepsinin de ba
şı
kapal
ı.
Bununla birlikte s
ürekli siyasal simge değil diye maskeliyorlar konuyu. Amaçları adım adım şeriata dayalı devleti gerçekleştirmek. AİHMnin ve ülkemizdeki yargı erklerinin kararları ortada. Hepsi aynı görüşte.  Doğruyu sadece onlar biliyor ya. Hayır amaç, dine dayalı bir devlet kurmak, buna zemin hazırlıyorlar. Hem de durmadan. Anayasayı değiştirmek
i
çin
vakit kolluyorlar. AKP hükümeti, Hakim ve savcıların atamalarını elinde
bulundurmak istiyor.
ATATÜRK İLKELERİ ANAYASADAN ÇIKSIN
Her fırsatta rejimde çıkmazların olduğunu söylemekten çekinmeyen zihniyet, bu sefer eski
solculardan Zafer
ÜSKÜL ağzıyla niyetlerini seçim sonunda bir kez
daha ortaya koydu. Amaç Atatürk Milliyetçili
ği ile birlikte Atatürk İlke
ve
İnkılâplarını Anayasadan çıkarmak din devleti özlemlerine bir adım daha yaklaşmak.
Zaten AKP
yi
destekleyen
ülkenin
b
ölünmesine arzulayan dış mihraklar bu gelişmelerden memnun oluyor. Sözde darbe anayasasının değişmesinin yerine sözde sivil özde şeriat
anayasas
ının gelmesini bütün benlikleriyle destekliyor. Amaç, Atatürk Türkiyesini yıkmak
 
Herkesin
bildi
ği üzere Atatürk İlke ve İnkılâpları AKP için bir engel. Bu engeller tepki almadan
-Ilımlı İslam tabiriyle
-Sözde sivil anayasa ile
-YÖK, Danıştay, Sayıştay, Yargıtay gibi Cumhuriyetimizin kalesi olan
kurumlar
ı
fonksiyonsuzla
ştırarak
– AB normları adı altında gece yarısı
çıkarılan
şeriat yasalarıyla
-Belediyelerde uygulanmak istenen içki
yasaklarıyla kaldırılmak isteniyor.
ŞAMARLANAN TÜRKİYENİN
ACI HAL
İ
        
Telekom, Tüpraş, Petkim, Sümerbank ve Tekel gibi milli sermaye
ile kurulan kurulu
şlar,
yok pahas
ına
özelleştirilme maskelemesi ile satılıyor. Ülkedeki orta ve küçük esnaf dükkânlarına kilit vuruyor
fakat Ba
şbakan ne
hikmetse krizin
teğet geçeceğini düşünüyor. Daha doğrusu
öyle yönlendiriyor insanları. Üretim olmadan karşılıksız para basmakla, etkili önlem almak yerine, zaten yük oluyordu mantığıyla birkaç yıllık karı karşılığında milli kuruluşları satarak dünyanın geri kalmış ülkelerinde uygulanan para politikalarıyla ülke günden güne eriyor ve bitmeye zorlanıyor.
1 MAYIS’TA AKP POLİSİNİN
EST
İRDİĞİ TERÖ
R
        
1 Mayıs 2008 İşçi Bayramı, emek yanlısı örgütler tarafından demokrasinin vermiş olduğu bir hak olarak Taksimde yapılmak isteniyor. AKPnin dayatmacı zihniyeti yine ön planda. İşçiyi ayak takımı olarak gören ve açlık sınırının altında maaşı reva gören zihniyet durmuyor. Sendikalar kuşatma altında. Bayramda, gaz bombaları havada
uçu
şuyor, sendika başkanlarına baskı yapılarak terör saldırısı” olabilir diyerek açıklama yaptırılıyor. Bununla da kalmayarak AKPnin kadrolaştığı polisler hastanelere bile gaz bombası atmaktan geri durmuyor ve emekçiler terörist muamelesiyle karşı karşıya kalıyor. Şeriat kurallarını uygulayan Arabistan ve İran polisinin yaptığı gibi işçiyi coplayan AKP güdümündeki polis teşkilatı nasıl bir arka bahçe olduğunu ortaya koyarak Başbakandan geçer not alıyor.
AKP’YE KAPATMA DAVASI VE ERGENEKON
MUAMMASI
        
AKP iktidarı, din devleti özlemine doğru koşarken Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman YALÇINKAYA Laikliğe
ayk
ırı eylemlerin odağı haline geldiği gerekçesiyle anayasa mahkemesine dava açtı. Ülkeyi, medyası, siyaseti ve yargısıyla tekeline almaya çalışan AKP iktidarı, böyle bir dava bekliyordu. Çok oy almayı çoğunluk
sayan kafa, millete
şikâyette bulunuyor, çalmadık kapı bırakmıyor, AB kapıları aşındırılıyor, savcı bile tehdit edilmekten geri kalınmıyor. Ama şikayet ettiği millet şunları unutuyor;
-Egemenlik milletin değil Allah’ındır diyen onlar
-Türbanın kamuda serbest olacağını söyleyen onlar
-Sınavlarda öğrencilere, Atatürk’ü küçük düşürücü sorular soran onlar
-Belediyelerin içki yasaklarını
savunan onlar
-Atatürk karşıtı nesiller yetiştirmek
i
çin
Milli E
ğitim Bakanlığı’nda oyun kuran onlar
Ve
daha niceleri. Fakat özürleri kabahatlerinden beter. Demokrasilerde parti
kapatmanın saçma bir uygulama oldu
ğunu
bunun yeniden (kendi
şartlarına göre) düzenlenmesi gerektiğini avazı çıktığı kadar haykırarak sözüm ona destek
aramaya çıkıldı ve yüksek mahkeme AKP’ye gereken uyarıyı yaparak
şamarı vurdu. Buna mukabil AKP durur mu?
Arka bah
çesindeki
polislerle birlikte taarruza ge
çildi ve izinsiz dinlemeler, takipler uydurma krokiler Sonuç tüm gayesi cumhuriyetin temel
niteliklerini korumak olan yazarlar, emekli ve muvazzaf askerler, rektörler
yani anla
şılan
AKP
yi
desteklemeyen insanlar. Sabah bask
ınlarıyla gözaltılar, ani ev baskınları hepsi de gözünü intikam bürümüş bir halin tezahürü. Ergenekon sayesinde AKP önüne engel olan ne varsa bu
kasırga gibi içine alınıyor ve sözüm ona pasivize ediliyor. Hükümetin
savcıları, delilsiz kanıtsız bir dayanakla bu hayali olu
şumu adeta yandaş basına malzeme vererek Aydınları, Cumhuriyetçileri, tek emeli ülkeyi orta çağ karanlığına sürüklemek isteyen sözde dinci AKPlilere karşı koyanları vatan haini ilan ediyor. Sonrada kalkıp yargı bağımsızlığından dem vuruyorlar.
Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: