KÜRESELLEŞMEDE BÜYÜK DÜŞ KIRIKLIĞI
7 Ekim 2017
KÖSTEBEK JİTEM-MİT MOSSAD ÜÇGENİNDE TUNCAY GÜNEY İLE 240 GÜN
7 Ekim 2017

KARANLIK ODA

Kitap; Ergenekon terör örgütünün yapısı, işleyişi ve bağlantıları hakkında bazı
bilgiler, mahkeme tutanaklarından alınan kesitler ile anlatılmaya çalışılıyor.
Ergenekon’un
temel amacının
sürekli iç
çatışma-kaos yaşayan, komşu ülkeleri ile düş­man ve dünyaya kapalı, Avrupa
Birliği ve insan haklarına karşı, çağımızın tüm uluslararası değerlerini
dışlayan, ekonomik kriz, iç etnik çatışmalar ve terör ile uğraşan, ekonomik
yönden zayıf bir devlet imajı oluşturulmaya çalışılarak, devlet otoritesini
içte ve dışta zafiyete uğratmak, ülkeyi yönetilemez hale getirmek, böylece
Örgütün daha rahat etki edip yönlendirebileceği siyasal iktidarlar oluşturmak,
örgütün belirlediği gizli amaç ve prensiplerin dışına çıkan tüm siyasal
iktidarları değişik yöntemlerle kontrol altına almak, bu başarılamadığı
taktirde yasama ve yürütme organlarını devirip kendi ideolojik amaçları
doğrultusunda devlet yönetimini ele geçirmek olduğu anlaşılmaktadır. Amaçlara
uygun olarak medya kuruluşlarını bilgilendirmek, yönlendirmek ve bu yolla
kontrol altında tutmaktır.
Kitapta
Tuncay GÜNEY hakkında :Tuncay GÜNEY’i,  JÎTEM’in kuryesi ve muhbiri olarak
çalıştığını, pek çok kez Kuzey Irak’ta Barzanİ veTalabani ile görüştüğünü, kurye
olarak bu kişilere teklifler götürdüğü şeklindeki ifadelerle anlatıyor.
Selçuk,
“Türkiye gibi ülkelerde çok partili sistem, gericiliği getirir.”  inancındaydı.
Soner
Yalçın; 20’ye yakın isim hakkında özel bilgi notları tutuyordu ve Ergenekon
soruşturmasında, bu bilgi notlarının şantaj amaçlı olduğu ileri sürüldü. Arşiv
yapma eylemi,
Aydınlık
grubu
için ayrı bir öneme sahipti.
Perinçek’İn
yakın arkadaşı olan ve 2002 yılında hayatını kay­beden Yalçın,
Aydınlık grubu içinde
psikolojik harekât uzmanı olarak tanındığını, Hasan Yalçın, Öcalan’ın ve Yalçın
Küçük’ün yakın dostu olduğunu.
Yalçın
Küçük’ün,
OCALAN’ı silahlı eyleme yönlendirdiği,
Yalçın
Küçük’ün kimliği önemliydi. Bölücü terör örgütü PKK’nın elebaşısı Abdullah
Öcalan ile 1990’lı yıllarda örgüt kamplarında çekilmiş olan samimi fotoğrafları
Küçük’ün peşini bırakmadı.
“PKK’yı
zayıf göste­ren yayınlardan kaçının” diyen Yalçın Küçük, Oda TV’cilerden
PKK’nın Kürtlerin tek temsilcisi olarak gösterilmesini İstiyordu.
Örgüt kürt hareketinin tek temsilcisi.
Abdullah
Öcalan’ı yönlendirerek, PKK örgütünü silahlı eyleme teşvik ettiğini,
Yalçın
Küçük’ün bu talimatlarının aynen yerine getirildiği, PKK Terör Örgütü
elebaşısının yaptığı he­men hemen her açıklamasına haber değeri atfedilerek yer
verildiği, bu haberlerin veriliş şekline bakıldığında, terör örgütü elebaşısını
eli kanlı bir katil değil de, sanki bir sivil toplum Örgütü lideri imiş gibi
masumane bir görüntü ile lanse edilmeye çalışıldığı, böylelikle ‘ terör örgütü
elebaşısının açıklamaları ve söylemlerinin kamuoyunda kabul ettirilmeye ve
normalleştİrİlmeye çalışıldığı anlaşılmıştır.”
“Perinçek
PKK’nın Türkiye’de taban bulmasını sağladı”
Savcı
Cihan Kansız, derginin o yıllardaki sayılarında bugün Oda TV isimli İnternet
sitesinde yapıldığı gibi PKK Terör Örgütü ve elebaşısının yoğun bir şekilde
propagandasının yapıldığı yönünde beyanat verdi:
“…böylelikle
terör örgütüne doğrudan destek verdiği, diğer taraftan da Türk Silahlı Kuvvetlerini
tahkir ve tezyif eden yayın politikası izlediği anlaşılmıştır.”
1988-1989
döneminde Kürt kökenli vatandaşlarımızın Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve Türkiye
Cumhuriyeti’ne karşı nefret hissi uyandı­racak, PKK’ya toplumsal destek
sağlayacak ve PKK’nın çok güçlü olduğu izlenimi uyandıracak nitelikte yayınlar
yaptı:
Ergenekon aleyhinde haber yapan gezetecilere
dava açan savcının kardeşi de Oda TV’de çalışıyordu
Savcı
Ali Çakır’ın kardeşi idi. Sait Çakır da 3 Mart 2011 tarihinde gözaltına alınan
isimler arasındaydı.
Ergenekon’un medya içinde de işbirlikçileri var
Emekli Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek de konunun basın
özgürlüğü ile ilintilendîrilmeşinin yanlış olduğunu kaydederek, “Elde
suçlamalar ve yeterli deliller olmasa bu operasyonu savcılar başlatmazdı.
Sonuçlar ortaya çıkmadan ‘suçsuzluklarını ilan etmek’ kabul edilemez bir
durumdur. Bunun adı sulandırma hareketi­dir. Savcılar hukuki görevlerini yerine
getirmektedir. Onları baskı altına almaya çalışmak kabul edilemez. Yargı süreci
tamamlan­madan konuşmak toplum mühendisliği anlamına gelmektedir. Ergenekon’un
nasıl siyaset, sivil toplum ve sermaye dünyasından işbirlikçileri varsa medya
İçinde de olması muhtemeldir, hatta ol­maması düşünülemez. İtalya’daki deşifre
olan Gladio buna en iyi örnektir. Kimse İleride utanmalarına neden olacak bir
tavır içene girmemeli” [1] şeklinde konuştu.
Adalet-Der Genel Başkanı Avukat Emre Yurtalan ise
Ergenekon ile mücadelenin zannedilenden çok daha zor olduğunu kaydederek şu
bilgileri verdi:
“İtalya’nın dört büyük şehrinde Gladio operasyonu
kapsamında girilmeyen yer kalmamıştı. Yüzlerce üst düzey bürokrat ve diplomat,
siyasetçi ve gazeteci sorguya alınmıştı. Çok derin bağlantılar ortaya
çıkarılmıştı. Ama bizim ülkemizde olduğu kadar ses çıkmamıştı. Kimse dokunulmaz
değildir. Elbette basın özgürlüğü yıpratılma­mak ve korunmalıdır. Ancak ortada
iddialar ya da deliller varsa da
araştırılmalıdır. Yargının işine karışmayalım.”
Ergenekon terör Örgütünün stratejisi:
Emperyalist güçlerin ve işbirlikçilerinin
Kemalist ide­olojiye karşı yürüttüğü planlı
ve sistematik
savaşın, ka­muoyuna tüm gerçekliğiyle anlatılması en önemli ödevdir.
Bunun için, yürütülmekte olan operasyonların siyasal olduğu, Akp ve Cemaatin, Cumhuriyet
İlke ve
Devrimlerine karşı rövanşist düşüncelerle
giriştiği sivil&faşist bir hareket
ve diktatörlüğe
uzanan yeşil bir devrim olduğu
anlatılmalıdır.
Diktasını kurmak isteyen gerici
güçlerin, halkın yaşam tarzlarına müdahale etmeye
başladığı, Ergenekon ve benzeri davaların
kaybedilmesi halinde baskının artarak devam
edeceği
vurgulanmalıdır.
Saldırıların bilinçli olarak TSK
ve Yüksek
Yargı başta olmak üzere Anayasal Kurumlara
karşı yürütüldüğü işlen-melidir.
Medya gücünü etkin bir
şekilde kullanan Akp ve cema­ate
karşı ulusal medya topyekun harekete
geçirilmeli ve komploları boşa çıkaracak propaganda
ve kara
propaganda unsurları etkili bir
şekilde kullanılmalıdır.
Kemalist ideolojiye karşı yürütülen
savaşa destek ve­ren medya organlarına
yandaş medya damgası vurulmalıdır.
Sosyal etki alanımızın toplumsallık
düzeyi artırılma­lıdır. Üniversitelerden,
yargı ve güvenlik camiasından, iş ve sanat dünyasından, bürokrasi ve siyasetten hatta
iktidar
mensupları arasından gelecek
her türlü
destek beyanı, mensubu oldukları sosyal çevrelerle
genellenerek toplumsallığı artıracak şekilde
kullanılmalıdır.
Operasyon sürecini yürüten kurumlara
mensup olup tezle­rimize ve faaliyetlerimize
destek veren, kamuoyunun yakın­dan tanıdığı
ve güvendiği
kişilere, Ergenekon ve benzeri davaların tertip olduğu yönünde açıklama
ve yayın
yaptı­rılması için bilgi, belge ve
teknik destek sağlanmalıdır.
Yürütülen davaların insan haklarını
ihlal temelinde, telafisi mümkün
olmayan hukuki ve siyasi sonuçlar
doğu­racağı işlenmelidir. Bu yönde yerli
ve yabancı
hukuk ve siyaset adamlarının açıklamaları kullanılarak, hükümetin
iktidardan
ayrıldıktan sonra bunun
bedelini çok ağır öde­yeceği mesajı
verilmelidir.
Sonuç:
Emperyalist güçlerin ve
birlikçilerinin haricindeki tüm Türk sanatçı, aydın ve
gazetecilerin Kemalist ideoloji çatısı altında birleşmeleri
sağlanmalıdır. Ulusal Medya oluşumuna katkıda bulunma
her Türk
aydınının üstüne düşen bir sorumluluktur.
Tüm aramalarda yardımcı olunuyormuş
gibi tavır
ta­kınılmasın problem teşkil edebilecek yerlerde
malzemeleri ilk defa görüyormuş
gibi temiz
olunan yerlerde ise tüm detaylara hakim olunduğu imajı verilmesi
faydalı olabilir.
 
Hanefi’ nin kitabı ne
durumda, referandum öncesi yetiş­tirilmeli. Nedimi  sıkıştırın hızlandırsın
Referandum sürecinde Cemaati yıpratılmalı
ve kamuoyu
üzerinde güvenilirliliğini
azaltmalı; Hanefi kullanılmalı. Böyle bir
şeyi kendini ortaya koyarak teklif etmesi
Önemli.
 
Oda TV de ele
geçirilen hard disk içerisinde “teRTEmiz”
isimli
bir belge bulundu.
Belgenin yapılan incelemesinde, AKP
aleyhinde Oda TV de yayınlanan
haberlerin içeriğinin ne şekilde olması gerektiğine
dair planlar
içerdiği anlaşıldı:
…………………
Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: