30 Aralık 2018

BAŞARIYA YÜRÜYENLER — SÜLEYMAN DOĞAN

1964 yılında Aksaray'ın Ortaköy ilçesinde doğdu. Konya Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesinden mezun oldu. Eğitim felsefesi doktorudur. Devlet Plânlama Teşkilâtı Ulusal Ajans proje değerlendirmesinde bağımsız (AB) dış uzmandır. Hâlen Fırat Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Uzun yıllar çeşitli günlük gazete ve dergilerde muhabir, editör ve köşe yazarı olarak çalışmıştır. Evli ve üç çocuk babasıdır. Doğan, Moldavya Gagauz Özerk Cumhuriyeti Meclisi tarafından verilen devlet nişanı sa­hibidir (2001). Çevre konusunda yaptığı çalışmalarıyla 2001 ve 2004 INEPO (Uluslar Arası Çevre Olimpiyatları Projesi) uluslar arası çevre basın ödülü kazanmıştır. YRD.DOÇ.DR. SÜLEYMAN DOĞAN
31 Aralık 2018

Yeryüzünün en güzel çiçekleri

1 Ocak 2019

BİR MÜDERRİSİN SÜRGÜN YILLARI -Hatıralar-ABDULLAH FEVZİ EFENDİ

Mücahit ve sağlam şahsiyetli bir ilim mensubu ve müderris olan Abdullah Fevzi Efendi, gerek yetiştiği aile gerek katıldığı olaylar ve gerek yaşadığı zaman dilimi itibarıyla önemle incelenmesi gereken bir kişilik olarak görülmektedir. Bizim dikkatimizi çeken nokta şu olmuş­tur; çok kısa bir ömür içinde, faaliyetlerinin önemli bir bölümü 30-38 yaşlarında geçen bir zatın, bu kadar sağlam bir yapıda ol­ması ve onu bu halde yetiştiren şartların yüceliği ve önemidir. Bugünün 38 yaşındaki insanı diyebiliriz ki henüz çocukluktan kurtulmamıştır. O nasıl bir dönemdir ki ilim mensubu, yirmi yaş­larına varmadan hem öğretici hem de öğrenici olarak büyük sı­fatlar ve önemli özellikler kazanmakta ve bugün bizleri hayrette bırakmaktadır. Aradan yüz yıla yakın bir zamanın geçmesi, o dö­neme ait belge ve bilgilerin —bazen kasıtlı olarak— yok edilme­si veya yok olması, o dönemleri ve o dönemlerin şahıslarını yaz­ma ve tanıtma işini güçleştirmektedir. Bereket versin Abdullah Fevzi Efendi, gittiği her yola birtakım işaret taşları bırakmış, on­ların büyük bölümü de günümüze kadar erişmiştir. Onların iz­lenmesi bize önemli hizmetler görecektir. Gönül isterdi ki bu işa­ret taşları iki konuda da olsun; birincisi gördükleri öğrenim, okulları, hocaları, ders kitapları, öğrencilik hatıraları, diğeri ise gördükleri ruhanî terbiye, sülük ve tarikat hayatına ait safhalar, hatıralar ve merhaleler... Talihsizliğimiz bu noktalarda olmuştur. O yine pek çok iz bırakarak sürdürdüğü hayatını, başkaları hiç iz bırakmadan bitirmiş ve bize meçhuller dünyası kalmıştır. 1900'lü yıllarda henüz Muhammed Bahaeddin Efendi sağ iken, evlâtları hem Paşadairesi'ni hem de birtakım eserlerini gelecek için yaza­bilirlerdi. Üçpınarlı Hâlidî Nakşı hareketinin Ödemiş bağını sa­dece iki üç cümle ile bilmekteyiz. Orada yaşamış ve Karaman'da vefat etmiş olan Hasan Kudsî Efendi'yi de gerektiği gibi tanıma­maktayız. Keza Halid Bağdâdî ile Muhammed Kudsî Efendi be­raberliğinin ne kadar sürdüğünü de bilmemekteyiz. Görüşme Şam'da veya Bağdat'ta mı olmuştur? Bunlar bugün için meçhul­dür. Aslında Tasavvuf tarihçilerinin işi olan bu konuda onlar, sa­dece İstanbul'da tanınan kişilerle meşgul olmakta, Anadolu ta­savvufu ile ilgili çalışmalar pek görülmemektedir.
4 Ocak 2019

ANNE BEN GELDİM “intihar eylemcisinin eve dönüşü”– Serdar Bayraktutan

Terör Merhaba ben örgüt liderin; Benim işim terör, Bana kısaca "ölüm" diyebilirsin, En büyük zevkim kan görmek. Ülkelere sinsice girerim, Beni sahiplenecek aklı başında hiçbir kimse yoktur, Ama taraftarlarım hiç eksik olmaz, Ülkem yok, vatansızım ben. Kim sırtımı sıvazlarsa onun yanında yaşar, Karanlık işlere imza atar, taşeronluk yaparım, Kötülüklerin olduğu her yer faaliyet alanım. Duygularıyla oynadığım insanlar bana kul köle olur, Girdiğim yerlerde birçok adi silah kaçakçısını zengin eder, Lüks bir hayat yaşayabilmem için halkı sömürür, Ben öğrenciye okulunu, çocuğa evinin yolunu unuttururum. Anayı babayı evladından ayırır kederlere boğarım, Bir elini verdin mi kafanı kopartırım. Kendini cezaevinde ya da toprağın altında bulursun. Bağımsızlık-Demokrasi-Sosyalizm safsatalarıyla aklını alır, Beynini uyuştururum, sağlıklı düşünemez olursun, Ben, afyondan daha zehirliyim. Evine misafir olursam evsiz kalırsın, Çocuğuna yedireceğin üç beş lokmaya bile göz dikerim, Beni kabul edersen hayatın cezaevinde geçer, Ama bu şansa sahip olmama ihtimalin de var, Çünkü, ben eli boş gelmem. Açlığını kullanarak kazandığım paralar, bombaya dönüşmüştür, Yanımdaki kan ihtiyacımı karşılayan patlayıcılar, Her an çocuğunun yatağı altında infilak edebilir. Kin, nefret, intikam, düşmanlık günlük ihtiyaçlarını karşılar, Aç kalırsan gasp yaptırır, Hırsızlık yaptırır, Cinayet işletirim. Ortam sessizleşmişse, bedenini tutuşturur ve hareketlendiririm, Dertlerinden kurtulacağını söyleyerek seni mısır gibi patlatırım. Sağlam kalan vücut parçalarını acılar içinde toprağa gömerler, Yakınlarının feryatları bana ninni gibi gelir. İnsanları birbirine düşürür, kavga ortamından rant elde eder, Ateş etmeyi, bıçaklamayı olağan işlerden sayarım. Seni çalıştırmam, sadece sokaklarda slogan atarsın, İşçi olmadan işçi haklarını savunursun, Kendi halinde, geçim derdindeki esnafın sırtına binersin, Ve bütün bunları halk için yaptığına inanırsın. Benim gücümün etkisindeyken senin söz hakkın olamaz, Bir robot gibi her söyleneni yapmak zorundasındır, Ananı babanı tanımaz, İyiyi, güzeli, gülmeyi unutursun, Kendine ait bir yaşantın olamaz, Yani bir daha asla özgür olamazsın, Yeter ki bir kere bana evet de... Kim vatanına hizmet etmek isterse onun karşısındayım, Halka hizmet götürmeyi düşünenin başına bela olurum, Toplumun gülme ihtimali beni çıldırtır, beynime kramp girer, Bir yolunu bulur ortamı kanlandırırım. Otobüsleri, ormanları, okulları, alışveriş merkezlerini yakar, İş adamlarını tehdit eder, banka hesaplarını cebime indiririm, Dizginlerini bir elime alırsam ne sen ne de yedi ceddin rüyanızda bile huzur bulamazsınız, Çünkü, benimle olanların yüzünün güldüğü görülmemiştir. Beni kimlerin kabul ettiğini merak mı ediyorsun? İşsiz, güçsüz, eğitimsiz, psikopat, tinerci, balici... Olumlu adım atma becerisi olmayan insanlara meşgale olurum, Kısaca toplumda yer edinememiş herkese açık kapım. Sakın bu gruplara girmediğini ileri sürerek beni reddetme, Sana da yakıp yıkmayı kısa sürede öğretebilirim, Ölüm makinesi haline gelir, etrafa dehşet saçarsın, Sonuçta benimle olursan, kanla yatar kanla kalkarsın. İşte şimdi beni tanıyorsun, Ne yapacaksın?         Seçim hakkın var ama bir karar vermelisin,         Olur da bir eşeklik yaparsan sırtından hiç inmem.         Unutma, son buluşma yerimizdir Cehennem...