ERGENEKON ÖTESİ TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ
7 Ekim 2017
Oyunun Adı KONTRA – ERGENEKON
7 Ekim 2017

ÖZEL HARP DAİRESİ

Dünya
çapında özel harp maksatlı kurulan gizli örgütlerinin kurulu
şları 2. Dünya Savaşının
bitip, so
ğuk savaşın
ba
şladığı
d
öneme
denk gelir.
Gizlice
yapılan bu sava
şın temelinde Amerika ve İngiltere başta olmak üzere Batı Avrupa’nın Komünizm korkusu
vardı. Çünkü sava
ştan
sonra Do
ğu Avrupa ülkeleri Sovyetler Birliğinin kontrolü altına girmiş, Afrika, Latin Amerika ve Asya’nın birçok yerinde
üçüncü dünya olarak nitelendirilen ülkelerde komünizm yanlısı hareketlilik ba
ş göstermiş ve bu ülkelerde komünizm yanlısı yönetimler işbaşı yapmaya başlamıştı. Batıya göre düşman ikinci dünya savaşındaki
Nazilere g
öre daha tehlikeli ve sinsiydi ve aynı şekilde karşılık
bulmal
ıydı.
Amerika bu m
ücadeleyi örtülü istihbarat örgütleri ve oluşturulacak gizli ordularla yapmayı
se
çti.  Bu amaçla Merkezi Haber Alma Örgütü’nü
(CIA) ve Ulusal Güvenlik Konseyi’ni (NSC) olu
şturdu.
Gizli
ordular fikri temelde Nazi istihbaratının Sovyetler Birli
ği birim başkanlığını
yapan General Reinhard Gehlen’e aitti. Almanya’nın Sovyetler’e yenilece
ğini anlayan Gehlen’e göre Komünizmle ancak Amerika
ba
ş edebilirdi ve 1945te Amerikaya
teslim oldu. Gehlen uyguladı
ğı yöntemlerle
Sovyetlere ait ciddi ve de
ğerli bilgiler elde etmişti ve bunları zamanı geldiğinde tekrar kullanmak üzere
Avusturya Alplerinde
özel muhafazalar içinde toprağa gömmüştü. Artık Komünizme karşı
yar
ım
kalan sava
şına devam edebileceğine göre bunları tekrar çıkarabilirdi. Öyle de yaptı ve Amerika’nın hizmetine sundu. Amerikalılar Sovyetlerin
çalı
şma şekilleri, teşkilatlanma
yap
ıları
gibi konularda elde edilen bilgilerden o kadar etkilendiler ki  Gehlen’i
Komünizm’e kar
şı çalışması için Batı Almanya’ya gönderdiler. Hatta kuracağı
gizli ordu Amerika tarafından finanse edilecekti. Gehlen’in gizli ordusunda
eski silah arkada
şları
da g
örev
ald
ı.
Bu gizli ordu daha sonra CIA ya model olu
şturdu. Amerika ve İngiltere Demir Perde olarak tabir edilen ve Winston
Churchill
in Baltık Denizindeki Settinden Adriyatikteki Triesteye kadar diye tabir ettiği hattın kendi taraflarındaki askeri imkanları hatta NATOyu
bile yeterli g
örmüyordu. Bunun sebebi ise Demir Perde ülkelerinin
neredeyse dünyanın üçte birine yayılmı
ş olması ve onların askeri imkan ve tekniklerinin daha üstün
olmas
ıydı.
Bu durum Amerika ve
İngiltereyi
çe
şitli tedbirler almaya zorladı.

 

Önce
Sovyetler Birli
ğine coğrafi olarak yakın olan stratejik öneme sahip müttefik ülkelere Trumman
doktrini çerçevesinde parasal ve askeri yardımlar yapıldı, bu ülkelerin ba
şında
Sovyetlerin s
ıcak denizlere inmesini engelleyebilecek önemli iki
ülke olan Türkiye ve Yunanistan geliyordu, Amerika adına bu ülkelerin
kaybedilmesi felaket do
ğurabilirdi
ve olmamas
ı için her türlü çaba gösterilmeliydi.
Ülkelerin
önemine ve komünizme olan duyarlılıklarına göre ya seçilen askeri
personellerine Amerika’da özel harp e
ğitimi verildi veya
Amerika’dan bu ülkelere askeri danı
şman, uzman personel gönderildi ve bunlar bizzat
Komünizme kar
şı gizli operasyonlar düzenledi.  En sonunda bu faaliyetler NATO bünyesinde de
kendine yer buldu ve birli
ğe üye olan bütün ülkeler zorunlu olarak kendi özel harp dairelerini
kurdu.
Amerika
Türkiye’de önemli bir komünist tehlike görmedi
ği için Türk subaylarını Kendi kamplarına götürerek orada eğitti. Türkiyeden Amerikaya giden subaylar aşırı
milliyet
çilerin
aras
ından
se
çiliyordu.
Bunlar
ın
aras
ında
Alparslan T
ÜRKEŞte vardı.
Özel
harp e
ğitimini alan ilk subay ise Turgut SUNALP oldu. Türkiye
ikinci dünya sava
şının ardından beliren soğuk savaş esnasında Sovyetler Birliği tehdidine karşı kurulan
NATO’ya üye olmak istemi
ş
fakat talebi kabul edilmemi
şti. Bu sırada Kuzey Korenin Güneye saldırması üzerine BMnin asker gönderme çağrısına NATO üyeliği adına bir umut olarak Amerika’dan sonra ilk Türkiye
yanıt verdi. Kore’ye gönderilen askerlerin içinde özel harp e
ğitimi alanlar da vardı. Buradaki amaç öğrenilen teknikleri pratiğe dökülmesi Amerika ile Türkiye arasında
koordinasyon sa
ğlanabilmesi
ve
özel
harp teknikleri ile ilgili deneyim kazan
ılmasıydı. Türkiye Kore’de ağır
kay
ıplar
vermi
ş fakat amacına ulaşarak NATO’ya 19 Eylül 1951 yılında kabul edilmişti. Türkiye böylece NATOnun ek protokolüne de imza atarak komünistlerle mücadele
edecek gizli bir
örgütün kurulmasını da kabul etti. Türkiye’nin  gizli ordusunun adı kağıt
üzerinde
Seferberlik Tetkik Kurulu idi, teçhizat ve di
ğer giderleri Amerika tarafından
kar
şılanıyordu.
Dairenin ilk ba
şkanlığına
ise Albay Dani
ş KARABELEN
atand
ı.
Dairenin b
ünyesinde görev yapacak eğitimli askeri personel yetiştirilmesi için ilk olarak İzmir Menteş daha sonra Eğridir dağ komando ve Çankırı gerilla okulu açıldı. Ancak örgüt sadece askeri unsurlardan oluşmuyordu. Beyaz kuvvetler olarak adlandırılan
siviller de dairede g
örev yapıyordu. Bunların kaydı kod isimlerle yapılır kimse
birbirini gerçek adıyla tanımaz ve görev verilene kadar normal hayatlarını
sürdürürlerdi. Ayrıca dairenin en etkili unsurları beyaz unsurlardı.
Daire
geni
şledikçe Kars İstanbul ve İzmirde bölge başkanlıkları kuruldu. Özel harp dairesi Amerika’lı
Teorisyenler ve askerlerin hazırladıkları askeri yönergeleri bire bir temel
alan eylem metotlarını kullandı. Bu metotlar arasında suikastlar,
şuursuz ve seçilmiş terörizm yöntemleri yer alıyordu. Daire bu yöntemleri
kullanılarak halk arasında komünizm ve sol akımlara kar
şı
nefret uyand
ırma sonucuna ulaşmaya çalıştı
Nato
üyesi ülkelerde gizli orduların kurulu
şunda kendi istihbarat örgütleri
de g
örev
ald
ı,
ancak T
ürkiyede
ise istihbarat servisi MAH (Milli amele Hizmeti)
Özel Harp Dairesinin
kurulu
şunda görev almadı ve daire tamamen silahlı
kuvvetler bünyesinde kuruldu. Ancak NATO üyeli
ğinden sonra Amerika MAH’ı kendi başına
b
ırakmak
istememi
ş ve bu kurum ile de ortak çalışmalara başlamıştı. Dönemin başbakanı Adnan MENDERESin 3 Eylül 1953 yılında MAH’ın başındaki
Naci PERKEL
in Amerika ile uyumlu çalışmaması nedeniyle görevinden alınarak yerine Tümgeneral Behçet TÜRKMENi ataması ile MAH gittikçe Amerika kontrolüne girmişti. Tümgeneral Behçet TÜRKMEN’in başkanlığı
s
ırasında
personelin maa
şları
CIA taraf
ından ödeniyor ve karşılığında
i
ç
istihbarat bilgileri alınıyordu. Yıllık yakla
şık
1,5 Milyon Lira kar
şığında ülkenin
t
üm
s
ırları
CIA
ya
veriliyordu.
Kıbrıs
sorununun gündeme geldi
ği
y
ıllarda
Yunanistan adada Kıbrıslı Sava
şçıların
Ulusal Birli
ği(EOKA)ni
kurdu. EOKA’ya kar
şı özel harpçiler adaya giderek Kara Çete, 9 Eylül, Volkan ve en
sonunda Türk Mukavemet Te
şkilatı
(TMT) kuruldu.
Örgütün liderliğine Yarbay Rıza VURUŞKAN getirildi. Bu örgütün
t
üm
silah ve parasal gereksinimleri
Özel Harp Dairesi tarafından
gizlice kar
şılandı. Tüm bu faaliyetler Amerika’dan bile gizlenmişti. TMT Kıbrıs’ta özel harp tekniklerini kullandı
ve Özel Harp Dairesi personeli adada sivil halkı örgütleyip silahlandırmaya
çalı
şıyordu,
ada
Özel
Harp
çiler
i
çin
staj alan
ına dönmüştü. Bu sırada Türkiyede Rumlara karşı
halk
ın
k
ışkırtılmasını ve bu sayede sorunun savaş yoluyla çözülerek başarının iç politikada kullanılmasını
amaçlayan Özel Harp Dairesi Atatürk’ün Selanik’teki evinin bombalanmasını düzenleyerek
bunu ba
şardı. Bunun hemen arkasından 6-7 eylülde
İstanbulda Gayrimüslimlere karşı
ayaklanma ba
şlatarak çok
say
ıda
Rum ve ermeni kökenli Türkiye vatanda
şının
can veya mal kayb
ına uğramasına sebep oldu.
27
Mayıs 1960 tarihinde Türkiye’de ilk askeri darbe ya
şandı.Adnan MENDERES, Celal BAYAR ve Özel
Harp Dairesi
nin en büyük destekçisi Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü ZORLU tutuklanarak Yassıadaya
g
önderildi.
Daire ba
şkanı Daniş KARABELEN ve birçok subay emekliye
sevk edildi. Emekliye ayr
ılan subayların yerine yenileri atanmadı ve Milli
Savunma Bakanlı
ğından daire için ayrılan para da kesildi. Bunun
sebebi ise dairenin asıl i
şi olan komünizmle mücadeleden uzaklaşarak Menderesin istihbarat örgütü olarak çalıştığının
d
üşünülmesiydi.
Daire özellikle Kıbrıs’taki faaliyetleri açısından maddi sıkıntı içine dü
ştü. Başbakan müsteşarı olan Alparslan TÜRKEŞ ile örgütün Lojistik daire başkanı Yarbay İsmail TANSUnun görüşmelerinden sonra daireye subaylar atandı
ve para kayna
ğı serbest bırakıldı. Bunda en büyük etken TÜRKEŞin
Özel
Harp Dairesi
ne uzak bir isim olmaması
ve Kom
ünizm
d
üşmanı olması idi. Ancak TÜRKEŞ ülke yönetiminin sivillere devrine karşı
olmas
ı
sebebiyle darbeyi gerçekle
ştiren Milli Birlik Komitesi tarafından bu görevden alınarak Hindistan’a sürgüne
gönderildi ve dairedeki tasfiye hareketine kaldı
ğı
yerden devam edildi. TMT ba
şkanı Albay Rıza VURUŞKAN da dahil on subay daha ihraç
edilerek yerlerine 27 Mayıs’çı subaylar atandı. Bu sırada Milli Savunma Bakanlı
ğı
b
ütçesinden
daireye aktar
ılan paralar tekrar kesildi ancak Amerikanın
verdi
ği paralarda aksama olmadı.
27
Mayıs darbesinin ardından MAH’ın Amerika’nın kontrolüne geçti
ğinin anlaşılması üzerine
Milli Birlik Komitesi, te
şkilatı
yasal kimli
ğe kavuşturmak için gerekli çalışmaları başlattı. Konu ile ilgili Devlet Planlama Teşkilatı Başkanı Şinasi OREL tarafından bir komisyon kuruldu. Komisyon özellikle CIA
ve Sovyetler Birli
ği
istihbarat
örgütü KGB üzerinde araştırmalar yaptı. Özel komisyon Milli istihbarat Yasa tasarısını
haz
ırlayarak
Meclise sundu. Tasar
ı 6 Temmuz 1965te yürürlüğe girdi. Böylece MAH tarih olmuş tüm işlev ve kadrosu MİTe
ge
çmişti.
Özel
Harp Dairesi’de 27 Mayıs sürecini çok sancılı ya
şamıştı. Daireye personel atanmamış ödenekler kesilmiş Milli Birlik Komitesinin atadığı üç başkan ise
daireyle ilgilenmemi
şti.
Ancak zamanla 27 Mayıs darbesini yapanlar tasfiye edildi. Yeni bir döneme
girilmi
ş ve bu dönemde komünizm yine hedef alınmıştı. Çünkü Türkiye’de sendikal hareket başlamış komünist görüşü
benimseyen T
ürkiye İşçi
Partisi Kurulmu
ş
ve
öğrenciler arasında sol fikirler yayılmıştı. Genelkurmay Başkanı Cevdet SUNAY bir genelge yayınlayarak
Kom
ünizmle
M
ücadele
Metotlar
ı’nın
askeri okullarda ders olarak okutulmas
ını istedi. Aynı zamanda ülkenin her yerinde
komünizmle mücadele dernekleri açılmaya ba
şladı. 10 Ekim 1965 seçimi sonunda Süleyman DEMİREL Başbakan oldu ve MİT ile Özel Harp Dairesinde önemli değişiklikler yapıldı. Dairenin ödenekleri artırılıp yeni kamplar açıldı. Böylece daire eski ihtişamlı günlerine kavuştu.
Tuğgeneral Cihat AKYOL başkanlığa gelmesinden iki yıl sonra tümgeneralliğe terfi etti. Bu terfi ile başka bir göreve atanması gerekiyordu. Ancak Genel Kurmay Başkanlığı
T
ürkiyenin
ko
şul ve ihtiyaçları göz önüne alınarak dairenin büyütülmesini kararlaştırdı. 1952de küçük bir birim olarak kurulan Özel Harp Dairesi atık tümen
seviyesine yükselmi
şti.
TÜRKEŞ sürgüne gönderilmesinden iki yıl sonra 1963
yılında tekrar Türkiye’ye döndü. Geride kalan ekibinin tasfiye edildi
ğini ve ordu içindeki arayışlarının da önünün tıkalı olduğunu görmesi üzerine iktidara siyaset yoluyla ulaşmaya karar verdi. Önce yeni bir parti
kurmay
ı
planlad
ı
ama daha sonra arkada
şlarıyla
birlikte mevcut bir partiye girerek yönetimi ele geçirmeye karar verdi. Parti
ise cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi idi. Türke
ş ve arkadaşları 31 Mart 1965 tarihinde partiye girdi. Adalet
Partisinden iki milletvekilini koparıp partiye heyecan getirdi ve saygı
kazandı. TÜRKE
Ş ve arkadaşları Partiye girmelerinden beş ay sonra parti içi dengeleri değiştirdi. Bu nedenle parti Genel başkanı Osman BÖLÜKBAŞ istifa etti yerine geçen Ahmet OĞUZda 17 Haziran 1965te TÜRKEŞ ve arkadaşlarının parti huzurunu bozduğunu belirterek genel başkanlıktan ayrıldı. 1 Ağustos 1965te TÜRKEŞ CKMPnin genel başkanı oldu. TÜRKEŞ parti proğramına Müslümanlığı
ald
ı,
yeni ideolojiyi Türk
İslam
sentezi olarak belirledi ve kendisini ba
şbuğ ilan etti. Sola karşı militan gençlik
örgütlenmesine
gidildi ve
Ülkü Ocakları kuruldu. 8-9 şubat 1969 Adana kongresinde ise partinin adı
Milliyet
çi
Hareket Partisi olarak de
ğiştirildi. Özel Harp dairesi ilk başkanı olan Daniş KARABELENin tavsiyesi üzerine komando kampları
a
çıldı. Bu kamplarda gençlere silah kullanma Judo taş ve sopa kullanma eğitimi veriliyordu.  Bu tarihten itibaren Üniversite ve sokaklarda
sol- sa
ğ çatışmaları artmış ve huzur ortamı sarsılmaya başlamıştı.
12
Mart 1971 günü Türkiye’de Ülkedeki anar
şi ortamı, kardeş kavgası, sosyal ve ekonomik huzursuzluklar gerekçe
g
österilerek  tekrar darbe yapıldı. Ordu kendi içinde de
sola yönelik bir tasfiye hareketine giri
şti. Amaç ülkeyi anti-komünist yapıya göre düzenlemekti.
Darbeden sonra ilk olarak M
İT müsteşarı Fuat DOĞU görevden alındı. Cihat AKYOL daire başkanlığından
al
ınıp
M
İT in başına
getirilmek istendi ancak buna askerlerin kar
şı çıkması ile tasfiye edileceğini anlayan Cihat AKYOL kıtaya
çıkmak istediğini
belirtti ve iste
ği
kabul edilerek Trakya T
ümen Komutanlığına
tayin edildi. Yerine ise Tu
ğgeneral Kemal YAMAK atandı. Kemal YAMAK, Cihat AKYOL’un çizgisini aynen
sürdürdü. Cihat AKYOL gibi pratik olmasının yanı sıra i
şin teorik bölümüne de hakimdi. 30 Mart 1972 tarihinde Kızıldere’de
THKP-C örgütü üyesi Mahir ÇAYAN ve arkada
şlarının ölü olarak ele geçirildiği operasyon Kemal YAMAK’ın  başkanlık döneminde gerçekleşti.
        
14
Ekim 1973 tarihinde yapılan seçimler sonrası CHP-MSP koalisyonu kurularak
Ecevit Ba
şbakanlık
koltu
ğuna oturdu.O tarihe kadar özel
harp dairesi ihtiya
çlarına binaen Amerikan Askeri yardım
kurulu
şu(JUSMMAT)dan her yıl bir milyon dolar alıyordu. Ancak
ortaya
çıkan bir anlaşmazlık
sonucu o y
ıl para alınamamıştı. Daire ise Genel kurmay Başkanlığı’na bu paranın örtülü ödenekten karşılanması
teklifini g
ötürmüştü. Örtülü ödenek ise Başbakanın tasarrufunda olduğu için teklif Bülent ECEVİTin karşısına
kadar
çıkmıştı, Ecevit Özel Harp Dairesi ile ilk kez bu şekilde tanışmıştı. ECEVİT ödenek karşılığı
daireyi kontrol alt
ına almayı planlamıştı ancak görüşmeler sırasında dairenin Kıbrısta Rum EOKA’ya karşı
faaliyet y
ürüttüğünü öğrenmesi üzerine bu konunun üzerine gitmeyi Kıbrıs
harekat
ı
sonras
ına
ertelemek zorunda kald
ı. Türk silahlı Kuvvetleri 20 Temmuz 1974 tarihinde
Kıbrıs’a çıktı. Harekat sırasında Genel Kurmay Ba
şkanlığı Özel
Harp Dairesinden bilgi alam
ıyordu. ECEVİT dairenin üzerine gitmediği ve daireye verdiği bir milyon dolar nedeniyle büyük
pi
şmanlık yaşadı. Bunun üzerine bu görevi Genel Kurmay İstihbarat Daire Başkanlığı üstlendi.
Dairenin
ba
şına
Kemal YAMAK
tan sonra Tuğgeneral Sabri YİRMİBEŞOĞLU getirildi, iki yıl sonra ise yerine
Tu
ğgeneral Atilla ERDOĞAN dairenin başına
ge
çti.
Sivil unsurlar
ın aktif olarak çeşitli eylemler düzenlediği yıllar Atilla ERDOĞAN’ın başkanlık yıllarına denk gelir. Özel Harp Dairesi’nin sivil
unsurları 1977 yılı 1 Mayıs olayları ve daireye sıcak bakmayan Bülent ECEV
İTe yönelik suikast girişimlerinden sorumlu tutuldu. Özel Harp Dairesi 1977
ve 1978 yıllarında da iki kez darbe giri
şiminde bulundu ancak başarılı olamadı. 1978 Aralık ayında Kahramanmaraşta
ve daha sonra
Çorumda Alevi-Sünni çatışmaları Özel harp Dairesinin sivil unsurları tarafından
körüklendi. Bu olaylar öncesinde CIA’nın Ankara’daki
şefi Alexander PACK her iki ilde de bulunmuş ve halka Alevi ve Sünnilik üzerine
k
ışkırtıcı sorular sormuştu.  Bu
olaylar sonucunda her iki kesim de büyük zararlar gördü ve uzun yıllar sürecek
anla
şmazlık ve kavgaların tohumları atılmış oldu.
Bütün
bu olaylar darbeye ça
ğrı
niteli
ğindeydi.  12
Eylül 1980 günü sabahı Türk silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu. 50 ki
şi idam edildi 650 bin kişi gözaltına alındı. 30 kişi gözaltında öldü. Meclis feshedildi, siyasi partiler ve sivil
toplum örgütleri kapatıldı.
1973
Yılından itibaren ASALA terör örgütü çe
şitli ülkelerdeki Türk elçiliklerine karşı
silahl
ı
sald
ırılar
d
üzenliyordu.
1982 y
ılına
gelindi
ğinde toplam 19 Türk öldürülmüş 140’ı aşkın bombalama eylemi gerçekleşmişti. ASALAya karşı
m
ücadele
karar
ı
al
ınmış ve bu görev MİTe verilmişti. Avrupadaki operasyonların Özel
Harp Dairesi
nin sivil unsurları tarafından
yap
ılması
kararla
ştırıldı. İlk ekibin içerisinde Abdullah ÇATLI ve arkadaşları görev aldı. İkinci ekipte Sabah KETENE ve arkadaşları Lübnan’daki ASALA karargahlarına yönelik ise MİT ve DAİRE nin askeri unsurlarının
kar
ışımından
olu
şan bir ekip daha kuruldu, Avrupa’daki ekipler ses
getirecek kayda de
ğer
bir eylem yapamadan yurda d
öndüler ÇATLI ise Fransada uyuşturucu kaçakçılığından
tutukland
ı.
1980
darbesi sonrasında Özel Harp Dairesi’nin hareketli günleri geride kaldı ve
daire yapısında önemli de
ğişiklikler yapılarak Amerikan Özel Kuvvetleri benzeri operasyonel görevler
üstlenebilecek
birlikler kuruldu. 13 Ekim 1980 tarihinde Münih
İstanbul seferini yapan THY uçağı
Diyarbak
ıra
ka
çırıldı.
Korsanlar
ın niyeti uçağı İrana götürmekti. Korsanların rehineleri serbest bırakmaması
üzerine operasyon kararı alındı. Operasyon ise dairenin ekiplerince gerçekle
ştirildi. Bu dairenin ilk legal operasyonuydu. Bu
olaydan sonra daire bünyesinde bu tür ekiplerin sayısının artırılması kararı
alındı Amerika’ya yeni subaylar gönderildi. Bunların içinde Korkut EKEN ve E
şref HATİPOĞLU da vardı.
Türkiye’nin
Özel Harp Dairesi’ni PKK’ya kar
şı güçlendirmeye çalıştığı
y
ıllarda
Avrupa’da gizli ordular çözülme sürecine girmi
şti. İlk deşifre olan gizli ordu ise İtalyan gizli ordusu Gladyo idi. Karıştığı
t
üm
suikastler ve yer alt
ı cephaneliklerinden çoğu ortaya çıkarılmıştı. Daha sonra Yunanistan, Almanya, Fransa, İspanya, Portekiz, Belçika, Hollanda,
Danimarka, ve Lüksemburg’ta gizli örgütler açı
ğa çıkarıldı. Türkiye’de bu tartışmayı Bülent ECEVİT başlattı. Başbakanlığı
d
öneminde
kendisinden istenen bir milyon dolar ve daireden ald
ığı
brifing ile ilgili medyaya
çeşitli açıklamalar yaptı. Tartışmaların büyümesi üzerine Daire basın açıklaması yapmak zorunda kaldı. 3 Aralık 1990
günü Genel Kurmay Harekat Ba
şkanı Korgeneral Doğan BEYAZIT ve dairenin yeni başkanı Tuğgeneral Kemal YILMAZ gazetecilerin karşısına
çıktı.Basın açıklamasında dairenin kontrgerilla olmadığı,
faili me
çhul
cinayet ve suikastler ile dairenin ilgisinin bulunmad
ığı,
ortaya at
ılan iddiaların sadece kargaşa ortamı yaratma amaçlı olduğu anlatılmaya çalışıldı
ve daire taraf
ından Kıbrıslı soydaşlarımızı koruma amaçlı kurulan TMTnin desteklendiği vurgulandı.
Ordu
PKK’ya kar
şı aktif kullanılan daireyi kapatmak yerine yeniden düzenlemeye
gitme yoluna se
çti. Dairenin adı 1991 Eylül ayında özel Kuvvetler komutanlığı
olarak de
ğiştirildi. Özel Kuvvetler komutanlığı üç ana yapıya ayrıldı. Birinci yapı sivil unsurlar Seferberlik Tetkik
Kurulu olarak adlandırıldı.
İkinci yapı ise MAK(Muharebe arama Kurtarma) adı
alt
ında
yap
ılandırıldı
g
örevi
sava
ş ve işgal durumunda geri örgütlenmeyi
sa
ğlamak. üçüncü yapı ise Bordo Bereliler olarak adlandırıldı
Amerikan Özel Kuvvetleri örnek alınarak olu
şturuldu. Özel Kuvvetler Komutanlığına
al
ınan
askerlerin e
ğitimi üç buçuk yıl sürüyor ve hem asker hem de istihbaratçı olarak yetiştiriliyor.

 

Kurulduğu günden 1994 yılına kadar değişen tek şey dairenin
ad
ı
oldu. Daire U
ğur MUMCU’nun öldürülmesi
ile yeni yapılanmaya girdi. Özellikle sivil unsurlar yeniden yapılandı.
Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: