BEN MESİH – MEHMET ALİ AĞCA
7 Ekim 2017
GEN BENCİLDİR
7 Ekim 2017

YEŞİL ÖLDÜ MÜ ?

Yaşayıp yaşamadığı hala belli
olmayan, hakkında birçok yazı yazılan, ara
ştırma yapılan, birçok
olaya, faili meçhul cinayetlere adı karı
şan Yeşil Kod adlı Mahmut Yıldırım, kimine göre acımasız bir
infazcı, kimine göre ise bu devlete hizmet eden bir kahraman olarak de
ğerlendirilmektedir.
Yeşilin oğlu 14 Şubat 2006
tarihinde,
İstanbulda polisin yaptığı bir
operasyon sonucu yakalan
ınca Yeşil adı yeniden gündeme
geldi. Hakkında söylenenlere, yazılıp çizilenlere cevap vermek isteyen Ye
şil, 27 Ocak
2006 günü TEMPO Dergisi muhabiri Tutkun Akba
ş ile internet ve telefon
yoluyla irtibat kurarak, sahte Ye
şil olarak bilinen Osman Gürbüz ile
ilgili yap
ılan haberlere tepki gösteriyordu.
İşte Yeşil Kod Mahmut Yıldırım’ın internet yoluyla gönderdiği
bilgilerden bir b
ölümü…
“Birileri yine yokluğumuzu,
suskunlu
ğumuzu fırsat bilerek bir şeylerin peşine düştü. Onlara peşine düştükleri şeyi yakında vereceğim. Ahmağın biri çıkıp beni
taklit etmeye
çalışıyor, beni
tanıyanlar bilir ki beni taklit etmenin cezası ölümdür. Derginizde yazdıklarınızın
ne kadarı do
ğru bunu zaman gösterecek ve zaman bazılarının aleyhine
i
şliyor. Ben itirafçı değil bu ülkenin kadrolu askeriyim. Ben
mafya de
ğilim beni mafya ile de karıştırmayın, hiçbir zaman rant peşinde koşmadım. Ben
Mehmet Ali A
ğca gibi şarlatan da değilim, artık aradaki piyonları temizleme
zaman
ı geldi. Benimle irtibata geçerseniz
sevinirim.
Yeşil, Tempo Dergisi Muhabirine
27 Ocak 2006 tarihinde gönderdi
ği bu ilk mesajın ardından 12 Şubat
tarihine kadar devam eden g
örüşmelerinde şunları anlattı:
“Adamın birine rol biçerek Yeşil ol
dediler ve baz
ı olayları üstüme yıktılar. Operasyonlarınızda
beni kullandınız, hafife alınmayacak biri oldu
ğumu biliyorsunuz, bana ihanet
edildi
ğinde boş durmayacağımı
biliyorsunuz, yani beni tan
ıyorsunuz. Böyleyken bir insan
geri zekalı olurda beni hafife alır.
Şimdi Ankaraya geleceğimi
duyanlar korumalar
ını da iki katına çıkarmışlar. Ne
oldu, hani ben ölmü
ştüm. Güya bana kıyak olsun
diye beni öldü göstermek istiyorlar, böylece istedikleri gibi at oynatacaklar.
Beni hep kıstırdıklarını zannederler ama sonra hayal kırıklı
ğı yaşarlar.
Hüseyin Kocadağ, Abdullah Çatlı ve Gonca
Us Susurluk Kazas
ında arabada mı öldüler, yoksa
öldürülüp arabaya mı kondular? Korumasız tek bir adım dahi atmayan Sedat
Bucak’ın korumaları kayıp silahları ve çantaları, olayın tek tanı
ğı Sedat
Bucak ile birlikte ka
çırdılar. Çatlı
kendini ajan zanneden ki
şilerle işbirliği içersindeydi. Sedat Bucak,
Hüseyin Kocada
ğ’ın şişirmesiyle Çatlı’yı kendi köyünde saklıyordu.
Ben bu ülkeyi seviyorum, ülkem için
öldüm, ülkem için öldürdüm kimin bu ülkeyi terk edece
ğini de yakında göreceğiz. Esas gözünü kan bürümüşlerin,
vampirlerin, eli kanl
ı katillerin kim olduğunu yakında göreceğiz. Konuşacağımı duyanlar Özal’ın ölümü ve
sonrasını anlataca
ğımı da
bildiklerinden baz
ı bilgileri, belgeleri saf dışı etmeye çalışıyorlar.
Beni Dursun Karata
ş’ı vurmak için Çine gönderenler
Yunanistan
da kadeh tokuşturdular, Dursun Karataş ile kol kola
gezenler
şimdi nerede? Bu ülkeyi kime sattıklarını tüm Türkiye
bilecek. Ben itiraf
çı değil bu ülkenin
askeri okullar
ında yetişmiş kadrolu subayıyım. Ülkemin bana
verdi
ği rütbeleri ülkem için söktüm. Teröristlerle yıllarca dağlarda
gezdim vurdum, vuruldum, öldüm öldürdüm. Beni karalamaya çalı
şanlar tek
tek kuca
ğıma düşecek. Ben ve arkadaşlarım bu ülkeyi karşılıksız sevdik.
Biz sadece dağlarda değil
metropollerde de g
örev aldık. Kimliğim hakkında bilgi
sahibi olmak istersen n
üfus  müdürlüğünden ulaşabilirsin
ama sen Mahmut Yıldırım ile Ahmet Demir’i karı
ştırma biri
Hac
ı biri Sakallı’dır yani ikisi
de Ye
şildir. Biz iyi yetiştirilmiş
profesyonel insanlar
ız.”   
Yeşil, görev aldığı yapılanmanın kurucularından,
silahl
ı eğitimlerine, üst komutanlarından maddi
finansmanlarına, almı
ş oldukları görevlere,
kimleri takip edip dinlediklerine, hedef durumunda kimlerin bulundu
ğuna,
siyasilerden pa
şalara, MİTten, Emniyet İstihbarattan
kendileri ile çalı
şanlara, Batı Çalışma Grubunu
neden, nasıl kurduklarına daha sonra neden la
ğvettiklerine, bilgi alışverişinde
bulunduklar
ı gazetecileri, kendileri için çalışan
polisleri, askerleri ve ba
şka bazı bilgileri göndereceğini
belirterek yaz
ışmalara devam ediyordu.
“Biz, 12 Eylül darbecilerinin bile
güvenmedi
ği MİTe karşı, Başbakan
Turgut
Özal tarafından kurulmuş, Eşref Bitlis
komutas
ında en tehlikeli kişiler ile seçme
askerlerin yer ald
ığı, adı gizli
bırakılmı
ş yeni bir birim olarak göreve başladık. Komuta kademesinde Eşref Bitlis
ile
İsmail Paşa bulunuyordu. 
Kenan Evren,
12 Eylül darbesinden sonra Mit’in içindeki sivil-asker çeki
şmesinden
korkarak kontrgerilla
şeklinde bilgi infaz ve tetikçi grubu
kurdu. Bu grup konsey
üyelerini bilgilendirmek, gelen
tehditleri bertaraf etmek i
çin her kesimin adamından alınarak göreve başladı. Turgut Özal Başbakan
olunca oda M
İTe güven duymadı, çünkü
herkesin her birimden adamı vardı. Herkes istedi
ği bilgiye sahip olabiliyordu,
hatta bu bilgilerin satıldı
ğı da oluyordu. Böyle bir
ortamda biz g
öreve çağrıldık.
Eşref Bitlisin emri ile 1979 yılından
itibaren TKML örgütüne sızarak önemli görevlerde bulundum.
İhtilaldan
sonra yine komutan
ın emri ile geri planda kaldık. Uğur Mumcu
bizim gizli bilgi kasam
ızdı. Yaptığımız her
operasyonu, elde etti
ğimiz her bilgiyi Eşref Bitlis’in emri ile Uğur Mumcu’ya
aktarıyorduk. Yaptı
ğımız her işi,
komutanlarımızın emirleri do
ğrultusunda yapıyorduk. Yasadışı örgütleri
ellerinin alt
ında toplama fikrini ortaya atan askerlerin
yönlendirmesi ile CIA’den maa
ş alan bazı MİT’çiler,
ABD’nin emri do
ğrultusunda çeşitli senaryolarla Apo’yu piyasaya sürdüler. Bu
örgütün kurulması en çok CIA’in i
şine geliyordu.
Biz Turgut Özal’a yakın olarak görev
yaparken Kenan Evren’in yapaca
ğı bir suikastı gözlüyorduk.
Daha sonra Cem Ersever aram
ıza girerek başka paşalar adına çalışmaya başladı.
Kendisinin emrinde oldu
ğumuzu sanıyordu. Bizi saf dışı ederek
kendi adamlar
ıyla hareket etmek istiyordu. Biz kendi çıkarlarımızı düşünmek ve
mafya ile i
çli dışlı olmak için değil, terörle mücadele için
kurulduk. O bizim aram
ızda barınamazdı, çünkü biz
ispiyoncuları sevmezdik.
İleride başımızı ağrıtacağı düşüncesi ile
onu da ortadan kald
ırdık ve onu öldürmek bana
nasip oldu. Cem Ersever Turgut Özal’ın, U
ğur Mumcunun, Eşref Bitlisin, Hiram
Abbas
’ın, Savaş Buldan’ın, Behçet Cantürk’ün, Ömer Lütfü
Topal’ın ispiyoncusu ve bu cinayetlerin göstericisi konumundaydı.  
Yeşil’in Tempo Dergisi muhabirine,
27 Ocak 2006 tarihinden itibaren bir
hafta boyunca internet ortamında gönderdi
ği bu bilgilerin ardından,
Türkiye’nin güney illerinden birinde sabit telefondan arayarak yüz yüze görü
şmek için verdiği randevu,
bulu
şmadan şüphelenmesi gerekçesi ile gerçekleşmedi. Gönderdiği son mesaj
ise;  “Senin adına üzüldüm. Yanlı
ş ne bizde
ne de ekibimde, sen otogarda iken sivil polisler oradayd
ı ve gözlem altındaydın.
Senden biraz
şüphe duydum. Şimdi ben yurttan ayrılıyorum ve
sadece baz
ı kurumları haberdar ettim. Kendine iyi
bak, Hacı.”
şeklinde idi.   
YEŞİLİN KARDEŞİ BAHATTİN
Mahmut Yıldırım hakkında söylenecek çok
şey var. 25 yıl Mitin en aktif
eleman
ı olarak görev yapan, Mit Kontrterör Dairesi eski Başkanı Mehmet Eymüre baba diyecek
kadar yak
ın olan, birçok karanlıkta kalmış konunun
perde arkas
ında yer alan biri Mahmut Yıldırım.
Oğlu Murat Yıldırıma yönelik 14 Şubat 2006
tarihinde ger
çekleştirilen operasyondan hemen önce kaçtığı iddiaları Emniyet
taraf
ından yalanlandı.
Mahmut Yıldırım’ın kardeşi Bahattin
Y
ıldırım ise abisinin
10 yıldır kayıp oldu
ğunu, bir haber alamadıklarını, ailesinin
hayat
ının altüst olduğunu
belirterek ak
ıbeti ile ilgili tek sorumlunun Mehmet Eymür olduğu iddiasında
bulunuyor.
İşte Bahattin Yıldırım’ın, abisi
ile ilgili söylediklerinden bir bölümü;
“Ağabeyimin akıbeti hakkında bir
bilgi sahibi de
ğilim. Bu insan 10 yıldır kayıp ve hayatından endişe
duyuyoruz. Bana g
öre onu öldürdüler.
Nerde, nasıl, kim tarafından öldürüldü
ğü konusunda bir fikrim yok ama öldürüldüğünü düşünüyorum. Ağabeyimin akıbeti ile
ilgili kar
şımda Mehmet Eymür var, benim muhatabım o ve ben
emekli olunca onun pe
şine düşeceğim. “
POLİTİKACI GÖZÜYLE YEŞİL
CHP Merkez
Karar Yürütme Kurulu üyesi Tunceli milletvekili Sinan Yerlikaya’ya göre Ye
şil devletin
yeti
ştirdiği bir operasyon adamı, önce MİTe bağlı olarak çalıştı sonra JİTEMe kaydırıldı, emniyette
ise hi
ç görev almadı. Sinan
Yerlikaya Ye
şil ile ilgili önemli bilgiler veriyor. İşte onlardan
bir b
ölümü;
“Yeşil direk
halk
ın içinden alınmış bir
operasyon adam
ı. Bingöl Solhanlı ancak Elazığ ilinde doğmuş, büyümüş ve Elazığ ilinde
bulunan Ferro Krom tesislerinde i
şçi olarak çalışmış. Olağanüstü Hal döneminde devlet
Ye
şil gibi bir sürü adamla çalıştı, silah
verdi, para verdi, ye
şil ve kırmızı pasaport
verdi.
Ben 1990
yılında Tunceli ili Ovacık ilçesinde avukatlık yaparken bu adam emrindeki 20-30
ki
şilik özel tim ekibiyle geziyordu. Terörle mücadele için
görevlendirilmi
şti, ancak bunlar PKK ile savaşmak yerine
k
öylere operasyonlar düzenleyip
halka i
şkence ediyorlardı. Onun gözünde herkes PKK’lı
ve potansiyel suçluydu. Ya
şananları vatandaş ilgili
yerlere
şikayet ediyordu ama bir sonuç alamıyordu. Ovacık’ın
tek avukatı bendim, vatanda
ş bana geldiğinde durumu savcıya,
kaymakama anlatt
ım biz bir şey yapamayız dediler. Bölgede
çok korkulan birisiydi. Lokantaya ya da kahvehaneye girdi
ğinde orası hemen boşalırdı. Devlet
taraf
ından da destekleniyordu. O dönemde
Ovacık Emniyet Amirli
ğinin üst katında kalıyordu, ben
de zaten kendisi ile orda tanı
ştım.
Bu devletin
savcısı, mülki amiri, jandarma komutanı kendi sorumluluk alanında her türlü
olaya karı
şıp suç işleyen bir
adama ‘biz ona karı
şamayız
diyorlardı. Ona bu dokunulmazlı
ğı devlet sağlıyordu ve
derin devlet dedi
ğimiz yapılanmanın koruması altında idi.
OHAL eski Valisi Ünal Erkan, Hayri Kozakçıo
ğlu, Mehmet Ağar onu çok iyi tanırlar. Mehmet
Eymür zaten tanıdı
ğını söyledi ve Yeşil Mehmet
Eym
ür’ün MİTte adamıydı. Hatta Mehmet
Eymür öldü
ğünü iddia etti ama bana göre ölmedi, öldü gösterilmek
isteniyor.
Çünkü bazı olayların, faili meçhul
cinayetlerin
üstü örtülmek
isteniyor. Ben Ye
şilin yaşadığına inanıyorum çünkü
bana onunla görü
ştüğünü söyleyen, bölgeden onu
tan
ıyan insanlar var.
Yeşil G.Doğuda devletin
talimatlar
ıyla görev yaparken, kimliği ortaya çıkınca Batıya
kaydırıldı ve oda haraç alarak, para toplayarak lüks ya
şamın içine girdi. Ömer Lütfü Topal’ın onun adına yatırdığı 10 milyon
dolar
ın akıbeti hiç sorulmadı. Yeşilin karıştığı her olayın üstü kapatıldı, Yeşilde
yakalanmad
ı. Yeşilin Antalyadaki yazlığına
operasyon yap
ıldığında Yeşil yarım saat önce kaçtı’ dediler.
Polisin elinden yar
ım saat farkla kurtulan bir
adam daha sonra nas
ıl olurda yakalanmaz.
Mehmet Eymür Yeşili kullandı. Eğer Yeşil yakalanırsa ucunun
kendine dokunaca
ğını biliyor. O
y
üzden Yeşil öldü bir dönem bitti
gibisinden olayları kapatmaya çalı
şıyor. Yeşil öldüyse nerede,
ne zaman, nas
ıl, kim tarafından öldürüldüğünü de açıklaması lazım. Devlet
Ye
şili ne öldürür ne de
yakalar. Ye
şil yakalanıp mahkeme önüne çıkarılırsa bildiği her şeyi anlatır. Öldürülürse sakladığı kasetler
belgeler ortaya çıkar. Bu yüzden Ye
şili yakalamakta, öldürmekte
istemiyorlar. Her
şeyi bulan, ortaya çıkaran
emniyet bir adam
ı nasıl bulamaz.
B
ölgeden onu tanıyan insanlar onu Ankara’da
gördüklerini, Mercedes marka araç ile dola
ştığını
söylüyorlar. Bana göre devlet Ye
şil konusunda samimi değil.
Terörle mücadele döneminde gerçek
suçlulardan çok potansiyel suçlular arandı. Askeriye de J
İTEMde bu tür yanlışlar çok oldu.
Veli K
üçük’ün bir çetesi vardı ama yargılanmadı, tasfiye yöntemine
gidildi.
İçişleri Bakanlığına, Savunma Bakanlığına OHAL
valileri getirildi, Susurlukta adı geçenler Bürokrasiye getirildi, bakan
yapıldı. Devletin içerisindeki derin yapılanmalar, çeteler böyle ortaya
çıkarılamaz. Herkesin yargılanabildi
ği, şeffaf, demokratik bir devlet anlayışının
benimsenmesi laz
ım.
Susurluk Kazası ve sonrasında yaşananlar
tart
ışılırken Mersin
Cezaevinden biri beni aradı. ‘Ben bunlarla bir dönem çalı
ştım.
Susurluktaki kazada araba say
ısı iki değil üçtü’ dedi. Birinci
arabada
Çatlılar vardı, ikinci
arabada korumalar, üçüncü arabada eroin vardı. Ye
şil malı almak için Bursa Çelik Palas
otelde onlar
ı bekliyordu. Yeşil zaman zaman Berline giderek
orda T
ürkiyem Spor diye bir kulüp var orada
mal
ı dağıtırlardedi. Ben
bunu a
çıkladım ve Alman polisi de belirtilen
yere operasyon yapmı
ş. Telefondaki adam benimle çok şeyi paylaşacaktı ama sonra
irtibat koptu. Ailesini arad
ığımda ‘öldü’ dediler. Bir
gün bir iktidar gelecek ve bunlar yargılanacak.”
Sinan Yerlikaya Yeşilin oğlu Murat Yıldırım’ın yakalanışı, kendi
akıbeti, çalı
ştığı birimler ile neden
yakalanmadı
ğı daha doğrusu yakalanmasının neden
istenmedi
ği ve merak edilen birçok konuda önemli
bilgiler veriyor.
        
“Yeşilin oğlu Murat Yıldırım’ın kurmuş olduğu haraç çetesine yönelik İstanbul
Emniyet M
üdürlüğü’nün
Kadıköy’deki bir eve düzenledi
ği operasyonda Yeşilin yarım saat önce evden
ayr
ıldığı, böylelikle
yakalanmaktan son anda kurtuldu
ğu yazıldı. Ben bu söylenenlere
kesinlikle kat
ılmıyorum. O operasyon Yeşile yönelik değildi, oğlunun kurduğu çete
elemanlar
ına yönelikti. Yeşil aranmıyor ki
yakalans
ın, Yeşilin aranması yakalanması söz konusu değil.  Yeşil ile ortak tanıdığımız insanlar
bana onun e
ğlence yerlerinde görüldüğünü,
lokantalarda, restoranlarda yemek yedi
ğini söylüyorlar. Yeşilin
yakalanmas
ı söz konusu olsa bu kadar rahat
hareket edemez, o hareket etme konusunda hiçbir sıkıntı çekmiyor. Ye
şil hem
emniyetin hem M
İTin hem de jandarmanın kullandığı bir kişi. Bu üç
birimin dı
şında Yeşili yakalayacak bir başka güvenlik ve
istihbarat kurulu
şu yok ve bu kuruluşların gündeminde Yeşili yakalamak
gibi bir madde bulunmuyor. Ye
şil Emniyet Özel Harekat güçleriyle,
Jandarma ile operasyonlara
çıkıyor, köylülere yöre halkına türlü işkenceler
ile k
ötü muamelede bulunuyordu, MİT Kontrterör Dairesi
eski ba
şkanı Mehmet Eymür’de Yeşili bazı çalışmalarda
kulland
ığını söylemişti.
Güvenlik birimleri kullandıkları adamları yakalamak istemez.
Ömer Lütfü Topal’ın, öldürülmeden evvel
Ye
şilin Ziraat Bankası Ankara
Heykel
Şubesine ‘Ahmet Demir’ adına açtırdığı hesaba 500
milyon lira para yatırdı
ğı ortaya çıkınca herkes Kim Bu Yeşil diye merak
etmeye ba
şlamıştı. Ben de Yeşili ve
Tunceli
deki faaliyetlerini bildiğimden söz konusu Yeşilin benim
tan
ıdığım Yeşil, Mahmut
Y
ıldırım olduğunu anladım.
Bildiklerimi bas
ına anlatınca da Yeşil ve
arkada
şları tarafından ölümle tehdit
edildim. 1997 y
ılında CHP Genel Merkez Yöneticisi olduğum dönemde
partideki odamdan beni arad
ı. Tehditler, hakaretler etti.
Kendisine seni kullananlar
ın bir gün çok şey bildiğin için seni de
ortadan kald
ıracağını söyledim. ‘Gel
CHP olarak sana sahip çıkalım bildiklerini, ya
şadıklarını anlat
adalete s
ığın, bu şekilde bir
yere varamazs
ın’ dedim. Ortadan kaldırılacağına inanmıyordu. ‘Ben
bütün bildiklerimi bir video kasetine kaydettim. Kaseti de ço
ğaltarak en
güvendi
ğim üç kişiye teslim ettim. Bir tanesini de kimsenin tahmin
edemeyece
ği bir yere sakladım. Üzerime gelirlerse kasetleri basına dağıtırım. Bunu
bildikleri i
çin bana hiç bir şey
yapamazlar’ dedi.
Derin
Devlet dedi
ğimiz yapılanma zamanında Yeşili çok kullandı.
Ye
şil eliyle cinayetler, gasplar, işkenceler ve daha birçok suç işlendi. Deşifre olduğu için şimdi
kullanam
ıyorlar. Yapılan yasadışı işlerin açığa çıkmaması için Yeşili kamufle
ederek, öldü göstererek o karanlık dönemi örtbas etmeye çalı
şıyorlar. Ama
Ye
şilin yaşadığı kesin. Tansu
Çiller’in ‘PKK’nın finansörleri’ diye ilan etti
ği doğulu işadamlarından
tehditle,
şantajla çok para topladı, ayrıca haraç almaya da
devam ediyordur. Bazı i
şadamları tarafından ihale
almak i
çin bir tehdit unsuru olarak da kullanıldı.
Zamanında verdi
ği hizmetlerin karşılığında topladığı paralarla
ya
şantısına devam ediyor. ”     

DTP GENEL
BA
ŞKAN YARDIMCISI
SIRRI
SAKIK’A GÖRE YE
ŞİL ÖLDÜ
16 Mayıs 2001 tarihinde Malatya ili
Akçada
ğ ilçesi yakınlarında düşen askeri
nakliye uça
ğında ölenler arasında Yeşilin de olduğunu iddia
eden S
ırrı Sakık bakın Yeşil hakkında ne
bilgiler veriyor.
“Yeşil, milletvekili olduğum Muş ve yöresinde Tim
Ahmo olarak biliniyordu. Terörist kıyafetleri ile köylere giderek kendisini
misafir eden köylüleri ertesi gün güvenlik güçlerine
şikayet
ederek yard
ım ve yataklıktan gözaltına alınmalarını sağlıyordu. Bölgede çok korkulan
bir isimdi, herkes ondan
çekiniyordu, hatta vali bile.
Uygulamalar
ını anlattığımızda ‘Emrimde
de
ğil ben ona bir şey yapamamam Ankara’nın emrinde’ diyordu. Bölgede işlenen faili
me
çhul cinayetlerde parmağı olduğuna da inanıyorum. O dönemde faili
me
çhul cinayetler, gözaltına alındıktan sonra
kaybolan ki
şiler ile ilgili milletvekili olarak hiçbir
yetkiliye ula
şamıyordum. Durumu Cumuhrbaşkanı Süleyman
Demirel
e aktardım, yarım saat
sonra beni arad
ı. Muş Valisi ve jandarma komutanından benim
i
çin randevu aldığını ve
kendileriyle g
örüşebileceğimi söyledi.
Jandarma komutan
ına bölgedeki
operasyonlar
ı, olayları, ablukaya alınan köylerin
durumlarını sordu
ğumda operasyonların Bolu ve Kayseri’den gelen
birlikler tarafından gerçekle
ştirildiğini ve bu durum ile ilgili bir şey
yapamayacaklar
ını söylediler.
Ye
şil ile ilgili farklı iddialar var kimi Yeşili Zongultakta gördüğünü söylüyor, kimi
büyük
şehirlerde lüks içinde yaşadığından
bahsediyor. Bir iddiaya g
öre de Yeşil 2001 yılında Malatyada düşen askeri uçağın içindeydi. Yeşil bana göre öldü, çünkü Yeşil gibi
adamların fazla ya
şama şansı yoktur, keşke yaşasa ve
bildiklerini tek tek anlatsa, bu ülkeye yapabilece
ği en büyük hizmet bu
olur.”
TBMM SUSURLUK
KOM
İSYONU
Güneydoğuda adı bir çok faili meçhul
cinayetlerle birlikte an
ılan Yüksekova Çetesi diye
bilinen
çetenin elemanlarını sorguya çeken Astsubay Hüseyin
O
ĞUZ, Elazığ İl Jandarma Komutanlığında görevli iken
Susurluk Komisyonuna güneydo
ğudaki faili meçhul cinayetler ve çeteler hakkında verdiği ifadede
Ye
şil hakkında bakın neler diyor…
“Güneydoğuda menfaat timleri ve tetik
timleri var. Menfaat timi tetikçiye görev veriyor
şu adamı ortadan
kaldırın diye. Tetik timi de resmi olarak özel harekat elbisesi ile polis
bölgesinden aldı
ğı adamı infaz
ederek jandarma b
ölgesine atıyor.
Jandarma komutan
ının da bundan
haberi oluyor. Diyarbakır bölgesinde halk uyandı
ğından ve
sistem yava
ş yavaş deşifre olduğundan Malatya bölgesine
girilmek istendi. Malatya daha sakin bir b
ölge çünkü, konunun üzerine
fazla dü
şülmez diye düşünülüyordu.
İnfaz edilecek, ortadan kaldırılacak kişi genelde
terör yanlısı olup olmadı
ğına göre  tespit edilir, tespiti genellikle istihbarat
birimleri yapar. O birimler tarafından hedef gösterilen biri isterse bu ülkeyi
bizden fazla sevsin, Kürt ise kesinlikle infaz edilir ve infaza da en fazla üç
ki
şi katılır. Zor durumda bırakılmaları amacıyla pişmanlık yasasından
yararlananlar tarafından infaz gerçekle
ştirilir. Sonra tetiği çekenlerde
infaz edilir. PKK’ya destek veren Kürt de
ğilse gidilir konuşulur, gerekli uyarılar yapılır, kulağı çekilir,
gerekirse ailesi ile g
örüşülür, Kürt olanla
konu
şulmaz.
Hatırladığım kadarıyla 1993 yılı olsa
gerek Diyarbakır’da tetik timleri vardı,
şimdi var mı bilmiyorum ama infazlar
durdu. O zaman Ye
şil oradaydı ve Cem Ersever ile çalışıyordu.
Ben
Malatya’da görevli iken Ye
şil ve ekibi bölgemize girmek istedi fakat alay
komutanımız buna müsaade etmedi. Çünkü biz bu adamın faili meçhul cinayetler
ile para kar
şılığı iş yaptığını
biliyorduk. Ye
şil, eskiden ülkü ocakları davasından gözaltına alınmış birisi,
Bing
öl nüfusuna kayıtlı, Salih oğlu 1953 doğumlu, esas
adı Mahmut Yıldırım. Bazılarının dedi
ği gibi PKK itirafçısı falan da değil.
Önceleri Emniyet istihbarat birimi ile çalı
şıyordu. Cem
Ersever ile tan
ıştıktan sonra JİTEMe geçti ve
birlikte hareket ettiler, onunla bir
çok kez Suriyeye gidip
geldi. Sonraları Cem Ersever Suriye gizli servisiyle irtibata geçince
öldürüldü. Bence Cem Ersever vatan hainidir. Çünkü bazı önemli bilgileri Suriye
gizli servisine verdi. Ye
şile gelince şu anda da
bildi
ğim kadarıyla MİTin elemanı.
Diyarbakır’da
Ye
şilin adının karıştığı olaylardan
biri Vedat Aydın olayı; ben anlatımlardan biliyorum. Adam üzerinde Özel Harekat
elbisesi olan üç ki
şi ile gidip vatandaşın kapısını ‘polis’
diye çalıyor. Vatanda
şı alıp, götürüp infaz
ediyorlar. Ye
şil bu şekilde çok rahat cinayet işliyor. Çünkü arkasında güç var. Söz gelimi
bir askeri birli
ğe gideceği zaman önceden haber verip kapıda karşılanıyor.
Jandarma’nın
istihbarat birimlerindeki herkes Ye
şili tanır. Veli Küçükte tanır çünkü jandarma
da s
özü geçen birisi.
Ye
şilin, Veli Küçük’ün sözünden çıkması mümkün değil.
Yeşilin Jandarma’da
önemli bir konumu var. Susurluk olayında Abdullah Çatlı, Sedat Bucak, Korkut Eken,
İbrahim Şahin, Mehmet Ağar bunların hepsi Yeşil’i çok
iyi tanır, Ye
şil de bunları tanır. Teşkilat
olarak ele al
ırsak Çatlı ufak adam, piyon. Yeşil,
Abdullah
Çatlı’nın da İbrahim Şahinin de üstünde
bir konuma sahip. Ye
şil daha önce vardı, bunlar
sonradan faaliyete dahil oldular.
Yeşilin işlemiş olduğu suçlardan
tutuklanmam
ış olması onun korunduğunun bir göstergesidir.
Onu tan
ımayan istihbarat birimi de yoktur. Hepsi tanır ve
onunla i
ş yapmıştır. Yakalanırsa konuşur,
bildiklerini anlat
ır korkusuyla Yeşili yakalamak
istemezler. Onu
öldürdükleri
takdirde Ye
şil adına onun bildiklerini anlatacak konumda olan başkaları da var.
Bunlar ortaya
çıkarsa Türkiyede iç savaş çıkar,
infazlar, suikastlar ba
şlar. İstihbarat birimleri Yeşil ile
ilgili belgeleri, dosyalar
ı dürüstçe getirip önünüze koysa
komisyon olarak sizin
çalışmanıza gerek
kalmaz, her
şey ortaya çıkar.
Ülkemizi
bölmek isteyenler planlarını adım adım gerçekle
ştirmektedir. Bu planlarını
gerçekle
ştirirken içeride kendilerine destek
olacak, kendi d
üşüncelerini savunacak işbirlikçilerini oluşturmaktadırlar. Medya
vas
ıtası ile de bu işbirlikçilerini içinden çıktıkları topluma
kabul ettirme d
üşüncesi ile sürekli gündemde tutmaktadırlar.
Ülkemizdeki sorunları çözmek istiyorsak üzerimize dü
şen görevi yerine
getirmeli, içerideki i
şbirlikçilere fırsat
vermemeliyiz.
               ___________________________________
Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: