SUSURLUK 20 YILLIK DOMİNO OYUNU
7 Ekim 2017
MADALYALI MAHKUM – KORKUT EKEN
7 Ekim 2017

OPERASYON

”Bu kitap,
art
ık yeterince tanınan, sıkıştığı vakit ateistken Hıristiyan, Hıristiyan görünürken Müslüman olduğunu söyleme cüretkârlığını gösterenleri kendi ellerimizle güçlendirdiğimiz ihanetçilerin
ihanetlerini anlatmakta ve belgelemektedir. Yani Siyonist felsefenin
çizgisi doğrultusunda maddi çıkar karşılığı düşüncelerini, duygularını pazara çıkartan, para kazanmak uğruna dilini
dinini satan,
şuursuzca Yahudileşme temayülü gösteren yerli işbirlikçileri konu almakta, bu topraklar üzerinde yaşayanlara uyanlarda bulunmaktadı
r.”
                                    
Yazarın kitabı yazmasının
nedeni bu topraklar üzerinde iç ihanete giri
ş
yaparken zihnimizi
çok
y
önlü kullanabilmemiz ve sorunların temelinde hangi nedenlerin yattığının öğrenilmesini;
gençli
ğin,
fuhu
ş
ve eroin sekt
öründe birer meta olmaktan kurtulamadığını, bölücü, irticai faaliyetlerde
yerli i
şbirlikçilerin her dönem önemli bir yer teşkil
etti
ğini;
hakim sınıfının yozla
ştırmayı en çabuk gerçekleştiren
medya s
ınıfında olduğu,
tüm bunları kollayan denetleyici ajan kesimin bürokrasiyi de avucuna aldı
ğı
ve insanların dü
şünceleri dahil her şeylerini
maddeyle satın almanın mümkün oldu
ğunu;
 
Bu kitapta
artık yeterince tanınan, sıkı
ştığı
vakit ateist iken Hıristiyan, Hıristiyan görünürken Müslüman oldu
ğunu
s
öyleyen ihanetçilerin ihanetlerini anlattığını, yani Siyonist felsefenin çizgisi
do
ğrultusunda
maddi
çıkar karşılığı
d
üşüncelerini,
duygular
ını
pazara
çıkaran, para kazanmak uğruna
dilini dinini satan,
şuursuzca Yahudileşme
temay
ülü
g
österen yerli işbirlikçileri konu aldığını bu topraklar üzerinde yaşayanlara
uyanlarda bulunmak için yazdı
ğını belirtmiştir.
 
Yazar, bir
milleti meydana getiren üç önemli özelli
ğin
bulundu
ğunu;
bunların din, dil ve ırk oldu
ğunu; bu üç özellikten
ırkın, insanın ihtiyari dı
şında
geli
şen
bir olay oldu
ğu, bir insanın istediği
ırka mensup olması o insanın elinde olmadığı,
tamamen takdir-i ilâhînin kudreti elinde oldu
ğu,
dilde de insanın çok fazla ihtiyarını kullanamadı
ğı
bunun için anadili tabiri kullanıldı
ğını, anadilde insanın tercih hakkının olmadığı,
din konusuna gelince; dinin iki kısımda incelenebilece
ğini;
birincisi Bâtıni boyutu, “her
insan
İslâm
fıtratı üzere do
ğar.”; ikincisi zahiri boyutu ki; kişinin
anne, baba ve ya
şadığı
çevrenin etki ve tesiri ile dinini öğrendiği,
ancak bulu
ğ çağına,
sorumluluk alaca
ğı çağa
geldi
ği
zaman
öğrendiklerini
kendi aklı ile de tasdik veya ret etti
ği,
bu üç önemli unsurun birinden ya da birkaçından yoksun milletlerin millet olma
özelli
ğini
yitirmi
ş
ve k
ısa sürede tarih sahnesinden
çekildiklerini, bir milletin tarih sahnesinden çekilmesinin on yıllarla ifade
edilecek bir olay olmadı
ğını, yüz yıllarla ifade edilecek
büyük bir hadise oldu
ğunu belirtmiştir.
 
“Türkiye Türklere bırakılamayacak kadar önemli bir ülkedir” sözünü, Anadolu coğrafyası üzerinde
emelleri bulunan k
üresel
g
üçlerin Türkiye’deki ağızlarından birisi tarafından dile getirildiğini,
D
ünyanın hiçbir ülkesinde, kendi vatanı hakkında böyle bir söz söyleyeni hala aydın statüsünde
tutup, ona medyas
ında
yer vermeye devam edecek bir ba
şka ülkenin olmadığını fakat aydınları derin aşağılık kompleksleri ile yoğrulmuş
ve bu ayd
ınları çeşitli
d
ış
kaynaklardan nemalanan bir ülkede de buna pek fazla
şaşırmamak
gerekti
ğini,
içimizden hem de ekme
ğimizle beslenen bir şahsın çıkarak, tek başına,
bozuk tabanca efsanesi gibi teorilerle kendisini Kürt insanının (ha
şa)
Allah’
ı olarak tayin ettiğini
ve dini duygular
ı
rencide ederek, yüce yaratıcımız Allah’u Teâlâ’ya “Meho,
İsmail”
gibi vb. isimler taktı
ğını
ve yine de bu ki
şinin çok önemli sayıda silahlı,
silahsız taraftar bularak binlerce masum, zavallı insanın kanına girdi
ğini,
PKK’n
ın önderi olan Abdullah Öcalan’ın misyonunu tamamlaması dolayısıyla
s
özde Avrupalı dostları tarafından gözden çıkartılıp
ve adeta paketlenerek y
ıllar
boyu sava
ştığı
T
ürk devletine hediye edildiği,
PKK’nın taktik a
ğırlıklı geri manevra yaparak şiddete
ara verdi
ği, ama sorunun yine aşılamayıp çözümsüz kalındığını, suni meselelerle asıl gerçeklerin örtbas edilmeye çalışıldığını söylemiştir.
 
Bugün ülkemizin
içinde bulundu
ğu olaylar zincirinin, süreç
içerisindeki sistematik, dü
şmansı tavırların sonucu olduğu,
1905’li yıllarda Siyon liderlerinin toplanarak aldıkları kararlarlarda, mutlak
Yahudili
ğin
d
ünya üzerine egemen olması için izlenen bastırmacı, yıldırmacı, bölücü ve asimilasyona dayalı bir politika olduğu,
Siyon protokollerinin felsefeleri itibariyle;dünya üzerinde bulunan her Yahudi bir ajan ve
her bir ajan Yahudi olmayanlar için büyük bir tehlikedir”, sonucuna
varmanın mümkün oldu
ğu, nitekim 1905’li yıllarda ortaya
atılan Siyonizm’in dünyanın efendisi olması dü
şüncesinin,
özellikle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde önemli bir etkinli
ğe
sahip oldu
ğu ve aktüel bir çok olayların bu ana sorundan kaynaklandığı,
Siyon protokollerinde kendi a
ğızlarından; “Bizler Yahudiliğin
yery
üzüne
hakim olmas
ı için Yahudi olmayanları birer köle
yapaca
ğız.
Onlar
ı hizmetimizde çalıştıracağız.
Tüm dünya devletlerinin önemli merkezlerine yerle
şeceğiz.
Birtak
ım devletlerin yönetimini ele geçireceğiz Şayet
bunu beceremezsek, Yahudi olmayanlar
ı
propagandalar ile k
ışkırtacağız…
D
üşüncelerini
dahi satın alaca
ğız. Gençliği
yozla
ştırıp
yok edece
ğiz… Sürekli Yahudi olmayan devletleri
etnik sorunlar ile i
çte
g
üçsüz
duruma d
üşüreceğiz.”
şeklinde
d
üşüncelerini
ifade ettiklerini;
 
Ekmeğini
yiyip, suyunu içti
ği vatanını, menfaat uğruna
satmaktan kaçınmayan çıkar gruplarının süreç içerisinde ortaya çıktı
ğı,
bunlar
ın ülke içerisinde oldukça
tahribatlar olu
şturduğu,
bunlar
ın en belirgin örneğinin
68 ku
şağı
olarak isimlendirilen s
özde
‘sosyalist gruplar içerisinden çıkıp, günümüze kadar ula
şan
gruplar ve liderler oldu
ğu, örnek olarak bir dönem solun
misyoneri durumunda bulunan, Devleti dü
şünen
bir imaj olu
şturmasına karşın
ki
şiliği
kozmopolit, icraatlar
ı
ise daima b
ölücü
ve tahripk
âr
giri
şimlere
hizmet etmi
ş, Türk toplumu açısından gizem dolu
bir ki
şiliği
bulunan Do
ğu PERİNÇEK’in, CIA, MOSSAD, KGB bağlantılı MİT
üstü ajan diye kamuoyunda intiba olu
şturduğu,
PER
İNÇEKin kendi girişimleri
sonucu olu
şturduğu
kuvvetlerle devletin bekas
ına
y
önelik saldırılarını
idame ettirirken,
öte
yandan temeli 1973’de atılan ve”27 Kasım 1978’de kurulan PKK ile de gizli bir
diyalog sürecine ba
şladığını;
 
 15 Ağustos
1984 y
ılında
Eruh ve
Şemdinli
baskınlarıyla silahlı ve yeni bir dönemeç ya
şayan
Apocu PKK devletin zaafiyetlerinden ve halkın irade bo
şluğundan
faydalanarak kısa sürede büyüdü
ğünü
ve “Türk’ün dü
şmanı benim dostumdur” anlayışı neticesinde birçok dünya ülkesinin desteğini
ald
ığını, sözde Kürdistan haritaları çizilip,
Do
ğu
ve G
üneydoğu
Anadolu b
ölgeleri
Garzan, Serhat, Botan, Gap, Amed ve Behdinan gibi eyaletlerle bölünerek bu
yerlere silahlı güç da
ğılımı yapıldığını, eylemlerde iyiden iyiye artan gizli
destek açık deste
ğe dönüştüğünü, kitlesel hareketlenmeler ve kepenk
kapatma eylemlerinin birbiri ardına ya
şandığını, bu olayların Öcalan’a duyulan
güveni daha da güçlendirdi
ğini, bazı gazetecilerin Apo’nun propagandasını
yapmaktan geri kalmadıklarını, onlardan bazılarının; hep gizlemeye çalı
ştığı
olumlu tavr
ını PKK çatısı
alt
ında dışa
vurmaktan geri kalmayan 32.! gün TV program yapımcısı Mehmet Ali Birand, Med
TV’nin kurulu
şunda yardımlar yapan ve HADEP’ten milletvekili
adayı olmak istedi
ğini belirten İsmet
İmset,
Güneri Civao
ğlu, Tayfun Talipoğlu’nun
Apo’ya bebek katili demelerine ra
ğmen
onunla bir araya gelerek, çayını yudumladıklarını, bölünmü
şlüğe
çanak tutmaya yarayacak siyasi çözüm
form
üllerini aktüel bir olay haline getirerek 1993
yılında Türkiye ile PKK arasında elçilik yaptıklarını  belirtmi
ştir.
 
İngiliz entrikaları başta
olmak üzere bölge üzerinde emelleri olan ABD,
İsrail
vb. stratejik d
üşünen
ülkelerin illegal birimleri daima
destekledi
ğini, sözde Türkiye’ye bir haksızlık
yapılsa, sınırları ihlal edilse Türkiye ile aynı saflarda yer alacak müttefik
güçlerin tek amaçlarının Türkiye’nin bölünüp, parçalara ayrılması oldu
ğunu,
çünkü parçalanan bir ülkeyi
boyunduruk altına almanın, kendilerine muhtaç etmenin ve sömürmenin daha kolay
oldu
ğuydu.
 
1993 yılında
gazeteci oldu
ğu iddia eden Hasan Cemal’in Apo’nun yanına gittiğini, İsmet Sezgin‘den, üslubunu düzeltsin, hükümetin söylediklerini de fazla hesaba almasın,
notunu götürdü
ğünü,
yine
İsmet
Sezgin
in “Türkiye sert
konu
şursa
dikkate alma!”
şeklinde
bir mesaj daha yollad
ığını, ayrıca Sezgin’in İçişleri
Bakanl
ığı
koltu
ğunda
bulundu
ğu
y
ıllarda Apo için sarf ettiği;
“Sayın Öcalan!!!”
hitabı ve Ba
şbakan
Recep Tayyip Erdo
ğan’ın, 14 Ocak 2000’de konuk olduğu
Avustralya’n
ın
SBS Radyosu’nda ter
örist
ba
şı Abdullah Öcalan‘a
Sayın dedikten sonra
şehit düşen askerlerimiz için de
kelle
hitabının hafızalarda tazeliğini
korudu
ğunu;
Devletin, ekmeği
ile besledi
ği, imkanlardan mahrum etmediği
holdingciler, in
şaatçılar, yazarlar, şarkıcılar, siyasetçilerin hep PKK kervanında olduklarını, Toprak Holdingin
sahibi Halis Toprak’ın PKK’ya parasal yardımlarda bulundu
ğunu, kurduğu fabrikalarında PKK’nın ricası üzerine özellikle PKK sempatizanlarını
çalı
ştırdığını;
Ceylan Holding’in de PKK sempatizanlarını himaye etti
ği,
yard
ım ve parasal destek sağladığını; Batman Petrol Sendikaları ile kardeş diyalogu olduğunu; Tatlıses
Turizmin gönüllü yardımlarda bulundu
ğunu; Taşocakları işletmecisi Âli Rıza Septioğlu’ndan örgüt adına parasal destek sağlandığını;
Botan’da Babatlar, Osman Demir gibi a
şiretlerin
PKK’ya adam verme ve erzak ikmali gibi yard
ımlarda
bulundu
ğunu;
Bucak A
şireti mensubu ve Suruç‘la Kılıçlar’dan olan bazı kimselerin örgüte aktif destek sağladıkları bunların tamamının Öcalan’ın resmi ifadelerinde dile getirildiğini ama hiç birinin çıkıp ta açıklama yapma gereksinimi dahi
duymadıklarını;
 
“Terör
örgütünü-PKK’yı besleyen Barzani’nin yakın halkasında oldukları iddia edilen
bazı isimlerin ceplerine biz Türkiye olarak neden hâlâ para koymaya devam
ediyoruz? Türkiye’de BARZAN
İCİ bir BURJUVA yaratılmasına neden geçit veriyoruz?
Diye soran yazar; kısa adı AIE olan American Institution Enterprise’ın ünlü
danı
şmanlarından Michael Rubin’in, Daily Star
gazetesindeki bir yazısında; Barzani’nin
şahsi
servetinin iki milyar dolara ula
ştığını söylediğini,
özel kaynaklara göre, bu servetin bir bölümü de Türkiye’deki yakınlarına ait
gözüken PARAVAN oldukları iddia edilen
şirketlerin
geliriyle olu
şturulmaktaymış.
Bir zamanlar
İstanbul çocuklarının
‘hayal d
ünyası‘ olan İstanbul’daki
Tatilya’y
ı
Barzani a
şiretinden Malaşin
Barzani (DAR
İN ŞİRKETLER
GRUBU) 1.1 milyon dolara satın aldı
ğını, Türkiye’nin ilk ‘Mini Disneyland’ı
Barzani ailesinin oldu
ğunu, Dış
Ticaret M
üsteşarlığımdan
al
ınan bilgilere göre, Kuzey Irak’taki ithal içki ve sigara pazarının Kürt Bölgesi Başkanı Mesud Barzani ve ailesine ait şirketlerin
elinde oldu
ğunu, Barzani’nin yakın halkasında
bulunanların Mersin Serbest Bölgesi’nde de
şirketlerinin
bulundu
ğunu;
bir üniversitede ara
ştırma
görevlisi olan uzmanın, Mesud Barzani’nin kendi adıyla Türkiye’de
şirket
kurmas
ı veya hisse sahibi olması beklenemez. Araştırmalarımıza
göre Mersin Serbest Bölgesi’nde faaliyet gösteren 4 büyük
şirket
Barzani a
şiretine-aile çevresine çok yakın isimlere aittir dediğini
ve o
şirketlere
ait Mersin Ticaret Odası kayıtlarındaki bilgileri sunmu
ştur.
Ayrıca Neçirvan Barzani’nin
şirketleri Irak’taki içki sigara,
çay,
şeker
ve pirin
ç ihtiyacının
neredeyse tümünü tek ba
şına karşıladığını İddialara
g
öre sigaralar Kıbrıs Rum kesimi ya da Mersin’deki serbest
bölgeden alınıp, Türkiye’nin kasasına bir kuru
ş
bile girmeden
özel
koruma e
şliğinde
do
ğrudan
Irak’a gitti
ğini belirtiyor. Barzani’ye yakın
halkanın
şirketleri (Tamamının
150 civar
ında
oldu
ğunun
öne sürüldü
ğünü
s
öylüyor.
 
Ceylanpınar
Devlet Üretme Çiftli
ğinin bir yolsuzluk devi olduğunu söyleyen yazar, çiftliğin 177.000 hektar arazi varlığına
sahip oldu
ğunu, bu miktarın pek çok ülkenin
toprak varlı
ğından daha fazla olduğunu,
halen 11.000 hektarl
ık
alan
ın sulanabildiğini,
çiftlik arazisinde bugüne kadar petrol arama çalı
şması yapılmadığını ama sınırın hemen öte yanında
sadece birkaç kilometre uzaklıkta, zengin petrol kuyularının olup petrol
çıkartıldı
ğını,
arazinin verimlilik hesapları yapıldı
ğında
kıtlık zamanında Türkiye’nin güvenlik birimlerinin temel gıda ihtiyaçlarını kar
şılayacak
kapasiteye ve stratejik de
ğere sahip olduğunu,
sulama imkânının bulunması ve geni
şliği
nedeni ile tekno-tarım ya da tarımsal teknopark için çok uygun oldu
ğunu,
ba
şta
İsrail
firmalar
ı olmak üzere merkezi ABD’de bulunan birçok şirketin
buraya talip olduklarını, Tarım ve Köyi
şleri
Bakanlı
ğı
talimat
ı ile satış
i
şlemi
ba
şlayınca, TİGEM
Genel M
üdürlüğünden
ba
şta
Genel M
üdür
olmak
üzere bazı bürokratların, sürece pasif bir direnç
olu
şturduklarını
ve satı
şın
gerçekle
şmeyip
stratejik önemi ve de
ğeri olan arazinin şimdilik
korunmu
ş
oldu
ğunu,
Ceylanp
ınar’ın öneminin; Büyük Orta Doğu
Projesi’nin temel ö
ğesi olan sözde Kürdistanı kuzeyden Suriye üzerinden Akdeniz’e
ula
ştırılarak,
İsrail’e
co
ğrafi
olarak kavu
şturulacağı
ve bu stratejik hesapların Türkiye sınırındaki kom
şusu
olmasından kaynaklandı
ğını
vurgulam
ıştır.
 
ABD-İngiltere-İsrail
üçlüsünün Ortado
ğu operasyonunun Anadolu toprakları üzerinde
ya
şanan
“Türksüzle
ştirme” operasyonunu iyi tahlil etmek
gerekti
ğini
belirten yazar, operasyonun en kolay icra edilen ayaklar
ından birinin üretim (sermaye) yabancılaşması olduğunu,
28
Şubat
s
ürecinde ‘yeşil sermaye’ öcüsü yaratılarak
sindirilen Anadolu sermayesinin tabutuna son çivinin de 2001 krizi ile çakıldı
ğını ve krizin hemen sonrasında Bush’un
temsil etti
ği dünyanın en büyük finans-yatırım şirketlerinden
biri olan Cariyle Grubu’nun, Rahmi Koç ile özel bir toplantı yaptı
ğını ve bu toplantıda Türk ekonomisinin
küresel güç baronları arasında payla
şıldığını, Finans sermayesi alanında yapılan
operasyonun tamamlayıcı aya
ğının üretim alanında gerçekleştiğini
bu alanda Türkiye burjuvazisi maalesef milli bir burjuva olmaktan çıkıp, küresel
kraliyetçilerinin ta
şeronu konumuna düştüğünü, günümüzde Türk milletinin ‘saygıdeğer’
diye tan
ıdığı
ve maalesef ‘Türk’ olarak addetti
ği
bir
çok ismin bu operasyonun gönüllü maşası Yahudinin uşağı
konumunda oldu
ğunu;
Sabancı Grubunun,
Özdemir Sabancı’nın öldürülmesi öncesinde Japon sermayesini ciddi
şekilde
T
ürkiye’ye getirme yolunda adımlar
attı
ğını ve Toyota ile ciddi ortaklıklar
kurdu
ğunu
fakat Avrupa’nın dibine yerle
şecek olan Japon sermayesinin
birilerini kızdırdı
ğını,
DHKP-C’nin ta
şeronluğunda
ger
çekleştirilen
bir eylem ile Sabanc
ı
tröstüne gerekli mesaj verildi
ğini, bu olay sonrasında Sabancı‘ların mesajı aldığını ve araba üretiminden çekilerek,
Avrupalılarla gıda ve perakendecilik alanlarında ciddi yatırımlara giri
ştiğini,
bug
ün Toyota’nın o görkemli açılışını hatırlayanın bile kalmayıp, Türk
pazarının Japon otomobillerine kaptırılmasının birkaç kur
şun
ile engellendi
ğini, Türkiye’de birçok holdingi küresel
sermaye lobilerinin ma
şa olarak kullandığı
ve i
şi
bitti
ğinde
ataca
ğı
kabuk kurulu
şlar haline getirdiğinin
unutulmamas
ı
gerekti
ğini;
Operasyonun bir
di
ğer
aya
ğının toplumsal yabancılaşma
oldu
ğunu,
birkaç sene öncesine kadar kendi etnik kimliklerini telaffuz etme ihtiyacı bile
duymayan grupların, yeni dinamikler do
ğrultusunda
a
çıkça
etnik kimlikleri do
ğrultusunda kültürel, sosyal ve hatta politik
etkinliklere giri
ştiklerini, etnik parçalanmanın
ötesinde toplumun ayrıca belli dü
şünce
kal
ıpları çerçevesinde de bölünüp dondurulduğunu;
bunlardan birinin de bu co
ğrafya üzerindeki en köklü unsurlar biri olan İslam
dininin oldu
ğunu, Türkiye’de İslam’ın
hem kendi içinde, hem kendi dı
şında sürekli manipüle edildiğini,
toplumun önüne sürülen ‘dini liderlerin’ ço
ğu
bu kafa karı
şıklığını çözümlemekten
çok, derinle
ştirme yolunda hareket ettiklerini;
ayrıca Laik/
İslamcı ayrımının yanı sıra,
önümüzdeki sürecin mezhepsel ve azınlıklarla ba
ğlantılı
olarak gayrim
üslim
cemaatler nezdinde yeni k
ışkırtmalara açık olacağını
 
Siyonist Yahudi’nin
amacının Müslümanların sesini kesmek oldu
ğunu,
Nil’den, Fırat’a belki Toroslara kadar uzanan sözde vaat edilmi
ş topraklar
iddiasıyla bu yerlere sahip olurlarsa buralarda
İslam’ın şiarı olan mescitleri de yıkıp yok
etmekten kaçınmayacaklarını, haçlıların bugün üzerinde
İspanya
devletinin kuruldu
ğu Endülüs’ü ele geçirdiklerinde
oradaki milyonlarca Müslüman’a soykırım uygulayıp,
İslam’ın alameti olan on binlerce camiyi,
mescidi, medreseyi, k
ütüphaneyi
ve çe
şmeyi
y
ıktıklarını, bugün aynısını Filistin topraklarında
uyguladıklarını, günümüz Yahudilerinin en çok Müslümanların da
ğınıklıklarından ve kendilerine emanet edilen
mukaddes varl
ıklara
gere
ği
gibi sahip
çıkmamalarından cesaret aldıklarını;
 
Mason, Sabatayist, Rodary, Lîons vs. aslında hepsinin birer Yahudi lobisi
oldu
ğunu, dünya egemenliğini
elinde bulundurmak isteyen g
üçlerin kurduğu veya kurdurdukları gerek yeraltı gerek yerüstü birçok teşkilatın bulunup, bunların bir kısmının hem
yeraltında hem de yer üstünde faaliyet gösterdi
ğini,
bunlardan birinin  “Mason Cemiyeti” oldu
ğu,
bir di
ğerinin
de “Sabatayist”
denilen görüntüsü Müslüman olan ama gerçekte Müslüman olmayan,
İslam
dininde m
ünafık diye tabir edildiğini,
gerek masonlar gerekse Sabatayistlerin icraat ve inanç olarak birbirlerinden farklı
gözükseler de nihaî hedeflerinin aynı oldu
ğunu,
masonların amacının Müslüman Türk
milletini tarih sahnesinden silme operasyonunu gerçekle
ştirme
i
çinde olduklarını,
dini yozla
ştırıp ortadan kaldırmak istediklerini bunun içinde “Halkevleri” veya
“Köy Enstitüleri” gibi kurumlarla de
ğişik
metotlar denediklerini, bir ba
şka yöntemlerinin ise masonların
kontrolündeki medya kurulu
şları yoluyla dine ve dinî değerlere
kar
şı
y
ürütülen aleyhte propaganda çalışmalarının
oldu
ğudur.
 
Yazar
sabatayist oldu
ğu iddia edilen iş,
sanat, siyasi, ekonomi, k
ültürel alanda birçok ismi kitabında yer vermiş
ayr
ıca Türkiyede Avrupa Birliğinden para alan sivil toplum örgütleri (Sendikalar, Odalar, Vakıflar,
Dernekler), AB’den para alan Belediyeler ve projelerini belirtmi
ştir.
Bunlardan bazılarını örnek vermek gerekirse;
SENDİKALAR:
DİSK (Türkiye
Devrimci
İşçi
Sendikalar
ı
Konfederasyonu)
Genel Başkan:
S
üleyman Çelebi – Projenin Adı: DİSK Üyelerine İnsan
Haklar
ına Saygıyı
Öğretme.
– Tarih: 30.05.2002 – AB’den Aldı
ğı
Para: 550.128 Avro
TESK (Türkiye
Esnaf ve Sanatkârları Konfederas­yonu
)
Projenin Adı: Türkiye’de 5 E
ğitim Merkezi Açarak Bu Merkezlerde 1500 Kadına Girişimcilik
Becerisini
Öğretmek ve Pazarlama, Yönetim, Finans Konularında Eğitmek.-
Tarih: 1995-1999 süreci – AB’den Aldı
ğı
Para: 1.040.000 Avro
Türkiye Barolar
Birli
ği
Başkan:
Avukat
Özdemir ÖZOK
Projenin Adı:
Hukuk Mesle
ğine Enformasyon – Tarih:28.10.2004
AB’den Aldığı
Para: 36.384 Avro
ODALAR:
Diyarbakır
Ticaret ve Sanayi Odası

– Ba
şkan:
Kutbettin Arzu – Projenin Ad
ı:
K
üçük ve Ortaboy İşletmeler İçin E-Ticaret Eğitimi
– Tarih: 20.04.2005 –
AB’den Aldığı
Para: 172.242 Avro
Diyarbakır
Barosu
– Başkan:
Avukat M. Sezgin Tanr
ıkulu
Projenin Adı:
Güneydo
ğu’da
Adaletten Yararlanmayı Artırma: Herkes
İçin
Adalet. – Tarih: 23.12.2003 – AB’den Ald
ığı
Para: 454.649 Avro
VAKIFLAR:
TDV (Türk
Demokrasi Vakfı)

Ba
şkan:
Emre Kocao
ğlu
Projenin Adı:
Dekorasyon ve Turistik Hediyelerin Tanıtımı ve Satı
şı.
Tarih:
28.12.2004 – AB’den Aldı
ğı Para: 153.098,84 Avro
ÇEV (Çağdaş Eğitim Vakfı)
– Ba
şkan:
G
ülseven Yaşer
Projenin Adı:
Beyo
ğlu
Mozaik ve
Çini
Çarşısı. – Tarih: 29.12.2004 –
AB’den Aldığı
Para: 113.501,25 Avro
DERNEKLER:
MAZLUMDER (İnsan
Hakları ve Mazlumlar
İçin Dayanışma Derneği)
Projenin Adı:
Türkiye’de Din Görevlilerini Temel Ulusal ve Uluslararası
İnsan
Haklar
ı Standartları Konusunda Eğitmek.
Tarih 20.05.2004 AB’den Aldı
ğı Para: 40.170,15 Avro
ÇYDD  (Çağdaş Yaşamı
Destekleme Derne
ği)
Genel Başkan:
Prof. Dr. Türkan Saylan – Projenin Adı: Demokrasi ve
İnsan
Haklar
ı Hareketinin Başlatılması. Tarih: 02.03.2004- AB’den Aldığı
Para: 49.955,75 Avro
AB’DEN
PARA ALAN BELED
İYELER VE PROJELERİ:
Diyarbakır
Büyük
şehir Belediyesi
Belediye Başkanı: Osman Baydemir.
1.Projenin Adı:
Diyarbakır Kentinin Kanalizasyon Sisteminin
İyileştirilmesi
ve Geni
şletilmesiyle
Birlikte At
ık
Su Ar
ıtma Tesisinin Kurulmasında İlk
A
şamanın Gerçekleştirilmesi.
Tarih:
01.01.2001-01.01.2004 AB’den Aldı
ğı
Para: 32 milyon Avro
Proje Birimi
Koordinatörü: Serdar Birtane
2. Projenin
Adı: Gazi Caddesi Rehabilitasyonu ve Çevre Düzenleme Projesi.
Tarih:
01.01.2005 AB’den Aldı
ğı Para: 1 milyon Avro 
3. Projenin
Adı: Kentsel Geli
şim Projesi
Tarih:
01.01.2005 AB’den Aldı
ğı Para: 6,5 milyon Avro
Şanlıurfa Belediyesi
Belediye Başkanı: Dr.Ahmet Eşref
Fak
ıbaba
Projenin Adı:
Kentin
İçme
Suyu Da
ğıtım Şebekesinin
Kaynaktan T
üketiciye
Kadar (579 km.) Yeniden Yap
ılandırılması.
Tarih:
01.12.2001
AB’den Aldığı
Para: 21 milyon 300 bin Avro
İzmit Büyükşehir Belediyesi
Belediye Başkanı: İbrahim
Karaosmano
ğlu (2004-)
Projenin Adı:
Sanayi Atıklarının Toplanması ve Arıtılmasını Sa
ğlayan
İşletmelerin İyileştirilmesi.
Tarih:
01.01.1999
Proje Sürecinde
Belediye Ba
şkanı: Sefa Sirmen (1989-2002)
AB’den Aldığı
Para: 11 milyon 300 bin Avro
Adana Büyükşehir Belediyesi
Belediye Başkanı: Aytaç Durak
Projenin Adı:
Kentin Atık Su Problemlerinin Çözümüne Katkıda Bulunmak.
Tarih:
01.01.1999 AB’den Aldı
ğı Para: 10 milyon 800 bin Avro
Tarsus
Belediyesi
Belediye Başkanı: Burhanettin Kocamaz (1994- )
Projenin Adı:
Tarsus Atık Su
İşleme Tesisinin Kurulması.
—Tarih:
01.01.1999-01.03.2002 AB’den Aldı
ğı
Para: 9 milyon 550 bin Avro
İstanbul Fatih Belediyesi
Belediye Başkanı: Mustafa Demir
Projenin Adı:
Projenin Genel Amacı, Balat ve Fener Semtlerinde Oturanların Ya
şam
Ko
şullarını
İyileştirmektir.
Bu Ama
çla, Bu Semtlerdeki Konutlar ve
Altyap
ı Hizmetleri Geliştirilecektir.
-Tarih: 01.01.2003-01.10.2006
AB’den Aldığı
Para: 7 milyon Avro
Manisa Kula
Belediyesi
Belediye Başkanı: Halil Gülcü, Elektrik Mühendisi
1. Projenin Adı: Tarihi Kula Evlerinin
Restorasyonunda Çalı
şacak Nitelikli İş Gücünün
Yeti
ştirilmesi.
Tarih: Projeye,
Mart 2005’de ba
şlanmış
ve Mart 2006’da tamamlanm
ıştır.
AB’den Aldığı
Para: 104.318,75 Avro   
Böylesine derin insancıl duygularla dolu olan AB’nin, niçin önce kendi
sefalet tablosuna bakmadı
ğını; 15
milyon Avrupalının ya çok kötü ko
şullara
sahip ya da
çok
kalabalık konutlarda ya
şadığını, 2,4 milyon Avrupalının
ya
şamaya
elveri
şli
olmayan sı
ğınaklarda yaşadığını, her yıl ortalama 400,000
Avrupalının ya
şadıkları konutlardan resmen çıkarılıp sokağa
at
ıldıklarını,
2,7 milyon Avrupal
ının ya yakın akrabalarının ve tanıdıklarının
evlerinde geçici olarak kalmakta, ya da evsizlere barınma olana
ğı
sa
ğlayan
s
ığınma
evlerinde k
ısa
süreli olarak ya
şayabildiklerini, milyonlarca kendi
insanı yokluk, yoksulluk ve sefalet içerisinde ya
şarken,
AB’nin s
ırf insancıl duygular nedeniyle bu paraları
hibe etmi
ş olmasına inanabilir misiniz?  Diye soruyor.
 
Bunların
hepsinin sinsi bir amaca hizmet etti
ğini,
bug
ün gündemde olan özgürlükten kastın cemiyet
hayatının en temel dayana
ğı olan aileyi ortadan kaldırmak olduğunu;
aile ortadan kalkınca, beraberinde ahlâkın ortadan kalkaca
ğını, ahlâk kalkınca da sosyal hayatın
felç olaca
ğını,
dolayısıyla cemiyetin çökece
ğini ve amaçlananın da bu olduğunu;
ayrıca alkol ve di
ğer bağımlılıkların teşvik
edildi
ğini,
demokrasi ad
ına
getirilen
çok
partili sistemin az geli
şmiş ya
da geli
şmekte
olan
ülkeler için tam bir felaket olduğunu,  Marksizm’i ve onun yönetim şekli
olan komünizmi dünyanın ba
şına belâ edenin de Siyonizm olduğunu,
dünya egemenli
ğine ulaşmak
i
çin, dünyanın anarşi,
ter
ör ve zulüm altında olması gerektiğini
bunun için de en ideal yolun komünizm gibi suiistimale açık ve kullanılabilirli
ği
olan bir sistemin d
ünya
gündemine getirilmesinin gerekti
ğidir.
Yazar, Müslüman
Türk milletinin daha ne kadar Kuran’a sırt çevirip, Amerika’ya bel ba
ğlayacağını, Amerika’nın şimdiye
kadar kime yarar
ı
oldu ki, bize olaca
ğını,
akl
ımızı başımıza alıp birilerinin çıkarları için bölünüp
parçalanmamızı söyleyerek Kuran’ı Kerim’den ayetler ile Peygamber efendimizden
(s.a.s) çe
şitli hadis örnekleri vererek kitabı sonlandırmıştır.
Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: