RAKI…,RAKININ GÜNLÜĞÜ

RAKI ÜZERİNE YAZILMIŞ EN GÜZEL YAZI

Benim bu güne kadar rakı üzerinde okuduğum en güzel yazıdır…

rakının günlüğü.jpg

“Puslu bir İstanbul akşamında,

güneşi boğazda batırmaya ant içmiş yakamozların dansını izleyip

kadehler tokuşturulurken

yan masada memleket kurtarılıyorken

avucumun içindeki buz gibi bardağa baktım da;

‘Ne menem bir şeysin sen’ dedim.

‘Bir içecek, sarıldığı gazete kağıdına da,

sakız kokulu beyaz keten örtüsü yayılmış masaya da,

ete, ciğere, mezeye de maviye de bu kadar mı yakışır.

Neşeye de efkara da yoldaştır.

Ondan mı ki, geceye inat bembeyazdır’.

 

Bira gibi ayağa, çoluk çocuğa düşmemiştir,

belli bir yaşanmışlığı, anıları, en basitinden

hazırlanmış bir masası vardır rakının.

Viski gibi boğazı yakmaz, süzülerek akar gider. Rakının silueti sevgilidir, kokusu yar, tadı can.

Ne zaman bir efkar bassa içi,

ne zaman çıkamasak işin içinden,

kafada deli sorular, bassa afakanlar,

bir koşu meyhaneye gidilir.

Oysa rakı, cevabı bulmak için değil,

soruyu unutmak için içilir…

RAKI CANDIR
VARLIĞI İLE YAŞAMI GÜZELLEŞTİREN HER TÜRLÜ BAHANE İLE YAŞAMA RENK KATAN EN GÜZEL EN ÖZEL İÇECEK…

Lübnan’ın Arak’ı, Yunan’ın Uzo’su, İtalyan’ın Sambuca’sı,

gaflet ve delalete düşüp alternatif olmaya çalışsalar da rakıya, hüzünlerini sulandırmadan

sek içmeye çalışmış bir milletin evlatları

buna izin vermemiş, korumuşlardır bu anason kokulu

cesaret hapının sıvılaştırılmış halini.

Milli içkimiz olur kendileri;

 

Son nefes verilene, son aşık ölene,

son ümit tükenene kadar eğdirmeyiz başını öne.

 

Düşündüm de rakı, dünyada çift bardakla içilen tek içki;

 

Ruhla beden gibi, iki sevgili, gece ve gündüz gibi.

 

Yan yana durup birbirinin derdini dinlermişçesine,

bir dudakta birleşip sevişircesine…

 

Rakı olmasaydı hayat olurdu yine belki ama

şarkılar yetim, besteler öksüz kalırdı;

 

Bir ihtimal daha olmazdı;

Senede bir gün bile.

Dalgalansak da durulsak da,

yine bütün meyhanelerini dolaşırdık İstanbul’un

ama o tatlı huzuru bulamazdık Kalamış’ta mesela.

Bir bekleyenimiz olmazdı ada sahillerinde,

deniz ve mehtap sormazdı;

Neredesindiye.

 

Ve Elbet bir gün kavuşacağız desek de

kavuşmak hayal olurdu,

dönülmez akşamın ufkunda…

 

Derdi, gamı, tasayı unutturup

anda dondurabilme özelliği de vardır bu rakının.

Hatta işin ucunu umuda bağlayıp

gökyüzüne salıverdirir alimallah.

Ben bizzat yaşadım da oradan biliyorum.

Geçenlerde bir rakı muhabbetinin ilerleyen saatlerinde;

 

‘ O iş imkansız’ lafı çıkmış ağzımdan.

 

‘ Bak imkansızın içinde bile imkan var’ dediler; ‘Etme !’

 

Ne diyeyim;

 

Adam rakıyı icat etmiş, hala psikologa giden var;

‘Gitme !’

 

Yaaa şöyle günahtır,

böyle haramdır, acıdır, ağırdır

muhabbetinden çıkıp

keyifli bir masanın etrafında toplanıp

rakıdan dem vurunca

başka bir alemin içinde buluyor insan kendini.

Çokça komik, bolca eğlenceli, esprili.

‘Üç rakı kapağı getirene pilot belgesi bedava’

yazan bir kapıdan girip;

‘Garson, kapı getir, dışarı çıkıcam’ a giden bir yolda sallanmadan yürüyebilirsen şanslısın.

Unutma; Şarap yaşayanlar için,

rakı ise hikayesi yarım kalanlar içindir.

Böyle zamanlarda, bir ‘büyüğe’ danışmak iyi gelir.

 

Rakı içmek de adap gerektirir;

 

Bir kiminle içtiğine dikkat edeceksin

bir de kimin için içtiğine.

Şarkı da önemli bak,

Zeki Müren iyi gider mesela yanında.

Derdini en iyi nağmeler anlar.

Çünkü rakı yanındakiyle içilse de

kadeh aklındakine kalkar!

Rakı seven adam kalitelidir.

Beyaz peynir tercih eder, kaşarla işi olmaz.

Bir erkek için en büyük keyiflerden biridir dostla,

ahbapla erkek erkeğe içmek

tamam da sevdiği kadınla rakı içmek bir başkadır.

Güzeldir kadın, içtikçe güzelleşir.

Ondan derler ki; “Çirkin kadın yoktur, az rakı vardır”.

Kadının içindeki beyazdır rakı, buğudur, dumandır.

 

Ütüsüz kadınlardır rakı sevenler.

Oysa şarap sevenler, ütülüdür.

Çantaları, ayakkabıları, kemerleri aynı renktir.

Şöyle bir bakınca tastamamdırlar.

Oysa rakı sevenlerin üstleri başları değil

belki ama dertleri, kederleri tastamamdır.

Bardağa atılmış üç-beş buz söndürmez yangınlarını.

Alayına isyan etmez bu kadınlar.

Aksine kadehlerini, alayının şerefine kaldırırlar.

 

Sen hiç ömründe bütün aşkını gözlerine yükleyip o gözlerle ruhuna dokunan bir kadınla rakı içtin mi?

 

İçmedinse, rakı içen bir kadından daha güzel olan tek şeyin, o kadının seni sevmesi olduğunu bilemezsin!

 

Aynen dediğin gibi Aydın Boysan; AYDIN BOYSAN VE RAKI.jpg

Rakı sofrasına meze olmuş yürek yangınlarının kibritle oynayıp kaçan faili de, büyük kahkahaların ardındaki nemli gözlerin sahibi de bir kadındır.

Unutma; Rakı sofrasında kadın yoksa, uğruna sofra kurulmuş bir kadın vardır…”

Vakti kerahattir…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir