İPİN UCUNDAKİLER – NESİM MALKİ, CAVİT ÇAĞLAR, EROL EVCİL
6 Ekim 2017
DERİN GÜÇLERİN GİZLİ ÖRGÜTÜ – G L A D İ O
6 Ekim 2017

TÜRK ORDUSU KUŞATMAYI NASIL YARACAK

Mahmut Şevket
Pa
şa – “Arkadaşlar!
 
“Yüz binlerce şehidin kanı pahasına kazanılan Meşrutiyetimizi mahvedip yerine yine
istibdad
ı
kurmak
üzere
İstanbul’da o köhne Bizans’ın Yıldız Burcu’nda ikamet eden baykuş, insan kanı emmekten, öksüz yetimlere gözyaşı döktürmekten zevk alan haris, 600 se­nelik
muhte
şem, muzaffer bir milletin tarihini,
ecdad
ının namusu­nu lekeleyen o insan kıyafetindeki canavar; İstanbul’da avcı tabur­larım kandırtmış, para mukabilinde namuslarını satan o alçaklar da emirlere itaat eden diğer askerleri cebren ve kendi istekleriyle isyanlara iştirak ettirmişler. Orada ne kadar hamiyetli kardeşler, ne kadar genç mektepli subaylar varsa hepsi bir
biçimde
şehit edili­yorlar. İşte, bu şehitlerin içinde Aşar-ı Tevfik Zırhlısı kaptanı Ali Kabüli Bey de var. İstanbul’un namus erbabı pencerelerden bile bakmaya cesaret
edemiyorlar. Makam-
ı Hilafet kan ağlıyor. Baş­kent bizden, ordudan imdat bekliyor.
Vatan gidiyor, millet mahvo­luyor. Ne duruyoruz? Bizde cesaret, bizde hamiyet
yok mu?
İşte ben tekmil servetimi ordunun övünç giderlerine, hayatımı da vata­na feda ediyorum. Hürriyetin kazanılması için benimle beraber İs­tanbul’a gidecek içimizde çok kahraman var…
 
Bir subay – 
 
“Paşa, kumandan hepimiz gideceğiz,
c
ümlemiz
se­nin yolundan gidece
ğiz. Kanımızın son damlasını vatanın, Meşrutiyet’in kazanılması için dökmekten, bu uğurda güle güle can ver­mekten çekinen içimizde bir kişi yoktur. Hepimiz hazır, emrinizi bekliyoruz.
Mahmut Şevket
Pa
şa – 
 
Öyle ise ordu marşı çalarak ileri.”
 
****31 Mart gerici ayaklanmasını
bastırmak için Selanik’ten
İstanbul’a yürüyen Hare­ket Ordusu’nun komutanı Mahmut Şevket
Pa
şa bu konuşmasını, 22 Nisan 1909’da İstanbul önlerinde, Yeşilköy’de, subaylara hitaben yapmıştır.  Hareket Or­dusu’nun Kurmay Başkanı, Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) Mustafa Kemal’di. Ko­nuşmada
ge
çen
“K
öhne
Bizans’
ın
Y
ıldız Burcu’nda ikamet eden baykuş” sözleri ile kastedilen, Yıldız Sarayı‘nda oturan Padişah D. Abdülhamit’tir. Plağa alınan konuşma, yüzyıl sonra Murat Bardakçı tarafından Haber Türk televizyonunda, metin ise 11 Nisan 2009 tarihli HABERTÜRK gazetesinde yayımlandı.
 
***************
 
TÜRK ORDUSU KUŞATMAYI NASIL YARACAK
BİRİNCİ
BÖLÜM
Türk Ordusuna Yabancı Devlet Operasyonu
Bu
süreç Orgeneral Eşref BİTLİS’in şehit edilmesiyle başladığı ve Ergenekon adı
altında Amerika güdümlü Fetullahcı zihniyetlerin belirlediği kişilerin
hapishanelere konulduğu ve askerler için iddia edilen şeyler gerçeği
yansıtmadığı askerin sahipsiz kaldığı, Ülkemiz de bu olaylar gerçekleşirken
Amerika Ülkemiz üzerindeki emellerini güdümündeki Fethullah GÜLEN ve Tayyip
ERDOĞAN ile ülkemize uygulamaya koyduğu, Tayyip ERDOĞAN’IN kamuoyundan gizli
olarak gerçekleştirdiği görüşmelerle Amerika’nın ülkemiz üzerindeki savaşı
başlatmıştır.

 

 
Amerika
kaynaklarıyla gerçekleşen bu gizli görüşmeler sonucu Amerika’nın kendi
hakimiyetini kabul eden üst düzey atamaların gerçekleştiği ve Amerika’nın Cumhuriyetimize
yönelik savaşı İstanbul/Ümraniye de bir ikamette bulunan bombaların ihbarıyla
başlayan Ergenekon operasyonlarıyla tamamen gün yüzüne çıkmıştır. Bu olaylar
Tayyip ERDOĞAN-Abdullah GÜL ve Fethullah GÜLEN üçgeninde gerçekleştiği ve
Tayyip ERDOĞAN’A BOP Eş başkanlığı verildi. Bu olaylar yaşanırken Ergenekon
Davası ise hayali, ney düğü belli olmayan gerçekliği tartışılan belgeler
üzerinde görülmeye devam edildi.
 
ABD
ve AB’nin ise ülkemiz üzerindeki emellerini bağımsız hukuk sistemimize müdahale
edip kendi hukuk sistemini uygulatarak, ülkemizin bağımsız devlet olmaktan
çıkarıp kendi güdümündeki BOP Eş başkanlığı verilen Tayyip ERDOĞAN, sözleşmeli Cumhurbaşkanı
Abdullah GÜL ve Fethullahcıların aracılığıyla ülkemiz üzerindeki emellerini
gerçekleştirdiği ve bu emellerinin karşısında bir engel olarak gördüğü TSK’ yı
bir futbol topu misali sürekli tekmeleyerek yıpratılmaya çalışılarak, asılsız
belge ve ihbarla TSK’ yı kendi vatanına ihanet eden, kendisine Türk
vatandaşlarının vergileriyle tahsis edilen mühimmatları PKK’ya verildiği
şeklinde empoze edilerek TSK’ nın Türk Milleti gözünde itibarını küçük düşürüldüğü,
 
Tüm
bunlar olurken bağımsız bir devlet anlayışımızın, bağımsız bir hukuk
sistemimizin olmaması sebebiyle TSK’ nın ve TSK bünyesinde faaliyet
komutanlarımız bu olanlar karşısında çok yalnız ve çaresiz kaldıkları, oysa
nasıl oluyordu da savaştan korkmayan her zaman şehit olmaya hazır komutanlar
çaresiz elleri kolları bağlı şekildeler, çünkü onlara ney düğü belli olmayan,
asılsız ve yalan dolanlarla savaşmayı öğretmemişlerdi.
 
Ergenekon
Davası iddia edilen suçlamalar ve ardı ardına gelen yeni dalgalarla ucu açık
ilerisi görünemeyen bir hal aldığı, 21. Yüzyılda başlayan bu davanın yeni iddianamelerle
22. Yüzyıla doğru uzayıp gideceği, bütün bu olan bitenler karşısında
Genelkurmay Başkanı dahi elinde sonunda bağımsız yargı tarafından çözüme
kavuşturulacağının inanılıyor.
 
Genelkurmay
Başkanı kendi komutanları hakkında düzenlenen yolsuzluk, çocukları öldürme,
Cami bombalama planları ve kendi mühimmatını PKK’ya verme gibi iddianamelerle
TSK bünyesinde gerçekleşen ve yapılması düşünülen şeyleri yargıdan mı öğrenek
kendisi olan bitenin farkında değil mi?
 
TSK
üzerinde uygulanan Türk Yargısı değil F tipi yargı uygulandığı, Beşiktaş
Adliyesinde Amerika buyruklu Fethullahcı güdümlü cemaatçi kişilerle dolu olduğu
bunun içinde çözüme kavuşmayacaktır. Tüm bu yaşananlar karşısında Genelkurmay
Başkanlığı boynunu eğse de o gururlu komutanlar şakağına sıktığı kurşunlarla
intihar etmiyorlar aslında bir başkaldırı sergiliyorlar, o dışarıda boyun eğen
elleri kolları kımıldamayan komutanlara ve bizlere mesaj veriyorlar. Artık
başkaldırı yapmalıyız elleri kolları bağlı koltuklarımızda uyuklamamalıyız,
çünkü düşman TSK’ ya karşı boş durmuyor bizi topla tüfekle değil ama psikolojik
hareketle savaşıyor, askerlerimizi gözaltına alıyor ve tutukluyor, terfiler
bile artık Fethullah GÜLEN tarafından belirleniyor. 
 
Türkiye
bir Perşembe sabahı Kuzey Irak’a yakın bir ilçenin hükümet binasının basılarak
emniyet güçlerinin etkisiz hale getirilmesiyle çalkalanıyordu. Peki, bunun
karşısında Türkiye olarak TSK olarak ne yapacaktın elleri kolları bağlı bekleyecek
miydik yoksa o toprakları savunacak mıydık veya ABD’nin uyguladığı planlar çerçevesinde
hareket mi edeceğiz, tabi ki askerinde siyasallaşmasıyla ABD’nin planlarını
uygulamaya başladık. Türk Milleti orada şehit düşen evlatlarını akın akın
ebediyete uğurlarken gözler hep Genelkurmay Başkanlığındaydı. Ancak Genelkurmay
Başkanlığından beklenen o hareket gelmiyordu. Komutanlar elleri kolları bağlı
siyasi iradenin ağzından çıkacak emri bekliyorlardı. Sonunda olan olmuştu
Talabani ve Barzani Iraktan ayrılarak ayrı bir devlet kurduklarını adının da
Kürdistan olduğunu ilan etti. Tüm dünya ülkeleri Irak’ın toprak bütünlüğünden
bahsederken BOP Eş başkanlığını yapan siyasi rejim ise onları bir devlet olarak
tanıyan ilk devlet olma şerefine nail oldu.
Genelkurmay
Başkanlığından bir hareketlilik beklenirken F savcıları ve polisleri ABD’nin
TSK üzerindeki psikolojik harekatının bir parçasını oluşturan kozmik oda
aramasıyla TSK üzerindeki yıpratma politikalarını uyguladı.
İKİNCİ BÖLÜM
TÜRK ORDUSU KUŞATMAYI NASIL YARACAK
TSK
üzerinde oynanan bu oyunlarla birlikte Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’
ÜN ülkemize kazandırdığı ilkelerimiz ve Milli sistemimiz üzerinde de oyunlar
oynanmaya, Milli sistemimizi yıpratarak kendi amaçları doğrultusunda sistem
oluşturmaya çalıştılar. Ülkemizin milli program ve bu programın uygulanma aşamaları
olan strateji, taktik ve planları bertaraf ederek kendi amaçlarına ulaşma
yolunda, Cumhuriyet sisteminin stratejisi yıkılarak ülkemizde Atlantik
sistemini uygulamaya başladılar.
 
Bu
sistemi uygulama aşamasında Halifelik ve Cumhuriyet gibi iki zıt sistemi ülkemizde
karşı karşıya getirerek, ülkemiz bu sorunlar ile uğraşırken ABD kendi sistemini
ülkemizde uygulama yollarını arıyordu. Bu sistemi uygulamak için
Fethullahçıları kullanmaya başladı. Cumhuriyet devriminin o Atatürk ilkelerine
yürekten bağlı asla ondan vazgeçmeyecek komutanlarını Ergenekon davalarıyla
üstüne giderek TSK’nın Atlantik sisteminin kuruluşunun güvenlik sağlayıcısı
yaptı. Ancak her şeye rağmen bu komutanlar arasında Kemalist devrimciliği
ruhlarından atamayanlarda vardı. Bunlar olurken ABD aynı zamanda kaleyi içten
fethetme stratejisi devreye koyuyordu. Globalleşme ve küreselleşme söylemleriyle
ülkemizi milli hedeflerinden saptırma çabasında olan ABD’nin kendi
topraklarında yaptığı tatbikatın resmen Türkiye’yi işgal tatbikatı olduğu ve
bunun dünyanın önde gelen ajansların tarafından belirtildiği görülmektedir.
 
ABD kendi çıkarlarına ters gelen
amaçlarını uygulama yolunda Kemalist devrimciliği ruhlarından atamayan
komutanları gördükçe yeni iddialar ve planlar uyguluyordu. İlk BOP Eş
başkanlığını verdiği Tayyip ERDOĞAN Başbakanlığı hükümeti ülkemizde başımıza geçirdiği,
daha sonra ise sözleşmeli Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL ile hedeflerine ulaşma
yolunda ilerledi. Kendisine karşı gördüğü TSK ya karşı MİT Müsteşarlığının
düzenlediği söz Ergenekon şemasının aslında ABD’nin kendi çıkarlarına ters
düşen insanların şeması olduğu, bu iddialarla kendi ülkemiz içerisinde kendi
TSK mensuplarımıza ve vatanseverlerimize karşı savaş açtık. TSK’yı kendi
hedeflerine ulaşma yolunda kullanamayacağını anlayan ABD hedeflerini gerçekleştirme
yolunda Fethullahçı polislere kayarak amaçlarını uygulamaya koydu. TSK üzerinde
oynanan oyunlar karşısında hiçbir komutanımız başı dik alnı ak duramadı, durmak
isteyenlere de ya başına çuval geçirilerek rezil edildi ve yahut

asılsız iddia ve tertiplerle tutuklandılar.
 
Bunlar
yaşana dursun Cumhuriyet mitingleriyle halkımızın gösterdiği tepkinin kimsenin
farkında olmadığı, hatta bu tepkiyi görmemenin yanında Atlantik sisteminin
ülkemize yerleşmesine bilerek veya bilmeyerek katkıda bulundukları, örneğin
TSK’nın suç örgütlüğünün tartışılması gibi, olanlara katkı sağlandı.
Yaşananlara alışmış olmalıyız ki bir vurdumduymazlık umursamazlık Beşiktaş
Adliyesi ABD güdümlü Fethullahçıların kalesi haline gelmiş farkında değiliz.
 
Orada
sözde yargılanan canı bahasına kanının son damlasına kadar vatanı uğruna
terörle mücadele etmiş komutanlarımız, başları yerde, adliye binasının arka
kapılarından ve et duvarlardan oluşan bir kimse görmesin örgütüyle korunuyor.
Bunun başına çuval geçirilmiş subay ve astsubaydan ne farkı var, vatanı için
dik duran o komutanlar neden yargı çözer lafları karşısında dik duramadılar.
Boyunları eğik birilerinin arkasına gizlenerek bunu kabullendiler. Bu
yaşananlarla Türkiye Dünyada kendi ülkesinde kendi Askerine karşı Psikolojik
savaş uygulayan nadir ülkeler arasındadır. Böyle yaparak vatanı için canından
vazgeçmiş askerlerimizi yıldırıyorlar, gözü pek alnı ak vatan evlatlarını
yurttaşlarımız karşısında yalancı muamelesi uygulayarak TSK’ ya karşı olan
güveni sarsıyorlar. Psikolojik harekât ile savunmasız, güvencesiz ve kendi
ülkesinde yalnız kalan komutanlarımız ABD karşısında boyun eğmek durumunda
kalıyor.   
 
Kural
tanımayan ABD kendi ülkemizde de kendi savcılarımızı hukuk dışı uygulamalar
yaptırarak bizi içten içe bölüyor. Emniyet güçlerimiz arasında kutuplaşma
oluyor. Ülke güvenliğimize sağlayan polis ve askerimizi birbirine düşman
edasıyla bakıyor. Devlet kademeleri Fethullahçıların güdümündeki insanlar
yerleştiriliyor. Bütün bunlar olurken aslında biz top tüfek kullanmadan
yeniliyoruz.  
 
Bütün
bu olup bitenler karşısında ise komutanlarımızın başları öne eğik bir vaziyette
sanki ABD’ye bağlılıklarını bildiriyorlar. ABD ve onun güdümündeki güçler bir
cephede ya da savaş meydanlarında değil psikolojik hareketlerle kendi ülkemizde
ordumuzu yeniyor. Ordumuz yenilgiye uğrarken kimi komutanlarımız koltuk
sevdasına kapılmış bana dokunmayan yılan bin yaşasın der misali kenara çekilmiş
vaziyette, Org. BAŞBUĞ ve Org. BÜYÜKANIT gibi komutanlarımız ise BOP Eş
başkanlığı verilmiş AKP hükümetinin başı ve Türkiye Cumhuriyeti
Cumhurbaşkanlığı koltuğuna sözleşmeli oturtulan Abdullah GÜL’E söylemleriyle
prim sağlıyor. Onların kaybetme noktasında zirvelere taşıyorlar. Ordu da tüm
bunlar yaşanırken yurttaşlarımızın kendisini bile koruyamayan ordumuzun vatan topraklarını
nasıl koruyacağı konusunda akıllarında soru işareti oluşturuyor. Orduya karşı
bir güven bunalımı yaşanıyor halkımızda. Ordumuz ise bu olup bitenlere seyirci
kaldığı gibi, yurttaşlarımıza karşı görevini yapma yerine, çeşitli bahaneler
arkasına sığınıyor. Kendi yapması gereken sorumlulukları üstlenmekten korkar
duruma geldiği, acaba şunu yapsam beni de gözaltına alırlar mı? Düşüncesi
aklını sürekli meşgul ettiği için üzerine vazife görevlerde de sorumluluk
almaktan çekiniyorlar.
 
Ordu
içinde koltuğunu kaybetmeyi göze alamayan komutanlarımız olduğu gibi gözü pek
komutanlarımızda var ama ne yazık ki onlarda ya tehdit ediliyor ya da tüm olup
bitenleri gururunu yedirmeyerek düşmana karşı kullanacağı o tabancasını çıkarıp
şakağına sıkıyor. Biz Kemalist devrimciliğimizi bir kenara bırakarak cumhuriyet
ilkelerinden sıyrılarak ülkemizde Atlantik sistemini oturtuyoruz. Hukuk çözer
söylemlerinin arkasına sığınarak kendi ülkemizde içten yeniliyoruz bunun
farkında değiliz.
 
Genelkurmay
başkanlığına diğer komutanlar gibi koltuk sevdalısı olmayan, Atlantik sistemine
yalakalık yapmayan TSK’nın içinde bulunduğu durumdan kurtulması amacıyla çözüm
arayan ve ülkemiz üzerinde oynanan oyunlarla ilgili isabetli tespitler yapan
Orgeneral Işık KOŞANER geldi.
Işık
KOŞANER’İN diğer komutanlardan farklıydı. Diğerleri gibi koltuk sevdası uğrana
ABD sistemi karşısında boyun eğmeye niyeti yoktu. Kendisi Atatürk
Milliyetçiliğine bağlı bir insandı ve ülkemizin de Atatürk Milliyetçiliğine
bağlı ve sahip olmakla yükselip çağdaş medeniyetler seviyesine geleceğine
inanıyordu. Ülkemizin Atatürk milliyetçiliğine sımsıkı sarılarak bilim
önderliğinde dış devletlerin hükümranlığından sıyrılmış vaziyette ülkenin
kurtuluşa kavuşacağına inanıyordu. Ancak ülkemizin içinde bulunduğu durum ise
çok farklıydı. ABD ve AB’ye tamamen olmasa da kısmen bağımlı şekildeydik.
Ülkemizi tamamen kendi çıkar ve eksenlerine yönlendirememişlerdi, fakat bizim
bu umursamazlığımız sonunda teslimiyetimizi ilan etmiş oluruz. Biz çağdaş
uygarlık yolunda Atatürk ilkelerine bağlı şekilde akıl ve bilimin önderliğinde
hedeflerimize kavuşmalıyız. Dış güçler ülkemizi hem dıştan hem de kendi
güdümündeki kişilerle içten kuşatmış vaziyetteler. TSK üzerinde psikolojik
hareket uygulayarak kendi önünde boyun eğmesini ve çıkarlarına ters düşmesini
engellemek istiyor. Ülkemizin istikrarlı bir şekilde ilerlemesi için TSK
üzerinde oynanan oyunları artık görmeli, ülkemizin asıl sorunlarına yüzünü
çevirmelidir. Güçlü bir ülkenin güçlü de bir ordusu olmalıdır. Bu güçlü ordu
içinde eğitilmiş tam donanımlı askere ihtiyaç vardır. Eğitilmiş askerlerimizle
asıl sorunumuz olan terörle mücadeleye sonuna kadar devam etmeliyiz. Öncelikli
olarak ordumuza Irak ülkesine sınır operasyonu verilerek oraya yerleşmiş
PKK’lıların kökü kazınmalıdır. PKK’ya gösterilen ayrıcalık sonucu devlete karşı
talepler ve beklentiler içerisine girdiği görülmektedir. Tüm bu olanların
sorumlusunun ise içimizde bulunan ABD güdümlü iç cephede bize karşı kişilerdir.
 
Işık
KOŞANER ülkemizi ABD ve güdümünde ülkemizde faaliyet yürüten mafya ve
cemaatlerden sıyrılarak doğru hedefe yönelmelidir. Bunun içinde Atatürk
milliyetçiliğinin öncülüğünde, bilim ve aklın yol göstericiliğiyle birlikte
ülkemizde yaşayan vatandaşlarımız birlik ve beraberlik bağlarını
güçlendirilerek, cemaatleşmelerden uzak bir şekilde hedefe odaklanmalıyız.
Hedefi tutturmak için ise ABD güdümündeki hükümet ve hükümetin destekçisi
Fethllahçı Gladyodan kurtulmamız gerekir. TSK’nın artık geri çekilmeyerek
taarruza geçmelidir. Geri çekile çekile bu noktaya gelmişizdir. Artık
silkelenip yanlış mevzilenmeyi bırakarak bizi kurtuluşa götürecek birlik ve
beraberlik içinde yaşanır bir toplum hedefine odaklanmalıyız. TSK’yı iç
cepheden kuşatanları bertaraf etmeliyiz, yoksa bu bataklıktan kurtulmamız gün
geçtikçe imkânsızlaşıyor. Eğer biz iç cephede yenilgiye uğrarsak dış cephe de
güçlü olmamızın hiçbir önemi yoktur. Çünkü iç cephede yenilgiye uğradığımızda
dış cephe kendiliğinden dağılır. Başı dik, dürüst, o gözü pek komutanlarımız bu
olup bitenler karşısında bir kenara çekilip beklememeli, emekli de olsa silah
arkadaşlarına destek olmalıdır. Eğer komutanlar pes ederlerse şanlı
Mehmetçiğimiz de pes eder ve o şanlı Mehmetçiğin yurttaşları da pes eder.
 
Dünya
da olanlar göz önüne alındığında ABD artık üretim faaliyetlerini kaybetmiş
duruma geldiği, Hindistan, Çin vb. ülkelerin ise hızla yıldızı parladığı,
yıldızı sönen ABD’nin ise gücü yettiği ülkelerde hükümranlığını devam ettirmek
istiyor. Bunun için ülkemizde sözleşmeli personeli Abdullah GÜL ve BOP Eş
başkanlığını verdiği Tayyip ERDOĞANLARLA hükümranlığını sürdürmeye çalışıyor.
Aynı zamanda bu yapılanma TSK’ dan ayrı olarak içimizde kendi silahlı gücünü
kurma yolların da F tipi polis yapılanmaları ve Özel ordu söylemleriyle kendi
silahlı ordusunu kurma peşindeler. Biz tüm bu olanlar karşısında yargıya
güveniyoruz, hukuk çözer gibi söylemlerle üzerimizde oynanan oyunlar karşısında
elimiz kolumuz bağlı bir şekilde bekleyerek bu yıkımdan kurtulamayız. Şanlı
tarihimize bakarak tecrübelerimizden faydalanarak, taarruza geçmeliyiz.
Mehmetçik artık Atatürk devrimine gerçekleştirmelidir. Vatandaşımız ve ordumuz
bütünleşerek Atlantik Sisteminin üstesinden gelmelidir. Kürdüyle Türküyle bir
olan Mehmetçiğimizle bu devrimi başarıya ulaştırmalıyız. İçimize iliştirilmiş
yok şu cemaatçi, yok bu cemaatçi ayrımından sıyrılarak sınıfsız, imtiyazsız bir
bütünleşmeyle devrimi tamamlamalıyız.
 
TSK
üzerine uygulanan Ergenekon tertipleri açığı çıkartılarak yurttaşlarımız aydınlatılmadır.
ABD’nin içimize yerleştirdiği ajanların kurguladığı sahte evraklar ve F tipi
yapılanmanın polisleri tarafından gömülen silahların tekrar kendileri
tarafından bulunarak Ergenekon iddianamesine konulmuştur. Bunlar gün yüzüne
çıkartılarak TSK üzerinde uygulanan psikolojik hareket önlenmeli ve TSK ya
karşı güven bunalımından sıyrılarak tekrar güven ortamı sağlanmalıdır. Bunları
sağladıktan sonra ülkemizin dışa bağımlılığından kurtarmalıyız. Çünkü dışa
bağımlı bağımsızlığı elinde olmayan bin ülkenin demokrasi ve çağdaş toplum
seviyesine ulaşma gibi bir düşüncesi olamaz. Bu düşünceye sahip olmak için
bağımsızlığımızı kazanmalıyız. Bağımsızlığımızı kazanma yolunda içimizde olan
irtica faaliyetlerine karşı sonuna kadar mücadele etmeli, TSK’nın diğer ülke
kuruluşlarına NOTA gibi bağımlılığına son vererek kendi eğitilmiş personeliyle
hedeflerine ulaşmalıdır. Ordumuzun vatandaşlarımız ile ilişkileri
kuvvetlendirilerek içimize atılmış olan Kürt açılımı vb. söylemlerin
oluşturduğu yanlış düşüncelerden sıyrılarak Kürt vatandaşlarımıza karşı olan
yanlış düşüncelerden sıyrılmalıyız.
 
Sonuç
olarak; TSK bünyesinde bulunan emekli ve çalışan bütün mensuplarının birlik
olarak bu mücadele karşısında boyun bükmemelidirler. Eğer biz savaşmadan
yenilgiyi kabul edersek, zaten yenilmişizdir. ABD güdümlü hükümete son vererek Milli
bir hükümet kurma yolunda bütün imkanlar seferber edilmelidir. Ordumuz bu
olanlar karşısında kayıtsız kalmamalıdır. Türkiye artık dünya da olup biten
değerleri iyi değerlendirerek ABD denetimden kurtulup tam bağımsız bir şekilde
dünya tarihinde çağdaş toplumlar seviyesine ulaşmalıdır. Eğer devrimi biz
gerçekleştirmezsek ülkemiz üzerinde devrim gerçekleştirirler.
 

Devrimci komutanlarımız
doğru sözlü, cesurdur. Kendi hizmetlerine ayrılan paralara ellerini dahi
sürmemiş, görevden hiçbir zaman çekinmemişlerdir. Onların tek isteği 

 

Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: