POSTMODERN CİHAD
7 Ekim 2017
DİNK CİNAYETİ VE İSTİHBARAT YALANLARI
7 Ekim 2017

PİKE (Bir Polis Şefinin Kısa Tarihi)

Orhan
GGÖKDEMİR
1963 yılında Giresun Bulancak’ta doğdu. 1981de Halkalı Ziraat Okulu, 1986’da Marmara Üniversitesi
İİBF Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldu. 1988 yılında yazı işleri müdürlüğünü
yapt
ığı
Toplumsal Kurtulu
ş
dergisindeki yaz
ıları nedeniyle tutuklandı. Çeşitli gazete ve dergilerde çalıştı ve yazdı. Öteki İslam, Eymür ve Pike adlı kitapları nedeniyle hakkında çeşitli davalar açıldı ve her üç kitap nedeniyle hapis cezasına
çarptırıldı. Halen gazetecili
ğe devam eden Gökdemir, çeşitli konularda yazmayı da sürdürüyor.
1.BÖLÜM
İTALYA – GLADIO
Bu bölümde İtalyadaki Gladio yapılanması ekseninde NATO üyesi devletlerde kurulmuş olan organizasyonlardan bahsedilmektedir. Yazar,
1960 y
ıllarda
T
ürkiyeye
gelen Philip H. Stoddard isimli Amerikal
ı araştırmacının Teşkilatı Mahsusa üzerine bir kitap yazdığını,
bu kitab
ın
kontrgerilla
örgütlenmelerinin geliştirilmesi ve özel harp metotlarının
uygulanmas
ında büyük rolü olduğunu ifade etmektedir.
NATO üyesi ülkelerde komünizm tehdidiyle mücadele
amacıyla Süper NATO adı verilen örgütlerin kuruldu
ğu iddia edilmekte, bunlar içerisinde önemli bir yer
tutan
İtalyan Gladio’su ve P2 locası ile bilgiler
verilmektedir. Yazar, kontrgerilla e
ğitimlerinin ABD ve CIA gözetimindeki
merkezlerde verildi
ğini,
ilgili
ülkelerde
ekonomiden siyasete, “milliyetçi-fa
şist eğilimli kişi
ve olu
şumlardan mafya gruplarına,
istihbarat örgütlerinden polis ve askeri te
şkilatlara kadar birçok alanda legal ve
illegal yap
ılanmalar oluşturulduğunu vurgulamaktadır.
2.BÖLÜM
TÜRKİYE 12 MART
Yazar, bu bölümde Türkiye’nin NATO’ya girişiyle birlikte Türk istihbarat birimlerinin ABD
askeri misyonu JUSSMAT koordinesinde yeniden yapılandırıldı
ğı,
darbenin ve i
şkencelerin
geli
şmekte olan sol hareketleri bastırmak
i
çin
yap
ıldığı
tezlerinden hareket etmektedir. 
Bu bölümde konu edilen diğer bir husus 1. MİT raporu olarak kamuoyu gündemine
getirilen rapor ile dönemin
İstanbul emniyet müdürü Şükrü
Balc
ı
ve ba
ğlantılarıdır. Balcı’nın ABD’de kontrgerilla eğitimi verilen okullardan kurslar aldığı,
poliste r
üşveti kurumsallaştırdığı,
uyu
şturucu, kaçakçılık işleriyle uğraşan kişilerle beraber olduğu, onları haraca bağladığı,
mafya yap
ılanmalarına göz yumduğu, yönlendirme faaliyetlerinde bulunduğu, aşırı
sol terör örgütlerine kar
şı mücadele zaafa uğrar endişesinden hareketle bu faaliyetlerinin görmezden
gelindi
ği ve üst düzey askerler tarafından korunduğu iddiaları öne sürülmektedir. Bu bağlamda Mehmet Ağar’ın Şükrü
Balc
ı’nın
yan
ında
yeti
ştiği, onun öğrencisi olduğu ve öğrendiklerini geliştirerek uygulaması neticesinde
kariyer basamaklar
ını hızlı bir şekilde çıktığına vurgu yapılmaktadır.
3. BÖLÜM
YÜKSELİŞ BAŞLIYOR
Bu bölümde Mehmet Ağar’ın babası Zülfü Ağar’ın izinden giderek emniyet içerisinde
y
ürütmüş olduğu görevler ve bürokrasi basamaklarını yükseliş öyküsü anlatılmaktadır. Bu öyküyü şu satırlarla özetlemek mümkündür:
Zülfü Ağar, Menderes döneminin ünlü polis müdürlerinden birisi olup 27 Mayıs Darbesinde
Adana emniyet m
üdürlüğü görevinden açığa alınmıştır. Ağar, 18 yaşında babasının ölümüyle yetim
kalmas
ının ardından baba mesleği olan
polisli
ğe adım atar ve
Emniyet Genel Müdürlü
ğü hesabına Ankara Üniversitesi
Siyasal Bilgiler Fak
ültesinde okur. 1968 dönemine tekabül eden o yıllarda Mülkiyede Abdullah Öcalan, Mahir Çayan, Mesut Yılmaz, Uluç Gürkan, Murat
Karayal
çın, Hasan Celal Güzel gibi isimler vardır. Arkadaşları arasındaki lakabı Pikedir. Erbil Tuşalp, Ağar’ın dönemin etkisiyle hafif solcu olduğunu fakat mazeretler bularak hiçbir eyleme
kat
ılmadığını öne sürmektedir.
Ağar Mülkiyeyi bitirdikten sonra EGM Asayiş dairesinde komiser muavini olarak göreve başlar, Cumhurbaşkanlığı korumada çalışır. Kaymakamlık sınavını kazanır ve 1978 yılında kursu
tamamlayarak Torul kaymakaml
ığı ve Ankara
Delice il
çesi kaymakamlığı görevlerinde
bulunur. 1980 y
ılının Ocak ayında emniyete döner ve İstanbul
emniyeti siyasi
şube müdürlüğü muavinliği yapar. İstanbul emniyetinde personel şube ve asayiş şubede müdürlük, terör ve asayişten sorumlu
emniyet m
üdür yardımcılığı görevlerini yürütür. 1988 yılında Ankara
emniyet m
üdürlüğü, 1990 yılında İstanbul emniyet müdürlüğü, 1992 yılında
Erzurum valili
ği görevlerine
atan
ır. 1993 yılı Temmuz ayında Emniyet Genel Müdürü olarak teşkilatın başına geçer.
Bu bölümde, 1993 yılında 42 yaşında
Emniyet Genel M
üdürü olan Ağar’ın terörle daha etkin mücadele için Korkut Ekenin eğitmenliğinde polis özel timlerinin yetiştirilmesine ön ayak olduğu ve teröre karşı teröristlerin
anlayaca
ğı
dilden, “gayri nizami harp” metotları ile kar
şı
konmas
ı
gerekti
ği anlayışını
uygulamaya koydu
ğu
anlat
ılmaktadır.
Yazar bu ba
ğlamda
sıklıkla Talat Turhan’ın anlatımlarına ba
şvurarak terörle mücadelede bu tip yöntemlerin CIA ve
Amerikan g
üvenlik kurumları tarafından geliştirilip çeşitli ülkelerin emniyet, istihbarat ve askeri kurumlarında
g
örevli
şahısların bu doğrultuda eğitildiğini, Latin Amerika ülkelerinde oluşturulmuş  “ölüm
mangalar
ı”, idam mangaları” gibi isimlerle anılan yapılarla
A
ğar döneminde kurulmuş “özel timlerin aynı mantığın
ürünü
oldu
ğunu ve tek bir merkez tarafından
olu
şturulduğunu iddia etmektedir.
Yazar, Ağar’ın genel müdürlüğü
d
öneminde
i
şkence, adam kaçırma, yargısız infaz olaylarının
arttı
ğını öne
s
ürmekte,
2000
e
Do
ğru dergisi ve TİHV tarafından hazırlanan Türkiye İnsan Hakları Raporlarına atıflar yaparak iddiasını
desteklemeye
çalışmakta, Ağar’ın dillendirdiği 1000 operasyon yaptık
ifadesindeki operasyonların masum ki
şileri hedef aldığına
dair
örnekler
sunmaya
çalışmaktadır.
Ayrıca Ağar’ın siyasiler ve devletin üst
kademleriyle her zaman yak
ın ilişki kurduğu, askerle arasını iyi tuttuğu ifade edilmektedir.
4. BÖLÜM
 DEVLETİN
ALACAKARANLIK KU
ŞAĞINDA    
Bu bölümde 10 Kasım 1987 tarihli, kamuoyunda 1. MİT raporu olarak bilinen ve Mehmet Eymür
taraf
ından
haz
ırlanan
rapor ile bu raporun olu
şumunu
sa
ğlayan etütlerden alıntılar yapılarak Mehmet Ağar’ın da içerisinde yer aldığı
bir
çok
ismin de
ğişik bağlantıları
anlat
ılmaktadır.
Söz konusu MİT raporunda Banker Bako olarak tanınan
Baki Ayg
ün
ekseninde yer ald
ığı
bir soru
şturmanın bazı manevralarla örtbas edilmeye çalışıldığı,
Banker Bako olay
ının arkasında dönemin İstanbul emniyet müdürü Ünal
Erkan, yardımcısı Mehmet A
ğar, Mali şube
m
üdürü
Cevdet Saral ile
İstanbul
emniyetinden baz
ı üst düzey isimlerin yer aldığı belirtilmektedir. İstanbul emniyeti ile yer altı dünyası arasındaki ilişkileri sağlamada kilit isimlerin emekli cinayet masası şefi Ahmet Ateşli ve müdür yardımcısı Mehmet Ağar olduğu iddia edilmektedir. Bu noktada ayrıca
Mehmet A
ğar’ın general Tahsin Şahinkaya ile yakınlaştığında
de
ğinilmektedir.
Bu bölümde, Ünal Erkan ile Mehmet Ağar’ın Şükrü
Balc
ı
d
öneminden
kalma r
üşvet, yolsuzluk faaliyetlerini devam ettirdikleri,
Hürriyet gazetesi çalı
şanı
Kas
ım
Gence gibi isimler vas
ıtasıyla kendilerine tehdit olarak gördükleri
ki
şiler hakkında haberler yaptırdıkları, hayat kadınlarının üst
düzey bürokratlarla ili
şkilerini
kaydettirerek koz olarak kullandıkları gibi iddialar M
İT raporu ve dönemin yayın organlarındaki haberlere
dayandırılarak ifade edilmektedir.
1.MİT raporu olarak bilinen bu raporda ismi geçen kişilerle ilgili hiçbir işlem yapılmadığı
hatta bir
çok ismin bürokraside yükselmeye devam ettiği, raporu hazırlayan MİT görevlisi Mehmet Eymür, emniyet kaçakçılık
daire ba
şkanı Atilla Aytek ve Yarbay Korkut Ekenin
g
örevden
al
ındığı
kitapta yer alm
ıştır. Raporun ardından ilerleyen yıllarda Eymür ve Ağar dostluk geliştirmiş, birbirlerinin evinde kalacak kadar yakınlaşmıştır. Eymür’e yakın MİT görevlisi Tarık Ümitin kaçırılması, kumarhaneler kralı Ömer
L
ütfi
Topal
’ın öldürülmesi gibi olayların yaşanmasıyla MİT (Eymür ve ekibi) ile Ağar arasındaki ilişkiler yeniden gerginleşmiştir. Susurluk kazasından 1,5 ay kadar önce dönemin Başbakanı Tansu Çiller ve Mehmet Ağar hakkında ağır
ithamlarda bulunan 2. M
İT
raporu kamuoyu g
ündemine getirilmiştir.
5. BÖLÜM
1993 DARBESİ
Bu bölümde, 1993 yılı ve sonrasında yaşanan Uğur Mumcu, Eşref Bitlis, Ahmet Cem Ersever gibi isimlerin
öldürülmesi, PKK terör örgütü ile mücadele kapsamında örgüt ba
ğlantılı bazı şahısların ölü bulunması, devlet birimleri içerisinde
kümelenmi
ş çeşitli ekiplerin birbirleri ile mücadelesini
içeren birçok iddia ve itham yer almaktadır.
Yazar, 1. MİT raporu sonrasındaki süreçte MİT Güvenlik dairesi başkanı Mehmet Eymür, daha sonra suikasta kurban giden MİT müsteşar yardımcısı Hiram Abas, yarbay Korkut Eken ve Emniyet Kaçakçılık
ve
İstihbarat dairesi başkanı Atilla Aytekin bir ekip olduğu, bu ekibin liderinin önce Hiram Abas ardından
Mehmet Eymür oldu
ğunu
ileri s
ürmektedir.
Buna mukabil olarak
Şükrü Balcı, Mehmet Ağar, MİT İstanbul bölge başkanı Nuri Gündeş ve yardımcısı Cengiz Abaoğlunun ise karşıt
grubu olu
şturduğunu, bu grubun liderinin önce
Şükrü
Balcı ardından Mehmet A
ğar
oldu
ğunu öne sürmektedir. Mehmet Ağar’ın zaman içerisinde karşı
gruptan Korkut Eken
i yanına çektiği ve özel timleri yetiştirme görevini kendisine vererek onore ettiği belirtilmektedir.
1993 yılında Tansu Çiller başbakan, Doğan Güreş genelkurmay başkanı, Mehmet Ağar’ın emniyet genel müdürüdür.
PKK ter
ör
örgütünün
eylemlerini yo
ğunlaştırması devlet içerisinde terörün önlenmesi noktasında farklı çözüm arayışları içerisine girilmesine yol açmıştır. Bu bağlamda yazarın kitapta alıntı yaptığı
eserlerde ve kendi ifadelerinde baz
ı ithamlarda bulunulmaktadır.
Yer yer birbirleriyle de
çelişen bu ithamlara göre terörle mücadelede gayri nizami yöntemlerin
uygulanmas
ın noktasında direnç gösterebilecek isimler tasfiye edilmiştir. Gazeteci Uğur Mumcu’ya suikast düzenlenmesinin İran bağlantılı İslami motifli örgütlerinden ziyade Gladio bağlantılı devlet içerisindeki derin güçlerin işi olabileceği iddiasında bulunulmaktadır.
Yazar’ın diğer bir ithamı Eşref Bitlis olayı ile ilgilidir. Şüpheli
bir uçak kazasında hayatını kaybeden Jandarma Komutanı Org. E
şref Bitlisin dönemin genelkurmay başkanı Doğan Güreş ile fikri ayrılıklar yaşadığı,
Çekiç Güç’ün faaliyetlerinden rahatsız oldu
ğu ve bu konulardaki görüşünü
cumhurba
şkanı Turgut Özala raporlarla sunduğu ve rahmetli Turgut Özal’ın bu raporlardaki
hususları Amerikan büyükelçisi ve Amerikan ba
şkanına bildirmesi sonucu öldürüldüğü
öne sürülmektedir. Bu ithamlardaki kaynak ise dönemin Aydınlık dergisidir.
 1993 yılında
yazarın anlatımlarıyla gayri nizami yöntemlere direnç gösterebilecek isimlerin
ekarte edilmesi ile Mehmet A
ğar’ın yönlendirilmesiyle kurulan özel
timlerin g
öreve başladığı,
J
İTEMin korucular ve itirafçılarla birlikte etkin hale geldiği, PKK terör örgütü bağlantılı uyuşturucu kaçakçısı Behçet Cantürk, avukat Yusuf Ekinci, Savaş Buldan gibi isimlere ait cesetlerin bulunduğu değerlendirmelerine yer verilmektedir.
Bu kısımda iddia edilen diğer bir husus 1993 yılında
A
ğar’ın Emniyet Genel Müdürlüğü
g
örevine
gelmesi ile emniyette
teknolojik devrim yaşandığı,
Faruk Bildirici
nin Gizli Kulaklar Ülkesi isimli kitabından alıntılarla teknik takip, telefon dinleme gibi konularda
Amerikan NSA kurumunun katk
ılarıyla son model teknolojik cihazların alınıp
kullanılmaya ba
şlanmasıdır.
6. BÖLÜM
MAFYADAKİ DOSTLAR
Bu bölümde Mehmet Ağar’ın mafya dünyasından isimlerle ilişkilerine ve bu isimlerle ne tür bağlantılar kurduğuna değinilmektedir. Yazar, kitabında bu bağlantıları şu şekilde açıklamıştır:
Ağar’ın organize suç örgütü lideri Yaşar Öz ile tanışmasını Dündar Kılıç’ın eski ortağı
ve M
İT muhbiri Tarık Ümit sağlamıştır. Yaşar Öz’ün bir sahtecilik suçu sebebiyle İstanbul polisinin elinden kurtulmasını
sa
ğlayan ve silah taşıma
belgesine imza atan isim Mehmet A
ğardır.
Abdullah Çatlı ile ilişkilerinin kurulması ise İstanbul emniyeti özel harekât şube müdürü olarak görev yapmış olan İbrahim Şahin aracılığı
ile sa
ğlanmıştır. Abdullah Çatlı, hemşerisi 1974 yılında İstanbul Ülkü Ocakları başkanlığı
yapm
ış olan Abdullah Kederoğlu vasıtasıyla İbrahim Şahin ile yakınlık oluşturmuş, Şahin aracılığıyla
da d
önemin
İstanbul emniyet müdürü
Mehmet A
ğarla yakınlaşmıştır.
Çatlı ile birlikte Ağar’ın ekibine dahil olan diğer bir isim ise Arnavut Sami olarak bilinen ve
Susurluk kazasının ardından Çatlı’nın cenazesini almak üzere ilk giden ki
şilerden birisi olan Sami Hoştandır.
Bu bölümde zikredilen diğer bir kişi ise Sedat Bucaktır.
Susurluk kazas
ının ardından yaralı kurtulan Bucaka, Ağar kaza sonrası süreci yönetmede yardım etmiş, HBB kanalına çıkmasında destek olmuştur. Bu bölümde yazarın alıntı yaptığı
politikac
ı Algan Hacaloğlunun o dönemin ilişkilerini anlatmada kullandığı Güneydoğunun başbakanı Necmettin Cevheri, İçişleri Bakanı Ünal Erkan, komutanı Sedat Bucak’tır” ifadesi
ilginçtir.
Son olarak bu bölümde Mehmet Ağar’ın Erzurum valisi iken Haluk Kırcı’nın
nikâh
şahitliğini yaptığına
de
ğinilmektedir.
7. BÖLÜM
POLİSTEKİ SUÇ EKİBİ
Bu bölümde MİT muhbiri Tarık Ümitin kaçırılması, kumarhaneciler kralı Ömer Lütfi Topal’ın
öldürülmesi gibi olaylarda
İbrahim Şahin
emrindeki
özel tim polislerinin rolü,
Abdullah
Çatlı bağlantısı ve Mehmet Ağar’ın konumuna ilişkin değerlendirilmelerde bulunulmaktadır.
Mehmet Eymür ve ekibi tarafından kaleme alınan ve
kamuoyunda 2. M
İT
raporu olarak bilinen rapor, Susurluk komisyonu ifadeleri, Ayd
ınlık
dergisinde
çıkmış haberler, uyuşturucu kaçakçısı Hüseyin Baybaşinin anlatımları ekseninde Mehmet Ağar ve ekibi, dönemin başbakanı Tansu Çiller ile ilişkileri gibi hususlarda birçok iddialar öne
sürülmektedir. Özetle, o dönemde terörle etkin mücadele için bazı tedbirlerin
devreye sokuldu
ğu,
Emniyet Genel M
üdürü Mehmet Ağar’ın başını çektiği, Korkut Eken, İbrahim Şahin ve polis özel timlerinde görevli bazı polislerin adlarının karıştığı
bir
çok
olay ya
şandığı
belirtilmektedir. Susurluk kazas
ının ardından olayı soruşturmakla görevli savcı Nihat Arttıran hazırlamış olduğu fezleke dönemin Refah-Yol hükümetinin
i
çerisinde
bulundu
ğu kırılgan dengeyi sarsmamak ve hükümetin
devamını sa
ğlamak için
Adalet Bakanlı
ğı tarafından iade edilmiştir. Bu fezlekede saptanan bazı
hususlar
ı şu şekilde sıralayabiliriz:
1.
Susurluk’ta kaza
yapan Mercedes içerisinden çıkan silahlardan parmak izleri silinmi
ştir.
2.
Aracın içerisinde
sahte plakalar bulunmu
ştur.
3.
Sedat Edip
Bucak’ın Siverek’teki ikametinde çekilmi
ş Abdullah Çatlı, Sami Hoştan (Ömer Lütfi Topal’ın ortağı),
Ercan Ersoy
un (Bucak’ın koruma polisi) birlikte yer aldığı
foto
ğraflar bulunmuştur.
4.
Abdullah Çatlı’nın
üzerinden Mehmet Özbay hüviyetine ait, silah ta
şıma
yetkisi verilen ve Emniyet Genel M
üdürü Mehmet Ağar imzalı bir belge çıkmıştır.
5.
Abdullah Çatlı’nın
üzerinde az miktarda kokain bulunmu
ştur.
6.
Çatlı’nın
üzerindeki silahın ruhsat i
şlemleri Hüseyin Kocadağ’ın referansı ile çabucak çıkarılmıştır.
7.
Ömer Lütfi Topal
cinayetiyle ilgili olarak yakalanan özel timci Ayhan Çarkın, O
ğuz Yorulmaz ve Ercan Ersoy, Bucak, Ağar ve Şahinin müdahaleleriyle Ankaraya getirilmiş ve serbest bırakılmaları sağlanmıştır.
8.
Ömer Lütfi Topal
kumarhanelerine el konulması için öldürülmü
ştür.
9.
Topal cinayetinin
ardından olayla ili
şkili
oldu
ğu ileri sürülen Sedat Bucak’ı korumakla görevlendirilmişlerdir.
10. Tarık Ümit’in özel timci polisler tarafından
kaçırıldı
ğı ve öldürüldüğü
iddia edilmi
ştir.
11.  Tarık Ümit’in pasaportu çete lideri Yaşar Özden ele geçirilmiş fakat Mehmet Ağar’ın müdahalesiyle Öz serbest bırakılmıştır.
8. BÖLÜM
ÇETENİN İŞLERİ
Bu bölümde Mehmet Ağar ve ekibinin gerçekleştirdiği iddia edilen yurtiçinde ve yurtdışında
yap
ılmış bir takım faaliyetler anlatılmaktadır. PKK
terör örgütüyle mücadelede 1993 yılına kadar üstünlük askerin elinde olup
siyasilerin ve emniyetin fazla bir a
ğırlığı
yoktur. A
ğar’ın emniyetin başına geçmesi ve özel timlerin güçlendirilmesi ile birlikte emniyetin rolü
artm
ıştır.
Kutlu Savaş’ın hazırlamış
oldu
ğu Susurluk Raporunda değinilen bir husus örtülü ödenek
kullan
ılarak
İsrailden alınan ve daha sonra bir bölümü
kaybolan silahlar
ın akıbetidir. Bu silahlar PKK terör
örgütü
lideri Abdullah
Öcalan ve DHKP-C terör örgütü
lideri baz
ı isimlere suikastlar düzenlemek için
kullanılacaktır. Bu süreçte devreye giren bir isim MOSSAD ile de ili
şkileri olan silah taciri Ertaç
T
ınardır.
T
ınar’ın sahibi olduğu
Haspro
şirketi vasıtasıyla silahlar temin edilerek Emniyete
hibe edilir, Ayr
ıca MOSSAD görevlileri ile Antalya’da bir eğitim programı düzenlenir. Bu programa 40 kadar özel
tim mensubu kat
ılır. 70 milyon doları yakın
bir mebla
ğın harcandığı
s
öylenen
bu s
ürecin
sonunda
çeşitli sebeplerle suikastlar gerçekleşmez. Susurlukun kayıp silahları ile ilgili tartışma daha sonra da devam etmiştir.
Yazar’ın bahsettiği diğer bir konu Ömer Lütfi Topal’ın HAVAŞ’ın %60 hissesinin özelleştirilmesi ile ilgili ihalede Mehmet Ağar tarafından engellendiği iddiasıdır. İhaleyi alan YAZEKS A.Şnin sahibi Turgay
Ciner
in
Çiller
ailesine yakın oldu
ğu,
A
ğar’ın kardeşi Yunus Ağar’ın Cinerin sahibi olduğu Park Holdingte yönetici olduğu, bu sebeple Ağar’ın ihalenin Cinere verilmesinde etkili olduğu öne sürülmüştür.
Diğer bir iddia ise Koptogan hapı kaçakçılığı
ile zenginle
ştiği ileri sürülen Gaziantepli işadamı Mehmet Ali Yaprak’ın 24 Aralık
1995 se
çimleri
öncesi
Mehmet A
ğar ve DYPye 500 milyar yardımda bulunduğu, İbrahim Şahine
100 milyar r
üşvet verdiği, bunları duyan Abdullah Çatlı’nın özel tim polisleri vasıtasıyla
Yaprak
ı
kaçırtarak 3 milyon Mark haraç alınması konusudur.
Bu bölümde anlatılan diğer bir konu Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı’nın
öldürülmesidir.
Yazar
ın
iddias
ına
g
öre,
K
ıbrıs
kumarhane, uyu
şturucu, kara
para aklama a
çılarından birçok ismin yoğunlaştığı
bir yerdir. Adalı’nın profesyonel bir
şekilde öldürüldüğü
g
ünlerde
emniyete silah ayarlayan K
ıbrıslı işadamı Ertaç Tınar ile Abdullah Çatlı’nın
K
ıbrısta
bulunmas
ı,
cinayetin Uzi marka bir silahla i
şlenmesi, cinayeti TİTin (Türk İntikam Tugayı) üstlendiği iddiası birbirine eklemlenince kuşkular artmıştır.
Yazar’a göre 1995 yılında Azerbaycan cumhurbaşkanı Haydar Aliyeve yönelik başarısız darbe girişiminin arkasında Ağar bağlantılı ekip vardır.
9. BÖLÜM
ZOR GÜNLER
Bu bölümde Susurluk kazası sonrası Mehmet Ağar’ın yaşamış olduğu bazı zorluklardan bahsedilmektedir. 1996 yılında
M
İT tarafından sunulan bir raporda Ağar’ın ülkücü ve Süleymancılık cemaati kesimlerinden isimlerle irtibatlı
oldu
ğu, onlara kolaylıklar sağladığı
belirtilmekteydi.
TBMM Susurluk komisyonunda görev yapan ve sonra
istifa eden hakim Akman Akyürek hakkında çıkan M
İT elemanı olduğu iddialarının Ağar kaynaklı olduğunu öne sürmüş, geçirmiş olduğu trafik kazasında ölmeden önce Ağar’ı suçlamıştır.
1998 yılında Ağar’ın oğlu Tolganın düğününe
1. M
İT raporunda ismi geçen birçok isim katılmış, nikâh şahidi olması beklenen Süleyman Demirel ise düğüne gelmemiştir. Nikâh şahitliklerini ise Kenan Evren ve İstanbul eski valisi Nevzat Ayaz yapmışlardır.
1999 yılı itibariyle birlikte hareket ettiği Çiller ile arası bozulan Ağar, Refahyol hükümetine karşı tavrı sebebiyle dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir ile ilişki geliştiriyordu. Ağar, Susurluk konusunda PKK’nın finans kaynaklarının
kurutulması için MGK kararı alındı
ğı,
karanl
ıkta
kalan olaylar
ın aydınlatılması için MGK’da alınan kararlara bakılması
gerekti
ğini söyleyerek kendisini savunmuştur.
10. BÖLÜM
SPOR AŞKINA
Bu bölümde spor dünyası ile ilişkilere değinilmekte birçok kesimden ismin özellikle futbol
kul
üpleri
ile s
ıkı
ili
şkiler kurma yoluna gittikleri vurgulanmaktadır. Ağar sıkı bir Galatasaray hayranıdır.
Galatasaray eski teknik direkt
örü Fatih Terim ile aile dostu olduğu, kulübün sıkıntılı günlerinde yardımcı olduğu, Terimin de bağlılığını
kazan
ılan
şampiyonluğu Ağar’ın hasta kızına armağan etmesiyle gösterdiği ifade edilmektedir.1998 yılı
Nisan ay
ında
ise Trabzon – Galatasaray futbol kar
şılaşmasında tuğgeneral Veli Küçük ile Mehmet Ağar’ın kol kola fotoğrafları çekilmiştir.
Ağara karşı
ekipte ismi ge
çen MİT İstanbul bölge eski başkanı Nuri Gündeşin Beşiktaş’ın başına MİTten adamı Süleyman Sebayı getirmiştir.
İlginç diğer bir anekdot ise 1997 yılı Mart ayında oynanan Fenerbahçe- Antalyaspor maçına Fenerbahçeli futbolcuların Kocadağ’ı unutmadık pankartı ile çıkmasıdır.
11.BÖLÜM
“DERİN DEVLETTEN “DERİN MİLLETE
Yazar, bu bölümde Ağar’ın DYPden milletvekili seçilmesi, İçişleri ve Adalet Bakanlığı görevlerinde bulunması, Susurluk kazası
sonras
ı
s
üreçte
ya
şadıkları, DYP genel başkanlığına
se
çilmesini
anlatmakta ve eski M
İT
g
örevlisi
Mehmet Eym
ür’ün yayınladığı www.atin.org adlı internet sitesinde “Ağar Roman başlığı
alt
ında
vermi
ş olduğu bilgilere yer vermektedir. Ayrıca
bu kitapta yer alan iddia ve ithamlardan
ötürü cezalar aldığını
belirtmektedir.
Ağar 24 Aralık 1995 genel seçimlerinde DYP’den Elazığ milletvekili olarak seçilir.
1996 yılında kurulan ANAP-DYP koalisyonunda Adalet bakanı, Refah-Yol
koalisyonunda ise
İçişleri bakanı olarak kabineye girer. Susurluk kazasının
ard
ından
ya
şanan tartışmalar ve Erbakanın Libya ziyaretine tepkisi nedeniyle 8 Kasım 1996
tarihinde bakanlıktan istifa eder. Susurluk kayıp silahları ile ilgili olarak
alınan ifadesinde bu silahların yurtdı
şı
operasyonlar i
çin kullanılmak üzere danışmanı Korkut Ekene teslim edildiğini, devlet sırrı kapsamında olduğunu söyler. Eken ise silahların
g
üvenli
bir
şekilde yurtdışına
çıkarıldığını
belirtir. 15 Haziran 2000 tarihinde
suç işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak iddiasıyla hakkında açılan Meclis Soruşturma Komisyonu 8e karşı
6 oy ile Y
üce Divan’a sevk edilmesine gerek olmadığı
karar
ını
al
ır.
18 Nisan 1999 ve 3 Kas
ım 2002 genel seçimlerinde Elazığdan
ba
ğımsız
milletvekili olarak meclise girer. 14 Aral
ık 2002 tarihinde Doğru Yol Partisi genel başkanlığı
g
örevine
se
çilir.
DYP genel başkanı seçilen Ağar ilk iş olarak Güneydoğu illerini kapsayan ziyaretlere başlar ve Diyarbakırda Dağda silahlı gezeceğine düz ovada siyaset yapsın
a
çıklamasıyla gündeme gelir. Kendi deyimiyle derin
devlet
in
saflar
ından
derin
millet
in
saflar
ında
y
ürümeye
ba
şlamıştır.
Mehmet Eymür ise internet sitesinde Ağar için özetle İstanbul emniyeti eski müdürü Şükrü
Balc
ı’nın
yan
ında
yeti
ştiği, görev yaptığı
birimlerde her kesimden isimlerle diyalog kurdu
ğu, bir yandan konsey üyesi general
Tahsin
Şahinkayanın özel işlerini yaparken diğer yandan Semra Özal ve kızı Zeynep Özal’ın işlerini hallederek onlarla yakınlaştığı,
yer alt
ı
d
ünyası
ve
Ülkücü
kesimle aras
ını iyi tuttuğu, Ünal Erkan’ın İstanbul emniyetinde birlikte çalıştığı
ve ili
şkilerini sağlamlaştırdığı,
netice olarak hakkındaki tüm iddialara ra
ğmen kariyer basamaklarını
h
ızlı
bir
şekilde çıkarak etkili makamlara geldiğini anlatmaktadır.
****************************

 

Yazar, Mehmet Ağar ile ilgili olarak Mülkiyede
kendisine tak
ılmış olan Pike lakabından esinlenerek Ağar’ın pikesini hep halkın üzerine yaptığı
sonucuna varm
ıştır. Hocası Şükrü
Balc
ı’nın
izinden giderek, bir
çok konuda hocasını aştığı
h
ükmünü
vermektedir. 
Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: