SEÇİLMİŞ TERÖR
7 Ekim 2017
ERGENEKON GÖLGESİNDE İHANETİ YAŞAMAK
7 Ekim 2017

KOD ADI DARBE

Ergenekon terör örgütü ile ilgili ilk
bilgiler, Trabzon İl Jandarma Komutanlığına
yapılan, “Ümraniye
Çakmak Mahalle Muhtarlığının karşısında bulunan tek katlı bir binanın
çatısında, el bombası ve C-4 tipi patlayıcı
madde bulunduğu; bu maddeleri ise buraya Mehmet Demirtaş isimli şahıs tarafında
konulduğu, Mehmet Demirtaş´a ise  bir astsubayın verdiği” ihbarının
İstanbul İl Jandarma Komutanlığına bildirilmesiyle başlar. İhbarı değerlendiren
yetkililer şaşkınlık içindedirler; çünkü bahse konu adreste adeta cephanelik
bulunmuştur. Ele geçirilen mühimmat ile ilgili gecekondu sahibi Mehmet Demirtaş
ile eski kiracı (aynı zamanda yeğeni) Ali Yiğit yakalanarak sorgulanır. Ali
Yiğit´in anlattıklarından, Ergenekon Terör örgütü ile ilgili uzun ve yorucu bir
süreç başlamış olup, Ergenekon´un gazeteciler, emekli askerler ve
siyasetçilerin de bulunduğu bir örgüt olduğuna değinilmiştir. Ayrıca,
Ali Yiğit´in ifadelerinde,
malzemeleri  Mehmet Demirtaş´a Oktay
Yıldırım isimli bir astsubay tarafından getirildiğini bunun yanında Mehmet
Demirtaş´a ait bir dükkanda Oktay Yıldırım ile Mahmut Öztürk isimli şahsın
bazen buluştuklarını;    Oktay
Yıldırım´ın    Mahmut Öztürk´ü almaya
Muzaffer Tekin isimli şahıs ile birlikte geldiğini ve bu üç kişinin bazen
dükkanda toplantı yaptıklarını
belirtmiştir. Bunun sonucunda tüm gözler
Mahmut Öztürk ve Muzaffer Tekin´i işaret etmektedir. 
Muzaffer Tekin´in işyerinde yapılan
aramalarda  “Devletin Yeniden Yapılandırılması-Master Plan” başlıklı ve Gizli”
ibareli doküman ele geçirilmiştir. Bu belge ile
basit bir çete yada suç örgütüyle değil, devlet içinde devlet olma iddiası
güden bir örgütlenme ile karşı karşıya kalındığı ortaya çıkmıştır.
Soruşturmanın en önemli isimlerinden Muzaffer Tekin, “Devletin Yeniden Yapılandırılması-Master Plan” başlıklı belgenin
kendisine Kuddusi Okkır tarafından verildiğini iddia etmiştir. Bunu üzerine
operasyon daha da genişleyerek  Muzaffer
Tekin ve Kuddusi Okkır ile bağlantısı tespit edilen şahıslarda göz altına
alınır.
Ergenekon sanıklarına yapılan
operasyonlarda ele geçirilen belge ve belgelerde örgütün internet teknolojisini
çok iyi kullandığını, TSK görevlileri, İçişleri bakanlığına bağlı müfettişler
ve komşu ülkelere ait istihbari bilgi ve belgeler ele geçirilmiştir. Ayrıca ele
geçirilen bilgi ve belgelerden örgütün gizli teşkilatlanmaya gittiği, özellikle
doğu illerinden göç alan, provakasyona açık olan Mersin ili gibi  illerin seçildiği ve bu illerde örgütlenmeye
gidildiği anlaşılmıştır.
Gazeteci kimliği ile tanınan Ergün
Poyraz İsimli şahsın evinde ele geçirilen dökümanlar da örgütün hükümet karşıtı
çalışmalar yaptığı, çalışmalarda 28 şubatın örnek alındığı görülmüştür. Ayrıca
üst düzey yöneticilere ait  suikast ve
eylem planları yapıldığı anlaşılmıştır.
2001 yılında göz altına alınan Tuncay
Güney´in ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda ele geçirilen belgeler, Ümraniye
operasyonu kapsamında ele geçirilen belgelerle karşılaştırılınca benzerlikler
olduğu meydana çıkar ve çalışmalar daha da artırılır. Bu çalışmalar kapsamında
Tuncay Güney´in sorgusunda ismi geçen Veli Küçük ve irtibatları Kemal
Perinçsiz, Sevgi Erenerol, M. Zekeriya Öztürk, Güler Kömürcü ve irtibatlı
oldukları şahıslarla ilgili çalışmalar başlatılır.
Tuncay Güney´den elde edilen “Ergenekon” adlı belge ışığında yapılan
çalışmalarda, illegal bir örgütlenmenin olduğu ve Ergenekon adında faaliyet
yürüttüğü anlaşılmıştır. Ergenekon örgütünün anayasası olduğu değerlendirilen “Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim ve
Geliştirme Projesi”
adlı dökümandaki bilgilerden örgütün istihbarat
faaliyetleri yapılması zorunlu olduğu, terör dünyasına yön vermek amacı ile
naylon terör grupları oluşturulmuş ve tüm terör örgütlerine yön vermeyi,
örgütün kendi idealleri doğrultusundaki siyasilerin seçim kampanyaları
desteklenmeli, ideallerine uygun olmayan siyasilere suikast yaparak susturma
yollarını benimsedikleri anlaşılmıştır. Örgüt faaliyetlerini gerçekleştirecek
şahısların kimsesiz, başı boş, işsiz ve Ülkü Ocakları´na bağlı gençlik
eğitilmelidir. Tüm bu hazırlıkların amacı illegaliteyi kontrol altına almak ve
kendi çıkarları yönünde kullanmaktır.
Yapılan operasyonlarda ele geçirilen
belgelerden Ergenekon Terör örgütünün sivil kanadına “Lobi” adı verildiği
öğrenilmişti. Lobi yapılanması, Türkiye Cumhuriyeti´nin yasal sivil toplum
örgütleri, dernekler, vakıflar, şirketler kurarak örgüt lehine propaganda
yapma, maddi kazanç elde etme, taraftar toplama, istihbarat faaliyetleri
yürütme, uluslar arası bağlantılar kurmak, mafya örgütlerini kontrol altında
tutmak, ancak doğrudan doğruya hiçbir toplumsal eylemde yer almaksızın sivil
toplum kuruluşlarını organize etmek ve örgütün sivil kanadı oluşturmak.
Tuncay Güney ifadelerinde Emekli
General Veli Küçük´ün örgütün yöneticisi olduğunu iddia etmiştir.  Veli Küçük´e ait mekanlarda çıkan “Ergenekon Analiz, Lobi, Reaksiyon, oluşum,
Birleşik Komün”
gibi belgelerin asıl nüshaların bunu doğrular nitelikte
olmuştur. Çıkan belgelere bakıldığında belgelerin belirli bir sıraya ve tarihe
göre yazıldığı, belgelerin yazı ve karakterlerinin aynı olduğu, bir üst makama
yazılır gibi yazıldığı, tüm belgelerin ise İstanbul´da yazıldığı
görülmektedir.  Veli Küçük´ün telefon
dinleme kayıtlarında örgüte finansman sağlamak için kara para aklama işlerini
yönlendirdiği anlaşılmaktadır.
Operasyonlarda çıkan belgelerden
örgütün 28 şubatta aktif rol oynadığı, 28 şubat sonrası üniversitelere asker
kökenli şahısların yerleştirildiği, çıkan olayları örgütün yönlendirdiği ortaya
çıkmıştır. Ergenekon´un tutuklu sanıklarından Ümit Sayın´ın arşivinde yer alan
belgelerden Genelkurmay Başkanlığı, “Batı
Harekat Konsepti”
 başlıkları ile
hazırlanan belgelerin; 28 şubat döneminde aktif rol oynayan“Batı Çalışma Grubu” prensipleriyle benzer olduğu görülmektedir.
Bunun nedenle “Batı Harekat Konsepti” isimli
belge Ergenekon terör örgütünün yol haritası olarak değerlendirilmektedir.
Yürütülen operasyonlardan elde edilen
bilgiler neticesinde; TİT(Türk İntikam
Tugayı)
olarak bilinen örgütün Çanakkale´de
yapılandığı ve Vatan Bölükbaşoğlu isimli şahsın yönettiği, silah temin etmeye
çalıştığı ve çok sayıda patlayıcı madde girişi yaptığı öğrenilmiştir. Aynı
zamanda bu şahsın çevresine Veli Küçük Paşa´nın emrinde çalıştığını
söylemiştir. Şahsın telefon görüşmelerinde,  Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire
Başkanına suikast yapacağız, bazı bilgiler lazım, Veli Paşa içeri alındı. Artık
bu şart oldu dediği, 2. Sırada da başbakanın olduğunu söylemiştir.
Elde edilen bilgi ve belgelerden
örgütün hiyerarşik yapısını ortaya çıkarmak için teknik-takip çalışmaları
başlatılır. Bunun üzerine Habip Ümit Sayın, Emin Gürses, Vedat Yenerer gibi
isimler göz altına alınmıştır. Örgütün teorisyeni olarak değerlendiren H. Ümit
Sayın teknik-takip çalışmalarında bir çok subayla irtibatlı olduğu, askeri
makamları yönlendirilmeye çalıştığı ve darbe şartlarının oluştuğu ortaya
çıkmıştır. H. Ümit Sayın askeri makamlara yazmış olduğu raporlarda,
Ergenekon´un sivil ve topluma yayılma ayağı olarak bilinen küçük
örgütlenmelerin ortak adı olan “Kuvayı
Milliye Hareketi”
olarak bilinen hareketin tüm Türkiye´ye yayılması
gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanı sıra H. Ümit Sayın´ın askeri makamlarda
kendisine istihbarat elamanı desteği, teknik istihbarat desteği verilmesini
istemiştir.
Teorisyen olarak bilinen bir diğer
şahıs Emin Gürses´in dinlemeye takılan görüşmelerinde, Türk Ortodoks
Patrikhanesi´nde birçok toplantıya katıldığını, hatta gizli yapılan
toplantılara bile katıldığını söyler. Ayrıca “Ergenekon” ismi ilk olarak Emin Gürses ve Erol Mütercimler´in telefon
görüşmelerinde telaffus edilmiştir. Emin Gürses´in avukatı Mehmet Taşdelen ile
yaptığı yapılan telefon görüşmelerinde Danıştay saldırısı ile bağlantılı
oldukları ortaya çıkmıştır. Emin Gürses´in operasyonun gidişatını takip ettiği,
çevresindekileri uyardığı ve bazı odaklar tarafından uyarıldığı
gözlemlenmiştir.
Ergenekon operasyonu kapsamında
yapılan çalışmalarda, elde edilen bilgi ve belgelerde örgütün “Karar Alıcılar” diye adlandırılan
kanadına yönelik çalışmalar başlatılır. Bu çalışmalar neticesinde İşci Partisi
Genel Başkanı Doğu Perinçek ve Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı ve İmtiyaz Sahibi
İlhan Selçuk ile ilgili bilgi ve belgeler elde edilir.  Bunun üzerine ilgili şahıslar hakkında
teknik-takip çalışmalarına başlanır.
Yapılan teknik-takip çalışmalarında,
Doğu Perinçek, Kemal Alemdaroğlu, Ferit İlsever isimli şahısların yurt dışına
kaçmaya çalıştıkları anlaşılır ve eş zamanlı operasyon düzenlenerek İlhan
Selçuk, Doğu Perinçek, Kemal Alemdaroğlu ve Ferit İlsever’in de bulunduğu 12
kişi gözaltına alınır.
Yapılan operasyonlarda ele geçirilen
belgelerden sanıkların,Yargıtay’a suikast hazırlığında oldukları şüphesi
yaratan bir kroki çalışması, İzmir Şirinyer’de
2007 yılında düzenlenen bir bombalamaya yönelik dökümanlar ile bazı MİT
raporları ele geçirilmiştir.
İşçi Partisi binasında ele geçirilen
CD’lerde yapılan incelemelerde, AKP’nin kapatılması için Anayasa Mahkemesine
verilen iddianamenin bazı bölümlerinin çıkması şaşkınlık yaratmıştır. Bunun
yanı sıra , Yargıtay binasının krokisinin bulunduğu, İşçi Partisi ile Yargıtay
Başsavcısı aralarında yakın ilişki olduğu tespit edilmiştir.
Ergenekon’a yönelik yapılan
operasyonlarda ele geçirilen belgelerden, gazeteci, kamu görevlisi ve üst düzey
yöneticilerin aralarında bulunduğu şahısların(Yekta Güngör Özden, Çevik Bir,
Rıdvan Budak gibi) CIA ile ilişkili oldukları hatta kod isimlerinin yazılı
olduğu belgeler ele geçirilmiştir.
Ergenekon operasyonu kapsamında
gözaltına alınan İlhan Selçuk’un  ev ve
iş yerinde yapılan aramalarda ele geçirilen belgelerden, İlhan Selçuk’un bazı
toplantılara katıldığı bunu kendisinin de kabul ettiği ancak toplantının
içeriğini hatırlamadığını beyan etmiştir. Ayrıca belgelerden örgüt içerisindeki
konumların ortaya çıktığı görülmektedir.
İşçi Partisi Genel Merkezinde ele
geçirilen belgelerden, CD’ler içerisinde
Yargıtay binasının krokilerinin çizildiği, fotoğrafların çekildiği,
gizli askeri bilgilerin bulunduğu ortaya çıkmıştır.
Ergenekon’a yönelik yapılan
operasyonlarda ele geçirilen bilgi ve belgelerden, birbirleriyle hiç ilişkisi
olmayan şahısları bile birleştiren ortak değerlerin olduğu, düşünce  olarak birbirine zıt  şahısların ortak çıkarlar çevresinde
birleştiklerini gözler önüne serilmiştir.  Ayrıca ele geçirilen bombalardan faali meçhul
cinayetlerin birbiriyle ilişkili oldukları ortaya çıkmış, geçmişte yapılan
eylemlerin ortak bir elden çıktığı anlaşılmaktadır.  Çeşitli illerde ele geçirilen el bombalarının
birbiriyle benzerlik gösterdiği anlaşılır.
Ergenekon örgütünün, kendi deyimleri
ile polis ve adli makamlarca kayıt altına alınan amaçlarına göre; Yazılı,
gerçekleştirilebilir, belirli bir amaca giden kurallar çerçevesinde, TSK ve
sivil şahısları kullanarak Atatürk İlke ve İnkilaplarını kullanarak, illegal
kazanç, gizli istihbarat, legal ve İllegal faaliyetler, terör örgütlerine yön
vermek, mafyayı kullanarak naylon şirketler kurmak, suikast ve propaganda
yaparak örgütler oluşturmak,  gizlilik  prensipleri altında, tüm devlet kademelerini
ele geçirerek, örgütün amaçları doğrultusunda bir gizli devlet yapısı kurmak
istedikleri anlaşılmaktadır.
Ergenekon terör örgütü ile ilgili her
hangi bir tehdit oluştuğunda, örgüt provakatif eylemlerle ülkeyi kargaşa ve
kaos ortamına sürükleyerek, ülkede askeri bir müdahaleye zemin oluşturmak  olduğu anlaşılmıştır. Bunun yanında basında
da Ergenekon örgütüne yönelik dezenfermasyon amaçlı yayınlar yapıldığı
görülmüştür.
Devletin İstihbarat örgütlerinin son
dönemde  teknolojik olarak gelişmesine
rağmen Ergenekon operasyonunun şifrelerini çözmekte acze düştüğü görülmüştür.
Bunların çeşitli nedenleri vardır.
Askerlik şubelerindeki değişim,
Askerlik şubelerinde yedek subayların şube başkanı pozisyonunda görev yapması
uygulamasına son verilmesi ile birlikte, bu kurumun bilgi ağı, bölgelerin
sosyolojik ikliminin çetelesini tutacak hale de gelir. Aynı zamanda askerlik
şubeleri nüfus hareketinin nüfus müdürlükleri ile aynı zamanlı yürüdüğü
birimlerdir. Bu nüfus hareketliliği art niyetli şahısların kontrollerine
geçmiştir. Örgütün gizlilik prensibi içerisinde faaliyet yürüttüğü, örgütün
teorisyenleri tarafında, örgütün çözülmesinin zor olması için, örgütü hücreler
şeklinde yapılandırmıştır. 
1999’da hazırlanan örgütün manifestosu
olarak adlandırılan “Ergenekon Analiz-Yeniden
Yapılanma”
adlı doktrin çerçevesinde, örgütün faaliyetleri birbirinde
bağımsızlaştırılmış hücreler aracılığıyla faaliyetlerini yürütmüş olmasının bir
nedeni de örgütün çözülmesinin imkânsızlaştırılması anlayışı yatmaktadır.
Ana muhalefet partisi CHP’nin
operasyon dönemindeki tutumu örgütün lehine olduğu anlaşılmaktadır. Ancak örgüt
yeniden yapılanma döneminde CHP’nin faaliyetlerini istihbarat çalışması yaparak
bölücü faaliyetlere destek veriyor diyerek CHP aleyhine raporlar hazırladığı
anlaşılmıştır.
Ergenekon terör örgütünün belli
dönemlerde kargaşa ve kaos ortamı yaratmak için belli odakları harekete
geçirdiği dikkat çekmektedir. 21 Ekim 2007 tarihinde yaşanan Dağlıca baskınına
dikkat çekecek olursak; bu dönemde Sınır Ötesi Operasyonu’nun Meclis’te
geçmesi, Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesi tartışmalarının ayyuka çıktığı bir
döneme denk gelmesi söylediklerimizin adeta teminatı gibidir.
2001 yılında  İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz
Engin tarafında Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne yazılmış olan 2
sayfa Çok Gizli ibareli talimat yazısı, ayrıca Adil Serdar Saçan tarafından DGM
Cumhuriyet Başsavcılığı’na  yazılmış Çok
Gizli ibareli 3 sayfadan oluşan üst yazılarının Tuncay Güney’le ilgili
oldukları, üstelik bu belgelerin asıl nüshalarının Veli Küçük’te bulunması,
2001 yılında yapılacak operasyonun engellenmesinde bu belgelerin ele geçirmesi
açıklar gibidir.
Ergenekon’a yönelik yapılan
operasyonlarda ele geçirilen belgelerden, Veli Küçük ve Mehmet Gülkanat isimli
şahısla yaptığı telefon görüşmelerinde; 10 milyon dolar, 250 milyon dolar gibi
uçuk rakamların konuşulduğu, Veli Küçük’ün karapara trafiğiyle olan
bağlantılarını açıklar gibidir.
Veli Küçük’ün mutemedi diye bilinen
Tuncay Güney’in ifadelerinde, Kerküklü Hüsamettin Türkmen isimli şahsın Irak’ta
topladığı uyuşturucuyu İskenderun’da Türkiye’ye soktuğu, yolda polisin
durdurduğunu Hüseyin’in Türkmen’in Veli Küçük’ü aradığını, Veli Küçük’ün
Diyarbakır’dan bir takım subaylar göndererek uyuşturucuyu İskenderun’a
soktuğunu, Ayrıca Tuncay Güney silah yüklü araçlarla Kuzey Irak’a geldiklerini
ve silahları 12000 adet Talabani, 12000 adet Barzani’ye ve 6000 adet silahı da
PKK’lı Cemil Bıyık’a teslim ettiklerini söylemiştir.
Ergenekon ve Lobi adlı belgelerden
Ergenekon’un medya kuruluşlarını kontrol altına alması ve kendi medya
kuruluşlarını oluşturmak istediği anlaşılmıştır.
Ergenekon örgütünün yöneticisi olarak
gözaltına alınan Doğu Perincek’in Ergenekon ve Lobi adlı belgelerin Veli
Küçük’ün emri ile Doğu Perincek’in de içinde bulunduğu bir grup şahıslar
tarafından hazırlandığını, Doğu Perincek’in bu belgeleri hazırlamasının örgüt
içerisindeki konumunun örgüt yöneticisi olduğu tahminlerini güçlendirmiştir.
İşçi Partisi binasında yapılan
aramalarda dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt’ın İzmir ve
Balıkkesir’e yapacağı ziyaretlerle ilgili koruma planını gösterir 9 sayfalık
belge bulunur. Bu belgelerin bulunması akıllara suikast şüphelerini insanın
aklına getiriyor.
Bunun yanı sıra gözaltına alınan
şahıslardan Coşkun Çalık’ın ifadelerinde, Muhammet Yüce’nin kendisine Orhan
Pamuk’un kurban bayramında Türkiye’ye geleceğini, Orhan Pamuk’u o zaman
öldüreceklerinden, emri ise Fikri Karadağ’ın verdiğini ve olaydan hemen sonra
herkese 2 trilyon dağıtılacağını söylemiştir.
Ergenekon terör örgütü sanıklarından
Ümit Oğuz’dan elde edilen belgelerde “NBC
Silahları Üretim Analiz”
başlıklı yazıda kimyasal silah üretiminin
kaçınılmaz olduğunu açıklar nitelikte belgeler elde edilmiştir.
Bazı basında çıkan haberlerin ve
gazetecilerin aksine Ergenekon adlı terör örgütünün ciddi anlamda devlet içinde
devlet olduğu, devlet kademelerine sızarak örgütün çıkarları doğrultusunda
hareket etmek amacını taşıdığı, bu anlamda önüne çıkacak tüm engelleri
kaldıracağı anlaşılmaktadır.

 

10 yıl evvel anlaşılmış 2 yıl süren
soruşturma eksik bırakılıp, hiçbir İstihbarat örgütü tarafından araştırılmamış
olan Ergenekon yapılanmasının bugüne kadar gelmesi de insanı hayretler
içerisinde bırakmıştır.   
Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: