21.YÜZYILIN ANLAMI – THE MEANING OF THE 21. CENTURY
7 Ekim 2017
PİKE (Bir Polis Şefinin Kısa Tarihi)
7 Ekim 2017

POSTMODERN CİHAD

Postmodern Cihad: Kitap üç
bölüm ama genel hatlarıyla iki bölüme ayrılabilir. 1. Bölümde
İlhan CİHANERin İsmailağa ve Gülen
Grubu hakk
ında yaptığı çalışmalar Jandarmayla koordineli olarak yürüttüğü
faaliyetler ve bu faaliyetleri açıklarken Jandarmanın yapmı
ş olduğu dinlemelerin tape çözümleri, CİHANERin tutuklanmasından sonraki gözaltı sürecinde Hem HSYK ya verdiği hem de sorgu sürecinde vermiş olduğu savunmalarından oluşmakta  
İkinci Bölümde
ise devreye Erzurum Özel yetkili savcısı Osman
ŞANAL giriyor devreye ve ilk olarak İlhan CİHANER den Erzincan da yürütmüş olduğu operasyonun dosyasını
istiyor ve iki savc
ılık arasında amansız bir yazışma başlıyor bu süreçte. ŞANAL bigi istiyor CİHANER soruşturma aşamasında olduğunu söylüyor, ŞANAL yetkinin kendisinde olduğunu bilgi verilmesini istiyor, CİHANER  bilgi
verecek bir durum olmad
ığını,
yetki konusunun ise belirtmenin bile uygunsuz oldu
ğunu söylüyor.
Temmuz ayı 2007yılından  başlıyor kitabın giriş kısmı yani CİHANERin Erzincan’a tayin olduğu günden. Erzincan’a geldiği ilk gün şehirdeki tanıdığı tek isim Erzincan İi Jandarma Ko­mutanı Albay Recep Gençoğludur. CİHANER, Albay Gençoğlunu 1998 yılında İdile atandığında
o tarihte Gen
çoğlu da İlçeye Yüzbaşı
olarak atanm
ıştır. Hayatları Erzincan da bir kez daha kesişiyor yalnız bu sefer ki biraz
farkl
ı olacak ikiside Erzurum savcısı Osman ŞANAL tarafından terör örgütüne üye olmaktan ilerleyen günlerde
tutuklanacaklard
ır ama bunun için henüz erken.
İlhan CİHANER Temmuz ayında Erzincana atanmasından sonra ilk iş Kasım Ayına Kadar İldeki aşırı
sol, a
şırı
sa
ğ ve irticai faaliyetler hakkında
kendisine
özellikle Jandarma tarafından
bilgi veriliyor.
Özellikle çünkü Jandarmanında bilhassa Aşırı
sa
ğ faaliyetler hakkında ciddi bir çalışması ve ilgisi var. Bu ilgi bu ikilinin daha uyumlu
çalı
şmasını sağlıyordu.
CİHANER Jandarma ve Emniyete yazı
yazarak
İsmailağa cemaatinin ildeki faaliyetleri hakkında bilgi
istedi ve ilk bilgi Jandarmadan geldi,
Jandarmadan CİHANERe gelen raporda aynen şu satırlar yazıyordu:  “Jandarma, ‘bazı dini grupların taban genişletme faaliyeti yürüttüğünü,
kendileriyle ili
şkili yurt,
vak
ıf ve derneklere maddi gelir temin ettiğini’ bildiriyordu. Bir grup vardı ki, adı sıkça anılıyordu: Nakşibendî Tarikatı‘nın bir kolu olan ve merkezi İstanbul’da, Fatih Çarşamba’da
bulunan Ismaila
ğa…”
CİHANER
Jandarmadan gelen cevap
üzerine tekrar bir yazı yazarak İsmailağa cemaatinin
faaliyetleri hakkında bilgi istedi. Yanıt 2 Kasım 2007’ de geldi.
Bilgi Notuna Göre : “ İsmailağa, şehrin merkeze
ba
ğlı köylerinde ve
Kemah ile Refahiye il
çelerinde okul öncesi çocukları ailelerinden alarak izinsiz dini eğitime tabi tutuyor, ayrıca yasa dışı yardım top­luyordu.”
CİHANER bir yazı daha yazarak
faaliyetlerin örgütlü olup olmadı
ğını sordu. 27
Kas
ım 2007 de gönderilen yanıtta : İsmai­lağa’nın yasaya aykırı yardım topladığı, kimlik
bildirmeme su
çunu işlediği, 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceği Hakkında Kanun’a, 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerde ve Türbelerin Şeddine ve Türbedarlıklar ile Birtakım Unvanların Men ve İlgasına Dair
Kanun’a ayk
ırı davrandığı ve izinsiz eğitim kurumu işlettiği belir­tildi.” Fakat bu yazıda CİHANERin istyeği bilgi olan
faaliyetlerin
örgütlü olup olmadığına dair bir
bilgi yoktu ama C
İHANER e göre : “Türk
Ceza Kanunu’
nun (TCK) ‘basit
suç örgüt­lerine’ ili
şkin 220.
maddesinde s
ıralanan ‘kişi sayısı, hiyerarşik ilişki ve ortak
ama
ç‘ unsurları, grubun örgütlü olduğunu gösteriyordu.”
Ve böylece İsmailağa’yı esas alan 2007/6526 numaralı soruşturma dosyasını açtı. İlk talimatı şüphelilerin iletişiminin
dinlenmesi oldu. Yapılan dinlemelerde ula
şılan bir suç unsuru yoktu
ama
İsmailağa cemaati içinde olduğu düşünülen vw bu amaçla dinlenen kişilerin
siyaset medya, cemaat
üçgeninde ki ilginç bağdı. Öyle ki
Jandarma bask
ınından elli dakika önce dernek sorumlusu aranıyor ve eve Badanacılar gelcek
haz
ırlıklı olun deniyor bir başka kısımda Erzurum
Savc
ısının Cihanerden henüz dosyayı bile istemeden Bir siyasinin kurtuldunuz dosya
Erzuruma gidecek diye bilgi vermesini Cihaner HSYK ya verdi
ği savunmasında dile getirecek ve bu iddialarda dosyaya
girecektir.
CİHANER bu
bilgileri Jandarmadan almaya devam ederken emniyetten gelen bilgide,”
bölgesinde herhangi bir yasa dı
şı faaliyete
rastla­mad
ığını kaydediyordu”.
Burada belirtilen 2007/6526 numaralı soruşturma dosyası kitabın ilerleyen bölümlerinde ŞANAL ve CİHANER arasında geçen birçok yazışmanın konusu olmuştur ŞANAL ısrarla bu dosyanın kendisine gönderilmesini isteyecek CİHANER ise bu durumu geçiştirmeye çalışacak ve hatta
bu resmi yaz
ışmalarda
hukuki terimler en a
ğır şekilde kullanılarak her iki tarafta diğerinin sabrını zorlayacaktır.
CİHANER 2in aldırdığı dinleme kararlarıyla da İsmailağa cemaatinin
yapısı hiyerar
şisi ast, üst durumları bölge iller,
sorumlular
ı, yöneticiler, yardımların kimler tarafından yapıldığı, mali tablo ve daha birçok ayrıntı cemaat hakkındaki bilgi
birikmeye ba
şlamış yavaş yavaş dosyada şekillenmeye
ba
şlamıştır. Dinlemeler neticesinde alınan
bilgilerde Erzincan yap
ılanması Kemah ve Refahi tarafından örgütlendiği. Erzincan Sorumlusunun Şevket GÖKŞAN olduğu Şevket GÖKŞAN liderliğinde ki bu
ekibin ERZURUM
a bağlı olduğu ve bunun yanında Kars, Ağrı Gümüşhane, Van Bayburt, ve Iğdır’ın’ da Erzincan’la birlikte Erzurum’a bağlı olduğu bilgisi ve
ayr
ıca cemaatin Türkiye’yi 13 bölgeye böldüğü, ve Erzurumunda bu 13 bölgeden sadece biri olduğu diğer bölgelerinse İstanbul, Zonguldak, Sakarya, Denizli, Bursa ve
Konya oldu
ğu bu illerden
İstanbul gibi
birtak
ım illerin birkaç bölgeye birden bölündüğü 1. Ve 2. Bölge gibi
bilgiler dinlemeler neticesinde dosyada ki yerini ald
ı.
 Kitapta geçen İsmailağa Cemaatiyle ilgili
ilginç bilgilerden biride tarikatın Sivil toplum aya
ğının anlatıldığı bölüm ve Tarikatın
Mali kısmını de
şifre eden
Tarikat Ekonomisi isimli bölümler. Bu bölümlerde: Gurubun Mali açıdan Can
damarı, nefes aldı
ğı, birim
olarak bahsedilen, ayakta tutan ki
şi Mahmut Ustaosmanoğlu’nun oğİu Ahmet Ustaosmanoğlu’na bağlı mali birim ve grubun Sivil toplum ayakları
anlat
ılıyor.
Cihaner’in
Dosyasında
İsmailağa cemaatinin Sivil toplum ayakları şöyle
tarif ediliyor:
“Cemaat
Sivil toplum maskesi altında örgütlendi
ği her şehirde mutlaka bir dernek ya da vakıf kurarak,
bölge halkını bu derneklere çekmek ve taraftar kazanmaya çalı
şmak. Asıl amaçları dini eğitimdi bu maske altında kurslar açarak dini
faaliyet yü­rütüyordu.
 İsmailağa’nın ‘sivil toplum’ ayağını
g
österen
il il ve tek tek dernek isimlerini veren
şema kitapta geçen şekliyle şu
şekildeydi:
“Erzurum: Vuslat Sosyal Yardımlaşma, Dayanışma, Kültür ve Eği­tim Derneği ve derneğe bağlı bir kurs, Aşkaleli Arifler Sosyal Yar­dımlaşma ve Kültür Derneği ve kursu (Aşkale) Gümüşhane: Ahmet
Ziya
üttin İlim Kültür ve Yardımlaşma Der­neği ve bir kız Kuran
kursu, Kelkit Sosyal Yard
ımlaşma ve Daya­nışma Derneği (Kelkit) Aydın: Sefa Sosyal Eğitim ve Kültür Derneği, Vefa Derneği (Na­zilli) Denizli:
Sena Derne
ği İstanbul: Bera Derneği ve İsmailağa Camii İlim ve Hizmet
Vakfı,
İmam Ebu
Hanifi ve
İmam Maturidi
Ara
ştırma Vakfı (Fatih), Çağrı Derneği (Şamandıra), Furkan Derneği (Habipler), 50. Yıl ve Uluçınar dernekleri (Sultançiftliği), Vefa Derneği (Kadıköy) Antalya:
Furkan Derne
ği, Maide ve
Tu
ğra dernekleri
(Manavgat) Bursa: Uluçınar Derne
ği, Kardelen Derneği (Yenişehir), Mudanya Uluçınar Derneği (Mudanya),
Gem-Der (Gemlik), Fetih Derne
ği (Musfa
takem alpa
şa) Kars: Kars Rehber Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kültür Der­neği Yalova: Seç-Der Van: Bilgi Hizmet Derneği Kırıkkale: Seher Derneği Malatya: Sıla
Derne
ği Çorum:
Lalegül Derne
ği Kayseri: Çağrı Derneği Balıkesir:
Çınaraltı Derne
ği (Bandırma)
“Tarikatın çalışma şekli ise şu şekildeydi aynen kurumsal bir şirket veya bir devlet kurumu gibi çalışan cemaat İstanbulda kendilerince daha güvenli
görülen semtlerde Medreseler açarak Hocalar yeti
ştiriyor ve yetişen bu hocalar yukarıda ismi geçen derneklerin bulunduğu örgütlü illere atama yöntemiyle gönderiliyor. Maaşlar posta çekleriyle ödeniyordu. Bu sistemin birde
kontrol mekanizmas
ı vardı. İstanbuldan teftişle görevlendirilen üst düzey yöneticiler taşra tabir ettikleri bu illeri
ve dernekleri denetliyor, eksiklikleri rapor ediyor, yerinde giderilebilecek
bir husus varsa hemen
çözüm aranıyor, görevli personelin istekleri dinleniyordu.
Cihaner’in bir diğer iddiası da izinsiz bu kurs ve derneklerde ağırlıklı olarak Türkiye Cumhuriyetinin Laik yapısının aksine şeriat ağırlıklı, laikliği yıkmaya yönelik eğitimler verildiği yönündeydi.
Cihaner jandarmayla hiçbir
devlet kurumuyla görülmeyen bir
şekilde çok koordineli bir şekilde çalışmış, kısa bir sürede yüzlerce hatta binlerce sayfa bilgiye, yasal ve gayri
yasal birçok dinleme kaydına ula
şmıştı. Gayri yasal çünkü, dinleme talebi yapılan bir telefon hattının sahibi İsmailağa cemaati sempatizanı veya üyesi
olmasına ra
ğmen, jandarmanın dinleme
talebinde bu
şahıs İBDA-C li gösteriliyordu aynı duruma Gülen gurubunun telefon dinleme taleplerinde de rastlanıyordu.
 İşlerin bu kadar hızlı ve koordineli gitmesi
Erzurum
un daha başından beri dikkatini çekmiş Osman ŞANAL da bu nedenle birçok kez yazı yazarak bilgi istemiş fakat her seferinde tabir yerindeyse oyalanmıştı.  Bu süreç zarfında CİHANER emniyeten ve
jandarmadan birka
ç kez bilgi istedi bu arada bir ihbar maili geldi bir eve baskın düzenlendi, arama yapıldı. Ve o
me
şhur İsmailağa soruşturma dosyasına yeni bilgiler eklendi.Bu
Bilgilerden en ilginci ise
İhbar mektubundan sonra yapılan operasyonun cemmat tarafından bilindiği, cemaatin üyelerine hazırlıklı olun: temizlik var badanaya gelecekler, kaldıracağınızı, indireceğinizi, göndereceğinizi halledin dediğiydi. Burada Badanacılardan kasıt Emniyetin arama yapacağıydı. Aryan ise operasyondan 50
dk.
Önce Erzincan sorumlusu Şevket GÖKŞAN dan başkası değil.   İşte burada CİHANER tüm  bu bilgilerin emniyetten gittiğine kendisini iyice inandırdı.
Tüm bu gelişmeler Erzincan ve Erzurumu yani daha doğrusu İlhan CİHANER ve Osman ŞANAL ’ı artık iyice karşı karşıya getirdi. Erzurum da düzenlenen İsmailağa operasyonlarının birer örneğini değerlendirme yapmak için Cihaner Şanal dan istedi. İşte bu günlerde fitil ateşlendi ve tamda bu sırada Cihaner’ in
tutuklanmasıyla biten süreç hızlandı ve hakkında ilk
şikayet dilekçesi Ankaraya ulaştı.
“ Sağ Duyulu Bir Grup” İmzasıyla ulaşan dilekçede şunlar yazılıydı:
“Yüksek Adalet Bakanlığına Ceza İşleri Genel Müdürlüğü‘ne”
“Operasyonun sadece bir sivil toplum kuruluşu ile sı­nırlı kalmayacağı
d
üşünülmektedir.
Cihaner taraf
ın­dan, bu kuruluşu hallettikten sonra diğer sivil toplum kuruluşlarına da sıranın geleceği, diğer sivil toplum ku­ruluşları
ile de u
ğraşacağı, onların kökünü kazıyacağı,
parasal kaynaklar
ını kurutacağı,
b
öyle
bir misyonunun bulundu
ğu
çeşitli ortamlarda ifade edilmektedir.” Başsavcı Cihaner, mevcut olayla ilgili sanıklara
ve gerekse adliye personeline mezhepsel ayrımcılık ya­parak i
şlem tesis etmektedir. Alevi olmayan vatan­daşlara farklı, Alevi vatandaşlara daha farklı muamelede bulunmaktadır.
M
ütedeyyin
insanlara ‘m
ürteci, yobaz’ sıfatlarını yakıştırmakta, bu gibi İnsan­larla uğraşmaktadır. Adliye personeli arasında da ayrım yapmaktadır.
29 Mart 2009
öncesi büyük operasyonların yapıla­ca
ğı,
belediye se
çimleri öncesi provokasyon ve kargaşa çıkarmak amacı ile olayların gündeme getirileceği Ci­haner tarafından çeşitli ortamlarda dile getirilmiştir. Esasında bu operasyonu, 20 Mart’ta tam da seçimlere bir
hafta kala yapmayı planlamı
şken, ellerinde olmayan sebeplerden dolayı, (Erzurum’da usulüne
uygun olarak Emniyet ve Savc
ılık tarafından gerçekleştirilen soruş­turma kapsamında devamı niteliğinde Erzincan’da em­niyet güçlerince soruşturma yürütülmesi talebi üzerine) bunu öne almak mecburiyetinde kaldıkları
ifade edilmi
ştir. Bu amaçla
çeşitli toplantılara katıldığı
iddia edilmektedir. S
özde örgütün İstanbul ayağındaki tu­tuklamalar için İstanbul’da bazı savcı ve hâkimlerle görüştüğü
iddia edilmektedir.”
Bu
dilekçenin sahibi Bir grup Erzincanlıya göre yapılan bu baskınla birlikte
şehrin huzuru bozulmuş, dingin olan siyasi ortam gerilerek iki taraf kışkırtılmak istemiş, farazi bir örgüt kurularak tıpkı 28 Şubat benzeri bir duruma Erzincan üzerinden hazırlık
yapılıyordu. Bu dilekçeyle birlikte C
İHANERi tutuklama sürecine götüren soruşturma dilekçenin iletildiği gün Adalet bakanlığı
taraf
ından
ayn
ı
g
ün
ba
şlatıldı.
Cihaner
Hakkında verilen bu dilekçeden donra ilerleyen günlerde
Şanal Erzurum da Gülen grubuna opresyon düzenledi
gözaltı ve tutuklamalar oldu. Bu operasyon sonra
Şanal Cihanere bir destek yazısı
g
öndererek
Erzincan da da benzer bir durum varsa Gülen cemaati hakkında ve Halihazırda bir
dosya mevcut ise gönderilmesini istedi. Bu yazıdan sonra Cihaner Cevaben Böyle
bir yapılanmanın ve bu grup hakkında bir dosyanın olmadı
ğını
bildirdi. Hatta daha da ileri giderek olsa dahi Erzincan da ki yapının soru
şturma yetkisinin kendisinde olduğunu bildirdi ve bu dilekçeden
sonra Cihaner Adalet Bakanlı
ğına ve Hakimler ve
Savc
ılar
Y
üksek
Kuruluna
Şanal’ı şikayet etti. Artık Cihaner hakkında bir soruşturma Şanal Hakkında ise Bizzat Erzincan savcısı
taraf
ından
verilmi
ş bir şikayet dilekçesi vardı. Bu savaşta tarafların destekçileri Erzurum’un arkasında Adalet Bakanlığı,
Erzincan
’ın arkasında ise Hakimler ve Savcılar
Y
üksek
Kurulu vard
ı. Yazışma ve suçlamalar sürdü. Şanal soruşturma
dosyas
ında
kod isimleri ge
çen gizli tanıkları dinledi. Erzincan İl Jandarma komutanı ve Savcı Cihaner
hakkında terör örgütü Ergenokona üye olmak, terör örgütünün amaçları do
ğrultusunda kararlar almak, halkı
bu y
önde
bilin
çli
bir
şekilde yönlendirmek hatta bölge MİT sorumlusu ve iki çalışanı da dahil üç kişiyi de soruşturma
dosyas
ına
ekledi ve daha sonra Savcı Cihanerin görev ba
şında
tutuklanmas
ı gibi bir ilk olacak olan Erzincan MiT bölge
m
üdürlüğünün
de aramas
ını yapacak İl Jandarmaya baskın düzenlenecektir.
İsmailağa soruşturmasıyla başlayan süreç Gülen operasyonuna evrilmiş Cihaner Gülen Gurubuna dokunduğum için tutuklandım ve benim üzerimden Türkiyede ki düğer tüm savcılara, cemaatlere dokunan yanar mesajı verildi
diyecektir.
Şanal için dile getirilen iddialar ise şunlardır: bölgede aldığını,
burada her
şeyin kendi
elinde oldu
ğunu bu bölgede
ticaret yapmak isteyen varsa önce kendisiyle görü
şmesi gerektiğini aksi takdirde gerekli izinlileri alamayacağını,
Adalet saray
ının çaycısına bile borcunu ödemediğini, bu şekilde birçok kişiden borç alıp ödemediğini, ödese bile bir kısmını ödediğini, onu da geç ödediğini söylecek ve ifadelerinde belirtecektir. Ergenekon la
olan ba
ğlarının deşifre edilmesinden dolayı
oldu
ğunu söylecektir.
İrticayla Eylem Planı ve Tutuklamaya
Giden Süreç: Albay Dursun Ç
İÇEK tarafından
haz
ırlandığı
belirtilen ve kamuoyuna AKP
yi ve Güleni bitirme planı olarak geçen bu planın
uygulama aya
ğı olarak Erzincan ve uygulayıcı
olarak da
İlhan Cihaner
g
österiliyordu.
İşte bu plan Yeni Şafak gazetesinde çıktıktan
sonra sonun ba
şlangıcı
yakla
ştı ve birçok Televizyon ve  yayın kuruluşunda günlerce  konuşuldu.
Kitaba
göre
İrticayla eylemPlanı bir olası
bir i
şgale karşı
durum de
ğerlendirmesiydi ve ne kaleme aldığı
s
öylenen
Dursun
ÇİÇEKin
yapt
ığı
saptana bilmi
ş nede
uygulamaya koydu
ğu
s
öylenen
İlhan CİHANERin bunda haberi bardı. Üstelik
İlhan CİHANERin Erzincanda  göreve
ba
şlama tarihiyle, Dursun ÇİÇEK
in
İrticayla Eylem Planının
tarihleri birbirilerini tutmuyordu.
Kitapta
İrticayla Eylem Planında madde madde
anlat
ılmakta
plan genel hatlar
ıyla TSK ya yönelik bir sindirme politikası
ve
ülkenin
laik rejimini de
ğiştirmeye yönelik aşırı
bir kara propaganda var ve bunlarla m
ücadele etmek için yöntemler sıralanmakta.
Gönye
barajında Mühimmatın Bulanması: Ergenekon terör örgütü dosyalarında geçen ve
Jandarma bölgesinde bulunan ancak polisin Gönye barajında ortaya çıkardı
ğı
m
ühimmatlarda
kitabın yazarına göre
İlhan
Cihanerin anlatt
ıkları ve Jandarmanın tutanağında
ge
çenlere
g
öre
m
ühimmatlar
kas
ıtlı
olarak polis taraf
ından oraya bırakılmıştı hatta bunun en büyük
ispat
ı
da
çıkan mühimmatların arasında bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü
yaz
ılı
kutuydu. Ancak
ŞANAL’ın soruşturma dosyasında
bunlar Ergenekon ter
ör örgütüyle irtibatlandırıldı ve dosyaya eklenmek üzere İstanbula gönderildi.
Gönye barajında bulunan mühimmat miktarları Jandarma tutanaklarına şu sayılarla geçti: Jandarmanın 28 Ekim’deki tutanağına göre, iki günlük aramanın bilançosu şu şekildeydi: 12 el bombası, üç el bombası fünyesi, iki bomba atar mühimmat,
bir u
çaksavar
mermisi, 339 fi
şek,
bir bo
ş kovan, yedi av tüfeği kartuşu, sekiz aydınlatma fişeği, iki sis kutusu, iki aydınlatma fişeği alt tablası, bir akü, bir kablo uzantılı
duy, nay­lon po
şet
i
çerisinde
men
şei tespit edilemeyen katı
madde, iki bo
ş te­neke, bir
demir par
çası ve bir cep telefonu. Gönyede dönen bu olayların
ana ekseninde Üst Rütbeli Jandarmalar ifadelerinde bunun emniyetin bir oyunu
oldu
ğu mühimmatları oraya kendilerinin koyduğu ve bunu Ergenekon saçmalığıyla
birle
ştirerek üstlerine yıkmaya çalışıyorlardı.
Hatta emniyet bu m
ühimmatı atması için Gönye muhtarına ameliyatla yüz değiştirme bile teklif etmişlerdi. Amaç TSKyı yıpratmaktı. Daha sonra bu kapsamda yukarıda da belirttiğimiz gibi Jandarma ve hatta MİT bile aranacaktı. Fakat ilginç olan Şanal Ergenekon Kapsamında jandarmayı
aramas
ı
s
ırasında
Jandarma il
çe komutanı Binbaşı
Ersan da üstlerine haber vermeden
İlhan CİHANER e bilgi vermiş ve aralarında şu konuşma geçmiştir. İlhan CİHANER Ergenekon kelimesini Binbaşı
Ersan dan i
şitince
Enteresan demekle yetiniyor.
İ.C: Noldu yani nedir durum?
N.E: İşte bir kaç CD ajanda
onlara el koydular evini arını
şlar evde de arama
yapılmı
ş orda da yine CD’ler ağırlıklı olarak, bilgisayarla ilgili mal­zemeler
İ.C: Gözaltı oldu mu?
N.E: Oldu evet biri Erzurum’da biri burda
İ.C: Ha iki kişi
N.E:  Ersin
üste
ğmen
burada, Orhan ba
şçavuş Erzurum’da gözal­tında
İ.C:  yani  şeye sizin askeri birlikte gözaltında de mi?
N.E: Merkez komutanlığına götürüldü yarın Erzurum’a geçicek
İ.C: Hı yarın Erzurum’a geçicek
N.E:  evet
İ.C: Tamam ya o aldıklarında ne var
N.E: Yok yani öyle kayda değer önemli bişe yok
İ.C: Yani ne ne arıyorlar soruşturma konusu ne, ne soruluyor nedir bu
N.E: Ergenekonmuş
İ.C: Enteresan
N.E: Ergenekon terör örgütü üyeliği
İ.C: Ergenekon terör Örgütü üyeliği
N.E: evet  
İ.C: Enteresan…
Jandarma yapılan bu operasyonun nedenini İsmailağa silahlı terör örgütüne yaptıkları operasyonun bir misillemesi olarak görüyordu. Ve olayı şu şekilde anlatıyorlardı: Ismailağa’ya misilleme”Komplonun sebebi, İsmailağa silahlı terör örgütüne yaptığımız
operasyonun cevabı, misillemesi diye dü
şünüyorum.
Jandarma ola­rak emniyet b
ölgesindeki ismailağa silahlı terör örgütüne yaptığımız
operasyondan sonra
özellikle Yeni Şafak ve Vakit gazetelerinde, bu operasyonlardan
yola
çıkılarak
Ergenekon’un bir aya
ğı Erzincan’da gösterilmeye çalışılıyor.
Albay Dursun
Çiçek ‘in belgesinin hayata geçirildiği yerin Erzincan olduğuna ilişkin haberler çıkmıştır. Bu ha­berlerden sonra şu anda Ergenekon terör Örgütünün
üyesi
olmaktan huzurday
ım. Emniyet bu komplonun içine
d
âhil
olmu
ştur. Emniye­tinin komplosu gereğince, Emniyet tarafından bilinçli şekilde Çatalarmut Barajı’naki mühimmatlar önceden
koyduruldu, mühimmatlarla jandarmanın ili
şkilendirilmesi sağlandı. Dolayısıyla Ergenekon ile de ilişkilendirilmesi sağlanmış olacak ki bu suçla­mayla karşı
kar
şıyayım.”
İlhan CİHANER ve Osman ŞANAL karşı karşıya buraya kadar gelinen noktada CİHANER Jandarmayla birlikte hareket etmiş İrticayla Eylem Planını Erzincanda uygulamaya başlamaktan ve Ergenekon terör örgütüne yardım etmekten Osman ŞANAL tarafından Bakanlıktan alınan özel izinle aynı anda evi ve
makam
ı basıldı. Basılma anında kitabın yazarına verdiği röportajlarında ve kitabın muhtelif
yerlerinde b
öyle bir şeyi beklediğini söylüyordu ama o anki şaşkınlığı bunu sadece bir ihtimal olarak gördüğü niteliğindeydi. O an bunun bir eşkiyalık olduğunu teslim olmayacağını, direneceğini götürmeye kalkışırlarsa bunun zor kullanmak olacağını söylüyordu. Osman ŞANAL ise bunun hukuki olduğunu, ellerinde gerekli izinlerin olduğunu ve görevini yapacağını söylüyordu ve ve nitekim ŞANAL dediğini yaptı.
Cihanerin Sorgusu tüm itirazlarına rağmen kesintisiz altı saat sürdü ve birbirine yakın geneli Ergenekon ağırlıklı 26 soru soruldu sorulan tüm bu soruları ŞANAL ısrarla sordu CİHANER aynı kararlılıkla reddetti.
Soruları genel çerçevesi Ergenekon terör örgütünden birileriyle görüştünüz mü? Dursun ÇİÇEKle ne gibi bire
ili
şkiniz var, Dursun ÇİÇEKin hazırlamış olduğu İrticayla Eylem planıyla ilgili çalışma yaptınız mı? Çiçek Erzincana geldi mi? Geldiyse görevi ne? Sizi ziyaret etti mi? Gizli tanık beyanına
göre Ordu evinde kahvaltıda bulu
ştuğunuz tespit edilmiştir. Kahvaltıda ne konuştunuz?
Ergun SAYGUN’u resmi görüşmeler dışında gördünüz mü? Sorular bu ve benzeri geneli Ergenekon kapsamlı sorulardı.
Tüm bu gelişmeler Erzurumda yaşanırken Ankara Toz dumandı. HSYK ve bakanlık ayrı
tellerden çalıyor. Adalet bakanlı
ğı uygulamanın hukuka
uygunlu
ğundan
bahsederken HSYK
da tam tersi durumdan şikâyetçiydi ve nitekim Tüm yargı kurumları HSYK nın yanında yer aldı ve Yargıtay
ba
şkanı GERÇEKER bir açıklama yaparak
HSYK
nın ve karalarının yanında olduklarını belirtti. Aynı gün ve saatlerde Cihaner Tutuklandı Şanal’ın ise özel yetkileri alındı. Ve bundan sonra iki savcı arasında süren mücadele
bundan böyle kurumlar arasında sürmeye ba
şlayacaktı nitekimde öyle oldu
Cihaner
in tutuklanma kararının çıkmasından sonra HSYK Şanal’ın yetkilerini kaldırdı. Medyada amansız bir haber maratonu başladı ve hemen aslında var olan
kutupla
şma
daha belirgin bir halde g
ün yüzüne çıktı  ŞANAL cılar ve CİHANER ciler.
İlginçtir ki; Adalet Bakanlığının kararlarının eleştşrmesine rağmen yazarın kendisine HSYK ile ilgili sorduğu HSYKnın savcıları alması ile ilgili yorumunuz nedir sorusuna ise cevabı: Uygundur Kurulun takdiridir. Kuşkusuz, yetkide parelellik ilkesi gereği yet­kilendirdiği kişilerin yetkilerini geri alması yasaya uygundur. Ayrıca yerinde olduğunu da düşünüyorum. Şöyle ki; Erzurum savcılarına göre sıfatları ne olursa olsun, CMK 250’de
sayılan suçlarla ilgili so­ru
şturma ve hatta kovuşturma bu mahkeme ve savcılıklarca yapıla­bilir. Yani Yüce Divan’da yargılanacak kişi bile olsa (Bakan, Başbakan vs.) iddiada bulunan, kimliğini gizleyen bir kişinin ifadesi ya da ihbarı üzerine gözaltına alınıp evi ofisi aranabilir,
tutuklana­bilir. Oysa bu yakla
şım CMK 205/3 maddesini eylemli
olarak y
ürür­lülükten kaldırmak ve 2802 sayılı (Hakimler ve Savcılar Kanunu) yasayı görmezden gelmektir. Bu
konudaki, g
örev suçu – kişisel suç ayrımı da geçerli olamaz. CMK 250. maddede
b
öyle bir ayrım yok. Bu kadar ağır bir yetki ve görev aşımına karşı ne yapılabilirdi? Ya­sama dokunulmazlığı olan birinin bu muameleye
maruz kalmas
ı mı beklenecekti? Bu nedenle
HSYK’n
ın yüksek yargıç konumundaki üyelerinin takdirini değerlendirmek çok uygun olmasa da uygula­mayı yetki ve içerik bakımından
yerinde görüyorum.”
 Daha sonraki süreçte kitabın
yazarı Cihaner’in avukatları aracılı
ğıyla Cihanere birtakım sorular sordu ve cevaplar hemen geldi.bu
sorulardan
özellikle birkaçına verilen
cevapla bitiyor kitap.

 

“Benim
üzerimden hakim ve savcılara, suç i
şleyen tarikat ve cemaatlere, muktedirlere dokunmayın şeklinde çok güçlü bir mesaj verilmiştir.
Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: