KUANTUM DÜŞÜNCE — R. ŞANAL

İNSAN YAŞAMININ DEĞERİ:

Yaşam, değerler alışverişinin yapıldığı bir pazar yeri gibidir. Kendinizce değerli bulduğunuz şeyleri elde etmek için, kendinizdeki değerli şeylerden verirsiniz. Zaman, emek, bilgi, güç harcarsınız, başarı, para ya da sevgi elde edersiniz.
İnsan hayatı döngüsel dönemler izler. Her şey her zaman iyi olmak zorunda değildir. Ve her şey de her zaman kötü gitmeyecektir. Bunu bu şekilde kabul ettiğimizde içinden hiç çıkamayacağımız gibi gelen sıkıntılı anlarımız da anlamını yitirmiş olacaktır. Her insan, kendine özgü bir gelişim programı izleyerek, farklı döngülerde yol alır. O yüzden bir fırsatı kaçırdığınızda üzülmeyin, dönüp tekrar size gelecektir.
İnsanlar hayatları boyunca kendilerini bir şekilde geliştirmek durumundadırlar. Gelişmek kavramı içerisinde değişmeyi de barındırdığı için insanlar çoğu zaman gelişmeye mevcut durumlarını kaybetme korkusu yüzünden olumlu bakamamaktadırlar. Aşırı koruma içgüdüsü kontrolden çıktığında, insanın gelişme ihtiyacının önüne geçer. İşte bu noktada denge bozulur. Kendini koruma içgüdüsü önce korkuya, giderek saldırganlığa dönüşür.
Korku, insanın olumlu anlamda düşünmesini ve gelişmesini engelleyen problemlerin başında yer alır. Korkuyla baş etmenin yolları şunlardır; korkuyu alt etmenin tek yolu, o varken de yola devam etmektir, korkuyu hafifletmenin bir başka yolu da, en çok korktuğumuz şeyleri bir kenara yazmak ve şu soruyu sormaktır, “en kötü ihtimalle ne olur?”, üçüncü teknik ise, korktuğunuz şeyler için doğru soruları sormaktır, çevrenizdeki insanların korkuya teslim olmuş, umudunu yitirmiş kişiler olmamasına dikkat edin, çünkü her bir duygu gibi korku da bulaşıcıdır, kendinizi korkuyu yenmiş biri olarak görün, asla yalnız olmadığınızı bilin, korkuyla birlikte ilerleme alışkanlığı geliştirin, bağlılıklarımızı kontrol etmek de bize büyük bir özgürlük sağlar.
İnsanın en önemli özelliklerinden biri düşündüklerini sözcüklerle ifade etmesidir. Bu anlamda her zaman için ne söylediğimize dikkat etmeliyiz, çünkü onların gerçekleşme ihtimalleri çok yüksektir. İnsan yaşamını sözleriyle kurar. Başkasından duyduğunuz ya da sizin kullandığınız sözlerin içerdikleri anlamların, bir süre sonra, mutlaka ifadesini bulacağından emin olmalısınız. Bu yüzden, örneğin kendi hakkımızda kullandığımız etiketlemelere çok dikkat etmeliyiz. Kuantum Düşünce, hedeflere uygun konuşma biçimleri oluşturma konusunda, detaylı çalışmalar yapma esasına dayanır. Korkularınızı ifade ettiğinizde, istemeden onların gerçekleşmesi yönünde bir işlemi başlatmış olursunuz. Dolayısıyla sözcüklerimizi seçerken çok özen göstermeliyiz.
Zihinde oluşturulan görüntüler, büyük oranda gerçekleştirilebilirler. Bilinçaltı, sözcükleri ve onlara yüklediğimiz anlamları resimlere dönüştürür. Zihinde yaratılan net bir görüntü, aslında gerçeğin hammaddesidir. Gelecekle ilgili vizyon oluşturmak, bu bakımdan büyük bir önem taşır. Öncelikle en büyük hayalinizin ne olduğunu çok iyi çizmeniz gerekir.
Peki vizyonumuzu gerçekleştirmede bu kadar önemli olan görüntüyü nasıl oluşturacağız. Bir görüntü oluşturmanın on bir adımı şunlardır; zihninizde, bir süre sonra gerçekleştirmek istediğiniz bir görüntü oluşturmak istiyorsanız, bunun öncelikle sizin için bir anlamı olması gerekiyor. Ulaşmak istediğiniz hedefin sonuçlanmış bir görüntüsünü hafızanızda resmetmeniz gerekiyor. Bu görüntüyü beş duyunuzun tüm unsurlarını kullanarak, tümüyle hissetmelisiniz. Bu sonuç görüntüsü bir senaryo halinde akıp gitmeli. Bu işlemi keyifli bir oyun haline getirmelisiniz, ondan zevk almalısınız. Sonuçtan emin olarak sakince beklemelisiniz. Bir yandan da dikkatli ve tetikte olmanız gerekiyor. Senaryonuzun içinde bir mizah unsurunun olması, duyguyu daha da kalıcı kılar. Bir hayalinizi oluşturduktan sonra, sanki sonuçlanmış gibi onu kutlamak ve evrene, meleklere ya da neye istiyorsanız ona teşekkür etmek, sonucu kesinleştirir. Bütün hayallerinizi içine alan ‘bir kutsal hazine haritası’ oluşturun. Hayalinizdeki resmin benzeri yerlerde sık sık bulunun.
İstediğimiz görüntüleri oluşturduğumuzda, örneğin, bütün arzularını gerçekleştirmiş, istediği her şeye ulaşmış, olmak istediği kişi olmuş halimizi ziyarete gidebiliriz. Bu görüntüleri oluştururken şüphesiz her zaman duygularımız ön plandadır. Kendi duygularımız bizim en büyük ve belki de tek hazinemizdir. Çünkü duygular inanca, inançlar da gerçeğe dönüşürler. Çünkü duygular, yaratıcılığın motorudur.
Kuantum Düşünce Teknikleri de içinde olmak üzere kişisel gelişimle ilgili birçok öneri, başarı ve güç elde etmek için uygulayacağımız teknikleri içerir. Başarılı ve güçlü olmak için uymamız gereken Evrensel anlamda geçerli ilkeler vardır. Evrensel ilkeler herkes için eşit derecede geçerlidirler. Evrensel ilkelerden en önemlileri şunlardır; bütünlük ve birlik ilkesi, hak ilkesi, dönücülük ilkesi, sevgi dolaşımı ilkesi, evrim ilkesi, iradelerin çelişmezliği ilkesi.
Neticede başarıyı ve gücü hedefleyen diğer bir teknik de ruhsal kodlamalardır. Ruhsal kodlamalar, evrensel ilkeler gibi, geri döndürülemeyecek, iptal edilemeyecek bir güce sahiptirler. Sekiz temel ruhsal kod şunlardır; kendi mükemmel formuna ulaşma isteği, özgürlük kodlaması, orijinallik ve özgünlük, zorluklarla mücadele etmek, saflık ve temizlik, sadelik, sükunet ve düzen, mizah, sanat duygusu.
Sonuç olarak, düşüncenin gerçeğe dönüştüğü insan hayatında düşünmeyi yeniden öğrenmek için insan bilincinin tam kapasite kullanımını bize öğreten Kuantum Düşünce Tekniği, gerçek hedeflerimize kendimizden emin, hızlı ve keyifli bir şekilde ulaşmamızı sağlıyor.

KİRALIK ORDULAR ——- Peter Warren SİNGER

Savaş varlığını sürdürdükçe özel askeri şirketlere olan talep de olacaktır. Önümüzdeki yıllarda önemi artan bir rol oynamaya devam edecektir. Özellikle askeri alandaki teknoloji gelişmekte ve özel askeri şirketler kendileri bu yönde yenilemektedir. Durum gösteriyor ki devletlerin, özellikle de fakir ülkelerin teknolojide geride kalmaları yakın tarihte özel şirketlere olan rağbeti artıracak. Benzer şekilde yüksek askeri harcamaların önüne geçilmesine yönelik kısıntıya gidilmesi lojistik destek şirketlerinin yardımını neredeyse zorunlu kılar. Özel sektörlerde olduğu gibi bu sektörde de rekabetin getirdiği maliyet tasarrufu avantajları korunmalıdır, çünkü özel hizmetlerin öncelikli aranma nedeni budur. Özel askeri hizmetler olgusu etkisini sürdürmeye devam ettikçe, yerinde saymayıp gelecek yıllarda da gelişecek gibi görünmektedir.

Kapitalizmin Marksist İktisadı —- GÉRARD DUMÉNIL – DOMINIQUE LÉVY

Kapitalizm felaketinden kurtuluş Marx, Marksizm’den bıkanlar için Neoliberalizm zahiri ilaç gibi gözükmüştür. Her düzen bir öncekine göre elverişli gözüksede sonuçta kendine göre doğruları vardır. Bu doğrular toplumlara ters düşebilmektedir. Önemli olan toplumun kendisini bilmesidir. Getirilen sistem ne kadar güzel olsa da toplum içindeki çıkarcı gruplar sayesinde ekonomiler çıkılmaz labirent haline gelmiştir. Bu yüzden asıl kurtuluş kitlelerin birlikteliği ile olabilir.

KAMU HİZMETİ KURAM POLİTİKA UYGULAMA —– Mehmet GÖKÜŞ

Globalleşme ile birlikte meydana çıkan çağdaş yönetim anlayı¬şının kaynağında daha seri, daha etkileyici ve daha bereketli kamu hizmeti sergileyerek fertlerin hoşnutluğunu temin etmek yatmaktadır. Devlet kurumlarının faaliyetlerinde kalite ve verimliliğin temin edilmesi ve fert hoşnutluğu için kurumların devamlı bir şekilde şahsiyetlerini yapısal ve görevsel bir şekilde tazelemeleri, değişik ve daha etkileyici taktikler üretmeleri bir mecburiyet haline gelmiştir. Bu felsefe devletimizi de etkilemiş ve bunun neticesi olarak gerek merkezi yönetimde gerekse yerel idarelerde bir kısım değişikliklere başvurulmuş. Toplumumuzda son günlerde meydana çıkan bu değişikliklere fertlerin nasıl baktığı esaslı bir konu ola¬rak önümüze çıkmaktadır. Kamusal hizmetler toplumun yapıtaşı olan birey için hayati önem arz eden faaliyetlerdir. Bu sebeple hayatın akışı içerisinde devamlı toplumun yapıtaşı olan birey kamusal hizmetler ile karşılıklı etkileşim içerisinde olmaktadır. Fertlerin bu kamusal faaliyetlere yönelik hoşnutluk seviyesinin fazlalaştırılmasının ana kaynağında vatandaş hizmetleri kuramlarının faydalı bir perspektifte tatbik edilmesi bulunmak¬tadır. Lakin vatanımızda bu kuramların fertleri hoşnut edecek seviyede tatbik edildiği zuhur etmiştir. Bununla beraber son zamanlarda yeni nesil yönetim anlayışı neticesinde hayatta karşımıza çıkan kamu hizmeti yönetim kuralları olarak meydana getirilen saydamlık, hesap verilebilirlik, sadelik, iletişim sağlanabilirlik, katılım, ahenk ve emin olmak kuramlarının da arzu edilen seviyede tatbik edildiği bu sebeple ferdi hoşnut etmediği gözlemlenmiştir. Bu kuralların olması gereken seviyede tatbik edilmesi durumunda kamu hizmetinde standartların fazlalaşacağı bunun neticesi olarak fert hoşnutluğunun oluşturulacağı bir realitedir. Fertlerin hem kamu hizmeti ana kuralları hem de işleyiş kuralları konusundaki beklentileri¬nin de bir o kadar fazla lakin bu kuralların hayata geçirilmesinde ise bek¬lentilerin oldukça altında olduğu gözlemlenmektedir.

İTFAİYE YAKIYOR —– ÖMER LÜTFİ METE

İtfaiye Genel Koordinatörü Tekin BATUR konuşmasına davete katılan misafirlere “sizler çok özel olarak seçilmiş aydınlarsınız” diyerek başlar. İtfaiye Genel Koordinatörlüğünün bir gizli bir de gerçek görevinin olduğunu, ülke güvenliği için yangın söndürme kadar yangın çıkarmanın da bu gizli ve gerçek devlet hizmeti arasında olduğunu belirten Tekin BATUR derin ve temel bir görev için en uygun kurumun itfaiye olduğunu, “itfaiye” kelimesinde bulunan her harfin devlet çarkının en önemli işlevlerini belirttiğini, bu kelimenin 7 harfinin devletin 7 direğini oluşturduğunu söyleyerek tek tek İTFAİYE kelimesinin harflerini açıklamaya başlar:
(İ) Harfinin “ ‘istihbarat’ olduğunu, çünkü her şeyin başının bilgi olduğunu, bilginin ise istihbarat ile elde edilebileceğini, istihbarat yoksa rahatın olmadığını, istihbaratı güçlü devletler istihbaratı güçlü olmayan devletleri bir kaşık suda boğabileceklerini” söyler. İstihbarattan sonra ise “T” harfinin geldiğini,
(T) harfinin ise; “ ‘tahkikatı’ simgelediği, Tahkikatın ise; araştırmak, incelemek, olayın gerçek yüzünü tespit etmek, yani devletin önce istihbarat yaptığını, sonra da tahkikat yürüttüğünü, devletin edindiği istihbarata göre inceleme ve araştırma yaptığını”…
“F” harfinin ise; “ ‘fişlemeyi’ simgelediğini, istihbarat ve tahkikattan sonra gerekirse fişleme yaparak kişilerin kayıt altına alınması gerektiğini, bir bakkalın bile liste tutuğunu, kocaman bir devletin hangi tür insandan ne kadar eleman sahibi olduğunu anlamak için fişleme yapmasının çok doğal bir olay oyduğunu” …
“A” harfinin ise; “ ‘adalet’ sistemini temsil ettiğini, bu sistemin çok gizli bir birim olduğunu”…
“İ” harfinin ise; “ ‘itfaiye’ kelimesindeki ikinci ‘i’ olduğunu, bu harfin ise; ‘itaat’ kelimesini simgelediğini, yani istihbarat, tahkikat, fişleme, adalet ve arkasından sırayla ‘itaat’ kelimesinin geldiğini, itaat biriminin toplumu ayakta tutan bir birim olduğunu, itaat etmeyen bir toplumun asla ilerleyemeyeceğini”…
“Y” harfinin ise; “ ‘yuvarlaklaştırma’ anlamına geldiğini, ilk beş görevi yürüten birimlerin de yardımı ile ülkede yaşayan her bireyi köşesizleştirip yuvarlaklaştırma işleminin yapılması gerektiğini, köşeli insanlarla devleti yaşatmanın mümkün olmadığını”…
“E” harfinin ise; “bu kutsal çarkın en büyük işlevini yerine getirdiğini, yani ‘eritme’ anlamı taşıdığını, bu kelimenin ‘mükemmel bir birleşik meydana getirmek’ anlamına geldiğini, en sonunda itfaiyenin; İstihbarat, Tahkikat, Fişleme, Adalet, İtaat, Yuvarlaklaştırma ve Eritme gibi temel ve gizli devlet görevlerinin birleşimi olduğunu” belirterek konferansı sonlandırır.
Bir hafta sonraki konferansta İtfaiye Genel Koordinatörü Tekin BATUR “faşizm” ve “komünizm” i anlatır. Faşizm’in “ırk bakımından saf bir toplum yaratmayı” amaçladığını, Komünizm’in ise “sınıfsız bir toplum oluşturma iddiası” nda olduğunu anlatır.

İSRAİL’İN PLANLARI —-SERHAT AHMET TAN

SEVGİLİ OKUYUCULAR,
Çok iddialı ve yeni şeyler söyleyen bir kitapla yine birlikteyiz. Çünkü bu kitapta öne sürülen tezler ve bunla¬rın sonuçlarına ilişkin daha önce hiçbir şey yazılmadı, söylenmedi. Evet, işlenen konular etrafında çok dolanıl¬dı, sonuçlarına ilişkin çok çıkarımlar yapıldı, sebepleri çok araştırıldı. Ama şimdiye kadar bu konular objektif bir bakışla bu şekilde yorumlanmadı.
Peki, nedir bu konular ve kitabın öne sürdüğü tezle¬ri destekleyen kaynaklarda neler bulunuyor?
Bu konular; hepimizi yakından ilgilendiriyor ve ar¬tık güncel olaylar da bizi, kitabın ana fikrini oluşturan gerçekleri düşünmeye zorluyor.
Her gün siyasi, ekonomik ve sosyal çöküntünün so¬nuçlarıyla ilgili haberlerle karşı karşıya kalıyoruz. Mev¬cut sistemler bu sonuçları iyileştirmek ya da daha ada¬letli bir dünya için çözüm üretemez hale gelmiş durum¬da. Ve bu adaletsiz paylaşım dünyasında herkesin kafa¬sında aynı soru işaretleri var: Bu adaletsiz dağılımın şanslı tarafında olan küçük azınlık kimlerden oluşuyor? Neden bunlar şanslı tarafta? Yoksa kontrollü bir kaos or¬tamının içinde bilinçli ve planlı bir düzenin piyonları mıyız? Bu dengesizliğe dünya daha ne kadar dayanacak? Bu çerçevede bizim ve çocuklarımızın geleceği nasıl şe¬killenecek?
Elinizdeki kitap, bu soruları yukarıdan ve objektif bir bakış açısıyla ele alıyor ve geleceğe ilişkin çok ilginç çıkarımlarda bulunuyor. Dayandığı kaynaklar ve elde et¬tiği sonuçlar gerçekten çok ilgi çekici.