POLİS ETİĞİ
7 Ekim 2017
EYVAH ÇOCUĞUM BÜYÜYOR !
7 Ekim 2017

HALK EĞİTİMİ (YETİŞKİN EĞİTİMİ)

1-YETİŞKİN EĞİTİMİ: KAVRAMSAL DURUM 

Eğitim :
Öğretim-öğrenim sürecine eğitim denilebilir. Bu süreçte öğreten,
öğrenen ve öğrenilen olmak üzere üç temel öğe vardır. Bu üç öğenin
yanı sıra araç gereçler, programlar, yöntemler, örgüt ve yönetim gibi ikinci
derecede etkili öğeler de öğretim-öğrenim sürecine etki eder. Bu ikincil öğelerle
üç temel öğe arasındaki ilişkilerden ve etkileşimlerden eğitim doğar.

 

Örgün Eğitim : Kişilere istenilen
davranışı kazandırmaya yönelik olan öğretim-öğrenim süreci, “okul”
ortamında gerçekleştiğinde örgün eğitim adını
alır.
Yaygın Eğitim : Kişilere istenilen
davranışı kazandırmaya yönelik olan öğretim-öğrenim süreci, okul dışında
gerçekleştiğinde yaygın eğitim adını almaktadır.
Yetişkin Eğitimi : Öğretim-öğrenim
sürecine katılanların özelliklerinin, fiziksel, ruhsal ve toplumsal olarak
bakıldığında, yetişkinlik olması, yani kişinin yetişkin olarak sayıldığı
durumda, bu sürecine yetişkin eğitimi
denmektedir. Türkiye’de yetişkin eğitimi kavramı yerine daha çok  halk
eğitimi
kavramı kullanılır. Diğer ülkelerde ise bu kavramın yerine sürekli eğitim ya da yaşam boyu eğitim kavramlarının
kullanıldığını görebiliriz. Bazen de hizmetiçi
eğitim, işbaşında eğitim, çıraklık eğitimi, insan kaynağını
geliştirme gibi sözcükler yetişkin
eğitimi kavramı yerine kullanılır.
2-YETİŞKİN EĞİTİMİ: GEREKSİNİM VE AMAÇLAR
Yetişkin
eğitiminin gereksinimleri şunlardır:
  1. Bireysel Gereksinimler
  2. İnsancıl Gereksinimler
  3. Olgunlaşma Gereksinimi
  4. Gelişimsel ödevler
  5. Öğrenme Gereksinimi
  6. Bilgi Yenileme Gereksinimi
  7. Kurumsal Gereksinimler
  8. Toplumsal Gereksinimler
  9. Yetişkin Eğitiminden Beklentiler
Yetişkin Eğitiminin Felsefi Temelleri
Liberal Görüşler
Liberal görüşün
temelleri Socrates, Plato ve Aristotle gibi klasik Yunan (Helen)
felsefecilerine kadar gitmektedir. Bu görüşü savunanlar, eğitimin salt
“eğitim” olarak değerlendirilmemesi, eğitimin toplumsal amaçlarla
toplumsal eylemlerin bir parçası olmaması gerektiğini vurgulamaktadırlar.
Liberal görüşün son yıllardaki temsilcileri İngiliz felsefeciler K. H. Lawson
ve R. W. K. Peterson’dur.
İnsancıl (Hümanist) Görüşler
Hümanist görüşün
en önemli adı Abraham Maslow’dur. Carl Rogers, Malcolm Knowles ve Me Kenzie
insancıl görüşleri ağır basan yetişkin eğitimcilerdendir. Bu görüşü savunan
eğitimcilere göre, eğitim, bireyin insancıl özellikleri ile doğrudan
ilişkilidir. Yani, yetişkin eğitiminde  öğrenilen konudan çok, öğrenen önemlidir
fikrini savunmaktadırlar.
İlerlemeci Görüşler
İlerlemeci
yetişkin eğitiminin önde gelen adları, John Dewey, E.C. Lindeman ve P. Bergevin’dir.
Bu görüşü savunanlar, eğitim sürecinde, birey kadar toplum da önemlidir fikrini
benimsemişlerdir. Eğitimin, bireysel gelişmeyi sağlama amacının yanı sıra, iyi
bir toplum yaratma gibi bir görevi de olduğunu savunurlar.
Davranışçı Görüşler
Davranışçı görüşlere
en çok katkısı olan bilim adamları, Ivan Pavlov, J.B. Watson, E.L.. Thurndike ve
B.F. Skirıer’dir. Davranışçılara göre öğretmenin işlevi, istenen davranışı
sağlayacak çevreyi hazırlamaktır.
Köktenci Görüşler
Var olan düzene
karşı çıkıp yeni bir yapı öneren köktencilerin başında Paulo Freire
gelmektedir. Köktenciler, yetişkin eğitimini yeni bir toplumsal düzeni kurmak
için gerekli ve önemli görürler. Aile, okul, din, siyaset ve ekonomi gibi var
olan sistemleri sorgulayarak ve değiştirerek daha iyi bir toplum yaratmayı
amaçlarlar.
Yetişkin
eğitimi ile ilgili görüşleri birleştirecek olursak, yetişkin eğitimi, örgün
eğitimden ayni okul içinde alınan eğitimden yeterince yararlanamamış bireylerin,
eskiyen bilgilerini yenilemeleri için
ikinci bir şanstır. Bu eğitim kişiye, boş zamanlarını değerlendirme ve üretken
olma özelliklerini kazandırır. Bireysel gereksinim ve amaçlarının yanı sıra, örgütsel
ve toplumsal gereksinimleri de gidericidir; bireyin gelişimini ve dolayısıyla
toplumsal gelişimi sağlar. Okul çağlarından sonra oldukça değişen ve gelişen
teknolojiyi bireyin takip edebilmesini sağlar ve böylelikle yetişkin eğitimi,
becerikli insan gücü kaynağıdır. Ayrıca bireyin bir konuda uzmanlaşmasını
sağlar; kişiyi bilgilendirir, aydın, yaratıcı ve toplumun etkin bir üyesi
yapar. Yetişkin eğitimi bireylere, sadece yaşamlarını sürdürebilecek nitelikte
okuma-yazma ve hesap yapma bilgisi ile gelir getirici bilgi ve beceri vermemeli;
bunların yanında, kişilere aile ve toplumun sorumlu bir üyesi olarak, olumlu
tutum ve davranışlar kazandırabilmelidir.
3-YETİŞKİN EĞİTİMİ: YETİŞKİNLERDE ÖĞRENME Öğrenme kuramları şunlardır:
  1. Davranışçı
    Görüşler :
    Bu görüşü savunan bilim adamları, eğitimin amacının
    kişilere istenilen davranışı kazandırmak olduğunu söylerler.
 –
  1. Bütünlükçü
    (Geştaltçı) Görüşler :
    Bu görüşe göre, eğitimde önemli olan kişinin
    olayı kavrayabilmesidir. Bu da ancak, olayın bütün olarak kavranmasıyla
    gerçekleşir.
  1. Bilişsel Görüşler : Bilişsel görüşe göre öğrenme, sadece bilgi
    kazanma değildir,
    öğrenenin yeni bilgi
    edinmesi, bunu bilgi düzeyine eklemesi ve bilgi durumunun yeni olayın
    isteklerine uygun olup olmadığını denemesiyle ilgili bilişsel bir süreçtir.
  1. İnsancıl
    (Hümanist) Görüşler :
    Bu görüşü savunanlar, kişinin bireysel
    özelliklerine önem verirler. Eğitim, kişinin kendini gerçekleştirmesini
    sağlar demektedirler.
Öğrenme, bilgi ve beceri kazanma, davranış değişikliği ve
dış uyarıcıya yanıttır. Bu süreçte kişi öncelikle duyu organları vasıtasıyla bilgiler
alır. Yani ilk aşama bu beş duyudan en az birini uyarmaktır. İkinci aşamada ise
uyarıcıya yanıt vermek gerekir. Uyaran, çevrede gerçekleşen bir değişikliktir, karşılık
ise bu değişikliğe uyum sağlama girişimidir. Kişi bu değişikliğe ne kadar iyi
uyum sağlar ve davranış değişikliğini gerçekleştirirse öğrenme olmuş demektir. Yetişkinlerde
öğrenme de bundan pek farklı değildir. Öğrenme daha çok bireysel bir olaydır. Kişi
öğrenmeye istekli ve hazırsa öğrenme gerçekleşir.
Bütün görüşlerin odak noktası yetişkinlerin, eğitim
sürecinde neler öğrenebildiğidir. Öğrenme İsteği ve öğrenme gereksinimi
olduğunda, öğrenim sürecinde kendilerinde başarı ve güven duygularının
geliştiğini anladıklarında yetişkinler de başarıyla öğrenir. Yetişkinlerde
öğrenme hızı, örgün eğitim alanlara göre azalabilir, ancak onların zengin
yaşantı birikimleri yani tecrübeleri ve bu tecrübelerini yeni öğrenim ortamında
kullanabilmeleri bu olumsuzluğu da gidermektedir. Ayrıca yetişkinlere, yetişkin
olarak davranıldığı; eğitim ve öğretim yerine öğrenmeye ağırlık verildiği;
öğrenme olayında duygusal ve zeka öğelerinin iç içe olduğunun unutulmadığı;
öğrenmenin küme (grup) içinde gerçekleşmesine çalışıldığı; öğrenme etkinliğinin
yetişkinin yaşantılarıyla ilgili olabildiği ve benzeri ortamlarda yetişkinlerde
öğrenme çok daha etkin bir biçimde gerçekleşmektedir.
Öğrenme süreciyle ilgili araştırmaların sonuçlarına göre,
aşağıda belirtilen sekiz ilkenin eğitsel uygulamalarda göz önüne alınması
gerektiği savunulmaktadır.
*Yetişkinin öğrenmeye hazır oluşu daha önceki öğrenim
birikimine bağlıdır.
*Gerçekçi güdülenme daha geniş kapsamlı ve kalıcı öğrenmeyi sağlar.
*Öğrenme sürecinde ödüle dayalı pekiştireçler daha
etkilidir.
*Öğrenmeyi artırmak için bilgiler belirli bir düzende
sunulmalıdır.
*Özellikle beceri geliştirmeye dayalı öğrenim, aralıklarla
sürdürülen
yinelemelerle artar.
*Anlamlı ödevler ve gereçler diğerlerine göre daha kolay
öğrenilip
daha uzun süre anımsanır.
*Etken katılım öğrenmeyi artırır.
*Çevresel öğeler (ısı, ışık, gürültü, kalabalık ortamlar)
öğrenmeyi
etkiler.
4-YETİŞKİN EĞİTİMİ: YÖNTEM, ARAÇ VE GEREÇLER
Öğretim-öğrenim
yöntemleri şunlardır:
*Bireysel Öğretim Yöntemleri
*Küme Yöntemleri
*Kitlesel Öğretim Yöntemleri
Eğitsel araç ve gereçler şunlardır:
*Yazılı Araç Gereçler
*İşitsel Araç Gereçler
*Görsel Araç Gereçler
*Görsel-işitsel Araç Gereçler
Eğitimin, katılanlara kazandırmak istediği bazı amaçlar
vardır. Öğretim yöntemi, kişinin bu amaçlar doğrultusunda eğitilebilmesi için
eğitsel etkinliğin içeriğini, araç gereç dahil her türlü kaynak kullanarak
kişiye (öğretici ile öğrenci arasında iletişim kurarak) sunma yoludur. Bu
sunuş, öğretici ile öğrenci arasında birebir ilişkiye dayandığında bireysel
yöntem, öğreten ile bir çok öğrenci ilişkisine ve etkileşimine bağlı olduğunda
küme yöntemi ve öğretici ile kitlelerin İletişimine dayandığında da kitlesel
yöntemlerle olur. Bireysel, küme ve kitle yöntemlerinin nasıl yapıldığına bağlı
olarak bu üç sınıflama içinde pek çok alt yöntemler (kimileri bu bağlamda
teknik sözcüğünü yeğlemektedirler) ~de vardır. Örneğin, çıraklık eğitimi
bireysel öğretim yönteminin, toplu çalışım küme yönteminin ve açık öğretim
kitle eğitimi yönteminin birer alt yöntemleridir. Kullanılacak yöntem,
öğretenin yönteme yatkınlığına, eğitsel etkinliğin biçimine ve içeriğine,
etkinliğin amacına, katılanların sayıları ile özelliklerine, zaman etkenine,
parasal ve fiziksel kaynaklara bağlı olarak seçilir.
Öğretimin/öğrenimin daha etken
olması için, etkinliğin amacına uygun eğitsel araç gereçler kullanılır. Öğretim
ortamlarında kullanılan araç gereçlerin başında gazete, dergi ve kitap gibi
yazılı olan; telefon, teyp, plak ve radyo gibi işitsel olan; karatahta ve duvar
haritaları gibi görsel olan; film ve TV gibi hem görsel hem de işitsel olan
araç gereçler daha çok kullanılmaktadır.
5-YETİŞKİN EĞİTİMİ: YETİŞKİN EĞİTİMCİ ve GÖREVLERİ
Yetişkin eğitimcinin görevi
alışılmış “öğretmenlik” görevinden ayrı nitelikler taşır. Yetişkin
eğitimci, yetişkinin değişen öğrenme gereksinimlerini giderebilecek ve
yetişkinlerin öğrenmelerine yardımcı olabilecek nitelikler yanında halkla
ilişkiler ve program geliştirme gibi becerilere de sahip olması gereken
kimsedir. Yetişkin eğitiminde, ücretli olarak çalışanların yanında gönüllü
olarak çalışanlar; yetişkin eğitiminde öğrenim görmüş olanlar; örgün eğitimci
olarak yetişmiş olanlar; tam zamanlı ya da yarı zamanlı çalışanlarla herhangi
bir alanda uzman olduğu için yetişkin eğitiminde çalışanlar da bulunmaktadır.
Yetişkin eğitimci, çok değişik
görevleri sürdürmek ve çok değişik özelliklerdeki yetişkinlerle çalışma
durumunda olduğundan,özel nitelikleri olması gereken kimsedir. Öğreticilikten
yöneticiliğe kadar hangi düzeyde çalışırsa çalışsın, eğitimciliğinin herhangi
bir döneminde program geliştirme sorumluluğu da yüklenebilir. Program
geliştirme genelde gereksinim belirleme, amaç belirleme, program tasarlama,
program uygulama ve program değerlendirme aşamalarını içerir.
6-YETİŞKİN EĞİTİMİ: TARİHSEL GELİŞİM
Yetişkin eğitiminin
gelişmesinde kimi toplumsal olayların önemli etkileri vardır. 1800’lerin
ortalarında gerçekleştirilen sanayi .devrimi sonrasında İngiltere ve ABD başta
olmak üzere pek çok ülkede yetişkin eğitimine önem verildiği ve uygulamaların
artığı görülmektedir. İkinci önemli olay, I. Dünya Savaşının (1914-1918) hemen
sonrasında yetişkin eğitimi’ konusunda İngiltere’de yayımlanan “1919
Raporu”dur. Bu rapor, yetişkin eğitiminin düşünsel ve uygulama
düzeylerinde gelişmesine ve de yetişkin eğitiminin bir bilim olarak benimsenmesinde
öncülük etmiştir. Üçüncü önemli olay ABD’de 1926 yılında Yetişkin Eğitimciler
Derneği’nin kurulmasıdır. Dördüncü olay ise yetişkin eğitiminde akademik
çalışmaların başlatılması ve giderek yaygınlaşmasıdır. Örneğin, ABD’de yetişkin
eğitiminde verilen doktora derecesi sayıları 1936-1961 yılları arasında 323’ten
1962-1977 yılları arasında 1700’e çıkmıştır. Bir başka dönüm noktası da II.
Dünya Savaşı (1939-1945) ve bu savaşın sonuçlarıdır. Savaş sonrasında birçok
ülke bağımsızlığına kavuşmuştur. Geri kalmış ülkelerin kalkınma çabaları,
UNESCO’nun 1949 yılında başlattığı toplantılar ve kimi kuruluşların katkıları
yetişkin eğitiminin yaygınlaşıp benimsenmesinde yararlı sonuçlar doğurmuştur.
7-TÜRKİYE’DE YETİŞKİN EĞİTİMİ: TARİHSEL GELİŞİM
Ülkemizde yetişkin eğitiminde
öncülüğü okuryazarlığın yaygınlaştırılması çabalarının aldığı görülmektedir.
Okur-yazarlık Öğretimi sırasında Osmanlılar döneminde dini bilgiler ve
Cumhuriyet döneminde ise ulusal birliği sağlamaya çalışmak önem kazanmıştır.
1928 Harf Devrimi, 1960’ta 27 Mayıs ve 1980’de 12 Eylül olayları bu tür
okuma-yazma çabalarını hızlandırmıştır. Yine de hala okur-yazar olmayan
milyonlarca yetişkin vardır. Kadınlar ve kırsal yörelerde yaşayanlar arasında
okur-yazar olmayanların oranı daha yüksektir. Yetişkin eğitimiyle ilgili ilk
örgüt,1926 yılında kabul edilen MEB yasasıyla, Halk Terbiyesi Şubesi olarak
kurulmuş kısa zamanda kapanan bu birim 1950lerin başında Halk Eğitimi Bürosu
adı artında yeniden oluşturulmuştur. Bu birim 1960 yılında genel müdürlük
düzeyine getirilmiştir. Bu genel müdürlük birkaç değişim geçirerek 1983 yılında
Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğüne dönüştürülmüştür. Son yıllarda ilki
1947 yılında açılan Pratik Kız Sanat Okulları, 1956 yılında açılan Halk Eğitim
Merkezleri ve 1977 yılında açılan Çıraklık Eğitimi Merkezleri, Türkiye’nin
çeşitli yörelerinde yüz binlerce yetişkine hizmet verme aşamasına gelmiştir.
1973 yılında kabul edilen Milli Eğitim Temel Kanunu’nun eğitim sistemimizin
örgün ve yaygın eğitimin alt sistemlerinde oluştuğunu belirtmesi ve yetişkin
eğitimiyle ilgili etkinliklerin eşgüdümünü MEB’in sorumluluğuna bırakması,
yetişkin eğitimi açısından bir dönüm noktasıdır. Son yıllarda gençlerde ve
yetişkinlerde gözlenen bir beceri kazanma ‘ve iş bulma isteklerindeki artışlar
yetişkin eğitiminin gelişmesinde bir itici güç olmaktadır.
8-TÜRKİYE’DE YETİŞKİN
EĞİTİMİ: YASAL VE KURUMSAL DURUM
MEB’e bağlı Çıraklık ve Yaygın
Eğitimi Genel Müdürlüğü, Halk Eğitimi Merkezleri, Çıraklık Eğitimi Merkezleri,
Yetişkinler Teknik Eğitim Merkezleri, Mesleki ve Teknik Açıköğretim Okulu gibi
kurumlarda en etkin kuruluştur. Pratik Kız Sanat Okulları ve Olgunlaşma
Enstitüleri ile Kız Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü, Endüstri Pratik Sanat Oku!u
ile Erkek Teknik Öğretim Genel Müdürlüğü, Akşam okulları ile hem bu genel
müdürlükler hem de MEB’deki diğer genel müdürlükler yetişkinlere hizmet
sunmaktadırlar. Hemen her resmi kuruluşta ve pek çok özel işletmede
çalışanların hizmetiçi eğitimi söz konusudur. Ayrıca pek çok Bakanlık, özel ve
tüzel kuruluşlar, gönüllü kuruluşlar, dernek ve sendika gibi kuruluşlar da
yetişkin eğitimi sayılabilecek etkinliklerde bulunmaktadırlar.
9-TÜRKİYE’DE YETİŞKİN
EĞİTİMİ: ETKİNLİKLER VE KATILIM
Yaygın eğitim alanında en
etkin kuruluş MEB ve bu bakanlığa bağlı olan Çıraklık ve Yaygın Eğitim Gene!
Müdürlüğü’dür. Bu müdürlük Halk Eğitimi Merkezleri, Çıraklık Eğitimi Merkezleri
ve Yetişkinler Teknik Eğitim Merkezleri ile yetişkin kesime eğitsel hizmetler
sunmaktadır. MEB’in diğer genel müdürlüklerine bağlı olarak çalışan Pratik Kız
Sanat Okulları» Olgunlaşma
Enstitüleri, Endüstri Pratik Sanat Okulları ve Akşam Okulları da onbinlerce
yetişkine hizmet vermektedir. MEB’e bağlı Hizmetiçi Eğitim Dairesinde diğer
bakanlıklarda resmi/özel iş yerlerinde ve gönüllü kuruluşlarda da
istatistiklere yansımayan çalışanların hizmetiçi eğitimlerine yönelik
uygulamalarla zaman zaman da kurum dışı kimselere yönelik eğitsel etkinlikler
yürütülmektedir. Özel kurumlar içinde özel dersanelerin ve özel kurs yerlerinin
açtıkları kurslara katılanların sayılarının yüz binleri geçtiği görülmektedir.
10-TÜRKİYE’DE YETİŞKİN EĞİTİMİ: SORUNLAR, GELECEK VE ÖNERİLER
MEB bünyesinde bir Yetişkin
Eğitimi Danışma Kurulu oluşturulmalıdır. Talim ve Terbiye kurulu yeniden
yapılandırılmalıdır. MEB’de çalışanların bilgi ve becerilerine önem
verilmelidir. Bilgi üretebilecek süreçlere işlerlik kazandırılmalıdır.
HEM müdürlerine daha çok yetki
verilmelidir. HEM’de yetişkinlere rehberlik hizmetleri sunulmalıdır. Bütçeden
yaygın eğitime daha çok pay ayrılmalı, merkezlerde çalışanların emeklerini
karşılayabilecek ödeme yollan bulunmalıdır. Kurslar, dar gelirlilere ücretsiz ve
ekonomik gücü yeterli olanlara da bir bedel karşılığı verilmelidir. Yetişkin
eğitimi alanında gönüllü olarak çalışma uygulaması geliştirilip yaygınlaştırılmalıdır.       Merkezlerde ücretli olarak çalışan başarılı eğitimciler açık ise
ve açık öğretim programlarıyla örgün eğitimlerini tamamlamalı, ayrıca düzenlenecek
hizmetiçi eğitim programları ile yetişkin eğitimi konusunda bilgilendirilmeli;
yetenekli olanlar kadroya alınmalıdır. doğru
ve sürekli olarak yayınlanmalı, veri toplamayla üretilemeyecek bilgiler için
yapılacak araştırmalara destek verilmeli, üretilen bilgiler yayımlanmalı ve
ilgililerin kullanımına açık olmalıdır.
 MEB üniversitelerle işbirliği
yaparak yetişkin eğitimci yetiştirilmesini desteklemeli, yetişkin eğitimci
olarak çalışanların da hizmetiçi eğitimlerini sağlamalı, yetişkin eğitiminde
lisans/yüksek lisans düzeyinde öğrenim görmüş olanların bakanlıkta
görevlendirilmesine özen göstermelidir.
Yetişkin
eğitiminde hangi kesime öncelik verileceğine ve ne amaçla hizmet götürüleceğine
karar verilmelidir. Yaygın eğitim uygulamalarında yetişkinin, kendini
tanımasına, geçimini sağlamasına, topluma yararlı ve katılımcı bir vatandaş
olmasına, toplumsal birlik içinde gelişmesine, demokratik tutum ve değerler
kazanmasına önem verilmelidir. Hizmetlerde öncelik örgün eğitimden yeterince
yararlanamamış olanlara (okuyamaz-yazamazlara, kırsal bölgelerde ve
gecekondularda yaşayanlara,  evli
kadınlara, özürlülere, yaşlılara…) verilmelidir.
 
Yetişkin eğitimi veren
okul ve kursların ve bu okul ve kurslara katılanların sayısının giderek
artmasına karşın, hizmetler geliştikçe kimi sorunlar da ortaya çıkmaktadır.
Yetişkin eğitimi konusunda kavram karmaşasından yetersiz kaynaklara, bürokratik
yapıdan  kaynaklanan gecikmeden, eğitim
öğretim sürecine kadar pek çok konuda sorunlar vardır. Yetişkin eğitimci
yetiştirilmesi konusunda olduğu gibi kimi sorunlar MEB’in doğrudan sorumlu
olduğu ancak üzerinde pek durmadığı sorunlardandır. Gereksinimi en çok olan
kesim yetişkin eğitimi etkinliklerinden en az düzeyde yararlanması gibi
sorunlar da işin doğasından kaynaklanmakta ve diğer ülkelerde de gözlemlenen
sorunlardır.
İnsanlar giderek öğrenme
etkinliklerine daha çok katılıyor. Eğitsel hizmetler yayılıyor. Bilgiler
eskiyor. Yeni bilgi ve becerileri öğrenmek gerekiyor. İnsan hakları daha geniş
kesimlerce benimseniyor. Kısaca değinilen tüm bu gelişmeler yetişkin eğitiminin
gelecekte yaşamımızın önemli bir parçası olacağını göstermektedir. Bu
gelişmelere hazır olmak için önce MEB’in sonra da tüm ilgili kuruluşların
harekete geçmesi gerekmektedir.
Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: