KOD ADI YÜKSEKOVA SUSURLUK, ANKARA, BODRUM, YÜKSEKOVA FAY HATTI

DERİN ŞİFRELER (Komploların Kronolojik Analizi)
7 Ekim 2017
GLADİO – AMERİKA’NIN KURDUĞU GİZLİ ÖRGÜAT
7 Ekim 2017

KOD ADI YÜKSEKOVA SUSURLUK, ANKARA, BODRUM, YÜKSEKOVA FAY HATTI

Türkiye’de
tesadüfen de
ğil, ülkenin ekonomik
ve sosyal
şartları çete
olu
şumunu üretiyor. Sadece günübirlik politikalarla
çetele
şmenin önüne geçilmeye çalışılmış fakat beklenilen verim elde edilememiştir.

Türkiye’de nüfusun hızla artması, kent nüfusunun yoğunlaşması ve beraberinde artan sorunlar, bunun sonucunda doğan işsizlik, adaletsizlik, vs. gibi sıkıntılar
ülkenin
refah
ı
artsa bile halkın alt kesimlerine yayılması uzun zaman almaktadır.
Ekonomik sorunlar, adaletin geç tecelli etmesi,
gelir da
ğılımındaki
bozukluklar, e
ğitimsizlik ve
sonucunda mafya denen olu
şumu
ortaya
çıkartmıştır.
Mafya, başta bazı şahısların özel mülklerini koruyarak kendine çıkar sağlamış ve zamanla bununla da yetinmeyip maddi durumu iyi
olan ki
şilerden haraç toplamaya başlamıştır.
Mafyanın kendine göre adaleti ve sorunlara getirdiği çözüm, halkın içinde de rağbet gördüğü
i
çin
mafyan
ın
toplum i
çinde
zemin bulmas
ına yol açştır.
Mafyanın siyaset içindeki oluşumuyla da, siyasi güç sağlamışlar ve ortaya çıkan rantları paylaşmada üstünlük çabalarına girmişlerdir.
Gizli servislerle yakın ilişkiler içine giren mafya, ihtiyaç
duyulan baz
ı operasyonel işlerde kullanılarak, devlet-mafya ilişkisinin oluşumuna zemin hazırlanmıştır.
Türkiye’de ekonomik buhranlarda ortaya çıkan mafya,
bazı yasakların getirdi
ği
f
ırsatları
de
ğerlendirerek, alkol, sigara, döviz, akaryakıt, uyuşturucu gibi, yüksek getirisi olan işlerde faaliyet göstermiştir.


Türkiye
bir taraftan geli
şirken,
bir taraftan da yasal bo
şlukların
sonucunda do
ğan, rantları
payla
şma çabası içindeki, mafyayla mücadele etmiştir. İştahları kabartan arazi rantının
üzerine
çöreklenen mafya, bir taraftan hazine arazilerini talan ederken diğer taraftan da devletin vergilerine dolaylı yoldan
engel olmu
ştur.
Halkımız,
çözemedi
ği konularda arabulucu olarak mafya unsurundan yardım
talebinde bulunmu
ş
ve bunu etkili bir yol olarak g
örmüştür. Mafyanın çözümlere direnen insanlara uyguladığı
etkili
çözüm
ise ayaklara kur
şun
s
ıkma
olmu
ştur.
Kayıt
şı
ekonomi her
ülkede olduğu gibi ülkemizinde en büyük sorunlarından biri olmuştur. Ülkemizin gelirinin yaklaşık
olarak yarısına denk gelen büyüklü
ğe ulaşması, dönemin hükümetlerinin korkak politikalarının
sonucudur.
Devlet
otoritesinin eksik oldu
ğu
yerlerde, mafyalar olu
şmuş, düzen bozulmuş, halkın devlete güveni azalmıştır. Mafya babaları halkın gözü önünde yardımsever,
ahlaklı, vatansever olarak lanse edilmi
ş, siyah ile beyaz birbirine iyice karışmıştır.
Ülkemizde
artan Sol görü
şün karşısına,
Devlet-Mafya ili
şkileri
sonucunda geli
şen ortak güç
çıkmı
ştır. Askeri darbelerle bu oluşum büyük ölçüde yok edilmiştir. Güneydoğuda PKK mafya görevini üstlenirken, mafyayla bağlantılı ülkücüler ise karşı
taraftaki yerini alm
ıştır.
Gerçekleşen Susurluk olayından sonra, benzer bir olayda İ.H.D(İnsan Hakları Derneği) Başkanı Akın BİRDALa yönelik olarak yapılan ve teşebbüste kalan suikast girişimi olmuştur. Gerçekleşen bu olayda da, görüldü ki devletin bazı
kurumlarında yuvalanmı
ş şahıslar, ülkücüler ve sivil vatandaşlardan oluşan, mafyaların kendilerini, devlete, var olduklarını
ispatlama giri
şiminde bulundukları
gözlenmi
ştir.
Belirtilen
Kitap, birbirinden farklı gibi gözüken ancak dolaylı olarak birbirileriyle ba
ğlantılı olan konuları içeren, dört bölüm olarak yazılmıştır;
Birinci Bölüm
12
Eylül öncesinde ETKO (Esir Türkleri Kurtarma Ordusu), M
İK (Malatya intikam Komandoları), CTİBO (Türkiye intikam Bozkurtlar Ordusu) gibi farklı
fragsiyonlarda, ülkücü gruplar tarafından, yasadı
şı kurulmuş, örgütlere benzer TİT(Türk İntikam Tugayı) adı altında yeni bir örgüt kurulduğu ve bu örgütün MİTle
ba
ğlantılı faaliyet yürüttüğü şeklinde, ulusal medyada haberler çıkan, Yeşil (K) Mahmut YILDIRIM tarafından
verilen talimatla, Cengiz ERSEVER, Semih Tufan GÜRALTAYLAR ve Mikail SARI
tarafından kurulmu
ştur.
Bu
örgütün, kurulu
ş
amac
ının
ise,
İnsan Hakları Derneği Başkanı Akın BİRDAL ve benzer şahıslara
yönelik, eylem gerçekle
ştirmek
oldu
ğu, ancak Akın BİRDALa yönelik olarak suikast girişiminde bulunulduğu ve amacını ulaşmayıp başarısızlıkla sonuçlandığı.
Bu
ba
şarısız suikast girişiminin deşifre olmasıyla, Türkiye de gerçekleştirilmiş sansasyonel cinayetlerin arkasında, mafya yada
devlet içerisine sızmı
ş çetelerin
oldu
ğu anlaşılmaktadır.
Akın
B
İRDAL’a, suikast girişimi gerçekleştiren tetikçiler ve özellikle azmettirici yada suikastın
perde arkas
ındaki planlayıcılarının benzerlikleri noktasında, Susurluk olayıyla organik
ba
ğının
oldu
ğunu göstermektedir. En önemli yapısal
benzerlik, Ye
şil (K) Mahmut
YILDIRIM
’ın, iki ayrı olayı gerçekleştiren şahıslarla irtibatının olmasıdır. 
Bu
iki olayla ilgili olarak, siyasi iradenin, olayların üzerine gitmemesi, kimin
tarafından ve ne amaçla azmettirildi
ğinin tespit edilememesi ve üzerinin örtülmesi, çete
ve mafyaların daha fazla kök salmasına, yapıla
şmasına ve cesaretlenmesine neden olmuştur.
Bu
tarz olayları gerçekle
ştiren
şahısların vermiş olduğu mesajda; üstlerine ve siyasi otoriteye, kendi faaliyetlerine
hala devam edip varlıklarını sürdürdüklerini, ayrıca i
şgüzarlık yada durumdan görev çıkarıp, devletten çok
devletçi olduklarından da kaynaklanmı
ş olmasıdır.
Mafya
yada çetelerin faaliyetlerine devam etmesi, sadece devletin içerisindeki
uzantılardan mı? Kaynaklıydı. Tereddüdüz hayır çünkü, çete yada mafyaların
varlıklarını devam ettirebilmek için para olmazsa olmaz
şartlardandır.
Şöyle
ki; kayıt dı
şı kazanılmış paraların sirkülasyonuna göz yummak veya görmezlikten gelmek, her
Türkiye Cumhuriyeti iktidarı için, mafya ve çetelerle mücadelenin kaybedilmesi
anlamına gelebilece
ği
gibi ayn
ı
zamanda, organik ba
ğı olan, farklı fraksiyonlarda mafya yada çetelerin
olu
şmasına zemin hazırlayacağı
anlamına da gelmektedir.
Örneğin, mafyanın resmi olarak yatırmış olduğu maddi imkânlarla ve sahip olmak için kan dökerek
vermi
ş olduğu mücadeleyle, turistik sahil kesiminde açılan 5
yıldızlı otel kumarhaneleridir. Çünkü bu tür organizasyonlar, kara para aklama
yeri olarak görülen ve i
şletilen
yerlerin ba
şında gelmektedir.
Sonuç
olarak, Türkiye Cumhuriyeti iktidarları mafya ve çetelerle mücadele noktasında,
kesinlikle kayıt dı
şı elde edilen paraya izin vermemesi
gerekmektedir.      
İkinci Bölüm  
Yukarıda
belirtilen mafya yada çetelerin, kayıt dı
şı
paray
ı
elde etmek i
çin veya elindeki imkanları kaybetmemek için, tüm
gücüyle mücadele etti
ğine
dair
şöyle
bir olay ger
çekleşmiştir. Nisan 1996 kurban bayramı, Gümbet’teki Turmen otelin içerisindeki
kumarhane çıkı
şında, Bodrum Regal Resort Oteli ve kumarhanesinin
sahibi Hikmet Babata
ş,
gerçekle
ştirilen silahlı saldırı sonucunda yaşamını yitirmiştir.
İşlenen cinayetin perde arkasıyla alakalı yapılan değerlendirmelerde;
Cinayet
gecesinin ertesi gününde, gizli bir tanı
ğın
verdi
ği ifadeye göre, 34 YIK 63 plaka sayılı, beyaz renkli
Do
ğan SLX model otomobilin, hızla olay yerinden uzaklaştığın,ı
gördü
ğünü
s
öylemesi
üzerine,
yapılan ara
ştırmalar
sonucunda, araç Emperyal Otelcilik Turizm Ticaret Anonim
Şirketi adına kayıtlı olduğu otaya çıktı. Bu şirkette, Ömer Lütfü Topal’ın kumarhane zincirinin
eski adıydı ve Adana Seyhan Oteli’nin kumarhanesine ayrılmı
ştı,
Polisin
i
şlenen cinayetle ilgili olarak yaptığı
ara
ştırmalar neticesinde elde ettiği bulgular şunlardı; araç Ömer Lütfü Topal’in sahibi olduğu Emperyal Otelcilik Turizm Ticaret Anonim Şirketine ait olması ve Regal Resort Oteli’nin ortağı
konumunda bulunmas
ıydı, Topal Casinoyuda 40 000 dolar ücret karşılığında
i
şletiyordu.
Ömer
Lütfü Topal, 26. Nisan 1996’da Hikmet Babata
ş’ın sahibi olduğu
Regal Resort Otel’e gelerek, Hikmet Babata
ş ile görüşme yaptığı ve
Hikmet’in moralinin bozuk bir
şekilde otelden ayrıldığı
ayr
ıca
Hikmet ile Topal’ın görü
şmesi
esnasında, hiçbir resmi görevi olmayan,
İ.K.nın da katıldığı
ve bu
şahsın, Bülent Fırat’ın öldürülmesi olayına karıştığı şeklinde şüphenin
bulunmas
ından
dolay
ı,
polis tarafından tüm aramalara ra
ğmen bulunamamış olması gibi bilgilere ulaşştır.
Her
ne kadar Hikmet Babata
ş
cinayetini, Metin, Çetin ve Ergun isimli
şahıslar üstlenseler de ancak kimse bu cinayeti işlediklerine dair anlattıkları senaryoya göre
inanmamı
ştı. Çünkü olay yerinde yapılan tahkikatta, şahısların olay yerini tam çıkaramamış olması,  Hikmet
Babata
ş’ın patronu olduğunu
s
öyleyen
şahsın, Babataş’ı resimden teşhis
edememi
ş olması ve aracı Adana ilinden Muğlaya kadar getirdiğini söyleyen şahsın, aracı terk edildiği yerden hareket ettirecek kadar şoförlüğünün
olmaması gibi sebeplerden dolayı bu anlatılanlara kimse inanmı
ştır.
Hikmet’in
kiracısı, Topal’dı ve kira konusunda anla
şamadıklarından dolayı Topal’ın cinayeti azmettirdiği şüphesi üzerinde
durulmaktaydı. Yapılan soru
şturma neticesinde yukarıda belirtilen sebepten dolayı,
Ömer Lütfü Topal, kiracısı oldu
ğu otelin sahibi Hikmet Babataş’ı firari konumunda bulunan İ.K.ya öldürtmüştü.
Kumarhanelerin
turist çekme amaçlı devlet tarafından açılmasına izin verilmi
ştir. Ancak neticelerine bakıldığında
mafya ve
çetelerin hesaplaşmalarına neden olması ve birçok zengin iş adamlarının hayatının kararmasına sebep teşkil etmesi bakımından dikkat çekici bir durum olduğu anlaşılmaktadır.
Bu çarpıklı
ğı fark eden dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve Truzim Bakanlığı, Kumarhanelerin önünü kapatmak için çalışma başlatmışlardır. Her ne kadar kumarhanelere, Türk’lerin girmesi
yasak olsa da, bu tedbir yeterli de
ğildi ve Kumarhane açmak isteyenlerden
adli sicil kâ
ğıdı bile talep edilmiyordu. Yapılan çalışmalar kapsamında resmi olarak kumarhanelerin önünün
kapatılması sa
ğlanmıştır.
Bu
sefer mafya ve çeteler hukuki bo
şluğu olan yavru vatana (KKTC) dadanmaya başlamışlardır. Ülkemizde alınan tedbirler başarılı olmuştur.
Bu
bölümde devletin içerisine sızmı
ş, çetelerin ve mafyaların, kumarhaneleri kara para
aklama yeri olarak kullanması ve kendileri bizzat bu i
şin içerisine girip faaliyet yürütememesi, onların farklı
bir stratejiye yönelmesine sebeb olmu
ştur. Bu stratejide, yer altı dünyasında kendi
adlarına i
ş yapacak ve sözlerini
dinleyecek birisini bulup, illegal i
şleri onun üzerinden koordine etmek olacaktı.
Bu i
şle ilgili seçilen isimde Ömer Lütfü Topal’dı, peki
bunu nereden anlıyoruz,
şahsın
önceki yıllarına baktı
ğımızda, orta halli yaşayan ve bazı adi suçlara karışmış, kendi halinde bir insandı.
Ancak sonraki yıllarda önemli truzim merkezlerinde lüks otel ve kumarhanelere kısa
zamanda sahip olmasıydı, Demek oluyor ki bu
şahıs, birileri tarafından desteklenmiş ve belli yerlerde durmasını isteniyordu. Zaman içerisinde,
karanlık dünyada sivrilip söz sahibi olmaya ba
şlamıştı, sanki devlet içerisindeki çetelerin desteğini almış ve desteklenmiş gibi!  Geçmiş zamanın olaylarına baktığımızda,
hükümet tarafından kumarhanelerin önünü kapatacak düzenlemeler geciktiriliyor,
i
şleme alınmıyor olması tezimizi biraz daha güçlendirmektedir.
Hatta hiç bir resmi kurum Topal’a dokunmuyordu. Sakın devlet içerisine sızmı
ş çetelerin karanlık dünyadaki temsilcisi korunuyor ve
destekleniyor olmasın…  
Üçüncü ve
Dördüncü Bölüm
Bodrumda
bulunan, turistik 5 yıldızlı Regal Resort Otelinin tuvaletinde, büyük patlama
gerçekle
şir. Yapılan tahkikat neticesinde bir genç
k
ızın
kendini patlatt
ığı şeklinde bilgiler elde edilir. Kızın geçmiş hayatında PKK bağlantısı ortaya çıkar. PKKnın Bodrum da ismi tanıdık olan bir otelde ne işi vardı acaba?
Yıllarca
GAP adı altında, Güney Do
ğu
Anadolu Bölgesinde olu
şturulan
proje bulunmakta ve gerçekle
ştiğinde ciddi
bir ekonomik girdi sa
ğlamasının
yan
ı
ba
şında
ayrıca bölücü örgütün yaptı
ğı propagandanın
ciddi anlamda k
ırılmasına da neden olacaktır. Ancak Harran ovası yüzölçümü
bakımından ciddi alana sahip olmasına ra
ğmen, bölücü örgüt, örgüte sempatisi olan aşiretler ve mafyalaşmış aşiretlerin varlığı,
Harran ovas
ının yöre halkının istifadesini büyük ölçüde engellemekte ve çok az
bir miktarının kullanmasına neden olmaktadır. Yani asıl Harran ovasının,
çevresinde ya
şayan köylü
vatanda
şlarımızın istifade etmesi gerekirken, örgüt ve mafyaların
eline geçmesinden dolayı Harran ovasının nimetlerinden ciddi anlamda istifade
edemedikleri anla
şılmaktadır.
GAP’a,
devletin ayırması gereken ve bir türlü ayıramadı
ğı
kayna
ğın
tutar
ı 13
milyon dolarken, devletin Güney Do
ğu Anadolu Bölgesinde terörle mücadeleye ayırdığı tutar
ise 84 milyon doları bulmaktadır. Kaldı ki devletin yapaca
ğı
bu yat
ırımla
sadece ter
örle mücadeleye katkı sağlamayacak aynı zamanda enerji üretiminde de ciddi anlamda yatırım
yapılmı
ş olacaktır. Ancak her nedense bu proje bir türlü
hayata geçirilememektedir.
Güneydoğuda, cahil, okuma yazma bilmeyen, hakkını aramaktan
yoksun, ba
şkasına
muhta
ç
insanlar bulunmaktadır. Yine yapılan bir ara
ştırmaya göre PKKlıların % 48i İlköğretim % 20si okuma yazma bilmeyen cahil insanlardan oluşmaktadır. Araştırma sonucu ortaya çıkan bu tablo şunu göstermektedir. Güneydoğudaki okumamış cahil insanlar, bölücü örgütün eleman temini
noktasında önemli bir kaynak olu
şturmaktadır.
PKK’nın
1980 yılından itibaren, tırmanı
şa geçmesi, 1943’li yıllara dayanmaktadır. Molla Mustafa
Barzani Sürgün ya
şadığı
S
üleymaniyeden
ka
çarak,
Kuzey Irak bölgesine geçip Kürt isyanını ba
şlatır. 1945 tarihinde, Irak ordusuna karşı
savunma yapamay
ınca, İranda Kürtlerin kontrolünde bulanan Mahamabad bölgesine
10 bin pe
şmergesiyle geçer.
Bölgenin Sovyetler Birli
ği
tarafından i
şgal
edilmesiyle, Mahamabad Kürt Cumhuriyeti ilan edilir. Ancak bölgeden Sovyetlerin
çekilmesi, Kürt liderlerin Kral tarafından asılmasına neden olmu
ştur ve sonrasında Barzani 500 peşmergesiyle Sovyetlere sığınır.
Hatta Kürtler Rus kadınlarıyla evlendirilir.
İranda Kral Faysalı, darbeyle deviren, Albay Kasım tarafından Barzani
ülkeye tekrar davet edilir. Böylelik Kürtler bölgede Sovyetlerin uydusu haline
gelir. ABD bu yakınla
şmadan
rahats
ız
olmu
ştur. ABD, Ankara ve Tel-aviv, Kürtlerin özgürlük
mücadelelerini sadece Irak’ta yapmalarına dair anla
şma yaparlar.
Bütün
bu anlatılanlardan hareketle
şöyle bir sonuç çıkarabiliriz, Kürtler bölgede sürekli pazarlık konusu olmuş ve dış mihraklar tarafından Kürt devleti kurulması noktasında telkin ve destekler
almı
şlardır. Bu Kürt devleti kurma hayalini önceki yıllarda
Mustafa Barzani, son zamanlarda ise o
ğlu Mesut Barzani kurmaktadır.   
24
Mayıs 1998 günü, Murat operasyonu adı altında bölgede 24 General, 76 Tabur ve
39 500 askerin katılımıyla bir operasyon gerçekle
ştirilir. 
Operasyon
bitiminde, dönemin Genel Kurmay Ba
şkanı Karadayı’nın yaptığı
a
çıklamalar manidardır. Şöyle ki;
“Çok
büyük bir operasyon gerçekle
ştirdiklerini, ancak terörü tamamen bitiremediklerini, vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğine zarar veren örgütün silahlı kanadını
kırdıklarını, Terör örgünün sadece silahlı kanadıyla de
ğil ayrıca legal uzantılarının faaliyetleriyle de, siyasi,
sosyal ve ekonomik alanlarda da mücadele edilmesi gerekti
ğini,  terörün
Ülkemizle alakalı farklı emeller besleyen, dı
ş mihraklar tarafından sürekli desteklendiğini ama bu tür desteklerin terörle mücadeleyi
millete indirgeyerek, çözdüklerini ve önemli olanın terörle mücadelenin sadece
silahla yapılmayıp ba
şka
stratejiler geli
ştirilerek
yap
ılması gerektiğini ayrıca Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında, sunulan
tekliflerde hep silahlı mücadelenin yanında ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan
da bölgeye yönelik çalı
şmaların
ba
şlatılması gerektiğini” şeklinde açıklamalarda bulunmuştur.
Karadayı’nın
yaptı
ğı
a
çıklamalarda, üzerinde özellikle durduğu, önemli konulardan bazıları şunlardı, Terörle mücadelenin sadece silahla yapılmadığı
ve ter
örü
besleyen, nemalanmas
ını sağlayan etkenleri ortadan kaldırmak için, teröre destek veren ülkelerle anlaşmalar yapılarak desteğin kesilmesini ve yapılacak projelerle bölgenin
ekonomik açıdan canlanmasını sa
ğlamak, eğitimin
ihmal edilmeden ve s
üratle geliştirilmesi, kültürel açıdan bölgenin zenginleştirilerek cazibe merkezi haline getirilmesi gibi,
çalı
şmalara ağırlık
verilmesi, Terörle mücadelenin ba
şında
gelen konular oldu
ğunu
anlamaktay
ız.
Kaldı
ki, bölgede GAP projesinin hayata geçirilmesiyle ekonomik canlanmanın sa
ğlanabileceği, eğitime önem verilip bölgedeki vatandaşlarımızın okumaya teşvik edilmesiyle, örgütün
eleman kazan
ımının azaltılabileceği, bölgenin kendine ait turistik yerlerin, restore
edilerek turizme açılmasıyla kültürün zenginle
ştirilebileceği değerlendirilmektedir.
Yukarıda
anlatılan, Regal Resort Otelinin tuvaletinde gerekle
şen patlamayla ilgili, kızın PKK bağlatılırına değinmiştik, bu bağlamda Otelin eski sahibi Hikmet Babataş’ı öldürten
şahsın, Topal olduğunu da söylemiştik. Hikmet’in oğlu olan, otelin yeni sahibi Yaşar ile Topal arasında gerginlik yaşanmaya başlamıştır. Topal, Yaşar’ın babasını nasıl öldürttüyse, Yaşar’ı da öldürmeyi düşünmüş ve adamlarını peşine takmıştı. Bundan çekinen Yaşar, babasına yapılan suikastın, kendine de yapılabileceği endişesini taşıyordu.
Bundan dolay
ı Yaşar bir iş
adam
ının
arac
ılığıyla,
Topal’ı, PKK’ya öldürtmek için giri
şimde bulundu, ama yapılan canlı bombayla
suikast giri
şimi başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
Bütün
bu anlatılanlardan hareketle, Mafya veya çetelerin ve Örgütlerin, ülke
içerisinde kontrol edilmedi
ği zamanlarda hangi hesaplaşmalara sahne olduğu ortaya çıkmaktadır. Dolasıyla örgüt, Yaşar Babataş tarafından ücret karşılığında kiralanmış ve Ömer Lütfü Topal’ı öldürme girişiminde bulunmuştur.
Güney
Do
ğu Anadolu Bölgesinde, devletin zafiyete uğradığı
d
önemlerde,
Örgüt ve Örgüte müzahir a
şiretler,
Uyu
şturucu madde, silah, sigara, İnsan ve benzeri kaçakçılıkları
ger
çekleştirip maddi gelir elde ettikleri anlaşılmaktadır.
Hatta rant kavgas
ı o kadar büyüktür ki, bölgede güçlü olan, Bucak aşiretinin aldığı
ihaleleri ve yapm
ış olduğu kaçakçılık faaliyetlerini zayıflatıp, pastadan daha fazla pay
almak için, Sedat Bucak isimli
şahsa, helikopterli ve cep telefonu düzenekli bombayla saldırı planlandığı
g
özlenmektedir.  
Güneydoğuda sadece örgüt kaçakçılık faaliyetlerini gerçekleştirmemektedir. Devletin önemli
yerlerine s
ızmış, çetelerin, resmi araç-gereçlerle, silah ve Uyuşturucu madde kaçakçılığı yaptıkları
haberlere konu olmu
ştur.
Bu
bilgilerin büyük ço
ğunluğu, PKK itirafçıları tarafından da ortaya çıkartılmıştır. Ancak çoğunun can güvenlikleri olmamıştır. Çünkü pasta çok büyük ve devletin içerisine sızmış bazı şahıslarda bu pastadan büyük
pay almaktayd
ı. Devletin belli yerlerine sızmış çeteler tarafından, itirafçılar pek çok kaçakçılık faaliyetlerinde kullanılıyor, kullanılmak
istemeyenler ise susturuluyordu, bu susturulan ma
ğdurlardan birisi de Mustafa Deniz’dir.
Devletin
resmi helikopteriyle eroin maddesi ta
şınmış ve bunun organizasyonunu bizzat üst rütbeli
komutanlar, icrasını da ise alt rütbeli subaylar tarafından yapılmı
ştır. Yüksekova sınırından araçla uyuşturucu madde gelir ve askeri konvoyla Van iline götürülüyordu.
Mesele bu kadar laçkala
şmış vaziyettedir.
İrandan, 33 trilyon değerinde eroin maddesi gelir ve Yüksekova
belediyesine ait bir kamyona yüklenip,
İstanbula götürülecekken, yapılan bir ihbar neticesinde uyuşturucu maddesi, Jandarmanın düzenlediği operasyonla yakalanmış olur. Neticesinde Yüksekova Belediye Başkanı ve 4 tane Devletin farklı
kurumlar
ında
çalışan görevliler tutuklanır. Bu olay
kamuoyuna da yansımı
ştır.
Bütün
bu olaylardan anla
şılan şu ki;  Ülkenin
neresinde denetim yoksa orası koku
şmaya başlamış olur ve devlet üniter yapılarıyla kendini
hissettiremiyorsa, örgütler, çeteler veya mafyalar orada devlet olur ve kendi
kanunlarını koyarlar. Hatta devletin yetki ve imkânlarını kullanarak yukarıdaki
verilen örneklerde oldu
ğu
gibi suça karı
şırlar. Ülkücü mafyalar olsun, terör örgütü olsun,
adı ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti rejimini aynı ölçüde tehdit etmektedirler.
Ülkenin
kırılma noktası Güneydo
ğu
b
ölgesidir.
Çünkü gelen devlet memurları
bir taraftan terör belasıyla u
ğraşırken, diğer bir taraftan da kendilerini dönen çarka kaptırıp
bozulmamak için mücadele veriyorlar.
Güneydoğu ekonomik, Siyasal, kültürel ve
E
ğitim açısından 
Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: