MANKURTLAR VADİSİ — DERİN DEVLETİN ASKERLERİ

DÜNYA DÜZDÜR – 21. YÜZYILIN KISA TARİHİ
7 Ekim 2017
BİR EKONOMİ TETİKÇİSİNİN İTİRAFLARI
7 Ekim 2017

MANKURTLAR VADİSİ — DERİN DEVLETİN ASKERLERİ


Nayman Ana
, söylencesine göre; Kırgızların komşusu ve can düşmanı olan
Juan-Juanlar son derece gaddar ve acımasızdır. Fırsat buldukları zaman
komşu kabile ve oymaklara baskınlarda bulunup; yakıp yıkarlar, ne bulurlarsa
yağmalarlar ve genç esirleri de Mankurtlaştırarak ölünceye kadar
kendilerine köle yaparlar. Esir edilen gencin önce kafa derisini yüzerler,
sonra yaş bir deve derisini kafasına sıkıca sarıp günlerce güneşin altında
bekletirler. Deve derisi kurudukça kafayı sıkar, bu işkenceden kurtulan
esir sayısı neredeyse yok denecek kadar azdır. Sağ kalabilen esirin beyni
zedelenir ve sonunda hiçbir şey anımsamaz. Kimdir, nereden gelmiştir,
ailesi, anası babası, uyruğu nedir? Bu soruların hiçbirine yanıt veremez
ya da bulamaz…


                                        Mankurtlaşma

Mankurt, TDK sözlü
ğüne göre; kimliğinden
tamamen uzakla
şş, yabancılaşş kimse demektir. Bu terimin çıkışı Kırgız
Türklerine dayanmaktadır.  “Nayman Ana” söylencesine göre;
Kırgızların dü
şmanı olan Juan-Juanlar fırsat buldukları zaman komşu kabile
ve oymaklara baskınlarda bulunup yakıp yıkarlar, ne bulurlarsa ya
ğmalarlar
ve genç esirleri de Mankurtla
ştırarak ölünceye
kadar kendilerine köle yaparlar. Esir edilen gencin önce kafa derisini
yüzerler, sonra ya
ş bir deve derisini kafasına sıkıca sarıp günlerce güneşin
altında bekletirler. Deve derisi kurudukça kafayı sıkar, bu i
şkenceden
kurtulan esir sayısı neredeyse yok denecek kadar azdır. Sa
ğ kalabilen
esirin beyni zedelenir ve sonunda hiçbir 
şey
anımsamaz. Juan-Juanlar, Nayman Ana’nın da bir o
ğlunu esir
alır ve onu da bir Mankurt hâline getirirler. Ama o
ğlundan
bir türlü vazgeçmeyen ve onu bulup geri getirmeye kararlı olan Nayman
Ana, araya taraya Juan-Juanların develerini gütmekle görevlendirdikleri yerde o
ğlunu
bulur fakat o
ğlu kendisini tanımaz ve annesini gözünü kırpmadan öldürür. Aslında
Mankurtla
ştırmadan kurtuluşun tek yolu ölümdür. Ama
esir ölmeyip de sa
ğ kalırsa Mankurt olarak yaşar.
Mankurtlar Vadisi kitabı genel olarak Türk tarihinde Mankurtla
ştırma ve
Mankurtların durumunu anlatan örnekleri aktarmaktadır.
Milliyetçi Hareket

1960 darbesinde aktif rol oynayan Alparslan Türkeş daha
sonra 14’ler hareketinde bulundu
ğu için
Miili Birlik Komitesi tarafından sürgüne gönderilerek ülkeden uzakla
ştırılır.
Daha sonra 14 arkada
şı ile birlikte ülkeye dönen Türkeş giderek
kan kaybeden Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisine 1965’te katılır. Daha
sonra yapılan genel seçimlerle de bu partinin genel ba
şkanı olur.
8. Ola
ğan Kongrede kendisine ‘Başbuğ’ ünvanı verilir.
Bu kongrede en temel amaçlarının ülkeyi komünist
tehlikesinden kurtarmak olu
ğunu söyler. Genel İdare
Kurulu parti sembolü olarak üç hilal sembolüne karar kılar. 
Ülkücü Gençlik Örgütü de Bozkurt amblemini alır.
Daha sonra partinin adı Milliyetçi Hareket olarak de
ğişir.
Alparslan Türkeş başvurduğu Kuleli
askeri okulundan geri çevrilince mason olan Sırrı Bellio
ğlu
aracılı
ğı ile tekrar kabul alır. Bu konu tekrar gündeme geldiğinde
kendisi de mason olan Erol Simavi ilerleyen yıllarda Türke
ş’in
kendisine gelerek masonlu
ğa kabulü için ısrar ettiğini söyler.
Aslında Mare
şal Fevzi Çakmak’tan bu yana masonluk, Mevlevilik iç içe
ve karı
şık ilişkiler içinde olmuştur. Bu yüzden MIT’in temellerini
olu
şturan Teşkilat-ı Mahsusa’nın da içinde çok sayıda mason yer almıştır.
Kurtulu
ş Savaşı sırasında Türk Ocaklarının kurulması için en fazla
maddi deste
ği veren kişi Yahudi asıllı Tekin Alp Müstear ismiyle tanınan Moiz Kohen
olmu
ştur.
Gladio
İkinci Dünya Savaşı, dünyadaki dengeleri bir yandan
alt üst ederken, di
ğer yandan da yeni dengelerin kurulmasına yol açmıştır. Savaşın
ardından daha sinsi, daha acımasız ve hiç bir kural tanımayan yeni bir harp ba
şlar. Bu
harbin adı “So
ğuk” ya da “Psikolojik” harptir. Sovyet Sosyalist
Cumhuriyetler Birli
ği’nin(SSCB) olası bir işgal
durumuna kar
şı 1948’te NATO kurulur.
CIA da komünizmle mücadele amacıyla yeni bir örgütlenmeye gider.
Basın, sendikalar kontrol altına alınır, bazı partilere mali destek sa
ğlanır.
CIA’nın amacı; anti-komünizm propagandası yaparak gizli kuvvet olu
şturacak
bir yapı olu
şturmaktır. Gladio adı verilen örgüt bu gerekçeyle kurulur.
Latince, kılıç anlamına gelen Gladio sözcüğünü isim
olarak kullanan örgüt, Amerikan ve 
İngiliz
konrtgerilla örgütlenmesi olan Stay Behind tarafından 1952 yılında
kurulur. CIA tarafından yönetilen ve finanse edilen örgüt, 1956 yılına kadar
ABD ile i
şbirliği içinde, casusluk ve gerilla savaşı yapmak üzere örgütlenmiştir.
Örgütün, resmi adı Müttefik Koordinasyon Komitesi (Allied Coordination
Committee)’dir.
ABD’nin finanse ettiği bu örgütler
bir i
şgal durumunda sabotaj ve gerilla eylemleri gerçekleştirerek,
şarıdaki hükümete bilgi göndereceklerdir. İdarecilerin
e
ğitimi NATO üyesi ülkelerde, belli merkezlerde
verilirken, di
ğer ülkelerde ise CIA ve NATO tarafından sağlanmaktadır.
Gladio, 
İtalya’daki örgütün kod adıdır. Örgüt Türkiye’de Kontrgerilla
olarak tanınmaktadır. Türkiye’deki örgüt 27 Eylül 1954’te Seferberlik Tetkik
Kurulu adıyla kurulur.
1 Mayıs 1977, Maraş, Çorum ve Sivas olayları ile
Susurluk Kazası’ndan sonra Türkiye’de Glaido tartı
şmaları yeniden
kızı
şır. Ancak bu örgütün varlığı sürekli
reddedilir.
Glaido kuşkuları da Seferberlik Tetkik Kurulu ve sonraları Özel
Harp Dairesi adını alan kurumun üzerinden bir türlü kalkmaz. Adı Glaido
ile özde
şleşen Seferberlik Tetkik Kurulu’nun kökeni İttihat ve
Terakki Partisi’nin istihbarat örgütü Te
şkilat-ı
Mahsusa’ya kadar uzanmaktadır. Seferberlik Tetkik Kurulu ya da Türk Gladiosu
1954 yılında Korgeneral Dani
ş Karabelen tarafından
kurulur.
Daniş Karabelen’in bir özelliği de Teşkilat-ı Mahsusa’nın
en genç elemanı olmasıdır. Korgeneral Dani
ş Karabelen,
Türkiye’de askeri komando ve para
şüt
birliklerinin kuran ve geli
şmelerini sağlayan kişidir. Bu
birlikler Amerikalıların tavsiye ve deste
ği ile
kurulur. Buralarda ders veren ki
şiler de
Amerika’da e
ğitimden geçirilmiştir.
Bu arada 1960’lı yılların sonunda MHP’nin kurduğu Komando
Kampları’nın kurulu
şunda da Daniş Karabelen’in imzası vardır. Bu kamplar Karabelen’in
telkini ile kurulur.
27 Mayıs 1960 ihtilalinin TSK açısından dönüm noktası olmuştur.
“Sıfır General” sloganı ile Ordu içinde temizlik uygulaması ba
şlatılır.
300’e yakın general ve amiral ile 7 bin dolayında subay Ordu’dan bir gecede
emekli edilir. Tarihe EM
İNSU olayı olarak geçen bu tasfiyelerin tazminatı Amerika’dan
sa
ğlanan paralarla finanse edilir. Seferberlik Tetkik Kurulu’nun başında bu
dönemde Korgeneral Dani
ş Karabelen vardır. Emekliye ayrılmasına rağmen
görevini sivil olarak halen sürmektedir. Amerikan ekolü yava
ş yavaş ve
emin adımlarla Türk Silahlı Kuvvetleri’ni de dönü
ştürmektedir.
Karabelen Paşa’nın da yaşam öyküsü bir hayli ilginçtir. 1898’de İstanbul’da
do
ğar. Babası Bahriye (Deniz) Kolağası Mehmet
Rasim Bey, annesi ise Hatice Növber Hanım’dır. Dani
ş Bey’e
de baba mesle
ği askerlik uygun görülür. Karabelen, askeri rüştiyeden
mezun olup, Kuleli Askeri Lisesi’ne girer. 1915 yılında talimgâhı birincilikle
bitiren Dani
ş Karabelen, 17 yaşında
okuldan mezun olur ve tercihini Filistin Cephesi’nden yana kullanır.
Bu yıllarda Teşkilat-ı Mahsusa Filistin’de
geri sava
şı yürütmektedir. Daniş Karabelen,
5’inci Ordu’da görevlendirilir. Merkezi 
Şam’da
olan bu Ordu’nun ba
şında ünlü Cemal Paşa vardır.
Liman Von Sanders’in ve daha sonra Mustafa Kemal Pa
şa’nın
görev yaptı
ğı Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı’nın şifre
bürosunda çalı
şştır. 1’inci Dünya Savaşı Osmanlı için
30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi ile sona erince, Dani
ş Karabelen
de üç yıl sonra 
İstanbul’a döndü. Seferberlik
Tetkik Kurulu aynı zamanda Kurtulu
ş Savaşı için
de çalı
şmalar başlamıştır. Teşkilat-ı Mahsusa Anadolu’ya silah ve insan nakletmektedir.
Genelkurmay Başkanlığı Kara
Kuvvetleri Komutanlı
ğı Personel Dairesi’nin bilgilerine göre Korgeneral Daniş Karabelen’in
Askerlik ya
şamı 27 Mart 1915’te Kuleli Askeri Lisesi’ne girişi ile başlar ve 7
Temmuz 1958’deki Seferberlik Tetkik Kurulu ba
şkanlığından
istifasıyla son buluyor. Ancak Dani
ş Karabelen,
bu görevi mü
şavir adı altında sivil olarak 29 Mayıs 1960’a kadar sürer.
Karabelen 1’nci Dünya Sava
şı’nı yaşar.
Kurtulu
ş Savaşına katılır. 28 Kasım 1952 ile 4 Eylül 1953 tarihleri arasında
Kore’de sava
şır. Kore’den sonra Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yurtiçi
Genel Daire Ba
şkanvekilliği görevine getirilir.
Apo ve örtülü ödenek
PKK’nın elebaşısı Abdullah Öcalan’ın
karanlık ve karma
şık ilişkileri kamuoyu tarafından zaman zaman sorgulansa da her zaman
sisler arasında kalmı
ştır. Özellikle 1970li yılların sonunda Ağrılı Pilot
Necati Kaya ile ili
şkileri bir türlü açığa çıkarılamaz.
Abdullah Öcalan 1960’lı yılların sonunda kendi halinde bir öğrenci
iken nasıl oldu da Türkiye’nin son 25 yılına damgasını vuran bir kanlı örgüt
kurabilir. Kitapta Öcalan’ın geçmi
şine de
projektör tutulmaktadır. Abdullah Öcalan’ın Gerçek Fikir Ajansı adlı bir kurulu
şta çaycı
olarak çalı
şğı bilinmektedir. Ancak bu kuruluşun bir
dönem Türkiye Cumhuriyeti’nin Ba
şbakanlarına
kullanmak üzere ayrılan Örtülü Ödenek’ten para aldı
ğı kamuoyu
tarafından bilinmemektedir. Gerçek Fikir Ajansı’nın sahibi ise Refik
Korkud(Korkut)tur. Korkut, Türk Gladiosu ile ili
şkileri
oldu
ğu artık genel kabul gören Türkiye Komünizmle Mücadele
Dernekleri’nin de aktif bir üyesidir. Aynı zamanda da ideologları arasındadır.
Eski adıyla “Tahsisat-ı Mesture” olarak bilinen Örtülü Ödenek
hesabının kayıtları dönemin Ba
şbakanlık Müsteşarı Salih
Korur tarafından tutuldu
ğu bildirilen kitapta bu ödenekten para alanlardan Refik Korkut
üzerinde durulmaktadır. Aynı listede Fikir Ajansı Sahibi Refik Korkud’a da 1959
yılının A
ğustos ayında 28 bin lira ödendiği
görülmektedir. Kitapta Abdullah Öcalan’ın bu ajansta çaycı olarak görev yaptı
ğı belirtilmektedir.
PKK kendi dışındaki Kürt ve Türk örgütlerine yaşama şansı tanımaz.
Sol gruplara sosyal 
şövenist denilir. Diğer Kürt örgütlerine
ise ilkel milliyetçi denilerek sava
ş açılır.
Di
ğer Kürt örgütleri ve Türk solu ile PKK arasında sık sık
silahlı çatı
şmalar yaşanır.
İlk dönemlerde güvenlik güçleri ile uğraşmamaya
özen gösteren PKK, bazı a
şiret reisleri ile işbirliği yaparak
di
ğerleri üzerinde hakimiyet kurmaya gayret eder. PKK 1978’de
ilk kongresini yapar ve “ Kürdistan Devriminin Yolu” adlı manifestoda ilan etti
ği görüşleri
benimser. Bu kongrede geçici Merkez Komitesi belirlenir. Ülke genelinde geçici
il komiteleri kurmak için çalı
şma başlatılır.
Kongrenin ardından gerçekle
ştirilen iki toplantıda tüzük
tasla
ğı hazırlanır. Tüzükte; örgüte Partiya Karkeren Kürdistan adı
konulur.
Yine tüzüğe göre, partinin en yetkili organı kongre olarak belirlenir.
Kongrenin Merkez Komite’yi seçmesi, komitenin de kendi arasından be
ş kişilik bir
Polit Büro belirlemesi planlanmaktadır. Merkez Komite’ye ba
ğlı olarak
alt örgütler, 
şehir, ilçe, gençlik, kadın ve işçi
komiteleri kurulacaktır. Tüzü
ğe göre; kişi örgüte,
alt örgütler üstü ve tüm örgütler Merkez Komitesi’ne komite
de kongreye ba
ğlı olacaktır. Genel olarak sol örgüt mantığı ile
kurulmasına ra
ğmen ve sol örgütlerde konsey yönetimi usulünün yaygın
olmasına ra
ğmen PKK enteresan bir şekilde
zamanla Abdullah Öcalan ile tek lider yönetimine girer.
Örgütü PKK adı konulsa da 1978’den sonra bölgede bu grup APOCULAR
olarak ünlenir. Abdullah Öcalan 12 Eylül 1980 darbesinden kısa süre önce yurtdı
şına
çıkar. 
Şam’a yerleşir. PKK fiilen tasfiye olur, örgütte tek adam dönemi başlar.
Abdullah Öcalan Hafız Esat ailesi ile yakın ilişki kurar,
Beka vadisinde ve cezaevlerinde yapılan tartı
şmalarda
kongre ve Merkez Komite’ye vurgu yapılsa da PKK artık Öcalan’ın malıdır.
Cezaevinden çıkarak solu
ğu Bekaa’da alan eski militanlar kısa sürede Abdullah Öcalan’ın
entrikaları ile tasfiye edilir. Kimisi öldürülür, kimisi öz ele
ştiri
vererek Öcalan’a ba
ğlılık yemini eder, kimisi de canını zor kurtararak Avrupa’ya
kaçar.
Abdullah Öcalan, PKK’nın kurucuları ve ilk militanlarına son
darbeyi 1986 yılında Bekaa’da yapılan Üçüncü kongrede indirir. Burada kendisini
parti önderi, ulusal önder, ba
şkan, baş komutan,
cephe ba
şkanı, önderlik olarak ilan eder. Her PKK’lı bundan sonra Öcalan’a
kar
şısında ya da gıyabında ancak bu sıfatlarla hitap edebilecektir.
Abdullah Öcalan, rakiplerini sadece siyasi mevta haline getirmez, kendine
ba
ğlı bir infaz ekibi de kurdurur. Bu ekip kendisine Apocular
olarak adlandırır ve gerek Avrupa’da gerekse de da
ğlarda
Abdullah Öcalan’a bayrak açan emirlerini dinlemeyen ki
şileri ya
pusuya dü
şürür, ya da uyduruk mahkeme kararları ile infaz ettirir.
Öcalan’ın annesi Türk mü Ermeni mi?

Kitapta, Öcalan’ın annesi Üveyş Öcalan
ile ilgili ilginç bilgiler bulunmaktadır. 
İttihat
Terakkinin üçlü karar organı olan Enver, Talat ve Cemal Pa
şalar,
Ermenilere ferman çıkarır. Türkiye ve Kürdistan’ın her tarafından
Ermeniler yola çıkacaktır ve onları ‘En emin yer olan’ Derazor’da
toplayacaklardır. Adana’dan bir kafile yola çıkar.
Güzergah Antep, Urfa, Mardin ve ordan Derazor olacaktır. Bunlardan
bir kısmı Antep’de kalır. Henüz 8, 9 ya
şlarında
Sıti, Mardin/Derik/Kızıl köyünde elkonur. Sıti Hamit adında bir Kürdle
evlendirilir. Mahmud adında bir çocu
ğu olur.
Ve Sıti kocasından ayrılır. O
ğlu Mahmud’u yanına alır. Onu
büyütür. Okutur. Mahmut evlenir. Çoluk çocu
ğa karışır ve
Derik’te emekli müftü olur. Sıti ölmek üzere iken o
ğlu
Mahmud’u yanına ça
ğırır. Başından geçenleri bir bir anlatır ve ‘Benim Ablam, Uveyş’dir.
Onlar Urfa’da kaldılar. 
Şu anda Adana’dalar. Bunu sen bil
ve kimseye söyleme’ der. Gözlerini yumar. Sıti bir Ermeniyken bir Müslüman
olarak ölür. Bu bilgiyi ö
ğrenen kişi zamanla çok sıkıntıya girer ve örgütün infaz listesine
girer. Daha sonra yurtdı
şına kaçarak kurtulur.
Abdullah Öcalan ‘99’ İmralı beyanında
; ‘Benim anam Türk’tür, der. Oysa çevresindekiler o zamana kadar anasını da
babasını da Kürt bilmektedirler. Bu hala konu
şulmaktadır
ve tartı
şılmaktadır.
Ülkücü Kesire Öcalan
Abdullah Öcalan’a muhalefet bayrağı açanlar
arasında eski e
şi Kesire Yıldırım Öcalan da vardır ama Apo’ya rağmen
hayatta kalan da tek ki
şidir. Kesire Yıldırım’ın babası Ali Yıldırım’ın Milli İstihbarat
Te
şkilatı’nın kullandığı bir
isim oldu
ğu genel kabul görmektedir. Kesire’nin bir özelliği de Ülkücü kökenli
olmasıdır. Elazı
ğ’daki öğrencilik yıllarında arkadaşları arasında Ülkücü olarak
tanınıyor. 1976 yılında Abdullah Öcalan ile evlenen Kesire 10 yıl boyunca bu
adamla aynı yuvayı payla
şır. Fakat ayrıldıktan sonra ona en düşman kişilerden
birisi olur. Hatta bir konu
şmasında Apo’yu Dünya Kürtlerini
asimilasyon ve soykırım yapmakla suçlar. 
Şu anda
yurtdı
şında olan Kesire aynı zamanda Apo’nun kara kutusu olarak da
bilinmektedir. Çünkü bunca zaman yanında olmasına ra
ğmen ondan
en az zararı görmü
ş kişidir.
Kitaptaki ilginç bilgilerden biri de eski Başbakan
Bülent Ecevit’e aittir. Ecevit, 27 Mayıs 1960 ihtilalini yapan Milli Birlik
Komitesi’nin 14 üyesinin tasfiyesinde önemli rol aldı
ğını açıklamaktadır.
Türke
ş’in talimatı ile kurulmak istenen Ülkü Kültür Birliği
Projesi’ne kamuoyundan büyük tepki gelir. Bu tepkinin ortaya çıkmasında Türke
ş’in iç darbe
ile iktidarı ele geçirmeyi planladı
ğı subayların
izledikleri strateji etkili olur. 
İsmet Paşa ile iyi
ili
şkiler içerisinde olan MBK’nın bazı üyeleri basını Türkeş’e karşı kışkırtır.
Özellikle CHP’nin yayın organı Ulus gazetesi bu konuda adeta
öncülük yapar. Bu projeye kar
şı yazı yazanlardan biri
de Ulus Gazetesi yazarı Bülent Ecevit’tir. Türke
ş’in faşist
gençlik örgütlenmesi pe
şinde olduğunu düşünen
Bülent Ecevit, projeye ve Türke
ş’e karşı sert
yazılar kaleme alır. Tabii Türke
ş ve
arkada
şlarının bu yazılara tepkisiz kalmaz ve ortak bir dost olan Dündar
Ta
şer’in evinde düzenlenen bir toplantıda Türkeş Ecevit’i
üstü kapalı bir 
şekilde tehdit eder. Ancak Bülent Ecevit her zamanki gibi bildiğini
okudu. Daha sonraları Ecevit 14’lerin tasfiyesinde dik durarak yazdı
ğı yazıların
etkisi oldu
ğunu söyler.
Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: