DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN OĞLUM….
7 Ekim 2017
DERİN DEVLET
7 Ekim 2017

ERGENEKON

Göktürkler zamanında Türklerin düşman tarafından yenilgiye uğratılıp ve ergenekon ovasında
türeyip tekrar yurtlarına dönüp dü
şmanlarıyla savaşmalarını anlatan bir destandır Ergenekon
Destan
ı”…
O yıllarda türklerin başında
ilhan ka
ğan bulunuyordu ilhan kağan’ın ilhan kağan’ın bir çok çocuğu vardı. Savaştan savaşa girer türk bayrağının
dalgalanmadı
ğı yer yoktu. Türklerin düşmanları üzerlerine yürür savaşır
ve her sava
ştan yenilgi
ile d
önerlerdi.
D
üşmanlar türkleri savaşarak yenemeyeceklerini anlayıp
bir araya gelip birlik olarak ve t
ürklere hile yaparak yenebilecekleri kanısına
vard
ılar
ve nitekim öyle oldu ve türkleri çe
şitli hileler yaparak yendiler. İlhan kağan o yıl evlendirmiş olduğu oğlu kayı ile yegeni tokuz oğuz ve eşleri hayatta kalmıştı
ve d
üşmanlarına esir düşmüşlerdi. Kayı ile Tokuz bir yolunu bularak düşmanlarının elinden eşlerinide alarak kurtulmayı başardılar. Atalarının yurtlarına geri döndüler ve burada buldukları
at, deve, yiyecek, i
çecek ne buldularsa yanlarına
alarak d
üşmandan kaçmaya başladılar ve dağların arasında yeşilliklerle, ırmaklarla ve akarsular bulunan etrafı
da
ğlarla kaplı bir vadi ye geldiler ve buranın
soylarını devam ettirmeleri için emniyetli bir yer oldu
ğu kanısına vararak buraya yerleştiler. 400 yıl boyunca burada soylarını
t
ürettiler
ve g
üçlendiler. Artık bulundukları yere sığmaz oldular. Buradan çıkmaları
ve atalarının bir zamanlar hüküm sürdü
ğü
anayurt
larına
d
önmeye
karar verdiler. Fakat 400 y
ıl önce atalarının geldiği vadinin çıkışları zaman içerisinde gerçekleşen sarsıntılarla kapanmış ve çıkış yolu bulunamamış, çıkmak için çeşitli çalışmalara başlamışlar.
O yıllarda türk’lerin başında
kay
ının
soyundan gelen Ka
ğan
B
örteçine
bulunuyordu. Bir demirci ustas
ı kağan’ın yanına gelerek bulundukları
yeri
çevreleyen
bir da
ğın
demir madeni oldu
ğunu
ve bu da
ğın
eritilerek kendilerine
çıkış yolu bulabileceklerini söylemesi
üzerine ka
ğan börteçine
buyruk vererek demirci ustas
ının söylediği gibi yetmiş hayvan derisinden yetmiş körük yapılmasını dağın yetmiş yerine yerleştirilmesini ve dağı
eritecek
şekilde yetmiş yere odun toplanmasını
istemi
ştir.
Hertürlü yeşilliğin ve sık ağaçların kaplı olduğu bir orman da yakıcı
g
üneşin altında yüzlerce insan odun toplamaya koyuldu. Odun
toplayanlar aras
ında yaşlı bir adam ve Aybike isminde birde torunu vardı.
Aybike on ya
şlarında
fakat
çok
zeki bir k
ız çocuğuydu. Dedesi ona çok önem veriyordu. Dede nin tek torunuydu. Aybike nin
yoruldu
ğunu gören dedesi onun dinlenmesi için
yan
ına
çağırdı.
Aybike elindeki odunlar
ı bir tarafa bırakarak dedesinin yanına geldi. Aybike biraz sitemli bir şekilde dede; sen bana odun toplamayı,
at binmeyi, ok atmayı ö
ğretiyorsun
k
ızların
i
şi bu mu? diye sorar.
Dede:
“hayır kızların işi ev kurmaktır.
Aybike:
“Ama savaş talimi yaptırıyorsun bana
Dede:
“Evide kurmak gerekir değil mi?
Aybike:
“Peki erkekler ne güne duruyor, onların işi bu değil mi?
Dede:
“Yurdumuz baskına uğrayıp erkeğin öldüğü
zaman evini,
çocuklarını nasıl koruyacaksın?
Aybike:
“Ama dede sen dedinya ergenekon da kimse bizi
bulamaz, burda dü
şmanlarımız
yok diye.
Dede:
“ama burası artık dar gelmeye başladı burdan çıkacağız
k
ızım.
Aybike meraklı bakışlarla;
“Peki bu dağların arkasına sen gittin mi orda yaşayanlar varmı?
Dede:
“Hayır ben gitmedim, dedem de gitmedi, onun
babasıda gitmedi, onlarda görmemi
şler.
Aybike:
“Peki nerden biliyorsun o dağların arkasında birilerinin olduğunu, bu dağlar dünyayı çevreleyen dağlar olamaz mı.
Dede:
“Olabilir ama atalarımız zaten o dağların arkasından gelmişler.
Aybike merakını bir türlü giderememişti ve dedesine; Şimdi bu odunları bu dağları eritmek için mi topluyoruz der.
Dede :
“Evet kağan börteçine nin yanına bir demirci ustası gidip demir
da
ğın
eritilerek bize ge
çit verebileceğini söylemesi üzerine kağan börteçine buyruk vermiş o yüzden odun topluyoruz
Aybike git gide meraklanır ve dedesine soru üzerine
soru sorar:
“dede sen bana atalarımızın ergenekon’a nasıl
geldiklerini anlatacaktın”
Dede :
“Evet sana bugün atalarımızın ergenekon’a nasıl
geldi
ğini anlatacaktım der ve bu arada nal sesi duyulur at’ın üzerinde çeri başı
dede ve torununun yan
ına gelerek; herkes odun toplarken siz dede kız
tembellik mi yapıyorsunuz”
Dede:
“Torunuma ergenekon’a nasıl geldiğimizi anlatıyorum.
Çeri başı
alayc
ı
tav
ırlarla
g
ülerek:
“Biz ergenekon dan nasıl çıkacağımızı
d
üşünürken
sen nas
ıl
geldi
ğimizi mi anlatıyorsun
Dede manalı bir şekilde:
“Nasıl geldiğini bilmessen ne aradığını
bilmezsin, neden burda oldu
ğunu bilmessen neden ve nasıl çıkacağınıda
bilemezsin.
Çeri başının
akl
ı
bu s
özleri
anlamaya yetmemi
ş
ve dede akl
ım bunları anlamaya yetmedi der.
Dede yarı şakayla:
“O zaman sen kendi işine bak herşeye karışma der. Çeri atı ile birlikte uzaklaşır.
Dede aybike’ye dönerek
“Haydi kızım şimdilik bu kadar yeter odun toplamaya devam edelim
der ve odun toplamaya koyulurlar meydanda ya
şlısı-genci, kadını-erkeği herkes odun toplayarak karşılarında
duvar gibi duran demir da
ğın çevresine atlarla eşşeklerle odunlarını götürüyorlardı.
Akşam olmuş hava kararmış ateşler yakılmış ciritler oynanmış yemekler yenmiş herkes çadırına çekilmişti. Aybike sabah dedesi ile konuştuğu konunun devamını merak ediyordu. Hemen yan tarafta bulunan
dedesinin çadırına gitti. Dedesine:
“Bana atalarımızın ergenekona nasıl geldiğini anlatacaktın dede der. Dedede atalarının nasıl ergenekona geldiklerini anlatmak istiyordu ve dede:
T
ürklerin
gitmedi
ği Türk bayrağının
dalgalanmad
ığı
yer yoktu. O yıllarda türklerin ba
şında
İlhan Kağan bulunuyordu. Bunları
bana dedem, dedemede onun dedesi, onada onun babas
ı
anlatm
ış. İlhan Kağan’ın oğlu Kayı
ve yavuklusu Dolunay
’ı evlendirmek için hazırlıklar yapılıyordu. Bu arada Türklerin düşmanlarıda boş durmuyordu ve Türkleri yenmek için güçlerini birleştirmeyi kararlaştırıp Türklere saldırmışlar ve yine İlhan Kağan liderliğindeki Türk ordusu düşmanı bozguna uğratmıştı.
Bu arada Aybike merakından devamlı sorular sorarak
araya giriyordu. Vakit epey ilerlemi
şti.
Dede:
“Aybike kızım geç oldu yarın sabah erkenden yine
odun toplamaya gidece
ğiz
ben ya
şlı bir adamım hadi uyuyalım yarın kaldığımız
yerden devam ederiz
der ve uyumak için istirahate çekilirler. Fakat aybike merakından
uyuyamaz yata
ğında bir sağa bir sola dönerek sabah eder.
Gün agarmış Aybike ve dedesi eşşeğini haırlamış odun toplamak üzere ormana doğru yola koyulmuşlar. Aybike gece meraktan uyuyamamış biran önce yarım bıraktıkları konunun devamını duymak için sabırsızlanıyordu. Dedesine; dede hikaye yarım
kalmı
ştı bugün kaldığın
yerden anlat
ırmısın der.
Dede:
“Anlatırım ama önce odun yerine varalım odun
toplayalım biraz.”
Aybike :
“Taman.”
Odun yerine varırlar. Dede baltasını vurarak
odunları kesmeye ba
şlar,
Aybike
de
dedesinin kesti
ği
odunları istiflemeye koyuldu. Kendilerini i
şe kaptırmışlardı herkes odun topluyordu. Bu arada dede ergenekona
atalar
ının
nas
ıl
geldi
ğini anlatmayı unuttu. Aybike de sormadı.
Odunlar yeterince toplanmıştı artık ateşi yakmaya gelmişti sıra Demirci ustası Kağan Börteçine’nin huzuruna giderek odunlar yeterince toplandı sıra ateşi yakıp yetmiş gün boyunca körüklerle harlanması gerektiğini söyledi. Bunun üzerine Kağan Börteçine buyruk vererek yetmiş kişilik yeniçerilerden yiğitler seçilerek grup oluşturulsun, sırayla ateşi körüklesinler ve bu demir dağı
eritsinler der. Buyruk yerine getirilir.
Dağın yetmiş yerine yiğitler geçti. Dağlar, tepeler insanlarla doldu. Herkes merakla
bekledi. Ka
ğan Börteçine
geldi hayvan ya
ğıyla yağlanmış odunları ateşe
verdi ve
şöyle dedi:
“Göktanrı emeklerimizi boşa götürmesin. Türk halkının yıllardır tutsak gibi yaşadığı
Ergenekon
dan çıkması için demir dağı
dize getirsin
Dağın etrafındaki
odunlar b
üyük bir gürültüyle yanmaya başladı. Yiğitlerde ateşi körüklemeye. Bu arada dede ve torunu Aybike ateşe uzak bir dağın
üzerinde
ate
şi izliyordu. Dedenin içinden
atalar
ının
Ergenekon
a nasıl geldiklerini anlatmak geldi. Aybikede
ate
şten gözlerini ayırarak dedesinin içinden geçirdiğini hissetmiş gibi Dede ateşin demir dağı
eritti
ğini izlerken bana atalarımızın Ergenekon’a nasıl
geldi
ğini anlatırsın değil mi? der.
Dede :
“ Tabi anlatırım.” Der ve anlatmaya başlar.
Türkleri savaşarak yenemeyeceklerini anlayan düşmanlarımız İlhan Kağan’ın yanına hediyelerle gelerek onlarla bir daha savaşmayacaklarını söyler ve hediyeler verdiler. İlhan Kağanda zaten kan dökülmesini istemediğinden dostluklarını ve hediyelerini kabul etmiş böylece düşmanlar Türklerin arasında rahatça hareket etmeye başlamışlar. Bu arada İlhan Kağan’ın oğlu Kayı ile yavuklusu Dolunay’ın düğünü
ba
şlamış kırkgün kırkgece düğün
yap
ılmış. Çeriler kımız içiyor ve sarhoş oluyorlarmış. Düşmanlarıda bunu bekliyorlarmış
zaten ve b
ütün eli kılıç tutan herkesi kılıçtan geçirmişler. İlhan Kağan’ıda öldürmüşler, eşyalarını yağmalamışlar. İlhan Kağan’ın oğlu Kayı ve karısı dolunay birde yegeni Tokuz ile karısı
N
üküz’ü esir etmişler.
Ama bunlarda bir yolunu bulup d
üşmanlarının ellerinden kaçmışlar. Atayurtlarına geri dönmüşler burda işlerine yarayan eşyaları alıp atlarına yüklemişler ve düşmanlarından kaçmışlar.
Kayı :
“Düşman askerleri peşimizde
s
ığınacağımız
hi
çbir
dostumuz yok insan aya
ğının değmediği bir yere gidelim ve soyumuzu orda devam ettirelim
demi
ş.
Tokuz :
“Sen Kağan oğlusun bundan sonrada Kağan’ımız sensin sen ne dersen sen nereye dersen oraya
gidelim” demi
ş.
Böylece iki kadın iki erkek sabah-akşam yol gitmişler. Mağaralarda kalmışlar. Birgün gece Kayı rüyasında bir kuş görmüş. Kuş ona;
“Günbatımına doğru devam edin orada düşmanlarınız
sizi bulamayacak benim ad
ım Ergene demiş.
Kayı :
“Dediğin yere vardığımızı
nas
ıl
anlayaca
ğız
Ergene isimli kuş:
“Ben rüyana yine girerim konduğum zaman bilinki orası sizin yurdunuz
olacakt
ır
Kayı sabah rüyasını beraberindekilere anlatmış ve yola koyulmuşlar. Kuşun
dedi
ği gibi gün batımına doğru devam etmişler sarp dağlara gelmişler. Çok yorgun düşmüşler ve uyumuşlar. Kuş yine Kayı’nın rüyasına girerek bu dağları aşacaksınız size geçidi göstereceğim ordan gireceksiniz siz girdikten sonra o geçit
kapanacak b
öylece düşmanlarınız sizi bulamayacak ve nesillerinizi çoğaltacaksınız demiş. Kayı sabah uyanınca yanındakilerine yine rüyasında
ku
şu gördüğünü
ve ku
şun söylediklerini anlatmış.
Beraberindekilerle birlikte yola koyulup ge
çitlerden geçmişler. Gökyüzünde kuş herseferinde onlara eşlik ederek yol göstermiş. Geçitin sonunda yemyeşil vadilerin, akan ırmakların
bulundu
ğu çok güzel bir yere gelmişler. Fakat çok yorulmuşlar. Bu arada Kayı gökyüzünde
u
çan
ku
şa
Ergene
kon, Ergene kon art
ık diye bağırmış. Bunu duyan beraberindekilerde hep bir ağızdan
Ergene kon artık yorulduk diyerek ba
ğırmış. Ergene kuşu havada birkaç tur atarak bir ağacın üzerine konmuş. Bunun üzerine
Kayı :
“Ergene kondu artık.”
Dolunay :
“O zaman buranın adını Ergenekon koyalım” demiş. Buranın adı Ergenekon olmuş. Buraya yerleşmişler ve iki aile çoğalarak
birbirlerine k
ız alıp vermişler ve çoğalmışlar. Babalar çocuklarına buraya nasıl geldiklerini aktarmış
ve d
üşmanlarının kim olduklarını unutmamışlar.
Aybike :
“Yani şimdi İlhan Kağan düşmanlarımızı tanırmı dede.
Dede :
“Evet tanır. Bu arada Türkler çoğalmış ve Eregenekona sığmaz olmuşlar burdan çıkmak için geçitler aramış bulamamışlar. Şimdi demir dağı
eritip
çıkmaya çalışacağız.
Vakit iyice ilerlemiş çeriler ateşi körüklemeye devam etmiş. Dede, Aybikenin uykusu geldiğini farketmiş olacakki,
Dede :
“Haydi kızım geç oldu gidip yatalım”
Aybike:
“Olur dede gidip yatalım”
Dede , torun çadırlarına gider ve uyurlar.
Sabahleyin bir ses duyulur, “ko
şun koşun demir dağ delindi, dağ geçit verdi diye sesler yankılanmaya başlar. Bunu duyan genci-yaşlısı herkes dağa
do
ğru koşmaya başlar. Aybike ile Dedede geçitin
oldu
ğu yere giderler ve geçitte olup biteni
anlamaya
çalışırlar.
B
örteçine
herkesi g
örebileceği yüksek bir dağa
çıkarak insanlara dağ’ın geçit verdiğini, geçitten öncülerimizin gidip geldiğini ve orada küçük tepeler ve aşağıya doğru uzanan bozkırların olduğunu söyler. Herkes çok sevinir ve sevinç gözyaşlarını tutamaz.
Börteçine:
“Bugün bayram olsun. Şairlerimiz şiir yaksın.Her yıl dönümlerinde demirciler demir dövsün.Yiğitlerimiz güreş tutsun.Bugün kutlansın.Kırk gün kırk gece bayram edilsin. Kırk gün
sonunda hazırlanılsın. Soyumuzu kurutmaya çalı
şanlara derslerini verip topraklarımızı
al
ıp
atalar
ımızın
öcünü
alaca
ğız
der.
Türk halkı kırk gün kırk gece düğün
yapt
ı.Kırkıncı
g
ünün
sonunda önde çeriler arkada halk Ergenekon’dan çıktılar. Önlerine gelen Çin
ordusu ile sava
şarak
B
örteçine
b
üyük
ve ilk zaferini ald
ı. Börteçine dörtbir yana elçiler göndererek Türklerin Ergenekondan çıktığını
bildirdi.Eskisi gibi b
ütün iller Türklerin buyruğunun altına girmesini istedi.Kimi iyi karşıladı
T
ürk
buyru
ğu altına girdi.Kimide iyi karşılamadı.İyi karşılamayanlarla
sava
şıldı
ve T
ürkler
hepsini yendi. T
ürkler dörtbir yana egemen oldu.

 

Bundan sonra her yıl Ergenekon’dan çıktıkları günü
törenlerle andılar. Törende bir parça demiri ate
şte kızdırdılar. Sonrada Türk Kağan’ı bu demiri kıskaçla tutarak örs’ün üzerine koyup çekiç ile dövdü. Daha sonra Türk beyleri aynı işi yaparak bayramı kutladılar.
Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: