YEŞİL
7 Ekim 2017
BÜTÜN DÜŞMANLARA KARŞI — AGAİNST ALL ENEMİES : İNSİDE AMERİCA’S WARR OR TERROR
7 Ekim 2017

YÜKSEK ASKERİ ŞURADA DERİN ŞÜPHELER

Kitabın yazarı;
AHMET ULUDAĞ, 1947 Eskişehir
do
ğumlu olup, 1965 yılında Eskişehir
Atat
ürk
lisesini bitirmi
ş, akabinde
girdi
ği Kara harp okulunu
bitirmi
ş ve 1967 yılında topçu
Subayı olarak mezun olmu
ştur.
1968’de Topçu ve Füze Okulundan, 1978’de Kara Harp Akademisi’nden, 1989’da
Silahlı Kuvvetler Akademisinden, 1990 yılında da Pakistan Savunma Koleji’nden mezun
olmu
ştur.

Pakistan Savunma Kolejinde Savunma ve
Strateji konusunda yüksek lisans yapmı
ş,
Türk silahlı Kuvvetleri bünyesinde çe
şitli
g
örevlerde
bulunarak, 1994–1995 yılları arasında Güneydo
ğuda Komando Alay Komutanlığı yapmıştır. Kitabı yazmasına neden olan sebeplerden dolayı son
olarak atandı
ğı
komando alay komutanl
ığı görevinden sonra yazara göre Komando
askerlerini Çalan birli
ğe
atanmas
ı
nedeniyle bu g
örevi
istemeyerek emeklili
ğe
ayr
ılmıştır.
Daha sonra 1997–1999 yılları arasında
bazı üniversitede
İnkılap tarihi dersleri vermiş, asker kökenli ve iki çocuk babası biridir.
Bu kitabı yazmasına sebep olan aslında
yazarın ilk yazdı
ğı ve adını (Çalınan 240 Komando Askeri Skandalının Perde Arkası)
adlı kitabının içerisinde bir bölüm olarak yazmayı dü
şünmüş fakat bu kitabın içerisine dahil ettiği
Yüksek Askeri
Şura’da
yapılan general ve amiral terfilerindeki haksızlık ve adaletsizlikleri konu çok
geni
ş ve kapsamlı olması nedeniyle farklı bir kitap olarak yazmayı tercih etmiştir.
Kitabın içerisinde ele almayı düşündüğü konular aslında kendince riskli olduğunu düşündüğü bunları birisinin yazması gerektiği kanısına varmış içerisinde kesinlikle yanlış yapmamayı ve iftirada bulunmadan yalnızca yanlışlıkları yazmayı düşünerek belki birileri bu kitapları okuyarak kendisinin yapamadığını yapmasını umduğundan
kitab
ı
her
şeye rağmen yazmaya karar vermiştir.
Tabi bunları aktarmadan önce kitap
içerisinde bulunan kurumlar hakkında bilgiler sunmu
ş bunlara kısaca değinecek olursak;
Yüksek Askeri Şura; Türk Silahlı Kuvvetlerinde Yüksek
rütbeli subaylar ile Ba
şbakan
ve Milli Savunma Bakan
ının oluşan
en yüksek askeri kuruldur.
Bu kurulun görevleri ise kısaca Askeri
stratejik, Silahlı Kuvvetlerin hedefleri, Silahlı Kuvvetlerle ilgili görülen
kanun tüzük ve yönetmelikler ile ilgili görü
ş bildirmek, general ve amirallerin yükselme veya
emeklilikleri ile ilgili ve konuları incelemek, gibi silahlı kuvvetler
mensuplarının ilgilendiren konuları incelerler.
Aslında bu kitabın içerisinde yer alan
iki ana konudan biriside yazarın özellikle üzerinde durdu
ğu, Yüksek Askeri Şura içerisinde bulunan yüksek rütbeli subayların Amiral ve Generallerin, birincisi Türk silahlı kuvvetlerin ödül ve esasları, ikincisi Tümen ve kolordu komutanlarıyla çeşitli komutanlıkların, tayin, göreve
atanma, yer de
ğiştirme, emeklilik gibi özlük işlemleri haricinde görevlerinin olmadığını savunduğu
oysa bu YA
Ş içerisinde bulunan Yüksek rütbedeki subayların zaman içerisinde Şuranın yetkilerinde değişiklik yaparak çok farlı konuları ele almalarına sebep vermiş.
Şu anda Yüksek Askeri Şura verilen bu görevleri yapacak
kanunla tespit edilmi
ş
kendisine ait sabit bir kadrosu olmad
ığı halde, Silahlı Kuvvetlerde en önemli konularda, örneğin, general ve amiral terfileri ve disiplin yolu ile ihraç kararlarının alındığı en önemli kurum haline gelmiştir.
Bu konuda diğer bir husumet ise YAŞ kararlarının 1982 yılında Gizlilik içinde sürdürülmesi yanı 1972 yılında YAŞ
kararlar
ı
yarg
ı
denetimine tabiyken, 1982 y
ılında çıkarılan Anayasa ile birlikte bu kararlara itiraz hakkı ortadan kalmış bu da şuraya sınırsız bir yetki verilmesine neden olmuş.
Bu konuda yazar en önemli tenkitlerden
birini ise, eski Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Muhittin F
İSUNOĞLU’ un 1997 yılında bir röportajda “Kararlar alınır da diğerinin hakkını araması, içinde ukde kalmaması lazım. Şimdi dava açma hakkı yok.         
Ben dava açılmasından tarafım. İdare Mahkemesi karar verir ve Şura da onun kararlarına uymak durumunda. Dolayısıyla o maddenin kalkması lazım. ” görüşünü örnek olarak vermiştir.
Kitabın içerisinde yer alan diğer bir konu ise  Danıştay paşası” tabiri; halk arasında albaylıkta
askeriye tarafından pa
şalığa terfi ettirilmemiş, sonra açılan dava üzerine mahkeme tarafından generalliğe terfi ettirilmiş paşalar için kullanılmakta,  Gerçekte
ise YA
Ş tarafından hem
albaylıktan generalli
ğe
terfi ettirilmeyen, a
çılan dava üzerine Danıştay tarafından albaylıktan generalliğe
terfi ettirilen pa
şalar için, hem de daha önce generalliğe terfi ettirilmiş ancak generalliğin bir üst rütbesine terfi ettirilmeyen paşalardan yargıya başvuranlarının bir üst rütbeye terfi ettirilen paşalar için kullanılmaktadır ama yargıya her dava açan albay paşa olmamış, ya da her dava açan paşa bir üst rütbeye terfi ettirilmemiş. Buna rağmen
Dan
ıştay
pa
şaları kurum içerisinde dışlanarak pek hoş karşılanmazlarmış. Bir albayın daha tuğgeneralliğe terfi ettirilmesi mümkün iken kadromuz dolmuştur, diye adeta kapı dışarı etme yetkisini Yüksek Askeri Şura kendinde görebilir mi?
Bu paşalara örnek verecek olarsak; Bir tabip albay kadro olmadığı için terfi ettirilmemiş, Tuğgeneral kadrosu 82 kişi iken 81 kişinin
oldu
ğunu Danıştay tespit etmiş ve bunun üzerine Danıştay şu kararı vermiş
İlgilinin kadro durumu dışında başka bir neden gösterilmemiş
ve yetenek ile di
ğer koşullar bakımından bir engel ileri sürülmemiş olduğuna göre, yasal dayanağı olmayan nedenlerle ve kadro olanakları bulunmadığından söz edilerek Genelkurmay Başkanlığı‘nca muvafakat verilmemesi ve tuğgeneralliğe yükseltilmemesi işleminin yasaya aykırılığı açık bulunduğu gerekçesiyle İPTALİNE
karar verilmi
ştir. Yazarın burada bazı kalıplaşan askeri yargıların veya tabuların ne kadar yanlış olduğunu vurgulamış, YAŞ
terfi kararlar
ında
nedenli yanl
ışlar
yap
ıldığını gözler önüne sererek uygulamanın yanlışlarını dile getirmeye çalışmıştır.
Başka bir örnek ise;  Hulusi
SAYIN pa
şa’nın tuğgenerallikten emekliye ayrılmasının sağlanması üzerine açtığı dava ile ilgili; kendisi normal paşa, yani Yüksek Askeri Şura tarafından 1974 yılında terfi ettirilmiş.
Fakat 4 yıl sonra tarihinde tümgenerallik beklerken, kendisi emekli edilince
buna oldukça içerlemi
ş ve
Askeri Dan
ıştay
AY
İM’ e dava açmış.
Yüksek Askeri Şuraca yapılan değerlendirmenin subay sicil yönetmeliğine göre yapılmadığını, terfi eden tuğgeneralden
k
ıyaslanamayacak
üstünlükleri oldu
ğunu, ayrıca
jandarma tümgeneral kadrosunda 1 adet bo
ş
kadro bulundu
ğunu, buna
ra
ğmen kendisinin
kadrosuzluk nedeniyle emekli edildi
ğini,
iddia etmi
ş.
Mahkeme dosyayı incelemiş, idarenin savunmasını almış, idare davanın reddini talep etmiş. Ama mahkeme dosyadaki belgeleri ve
davacının iddialarını ciddi bulmu
ş
ve davay
ı
kabul etmi
ş.
Mahkemenin kararı ise;
“Hiçbir zaman Yüksek Askeri Şura, kendisine tanınan takdir yetkisini yasanın ve yollama yaptığı subay sicil yönetmeliğinin, amacına aykırı olarak KİŞİSEL
VE S
İYASİ BİR AMAÇ VE ŞAHISLARA
YARAR SA
ĞLAMAK veya
hizmetin gerektirdi
ği
amac
ın
d
ışında kullanamaz. Esas olan, hukuk kuralları içinde, kamu hizmetlerinin en etkin şekilde yürütülmesidir.
İdare (Yüksek Askeri Şura) yasalarla tanınan yetki sınırları içinde tarafsız kalmak zorundadır. Tanınan bu yetki (Değerlendirme Notu verme yetkisi) hiçbir zaman imtiyaz gibi kullanılamaz.
Yasalara bağlı ve-saygılı hukuk devletinde ve bilhassa Türk Silahlı Kuvvelerinde yasaların yansız uygulanması güç ve otoritenin ve bu surede de DİSİPLİN in sağlanması, yasalara inan ve saygıdan kaynaklanması gerekmektedir. “
Yetkinin dilediği gibi kullanma hukukun üstünlüğü ile bağdaştırılamaz. Yüksek askeri şura kararları yanlışlıklar ya da keyfilikler arz edebiliyor. Ama mahkeme kararı
ile, Danı
ştay paşası diye küçümsenen, değerli Hulusi SAYIN paşanın YAŞ kararı ile tuğgenerallikten
emekli edilme i
şlemi ve tümgeneralliğe terfi ettirilmeme işlemlerinin iptal edilmiş ve sonuçta olarak tümgeneralliğe terfi etmiştir. Mahkeme kararından sonra; Yüksek
askeri
şurada durumun bu
hale gelmesini sa
ğlayanların başında tesadüfen Genelkurmay Başkanı olan Orgeneral Kenan EVREN ile Kara
Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin ERS
İN vardı. Bu paşalar
12 EYLÜL Askeri Harekatını yaptılar fakat Terfilerde ve atamalarda adaletli, yasalara
uygun
şekilde hareket edeceklerine
yaptıkları adalesizlikleri, haksızlıklarını gizlemek amacıyla 1982 Anayasasında
Şura kararlarının yargıya
kapamı
şlardır.
        
Şüphelerin içeriklerini daha iyi anlatabilmek amacıyla, Askeri Yüksek İdare Mahkeme kararlarında Yüksek
Askeri
Şura Üyeleri ile ilgili ikaz, itham ve suçlamalardan örnek verecek olursak
nedenli yanlı
ş kararlar
al
ındığını gözler önüne sermiş oluruz;
Şuraca rütbe ve terfilerde hiçbir
kıstas ve ölçüye sı
ğmayacak
şekilde notlar verilmiş, üyelerinin not takdir yetkisinin
sınırsız olmadı
ğı ve yargı denetimine tabi tutulması gerektiği belirtilmiştir. Değerlendirme notu verme işleminin bazı dayanakları ve gerekçesi olmasının gerektiğini, kişisel ve siyasi amaç ve şahıslara yarar sağlamak amacı ile kullanılamayacağını, değerlendirme
notu i
şlem makamının aynı tarzda mümkün olan davranışlarından birini seçme mutlak değildir. Askeri Personel Kanunu ve bu
kanuna göre çıkarılmı
ş sicil
yönetmeli
ğine uygun
davranmakla y
ükümlüdür. Bu şekilde
Danı
ştay Askeri Yüksek
idare mahkemesi ikaz ve ithamlarda bulunmu
ştur.
Askeri Yüksek idare mahkemesinin bu şekilde ikaz ve ithamlarından korunabilmek için Kenan EVREN paşanın da içinde bulunduğu YAŞ üyelerine verilen bu ikazlara karşı ve kendisini bundan sonra yapılacak
ele
ştiriden korumak amacıyla, yazara göre Kenan EVREN paşanın Anayasaya yarım cümlelik ilaveyi koydurmuş olabileceğini değerlendirmektedir.
Kitabın yazarına göre bunu da o
yıllarda ya
şanan O hal sıkıntılarından dolayı çok görmemiş
ama aradan yıllar geçtikten, askeri yönetim
şartları ortadan kalktıktan sonra Yüksek Askeri Şura kararlarının yargı denetimi dışında kalması ile ilgili Anayasa hükmünün de kaldırılmış
olmas
ı
gerekirdi d
üşüncesini savunmuş
Yazarın takıldığı diğer bir konu ise 10 Mayıs 1982 yılında Danıştay’ın 114. kuruluş yılında yapmış olduğu
konu
şmayı eleştirir mahiyetteydi; Bu konuşmada Kenan EVREN paşa 12 Eylül yönetimi yargı sisteminde en
ufak bir de
ğişiklik yapmamış, hakimler mevcut yasalar ve vicdani
kanaatleri ile ba
ş başa bırakılmıştır. Cümlesini kullanmış
pa
şanın o zamanlarda Orgeneral ve Devlet Başkanı olarak da devletin o zamanki başının devletin seçkin hukukçularının huzurunda, gözlerine bakarak
bu ifadeleri nasıl kullandı
ğını anlayamadığını belirterek, 12 Eylül dönemindeki yönetimin yargıya müdahale ettiğini  yargıyı kısıtladığını  savunmuştur.
Diğer bir konu ise Subayların Albay rütbesine kadar nasıl sicil aldıkları ile ilgili konu; subay emrinde çalışan personele birinci sicil üstü
olarak, birinci sicil üstü olarak sicil verdikleri personelinin de emrinde
görev yapanlara da ikinci sicil üstü olarak sicil verir yani sicil sistemi olabilecek
en adaletli sistem oldu
ğu
ve bazen de
şans işi olduğunu vurgulamıştır. Çünkü her sicil amirinin sanki
sicil notlarının kesesinden veriyormu
ş
gibi de
ğerlendirdiğinden olabilecek en ufak problemlerden
dolay
ı düşük sicil alma ihtimallerinin olduğunu belirtmektedir.
Subayların sicil notlarından sonra
Generallerin sicil notları konusunda ise; be
ş senesini dolduran ve sicil tam notunun %70 ve daha fazla
olanlar
ın
dosyalar
ı Yüksek Askeri Şuraya gönderilir. Değerlendirmeyi ise yüzlerce Albayın sicil ortalamalarının hesaplanması için Yüksek Askeri Şurada
bulunan 14 general ve amiral mi yapacak hayır bunların yerine Genelkurmay Ba
şkanlığının personel başkanlıklarından görevlendirilen personel yapıyor. Gizli bir şekilde, doğruluğu yada yanlışlığı tartışılabilir, bir yanlışlık yapıldığında ise yapılan yanlışlıkları siz doğru
kabul edin”
şeklinde geri
d
önüş olabiliyor. Düşünün sizi tanımayan çeşitli
illerde g
örev
yapan generallerin her biri ayrı sicil notu veriyor ve bunların ortalamaları
alınıyor sonuç de
ğerlendirme
notu olarak ortaya
çıkıyor bu durum vicdanınızla baş başa kalarak insanların gelecekte terfilerini etkileyecek
kararlar verebiliyorsunuz. General ve Amiral terfilerinde yapılan en büyük bir
adaletsizlik ya
ş üyelerinin verdiği ve adına değerlendirme notu denilen notlardır.
Yüksek Askeri Şurada terfi için yeterlilik sıralamasının yapılması; Yeterlik notu =
Sicil notu ortalaması + De
ğerlendirme
notu”
şeklinde gizli
olarak hesaplan
ır.
Matematiksel yapılır ve  sonuç her zaman
do
ğru çıkar fakat geriye bilinmeyen sadece
Yüksek Askeri
Şura üyelerinin, kanun ve sicil yönetmeliğine göre vermesi gereken ama buna uyulup uyulmadığı gizli olduğu için bilinmeyen “Değerlendirme Notu” kalıyor. YAŞ Kararlarına da yargı yolu kapalı olması yani terfi edemeyen
birinin mahkemeye müracaat etme yetkisi yok, dolayısı ile 1982 den önce oldu
ğunu gibi mahkemenin sicil dosyalarını
isteme yetkisi yok. Do
ğru
olan kararlar
ın
yarg
ı
denetime kapal
ı
olmas
ı
ola
ğan olarak karşılansın ama yanlış olarak verilen notlar için de bir sistem kurulsun.
Askeri rütbeler hakkında kısa bir
bilgi; General/Amiral subayların en üst rütbelisidir,  Subay ise silahlı kuvvetlerde ast te
ğmenden mareşale kadar olan rütbe sınıfıdır. Askeri rütbelerin sıralanışı; Asteğmen, Teğmen,
Üste
ğmen, Yüzbaşı– ÜST SUBAYLAR Binbaşı, Yarbay, Albay- GENERAL VEYA AMİRALLER Tuğgeneral (Tuğamiral),Tümgeneral (Tümamiral),
Korgeneral (Koramiral), Orgeneral (Oramiral), Mare
şal (Büyük amiral) şeklinde
s
ıralanır.
Türk Silahlı kuvvetlerinde ne kadar
yüksek rütbeli subay var? Bunları kuvvet komutanlıklarına göre ayırmaktansa Genelkurmay
ba
şkanlığı bünyesinde bulunan generallerin rütbe
sınıfına göre sayılarını verecek olursak; Orgeneral/Oramiral 13,
Korgeneral/Koramiral 36, Tümgeneral/Tümamiral 78, Tu
ğgeneral/Tuğamiral 174 olmak üzere toplamda Türk Silahlı kuvvetlerinde 301 adet yüksek rütbeli subay bulunmaktadır. Bu
rütbelerin belirtilmesinde amaç ise her yıl düzenli olarak emekliye ayrılan
yüksek rütbeli subayların yerlerine atanan ve terfi edenlerinin bu sayıları a
şmaları ve kontenjanlarda bu sayılara riayet edilmesi.
Yazarın kanaatine göre Yüksek Askeri Şura toplantısında terfiler yapılacak toplantıdan önce kararlaştırılıyor ve şura
toplant
ısında formalite icabı oylanarak kesinleşiyor. Bu toplantılar üç yada dört gün sürüyor. Terfi edecekler belli olmadan hangi generalliklerin uzatılmasına
ihtiyaç oldu
ğu önceden tespit edilemiyor. Kimlerin
terfi edece
ği, kimlerin
terfi edemeyece
ği ve
kimlerin uzat
ılması yapılacağı Yüksek Askeri Şura toplantısı öncesinden belli olmazsa, toplantı birkaç hafta sürmesi
gerekece
ğinden, halbuki toplantının
tamamı üç yada dört günde bitiyor.
Kitabın yazılması sırasında yazar
hakkında
şuranın yazarın görüşüne göre yanlış değerlendirmenin yapıldığının haberini öğrenmesi
üzerine, Genelkurmay Ba
şkanı İsmail Hakkı KABADAYI kitabın yazarı Ahmet ULUDAĞ ‘ı görev yaptığı dönem de
Güney
do
ğuya gönderdik gönderilen askerleri beğenmiyormuş şeklinde
g
örüşünü şu
şekilde açıklıyor. Ahmet ULUDAĞ ın savunduğu
240 komando askerinin Adapazarı’nda çalınıp, yerine 148 komando olmayan askeri
gönderilmesini yanlı
ş
aksettirdiklerini bulun sonucunda
şuraca
bu
şekilde değerlendirmenin yapıldığını belirtmiştir.
Diğer bir konu da yazarın İsveç’te yaşayan kardeşinin
T
ürk
vatanda
şlığından çıkma konusunun yazara göre yanlış aksettirilmesi konusu, bu olayın detayının araştırılmayarak kesin yüküm verilmesi bir nebzede olsa yazarın tepkisini almış ve işin aslını kitabında belirtmiştir.
İşin aslı İsveç bulunan Türk Büyükelçiliği Dışişleri
Bakanl
ığının talimatı ile yurtdışında 6 yıldan fazla kalıp, İsveç vatandaşı olma statüsü hakkını kazanmış Türk vatandaşlarına,
Türkiye’deki vatanda
şlık hakları saklı kalmak şartı ile “Türk Vatandaşlığından çıkın ve yaşadığınız ülke İsveç vatandaşlığına geçin, İsveç’te seçme, seçilme hakkını kazanın, Türk vatandaşlarının ve Türkiye’ nin menfaatlerini daha
iyi savunun.” diye devlet politikası olarak te
şvik etmiş bunun neticesinde yazarın kardeşi Türkiye haklarını yurtdışında temsil edebilmek için çifte vatandaşlık kurulları gereğini
yerine getirme prosedürünü uygulamı
ş
bu konu da Yüksek Askeri
Şurada
farkl
ı
izah edilince olay yanlı
ş
aksettirilmi
ş.
Yazarın emekliye ayrılmasının
sebeplerinden biride iddia etti
ği
çalınan 240 Komando askeri hakkındaki şikayeti; Ahmet ULUDAĞ görev yaptığı 151 Komando Alay komutanlığı sırasında alayına gönderildiğini sonradan öğrendiği 240 Komando askerinin Adapazarı’nda bırakılarak
yerlerine 148 toplama askerin komando niyetine alaya gönderilmesinden
şikayetçi olmuş konu ile ilgili ağır yazılar yazmış ve akabinde 15’inci Kolordu Komutanlığı‘na tayin edilerek, askerlerine çaldığını iddia ettiği
15’inci Kolordu Komutanı Korgeneral Nahit
ŞENOĞUL
emrinde görev yapmanın mümkün olmadı
ğını, bildirmiş
ve akabinde de emekliye ayr
ılmış. Bu durumu ise Aralarında husumet bulunan kişilerin çok yakın ilişki içinde ve emir komuta münasebeti olacak şekilde aynı görev mahalline tayin edilmemesi
tayin prensibini de dikkate alarak”, açıklasa da bendeki Derin
Şüpheyi giderse talebinde bulunmuş.
Yüksek Askeri Şura kararlarında derin şüphelerden biri de 1995 yılında Komando
alay komutanları terfi ettirilmezken birinci ordu karargahında iki subayın Tu
ğgeneralliğe terfi ettirilmesi, o yıllarda baş gösteren terör örgütüne yönelik üstün gayretler gösteren, terörle bir fiil mücadele eden terfi sırasındaki diğer albaylardan hiç biri terfi ettirilmezken,
karargahlarda dosya ta
şıyan albayların terfi ettirilmesi üstelik bu albayların 240 komando erinin Güneydoğuya gönderilmesini dahi sağlayamamalarına rağmen bu şekilde
atanmalar
ı
derin
şüpheler
uyand
ırmaktadır. Üstelik Tuğgeneralliği atanan bu subaylardan biri daha
sonra emekli
ğe ayrılmış ve Türk Milletinin güzide kurumlarından birine genel müdür olarak atanıyor.
Bir başka şüphe uyandıran konulardan biride yurt dışında hırsızlık yapan binin generalliği terfi ettirilmesi üstelik o yıl komando tugayında terfi etmeyi bekleyen bir albayın
terfi ettirilmesi ve yerine böylesine yüz kızartıcı bir suç i
şlemiş birinin terfi ittirilmesi, hırsızlım olayı ise; Lisans kursu sebebiyle yurt dışına gönderilen bir subayın alış veriş mağazasında ücretini ödemediği bir mal ile mağazadan
çıkmak isterken yakalanması ve olayı mağaza güvenliğinin polise bildirmesi neticesinde konu askeri Ataşemize kadar gelmiş, bu subay o ülkenin mahkemesinde ceza almış, ve bu subay emekli olmayı düşünürken ikna edilerek terfi ettirilmiş, böylesine bir durum olabilir mi ama
oluyor ve
şüpheler
duyuluyor.
Askeri mahkemeye verilmiş Yüksek rütbeli subaylar; aslında burada ele alınan konular şüpheler uyandıracak cinsten şöyle ki bazen ufak bir sebepten dolayı bazı generaller değişik tarihlerde görevde bulunan Genelkurmay Başkanlıklarınca soruşturma açılmasına izin verilmiş ve davalar açılmış, çok ağır suçlamalar altında olan yüksek rütbeli hakkında soruşturma izni verilmeyerek Derin şüpheler uyandırmaktadır. Bunların dışında basına yansıyanlar da mevcut örnek verecek olursak;
En önemlilerinden biri eski Deniz
Kuvvetleri Komutanı
İlhami
ERD
İL paşanın ailesinin de karıştığı ihalelerde yolsuzluklar yaptığı, haksız ekonomik çıkar sağladığı bunların yanında ufak gibi görünen zimmet suçlarını işlediği gerekçesiyle yargılanıp hapse mahkum olduğu, akabinde ihraç edildiği, ailesinin edindiği
mal varl
ıkları ise el konulduğu şeklinde sonuçlanan davalarda mevcut.
Aynı Yüksek Askeri Şura kararlarının yargıya kapalı olduğu
gibi devletin bir ba
şka
kurumu Hakimler Savc
ılar Yüksek kurulunun kararlarının yargı denetimine kapalı olması
buda 12 Eylül zamanından 1982 Anayasası ile gerçekle
şmiştir. Zamanında Kenan EVREN paşanın silahlı kuvvetlerin gücünü kullanarak kendi bünyesinde topladığı yetkileri o zamandaki durumun kalmasından dolayı yetkileri ilgili kurumlara iade
edilmeli buna da Türk Silahlı kuvvetleri öncülük etmelidir. Yıllardır yapılan
yanlı
şlıklardan vazgeçilmeli 1982
Anayasasından önce oldu
ğu
gibi Y
üksek
Askeri
Şura kararlarının yargıya açılmasının sağlanması gerekir.
Yüksek askeri şura üyelerine yönelik olarak Yüksek
askeri
Şura üyelerinin bu konuya bir çare bulmaları, bunu şuraya yakışacak bir şekilde
ve
şurayı zan altında bırakacak belirsizlikten uzak
durmalıdır.
Yüksek Rütbeli subayların terfi ve
özlük i
şlerinde gelişmiş ülkelerde olduğu
gibi liyakat esas olacak
şekilde
d
üzenlenmeli,
sicil notu verilecek olan personeli tan
ımayan Yüksek Askeri Şura
üyelerinin notları geçersiz sayılmalı, özellikle değerlendirme notu gibi kavramların
kaldırılmasının sa
ğlanmalıdır.
Rütbe terfilerinde ise sadece şuranın değil kuvvet komutanlıkların kendi bünyesinde ayrı ayrı yapılmasının sağlanması, gerekir. Türk Ordusunun temeli disiplindir.
Disiplinde ise ast
ın ve üstün hukukuna riayet vardır, astın hukukunu alabilmesi için yargı yolunun açık olması lazımdır.
Yüksek Askeri Şura’da meydana gelen problemlerin tekrar
yargı denetimde olmasını sa
ğlayarak,
Y
üksek
Askeri
Şura üyelerinin düzelteceğine ve Yüksek Askeri Şura kararlarının tekrar yargıya açılması ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararlarının da yargıya
açılmasına öncülük edece
ğine
inan
ıyorum.
Tugberk
Tugberk
Azıcık okur yazar, çok dinleyen az konuşan, içindeki çocuğu öldürmeyen, ama polyannalarla pek anlaşamayan sıradan yurdum insanı ... Yaşamak adına insanca adamca, kavgadan gürültüden uzak tüm çeşitliliklerimizle bir olabilmek ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: