KÖSTEBEK JİTEM-MİT MOSSAD ÜÇGENİNDE TUNCAY GÜNEY İLE 240 GÜN

KARANLIK ODA
7 Ekim 2017
ABD’Lİ SİYONİSTLERİN AKP’Lİ PİYONİSTLERİ
7 Ekim 2017

KÖSTEBEK JİTEM-MİT MOSSAD ÜÇGENİNDE TUNCAY GÜNEY İLE 240 GÜN

Gazeteci
Kemal Kaplan 1998 de Yeni Şafak Gazetesinde çalışıyordu. Gazeteci ve yazarların
en büyük ilham kaynakları şüphesiz sağlam bir haber kaynağıdır. 1998 yılında bu
arayışa giren Kemal KAPLAN yakın bir dostunun Tuncay GÜNEY ile tanışmasında
etkili olur.  Yakın dostunun randevu
ayarlamasıyla ilk buluşma The Marmara otelin lobisinde Kemal KAPLAN, o zaman
satar gazetesinin sorumlu müdürü İbrahim SARP ve Haber kaynağı olarak düşünülen
kilit adam Tuncay güney ile bir araya gelirler.  Tuncay Güneyi ilk görüşte şok yaşayan kemal
kaplan, ilk izlenimini de orda veriyor ve bu adam eşcinsel diye tahminde
bulunuyor.
Tabi
cumhuriyet tarihinin en gizemli adamının eşcinsel olduğunu öğrenen kemal kaplan
büyük bir hayal kırıklığına uğruyor. Tabi yıllar sonra kilit adam diye lense
edileceğini aklının ucundan bile geçirmemişti. Gazeteci kemal kaplan ile
İbrahim sarp ikisi birlikte the Marmara otelin lobisinde daha sonra kilit adam
diye lens edilecek adamı süzmeye başladılar.
Daha ilk buluşmada bazı bilgileri anlatması Kemal Kaplanı hayretler
içinde bırakmıştı. Tabi zaman ilerledikçe gazeteci ruhuyla bunların yalan
olabileceğini, diğer taraftan “ya doğru ise” tezi onu büyük bir çıkmaza
sürüklüyordu.
Gazeteci
Kemal Kaplan ile görüşmeye giden İbrahim sarp ikinci kez Kemal Kaplan’dan
habersiz Tuncay Güney ile buluşuyor. İbrahim beyin ısrarı ile gazeteci Kemal
KAPLAN ikinci kez The Marmara otelin lobisinde yine buluşurlar.  Buluşma yaklaşık 2-3 saat sürer. Gazeteci Kemal
KAPLAN iki şık arasında kalmıştı. Ya doğru söylüyor ya da yalan söylüyor ama
haftalar sonra farkına varacaktı ki iki şıkta doğru olmadığı kanaatine varacaktı.
Çünkü Tuncay Güney doğruları arasına yalanları öyle kamufle ediyordu ki anlamak
imkânsızdı.
Yıllar
sonra kilit adam diye bir şahsiyet çıkmıştı ortaya. Bütün televizyon
ekranlarında onu görmek, bütün gazete manşetlerinde onu görmek artık mümkündü.
Çünkü herkes ona cumhuriyet tarihinin kilit adamı diye anıyordu. Gazeteci Kemal
KAPLAN bu kilit adamla tam 240 gün geçirmiş ve A dan Z ye kadar bu adamın her
şeyini biliyordu.
Artık
Kemal KAPLAN ile Tuncay Güney hemen her gün buluşurlar. Yine günlerden bir gün
Tuncay güney yine Kemal KAPLAN’I taksime davet eder. İkisi buluşur ve sohbete
başlarlar. Tuncay güney daha önce çıkardıkları strateji dergisini yine
çıkarmayı düşündüğü ve bu işi birlikte yapmayı teklif etti. Tabi bu teklif
karşısında yazar Kemal KAPLAN hiç düşünmeden kabul eder ev artık Tuncay Güney’le
iş ortağıdır.  Hemen o gün gazeteye gider
ve ayrılmak istediğini söyler hemen çıkışını verirler ve gazeteden ayrılır
starteji dergisinde macerası böylelikle başlar. Hemen kervangeçmez sokaktaki
Dilan sitesi kat 1 deki yerlerine gider. Burada hem Tuncay Güneyi çözmek hem de
mesleğini devam etmek düşüncesindeydi.
Çok geçmeden ilk bombayı patlatmıştı Tuncay güney.
O
FOTOĞRAF VE FAZİLET PARTİSİ
Artık
ikisi birlikte çalışıyorlardı. Bir gün Tuncay’ın elinde bir kutu ile içeriye
girer. Elinde bulunan Kutunun içinde bir film şeridi olduğunu söyler. Çıkarıp
ışığa tuttur. Kemal kaplan gözlerine inanamaz ve gördüğü manzara karşısında şok
olur. Kısık bir sesle bu nedir? Diye sorar. Tuncay Güney birilerinin bunu posta
kutusuna attığı ve kim olduğunu bilmediğini ifade eder. Ama yazar gözlerine
inanamaz çünkü fotoğrafta Mesut YILMAZ, Cavit KAVAK ve Abdullah ÇATLI aynı
kadreydi. Bu fotoğraf karesi ülkeyi yerinden oynatacak cinstendi. Ama Tuncay
GÜNEY bunu nasıl paraya çevireceğinin peşindeydi. Yazarın aklına Tansu ÇİLLER
geldi daha sözcüklere dökmemişti ki Tuncay ağzından lafı aldı ve Tansu hanımda
bunlardan sürüyle var dedi ve ekledi bu fotoğraf fazilet partisinin işine
yarar. Seninde bir diyaloğun var Recai KUTANLA bunu sen başarırsın. Yazar bu
sefer sert bir kayaya toslamıştı ne yapacağını bilmez bir şekilde duraksadı. Daha
önce vakit ve yeni şafakta gazetecilik yaptığı içini kemal kaplan fazilet
partisi zaten bir diyalog içindeydi. Ama işin zor tarafı böyle bir işe ilk defa
kalkışıyordu. Ona çok ters gelmişti bir gazetece elindeki bir belge veya
bilgiyi para karşılığında satması. Uzun çabalar sonrasında randevu alınmıştı.
Diğer yandan içi içini kemiriyordu çünkü böyle bir olayın basına yansıması
kendisinin de sonu olacağını biliyordu. Bunu rağmen yine Tuncay güneyin
bilenmez dünyasına dalmak için buna katlanmıştı. Fotoğraflar karşılığında 150
dolar istenmiş, tam o sıralarda 28 Şubat patlak vermiş ve parti kapatılmıştı
maddi olarak sıkıntı yaşıyorlardı bunun içini de bu parada fazilet partisine
çok geldiği için bir sonuç alınmamıştı.
TUNCAY
GÜNEYİN GAY YAPILANMAS.
Aslında
kemal KAPLAN, Tuncay GÜNEY i ilk tanışmasında homoseksüel olduğu kanaatine
varır. Sonraları bakar ki aslında bu homoseksüel bir yapılanma legal görünümlü
illegal hale gelmişti. Çünkü Tuncay’ın çevresindekilerin çoğu onun
gibiydi.  Tuncay’ın 20 yaşlarında Ferhat
isminde bir sevgilisi vardı. Bir gün bakar ki Tuncay’ın odasında ağlıyor yanına
gider ve sorar, o da Tuncay’ın kendisini kemerle dövdüğünü ve ilişkiye
zorladığını söyler. O gün hayal ötesine gider ve kendisini sahil kenarına atar.
Sanki farklı bir âlem de yaşıyormuş gibi gelir. Tam bu âlemlerde bocalarken
Tuncay ın aradığını görür. Tuncay kendisinin taksime gelmesini onu Prive gece
kulübüne götüreceğini söyler. Prive aslında Tuncay gibi insanların çokça
takıldığı bir mekândı ama her türlü insanı da bulabilirdin. İlk tanıştırdığı
gay emniyet mensubuydu. Bunu duyduğunda kulaklarına inanamaz. Daha şaşkınlığını
atlamadan bu sefer masalarına üç kişi gelir. Bunlardan biri ABD İstanbul
konsolosluğun da, biri Ticaret ve Sanayi Bakanlığında diğeri ise bir diplomattı.
Hem de Ortadoğu da bir ülkenin İstanbul konsolosluğunda görevliydi.  
SARIYER’DEN YÜKSELEN İSYAN SESLERİ VE
TAYYİP ERDOĞANA KURULAN KOMPLO
28 Şubat
rüzgârı esmiş Refah Partisi kapatılmış ve yerine fazilet partisi kurulmuş. Yeni
kurulan Fazilet partisi içinde muhaliflerin sesi gittikçe aleni olarak duyulmaya
başlamıştı. Fazilet partisinden iki farklı ses çıkıyordu biri milli görüşçüler
diğeri yenilikçiler kanadı. Yenilikçileri Abdullah gül temsil ediyordu.  Recep Tayyip Erdoğan da gül kanadında yer
almıştı. Recep Tayyip Erdoğan bir mitingde okuduğu şiir yüzünden 10 aylık hapis
cezasına çarptırılır. Temyizi için Recep Tayyip Erdoğan’ın dosyası Yargıtay da
bekliyordu. Tuncay Güney için gün doğmuştu. Bunu nasıl paraya dönüştüreceğinin
planların yapıyordu. O sıralarda İstanbul da Sarıyer belediye başkanı desteğini
açıkça yenilikçilerden taraf olarak açıklamıştı. Tuncay güney tam adamını
bulmuştu. Hem yenilikçi kanattan hem de Recep Tayyip Erdoğan a yakın bir isim.
Hemen özel kuvvetler komutanlığına sahte bir belge hazırlayım Sarıyer belediye
başkanından randevu alırlar. Başkan durumu izah eder ve belgeyi gösterir.
Başkan şok olmuştu. Tuncay Güneyden çok korkmuştu. Tuncay’ın planı yavaş yavaş
tutuyordu. İkinci etap para. Tuncay güney, Recep Tayyip Erdoğan’ın cezasının
kaldırabileceğini bunun karşılığında 10 milyon dolar istediğin iletti. Recep
Tayyip Erdoğan’ın da bu gibi şeylere inandırmışlardı. Ama Muhsin yazıcı oğlu bu
gibi tezgâhların kurulduğunu suçüstü yapmak için son ana kadar bekleyeceklerini
bu tür yollara başvurmamasını söyledi. Gerekirse gidip cezanı çek gel. Bunun
üstüne Recep Tayyip Erdoğan bu tip komplolardan uzak durdu.
ŞEHRİN
İLLEGALİTE MERKEZE STRATEJİ DERSİGİ
Epey
zaman geçmesine rağmen bir türlü dergi yayınlanamıyordu. Çünkü çoğu zamanları
dışarıda başkalarıyla görüşmede geçen Tuncay Güney ile Kemal Kaplan ofiste
oldukları zamanda ofise gelen gidenlerin hadi hesabı yoktu. Yine günlerden bir
gün ofise bir adam gelir. Tuncay yanındaki kemal beyi adama para operasyonları
yapan adam olarak tanıttı. Tuncay adamların zaafını bildiği için genellikle ona
göre starteji geliştirirdi. Onun için bu adamın elinde tam bir tır Kuveyt
dinarı buluyordu. Tuncay bunu kaçırmak ister mi? Bu paralar Kuveyt savaşı
sırasında yurtdışına çıkarılmış ve dolara çevirmek istiyorlardı. Bu sefer iş
kemal kaplan üzerinden organize edilecekti çünkü her zaman Tuncay güney
kendisini garantiye alırdı.
Yapılan
pazarlıklar ve görüşmeler sonunda paranın değerinin olmadığı, Kuveyt’in yeni
para bastığını öğrenen Tuncay güney hemen işin peşini bırakır.
Strateji
dergisi yayına geçmemesine rağmen ziyaretçileri eksik olmuyordu. O dönemde
kimler gelmezdi ki dergiye. Artık öyle olmuştu ki bir merkez haline gelmişti.
AYDINLIK
İLİŞKİLER
Tuncay
güney zifiri bir karanlık gibiydi ne görebilirsin nede içine girdiğinde bir şey
görebilirsin. Tuncay güney gay olmasına karşın alkolü haram olduğu için
içmiyordu. Annesi beş vakit namaz kılan biriydi. Eşi kapalı biriydi.  Tuncay ın zaman zaman cemaatlere yakın olmuş
olsa da hiçbir zaman cemaatler onu tam olarak kabullenip benimsememişler. Hiçbir
zaman cemaat kadrolarında bulunmadı. Çünkü o her zaman kendine bir basak veya
arka perde yapmak istiyordu.  Tuncay
güney bilinmesi çok zor bir kişiliğe sahipti. Bir gün aydınlık dergisine
giderler Adnan Akfırat ın yazı işleri olduğu dönemde, Tuncay güney hemen
soyisim bezerliğinden kemal kaplanı Cemalettin Kaplanın yeğeni diye tanıtır
Adnan Akfırat’a böylelikle elde etmek istediği bilgi belgeyi kolayca elde
edebilirdi.
MİT
TUNCAY GÜNEYDEN NE İSTER?
Tuncay
Güney, Şadi ve Nurullah ismindeki iki MİT Ajanıyla irtibatlıydı. Tuncay güney
topladığı bilgi belgeleri bir dosya halinde arada bir bunlara teslim ederdi.
Bunun karşılığında da çoğu zaman para alırdı. Kemal kaplan bu iki şahısla
tanışır.
O
zaman Antalya merkezli Ceylan otelde ETV tarafından bir yemek tertiplenir.
Tuncay ın işi olduğu için kemal tek başına katılmak zorunda kalır. Daha önce
tanıştığı iki MİT ajanından Nurullah isminde ki şahıs da ordadır.  Nurullah ismindeki ajan kemal kaplanın
masasına gelir ve konuşmaya başlar. Kemal bey,  zaman zaman Tuncay ın yanında belli kişiler
gelir gider seninde öyle olacak. Çünkü Tuncay ın doğası böyleydi. Kullanıp çöpe
atmak vardı doğasında. MİT ajanı Nurullah imsideki şahıs, Tuncay ın kiminle
irtibatlı olduğu kimlerle görüştüğü, ne işler karıştırdığını Kemal kaplandan
bildirmesin istiyordu.  Ama yazar Kemal
kaplan kabul etmedi.
Çünkü
Tuncay güney öyle biriydi. Jitem den tutun, MİT, Emniyet, MOSSAD. CIA hatta BND
ile irtibatlıydı. Bunun için Tuncay güney in irtibatlı veya görüştüğü kişiler
çok önemliydi. Mit ajanı şahısta bunları istiyordu. Ama Kemal Kaplan bu teklifi
reddediyordu.
500.YIL
VAKFI VE HARRY OJALVO
Antalya
Kemer de Noel Baba etkinlikleri yapıyordu. Bende Kemer Magic otele yerleşerek
programa dâhil oldum. Davetliler arasında 500.yıl vakfı koordinatörü Harry
ojalvo da vardı. Kemal Kaplan bir iki gün içinde adamla haşir neşir olmuş
samimiyeti ilerletmişti. Hatta ojalvo İstanbul’a döndüğünde kendisiyle görüşmek
istediğini illeti.  İstanbul dönen Kemal
Kaplan ojalvo ile samimiyeti epeyce ilerletir ve sonunda Tuncay ile de
tanıştırmak ister. Tuncay da bunu kabul eder. Görüşmeye giden kemal Kaplan ile
Tuncay orda Osman ZÜMRÜT diye bir ilahiyatçı ile tanışırlar. 19.mayıs
Üniversitesi ilahiyat fakültesi İslam tarihi ve İslam hukuku
profesörlerindendi. Çok şaşırmışlardı bir ilahiyatçı nasıl olurda yahudilerle
dostluk yapabilirdi. Ama sonra ojalvo nun deyimiyle o sizin bildiğiniz
ilahiyatçılardan değildir diyordu ya hangi ilahiyatçılardandı o yahudilerin
ilahiyatçılarındandı.
SABANCI
SUİKASTİNDEN GEÇEN YOL SUSURLUĞA MI ÇIKAR?
Sabancı
suikasti bomba gibi ortalığı tuz dumana çevirdi. Sabancı suikasti sanıkları
Fahriye ERDAL; Mustafa DUYAR ve İsmail AKKOL’UN DHKP-C üyesi oldukları suikastı
örgüt adına yaptıklarını gazetelerde çarşaf çarşaf yer alıyordu. Emri de örgüt
liderlerinden Ercan Kartalın verdiği yazıyordu. Tuncay Güney 3 Şubat 2001
yılında gözaltına alındığı zaman suikast ile ilgili ayrıntılı bilgi veriyordu.
Tuncay Güney’in ifade şöyle” Mustafa Duyar ile İsmail Akkol DHKP-c deyken
polise çalışıyordu. Fahriye Erdal’ın örgüt ile ilgili hiç yoktu. Erdal’ ı
sabancı Center’a işe susurlukta kazasında ölen Polis müdürü Hüseyin Kocadağ
yerleştirmiş”
CASUSLAR
KOL GEZİYOR TÜRKİYE NE YAPIYOR.
2008
yılında araştırma yapan Aytunç Altındal yaklaşık olarak 3.000 casusun
Türkiye’de olduğunu tahmininde buluyor. Yaklaşık 8 ay Tuncay’ın yanında kalan
yazar MİT başta olmak üzere Yabancı istihbarat birimleri olan MOSSAD CIA ile
temas kurduğuna şahit olur. Tuncay güneyi çözmek çok zordu. Çünkü ne zaman kime
çalıştığı hangi bilgiyi kime sattığı pek belli olmuyordu. Aslında Tuncay güney
kimin yanındaysa onun türküsünü çalışıyordu. Aslında Tuncay istihbarat
birimleri ile kedinin fare ile oynadığı gibi oynuyordu.  Bir bilgiyi ilk önce harmanlardı, sonra biraz
yalana bandırırdı üzerinde biraz gerçek bilgiler serpiştirirdi ve sonra servis
ederdi.  Her istihbarat birimi Tuncay
güney in kendilerine çalıştığını zannediyordu oysa hem herkese çalışıyor gibi
görünüyor hem de herkesi parmağında oynatıyordu.
ERGENEKON
İFADESİNİN PERDE ARKASI
Tuncay
güney ile 8 ayın ardından Kemal Kaplan Askere gider ve 2000 yılında askerliği
bitirir. 2000 yılında telefonun ucunda yine Tuncay güney’di ve görüşmek
istediğini iletir. Akşam saat 8 e 10 kala Pera da buluşurlar. Birinci buluşmada
Amerika gezisini anlatır. İkinci görüşmesinde ise korkmaz Yiğit ile MİT in
kendisi için restore ettiği ofis katından bahsediyordu. Bu görüşmelerin
üzerinden birkaç ay geçtikten sonra yine görüşürler bu sefer Tuncay Emniyetin
onu sorguladığını ifade ediyordu. Bu ifadeler 2007 yılında Ergenekon’un
itirafları diye lense edildi.
TUNCAY
GÜNEY KİM?

 

Kemal
KAPLAN yaklaşık olarak Tuncay GÜNEY ile 240 gün geçirmişti. Ailesinden, gay
arkadaşlarına iş ilişkilerinden görüşmelerine kadar herşeyi öğrenmişti. Kemal
Kaplan gibi her dönem Tuncay’ın yanında birileri bulunmuş. Nitekim MİT ajanı
Nurullah ismindeki şahısta bunu ifade etmişti. 240 gün boyunca hemen hergün
görüşürlerdi. Alsında Yazar onu tanıdığını sanmış ama 240 günün sonunda
elindeki bilgilere baktı Tuncay güney hakkında sadece bir HİÇ vardı. Çünkü
Tuncay Güney istemediği bilgiyi kimseyle paylaşmazdı. Kara kutu gibi bir
şeydi.  Gerçek anlamda kimsenin de
çözeceğine inanamıyordu. Tuncay’ın bütün varsayımları para üzerine kuruldu.
Para varsa o da var yoksa o da yok. Zaten bütün ilişkileri para üzerine
kuruluydu. 
Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: