SİYASİ DÜZENİN KÖKENLERİ —–FRANCIS FUKUYAMA

Nicola Machiavelli, siyaset konusunda ünlü kitabı “Prens” i 1517’de yazmıştı. O sırada Osmanlılar gücünün doruğundaydı; Macaristanı, Habsburg İmparatorluğunun merkezini fethetmek ve Viyana’yı ilk defa kuşatmak üzeredeydiler. Prens’in 5. bölümünde Machiavelli şu gözlemde bulunur:

“Zamanımızda iki farklı tipte hükümet var. Biri Türk, diğeri de Fransa krallığı. Türk Monarşisinin tamamını tek bir kral yönetiyor; geri kalan herkes onun hizmetkarı. Krallığı sancaklara bölüp, her birine istediğini atıyor veya görevden alıyor. Oysa Fransa kralı bir sürü imtiyazlı lordun ortasında oturuyor ve kendini tehlikeye atmadan onlara el süremiyor. Türk devletini ele geçirmek isteyen birisi bunu başarmakta hayli zorlanır, ancak bir kere ele geçirdi mi de kolayca yönetir. Aksine Fransa devletini ele geçirmek kolay ama elde tutmak zor olacaktır.”

Machiavelli Osmanlı Devletinin özünü yakalamıştı: 16. yy’da Fransa’dan çok daha merkezi biçimde ve soy ilişkilerinden uzak yönetiliyordu. Bu açıdan daha moderndi. Daha sonra Fransa Kralları da merkezden ve homojen bir rejim kurmak amacıyla, sancakları yöneten Türk beyleri gibi valiler göndererek toprak sahibi aristokratların belini kırmaya çalıştılar.

Osmanlı Devleti, kullandığı devşirme ve yeniçeri kurumları ile farklıydı. Hayli güçlü ve istikrarlı bir devlet kurarak çağdaş Avrupa güç odaklarına meydan okumuş, muazzam büyüklükte bir imparatorluğu yönetmeyi başarmıştı. Devletin dışındaki toplumsal aktörlerin zayıf ve örgütsüz olması yönünden çağdaş Ming Hanedanına benziyordu. Fakat siyasi gücün kanunlarla denetim altında tutulması açısından Çin’den farklıydı. Osmanlı Devletinin kurumları modernlik ve soya bağlılığın ilginç bir karışımıydı. Ancak soya bağlılık öne geçince bozulma da başladı. Osmanlılar Memlukların esir askerler sistemini mükemmel hale getirmiş, fakat daha sonra elitlerin mevki ve varlıklarını çocuklarına geçirme arzusuna yenik düşmüştü.