GİZLİ SERVİSLER – KARANLIK ODALAR – KÖR NOKTALAR

RUTİN DIŞI – JİTEM – KAYIP SİLAHLAR VE HARCANAN HAYATLAR
7 Ekim 2017
SON ÜLKÜCÜYÜ KİM ÖLDÜRDÜ? – Muhsin Yazıcıoğlu Suikastinin Perde Arkası
7 Ekim 2017

GİZLİ SERVİSLER – KARANLIK ODALAR – KÖR NOKTALAR

Millî İstihbarat Teşkilatının
görevi devletin güvenliği ile ilgili bilgileri toplamak. güvenliği bozan iç ve
dış düşmanlara karşı tedbir almaktır. ancak Millî İstihbarat Teşkilatının asıl
görevi ülkeyi dışardan gelen tehlikelere karşı korumak,  daha açık bir ifade ile hükümetin, iradesi
ile yapmak istediğinin  engellenmesi yada
yönlendirilmesi olayına müdahale etmektir. MİT’in mücadele ettiği güçler
bellidir. Dışarıda ülkemize yönelik organize faaliyetler yürüten gizli
servisler bu gizli servislerdir. Türk vatandaşları değildir. Türk
vatandaşlarının şöyle veya böyle düşünmeleri, MİT’i ilgilendirmemelidir
MİT’in kişiler hakkında bilgi toplaması doğru değildir. Şahısların
özel hayatına ait bilgiler toplaması yanlıştır. MİT’in görevi devletin
güvenliği ile ilgili bilgileri toplamak ve değerlendirmektir. Bunu yaparken de
diğer bütün İstihbarat Teşkilatlarının yaptığı gibi telefonları
dinleyebilirler. Bunun dışına çıkmamalıdır. Bunun dışına çıkarsa keyfi olmuş
olur ve görev suiistimal edilmiş olur. 
    
Ülkemizde çıkarları olan çok sayıda devlet gizli servisleri
yoluyla PKK terör örgütünü kullanmaktadır. Bunların başında da Avrupa, Amerika
ve Rusya gelmektedir. Düşmanların asıl amacı PKK ve dinci gruplar üzerinden
ülkemizi güçsüzleştirmektir. Ruslar PKK terör örgütünü kullanmanın yanı sıra
dinci grupları kullanarak ülkemize zarar vermektedir. PKK terör örgütünün
devlet  kurması mümkün değildir ancak
buradaki amaç PKK’ yı kullanarak Amerika’nın bu boşluktan faydalanmasıdır. Bu
nedenle de Kürtlere kültürel özerklik verilmesini ABD desteklemektedir. İran,
Irak ve Türkiye’yi içerisine alarak kurulması planlanan Kürt devletinin
sınırlan itibariyle ve ekonomik nedenlerden dolayı nereye bağlı olacağı belli
değildir. Ama muhtemelen askerî bir hükümet olacaktır, dışarıdan önemli
derecede ekonomik ve askeri yardım alan İsrail benzeri bir ülke olacaktır.
Ülkemiz kendi ayaklan üzerinde durabilirse tam bağımsız olabilir.
Olabilmesi için de aşırı borçlanmayı önlemesi gerekmektedir. Bizim
bağımsızlığımızı elimizden alan en önemli şey aşırı borçlanmadır.
Gizli istihbarat servisleri sızmalara karşı bazı tedbirler
almaktadır. Gizli servisin güvenli, yani yabancı servislerin sızmasına karşı
korumak son derece zor bir iştir. Bu büyük veya küçük her ülke için geçerlidir,
ancak küçük ülkeler bu tehdide karşı daha aciz durumdadırlar. Örneğin dünyanın
en etkili ve tecrübeli istihbarat servisi sayılan İngilizlerin gizli servisi
Rus KGB’nin çok büyük etkisi altında kalmıştır. İngiliz gizli servisinin başkanının
bile KGB ajanı olabileceği şeklinde söylemler çıkmıştır ortaya istihbarat
dünyasında kimin çift taraflı çalışmayı engellemek çok zordur ama bazı şeyler
akılcı düşünmeyle çözülebilir.
Dünyada terörist diye adlandırılan gruplar vardı bunlar da bazı
devletlerin kontrolü altındadır. Dünyada yeni bir mücadele türü
uygulanmaktadır. Yeni bir denge kurulmaktadır bu denge kurulurken de
milyonlarca askerin, onu destekleyen ileri teknoloji ürünü silahların olmadığı
ama benzer sonuçlar yaratacak bir çatışmada bir avuç teröristin rol aldığı yeni
bir mücadele biçimi denenmektedir. Irak’ın işgali sürecince herhangi bir
çatışma olmadığı halde işgal sonrasında terörist grupların eylemleri sonucu
belirlemiştir. Terörist olarak adlandırılan bu gruplar devletlerin kontrolü dışında
iseler kaygı duymamıza gerek yoktur. Bunlar bazı acılara neden olsalar bile
eylemleri siyasi bir sonuç doğurmazlar. Eğer bunlar devletlerin kontrolünde
iseler o zaman siyasi yönden büyük sıkıntılar var demektir. Günümüzde devletler
bu yöntemi kullanarak siyasi hedeflerine varmak istemektedir ve cephedeki
teröristler büyük mücadelenin tek aracı değildir ve onun çok küçük bir
parçasını oluşturur. Örneğin ABD kendisine rakip olabilecek iki nokta olduğunu
düşünmektedir. Bunlar siyasi bütünlüğünü sağlamış, ekonomik olarak güçlü ve
bağımsız bir askeri gücü olan AB ya da gelişmiş bir Çin’dir. Bunları kontrol
etmek onun asıl hedefidir ve bu amaçla onların enerji kaynakları üzerinde
kontrolü hedeflemektedir.            
Ortadoğu’da da bu yeni güç noktalarıyla bağımsız ilişkiler kuracak
ve onların enerji ihtiyacını karşılayacak ülkeleri etkisizleştirmek
istemektedir. Eğer terör eylemleri ve küçük çaplı savaşlar bu sonuca hizmet
ediyorsa olay terör boyutunu aşar ve stratejik bir hale dönüşmüştür. Ülkemiz
ise böyle bir mücadeleye hazır  değildir.
Çünkü stratejisini teröristlerle sınırlı tutmaktadır ve genel bir siyasi
değerlendirme ve bunun içinde kendisine yönelik politikanın ne olabileceğini
bilmemektedir. Ayrıca bu mücadele sadece silahlı kuvvetlerle yürütülmez. Bunun
için yeni bir yapı oluşturmak gerekmektedir.
MİT’in devletin güvenliği ve bekası için izlediği bazı politikalar
vardı ancak MİT kurulmasından itibaren yanlış bir istihbarat tekniği sergilemiş
ve yapması gereken şeylerde başarı elde edememiş, yapmaması gerekenlerde de
işgüzar davranmıştır. MİT’in asıl yapması gereken görevi ideolojik mücadeleden
ziyade değil devletin güvenliğini sağlamaktır. Ancak devletin tüm kademelerinde
ideolojinin korunmasını devleti korumakla eşdeğer saymıştır, ideolojiyi  bir düşman görmüştür. Ancak MİT’in böyle bir
görev anlayışı içerisinde olmaması gerekir devleti yönetenler neyi bilmek
isterse istihbarat servisi o bilgileri toplamalıdır ancak burada devleti
yönetenlerin de ne isteyeceklerini bilmeleri gerekir. Devleti yönetenler dünyanın
genel bir dünya değerlendirmesi yaparak istihbarat birimlerinin ihtiyaçlarını
tespit etmesi gerekir, eğer bu yapılmayarak tehditleri ideolojilerde aranırsa, devletin
bir memuru ne yapabilir? Eğer devletin aydınları ve düşünürleri sorunu temelden
çözmek için tartışmak yerine olaylara çözüm yolu için elinden geleni
yapmalıdırlar. Ordumuzu halkın karşısında düşman gösterip de gizli servisini
halka karşı casus teşkilatı olarak gören aydınlar ve düşünürlerle dolu bir
ülkede devletin güvenliği ve refahı sağlanamaz.
Bir ülkede sivil toplum ve düşünce kuruluşları, medya,
üniversiteler toplumun toplumu yönlendirmede en önemli etkenlerdir. Bir ülkeyi
ve halkını, hatta devlet yönetimini belirli bir biçimde yönlendirmek
isterseniz, bu kuruluşlara sızmak, onları hazırladığınız projeye uygun
davranmaya ikna etmek önemli bir yöntemdir. Bu gibi faaliyetler bir suç teşkil
etmedikleri gibi düşünce özgürlüğünün doğal bir sonucu olarak serbestçe çalışma
imkânı bulmaktadırlar. Yapılan şey bir düşünce kuruluşunun hazırlanan projeye
uygun değerlendirmeler yapması, medyanın bu yöne odaklanması, bilim adamlarının
aynı yönde fikir üretmeleri şeklinde olabilmektedir. Yapılan faaliyetin suç
teşkil eden  bir yönü yoktur, üstelik en
çok teşvik edilir hale gelmiştir. 
Gizli servislerin günümüzde açık ve kapalı faaliyetleri olmaktadır
açık faaliyetlerine örnek verecek olursak, gizli servislerin en önemli faaliyet
alanı, genel olayların dışında, çoğunlukla herkesin gözü önünde yapılan açık
olan eylemlerdir. Ancak bunlara karşı ne bir izleme ve değerlendirme ne de
karşı koyma olabilir. Günümüzde çoğumuzun haber alma saydığı, gizli bir takım bilgiler
elde etmek geri plana düşmüştür bunun yerine, toplumu yönlendirmek, toplumdaki
kişileri belli bir siyasi oluşumun parçası haline getirmek ve insanlara bu yöne
yönlendirmek asıl amaç haline gelmiştir.
Gizli servisler yönlendirme yaparken hiçbir surette ön plana
çıkmazlar. Tüm ilişkiler normal yöntemlerle yürütülür. Bunlar yapılırken
bilimsel işbirliği, fikir alışverişi, bir düşüncenin savunulması faaliyetin
örtüsü olarak kullanılmaktadır. Bu gibi faaliyetlere karşı koymak çok zordur ve
bunları ne yasaklamak mümkündür ne de başka bir şekilde engellemek mümkündür.
Bir bilginin bu amaçlara hizmet edip etmediğini anlamak için söylenenlerin
gerçek olup olmadıklarına bakmak gerekir. Bir toplumda bulunmayan ya da azalmış
düşmanlıkların canlandırılması ve bu amaca hizmet eden provokasyonların
yapılması da aynıdır. Ülkemizde de yönlendirme faaliyetlerini tespit eden ve
bununla mücadele eden bir kurum bulunmamaktadır. Bu nedenle ülkemizde halk,
hatta devlet çok büyük bir etki altında kalmıştır. Bizim ülkemizde de gizli
servislerin herhangi bir projenin parçası olmayan insanlara yönelik karalama ve
etkisizleştirme kampanyalarını etkisiz kılmak, gerektiğinde devletin
yönlendirme projelerini yürütmek zorundadır.
Mafya  ve devletler
arasındaki ilişki birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Aslında    birkaç örgütü olan ve kanun dışı yollarla
gelir elde eden ve bunları siyaseti ve
toplum yaşamını etkileyecek biçimde kullanan bu örgütler devletlerden
bağımsız yaşayamazlar. Başlangıçta sisteme karşı olarak kurulan bu Örgütler
zamanla sistemle bir bütünlük oluşturmuşlar ve önemli bazı roller
oynamışlardır. Bunları yaparken de uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı, fuhuş
ve kumarhanelerin kontrolü ve benzeri faaliyetlerden çok büyük derecede para
kazanmışlardır.
Kanun dışı faaliyetlere devlet şöyle bakılıyor olabilir: Önleyemiyorsan
kontrol et! çünkü mafyanın faaliyet alanları tamamen ortadan kaldırılması
mümkün değildir ve bunlardan elde edilen paraların başıboş bırakılması
büyük  sorunlara neden olur. Bu şekilde
olması devletlerin çaresizlik İçinde ve zararı en aza indirmek için bu
faaliyetlere göz yumduğu anlamına gelebilir, ancak olayın diğer yönünü göz ardı
etmemek gerekir. Her meşru yapı kendisini de sınırlayan kurallardan sıyrılmak
ve bunların dışına çıkan bazı şeyler yapmak ihtiyacını duyabilir. Örneğin bir
ülkede isyan başlatmak, siyasi iktidarı saf dışı bırakmak, kendilerine engel
olan insanları ortadan kaldırmak isteyebilir. Bunların yapılmasına kanunlar
izin vermediği için mafyaya ihtiyaç vardır. Mafya diye tabir edilen şahıslar
başıboş ve istediğini yapabilen insanlar değildirler. Suç işledikleri ve
bunların ağır cezalarla sonuçlanacağı için ciddi bir kontrol altındadırlar.
Günümüzde bu şahıslara köle veya robot olarak bakabiliriz. Mafya mensupları
çoğu ülkelerin gizli servisleri tarafından kullanılmaktadır. Mafyaya üst
seviyede ve genel bir koruma söz konusudur. Mafya gelirlerini de istediği gibi
kullanamaz. Onu kullanan gizli servisin istediği ve belirlediği bir şekilde
kullanılabilir. Örneğin bir iç savaş planlanmışsa bunlara silah sağlamak ve
çatışan taraflardan birini veya her ikisini desteklemek üzere sarf edilir. Bu
gibi eylemlerde bir devletin doğrudan desteği ve silah vermesi siyasal
sorunlara neden olacağı için destek mafya üzerinden verilmektedir. Özet olarak
Yeraltı faaliyetleri devletlerin engellemek istediği fakat başaramadığı bir şey
değildir. Toplumda bazı şeyler istense de engellenemez. Mafyalar çökertilse
bile dağınık bir biçimde de olsa yine devam eder. Fuhuş, uyuşturucu ticareti,
kumar, insan kaçakçılığı bunlara örnek verilebilir. Devletlerin de yeraltı
dünyasının yardımına ihtiyacı olabilir. Devletin yapmak zorunda olduğu ancak
siyasi yönden sakıncalı olan birçok eylemi onlar aracılığıyla
yaptırmaktadırlar. Bazen hem eylemi yapanlar hem de eyleme maruz kalanlar için
bu yol tercih edilmektedir. Mafya çok güçlü değildir. Ne istediklerini
yapabilirler ne de devlete rağmen faaliyet gösterebilirler. devlet onları
kontrol edendir. Arada sırada mafyaya karşı yapılan operasyonlar mafyanın
güçlenmesini engellemek ve bağımlılıklarını güçlendirmektir. Yeraltı dünyası
devletlere rağmen bir güç değildirler ve çaresiz yapılardır. Onların
eylemlerini, göz önündeki birkaç kişiye bağlamak, yanlıştır. Asıl güç arka
planda olandır ve gerektiğinde mafyanın her kademesindeki insanın kafası
kopartılabilmektedir. Geriye gizli servislerin politik hesapları kalmaktadır.
Dünyadaki
bütün uyuşturucu, kara para, fuhuş, kaçakçılık vb işlerini arkasında CIA’in
olma ihtimali çok yüksektir. Çünkü uluslararası suçların takibi bakımından
imkânları en çok olan gizli servis CIA’dır. Bu nedenle karanlık ve kirli çıkar
işlerinde daha çok söz sahibi bir örgüt durumundadır. gizli servisler her zaman
uluslararası suç şebekelerini denetlemiş ve yönlendirmişlerdir. Ancak  1980’li yılardan sonra özellikle CIA için
mutlak egemen olmaya çalışmak bir zorunluluk haline gelmiştir.
Ülkemizde birçok faili meçhuller olaylar olmuştur. Uğur Mumcu,
Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok. Hrant Dink suikastı gibi bu cinayetlerin
gizli servisler  tarafından düzenlendiği
su götürmez bir gerçektir. Ancak hangi olay hangi servisin işidir net olarak
bilinmemektedir. Bunu ancak gizli servisler bilebilir. Kim kimin ne yaptığını
bilir. Ülkemizdeki güvenlik ve istihbarat birimlerimiz bu cinayetleri
muhtemelen çözmüşlerdir ve neyin ne olduğunu bilmektedirler. Ancak bir
cinayetin gizli kalmış taraflarını gizli servislerin, istihbaratçıların ve
güvenlik kadrolarının çözmesi, mahkemeye sunması için yeterli değildir. Örneğin
Hrant Dink cinayetinin arkasında yabancı gizli servislerin olduğu gerçektir
ancak bunu yargının önüne çıkarabilmek çok güçtür. Tetikçi vatandaşımız
olabilir ve zaten yargıya teslim edilmiş olabilir ancak bu tetikçileri kullanan
çetelerin arkasında da yabancı bir gizli servis bulunmaktadır asıl bunu bulmak
lazımdır. Bunu da hukuk devleti içinde çözmek çok zordur. Somut delil bularak olayın
ardındaki yabancı gizli servisi mahkemeye çıkaramayız. Olayın hangi gizli
servis tarafından yapıldığını bilmek hukuk devleti içerisinde gereken tepki
için yeterli değildir.
   
İstihbarat bir ülke için ne çok şey ifade eder. Bizim literatürümüzde
‘istihbarat’ kelimesi Arapça bir kelimedir, anlam olarak ‘haberi isteme, haberi
elde etme olarak görülebilir.  Ancak asıl
istihbarat bir devletin kendi güvenliği ile ilgili kaygıları ve çıkarlarını zedeleyecek
her türlü bilgi ve haberi toplayarak gerekli tedbirleri almaktır. İlgili
birimler elde edilen istihbaratı değerlendirerek ülkenin bunlardan nasıl faydalanabileceği
ve ne gibi tedbirler alabileceği konusunda görüş, öneri ve kararları almalıdır.
Muhbirler haberi getirir, verileri sunar, ancak istihbaratçı bu bilgileri değerlendirir,
işler ve nasıl kullanılabileceği hakkında çalışma yapar. Gizli servislerin bu elde
edilen bilgilerin değerlendirmesini yapmak ve gerekli tedbirleri geliştirmek ve
uygulama yetkisi de varsa, burada Derin Devlet’ kavramından söz edilebilir. Bazı
istihbarat örgütlerinin sadece veri toplamak ve bunların değerlendirme ile görevli
olup bir takım tedbirleri almak ve uygulama yapmak yetkisi yoktur. Bizim gizli
servisimiz MİT de kâğıt üzerinde böyleydi, hala da kâğıt üzerinde böyle kalmıştır.
Bu çok acı bir durumdur aslında İstihbarat örgütünüz operasyon yetkisine sahip
değil ve verileri toplayıp diğer güvenlik birimlerine verecek ve onlar da müdahale   yapacak. Ancak bu bilgiler gizli müdahale,
yani gizli operasyon gerektiriyorsa o zaman bir başka örgüt devletin gayri
resmi organı olarak gizlice operasyonu gerçekleştirecek demektir. Kendini yalnızca
haber alma ve bilgi toplama ile sınırlı tutan bir istihbarat örgütünü gizli
servis sayılmaz, sayılsa bile ‘Derin Devlet’ olarak göremeyiz. Sözün özü her
gizli servis Derin Devlet değildir, öyle olanlar da vardır. Devletlerin birden
fazla istihbarat birimleri de olabilir ve böyle olması da gereklidir,  aksi takdirde bir haber alma sistemi bütün
devleti ve toplumu kendi içinde yönlendirebilir. Millet belli bir düşüncenin,
siyasi veya ideolojik bir yönlendirmenin kölesi haline gelir. Bu da devleti ve
milleti zamanın şartlarından ve yenilik enerjisinden yoksun, farklı fikirlerin çatışmasından
çıkacak ufuk açıcı fikirlere kapalı, kısır döngüye mahkûm edebilir. Bunlarla
birlikte farklı istihbarat birimlerinin bulunduğu bir devlet içinde bütün
kurumların birbirleriyle uyumlu olmasını sağlam bir irade geleneği yoksa orada
da ülkenin idare edilememesi kaçınılmazdır. Ülkemiz İstihbarat açısından diğer
güçlü ülkelerin istihbarat birimleriyle kıyaslamak gerekiyorsa diğer ülkeler ve
ülkemizde istihbarat açığı Atatürk’ün ölümünden sonra gittikçe derinleşmiştir.
Fakat bu gizli servis etkinliklerinin genel çerçevesi için geçerlidir. Yoksa ülkemiz
her zaman kulağı delik çok şeyi duyan, gören ve çok şeyi bilen, çok şeyi yakından
izleyen bir ülke olmuştur. Gerçek de dünya üzerinde gizli servisler arasında
müthiş bir rekabet, çekişme ve çatışmalar açısından ülkemizin çok parlak bir durumda
olmasının sebebi haber alma ve bilgi edinememe eksikliği değildir. Ülkemizin başarısızlığının
kökünde bildiklerini uygulayamamasıdır. Bilinenlerin ve öğrenilenlerin gereği
yapılmazsa dünyanın en güçlü istihbarat servisi olsak da bir işe yaramaz. Önemli
olan elde edilen bilgileri uygulamaya dönüştürmektir. Elde edilen istihbaratı
değerlendirebilmek de siyasi irade ile mümkündür.
Uğur Mumcu’nun Abdullah Öcalan’la MİT arasındaki bazı ilişkileri
bildiği için öldürüldüğü söylenmektedir. Uğur Mumcu belki de bu bağlantıları
çözmüş ve bunun için öldürülmüş olabilir. Öcalan’ın serüveninde olayların ucu
bazı resmi  görevlilere dokunmaktadır. Olayın
asıl düşünülmesi gereken tarafı bu resmi görevlilerin kime çalıştıkları ve
başka güçlerin amaçlarına nasıl alet olduklarıdır. Orduda ve MİT’te içerisinde bazı
görevliler Öcalan için değişik bir plan yapmış olabilirler. Böyle planlar
kurmak ve denemek gizli servisler ve Özel Harp birimleri için çok doğal bir
şeydir. Bu planları yapan ve uygulayan kişilerin asker veya istihbaratçı
olmaları, ülkemize hizmet etmek için tamamen milli ve yerli endişelerle
geliştirildiğine düşünmemizi gerektirmez. Bu olaylarda yabancı gizli servislerin
de karıştığı bellidir.  
Dünya üzerinde olup biten her şeyi soğuk savaş dönemindeki gibi
değil de kitle iletişim araçları sayesinde anında öğrenebiliyoruz. İstihbarat
anlayışı değişmiştir.

 

Bunu en bariz örneği de medya kuruluşlarının çok yoğun bir şekilde
gizli servislerin emellerine alet olmalarıdır. Önceki dönemlerde de gizli
servisler aydınları ve medyayı kullanmışlardır. Ancak 2. dünya savaşı
yıllarında bu oran en üst seviyeye çıkmıştır. Pek çok ünlü yazar, bilim adamı
ve gazeteci psikolojik harp silahı olarak gizli servislere hizmet vermişlerdir.
Ancak günümüzde medya sektörü tamamen bir psikolojik harp sistemi olarak
kullanılmaktadır. Özellikle küresel oyun oynayan güçler çıkar alanları olarak
gördükleri ülkelerde medya kuruluşlarını mutlak bir denetime almayı başarmışlardır.
Gizli servisler tarafından etkin bir şekilde kullanılan sivil toplum
kuruluşlarıdır neredeyse tamamı birer gizli servis aracına dönüşmüş bulunmaktadır.
Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: